Bölge Adliye Mahkemesi, CIP lounge hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ticari alacak davasında aktif husumet ve sözleşme devri itirazlarını inceledi.
Özet: Havalimanı işletmecisi olan davacı şirket, bir banka ile imzaladığı özel yolcu salonu hizmet sözleşmesinde belirlenen asgari kullanım taahhüdünün karşılanmaması sonucu doğan alacağını tahsil etmek amacıyla dava açmış; davalı banka, davacının sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve borçlarını ek protokol uyarınca üçüncü bir şirkete devrettiğini ve bu nedenle aktif husumet ehliyeti bulunmadığını iddia etmiş; ilk derece mahkemesi de davacının sözleşmedeki hak ve borçlarını dava dışı şirkete devrettiğini kabul ederek aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermiş; davacı ise bu devrin tüm hak ve alacakları kapsamadığını, yalnızca hizmetin sağlanmasına ilişkin olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:█████/2026
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVA:ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin işletme hakkı sahibi olduğu havaalanında davalı ... müşterilerinin yararlandırılması amacıyla taraflar arasında 05.09.2019 tarihli ...Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile ... kart kullanıcılarına ücretsiz CIP Loung (bekleme salonu) kullanım hakkı tanındığını, sözleşmenin 7.6 maddesi gereği davalı ...'nın taahhüt ettiği geçiş sayısının tamamının ... Kart kullanıcıları tarafından kullanılmaması halinde, davalının taahhüt edilen asgari geçiş sayısının altında kalan kullanım miktarı için her geçiş hakkına karşılık 55,00 TL'yi müvekkili şirkete ödeyeceğini, sözleşmenin 31.03.2021 tarihinde sona erdiğini, ancak davalının taahhüt ettiği 25.000 yolcu geçişinden sadece 5.279 adet yolcu geçişi gerçekleştirildiğini, 19.721 adet geçiş taahhüdünün yerine getirilmediğini, bu nedenle her yolcu izin 55,00 TL olmak üzere 19.721 adet geçiş için 18.05.2021 tarihli 1.084.651,06 TL tutarında fatura düzenlediklerini, faturanın aynı gün davalıya tebliğ edildiğini, sözleşmenin 8.1 maddesi gereği tebliğden itibaren 45 iş günü içerisinde ödeme yapılması gerektiğinden davalının 29.07.2021 tarihinde temerrüte düştüğünü, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itirazı üzerine İstanbul Anadolu 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları itirazın kaldırılması davasının usuli nedenlerle reddedildiğini ileri sürerek 1.084.651,06 TL'nin 29.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında; 11.03.2020 tarihli ek protokol ile davacıya sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini müvekkilinin iznine tabi olmaksızın üçüncü kişilere devretme hakkı tanındığını, davacının 21.12.2020 ve 30.12.2020 tarihli devir yazıları ile sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlarını 01.01.2021 tarihi itibariyle ... şirketine devrettiğini belirttiğini, buna rağmen davacının devirden sonra müvekkili şirkete fatura düzenlediğini, davacının sözleşmedeki hak ve borçları devretmesi nedeniyle aktif husumet ehliyeti olmadığını ve dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, TBK'nın 205. maddesi gereği sözleşme tarafının önceden verdiği izne dayanılarak sözleşmenin diğer tarafının sözleşmeyi üçüncü kişiye devredebileceğini, taraflar arasındaki ek protokolde de davacıya sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlarını müvekkili şirketin izni olmadan üçüncü kişilere devretme hakkı tanındığını, bu nedenle davacının husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının sözleşmenin tarafı olduğu kabul edilse dahi, 7.6 maddesi gereği ödemeye hak kazanılabilmesi için taraflar arasında bu yönde yazılı mutabakat sağlanması gerektiğini, oysa bu yönde yazılı bir mutabakat bulunmadığını, davacının alacağı bulunmadığından faiz alacağı bulunmadığını, kaldı ki müvekkiline temerrüt ihtarı da yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının 21.12.2020 ve 30.12.2020 tarihli yazılarına göre dava konusu sözleşmeden doğan hak ve borçların dava dışı ... şirketine devredildiği, bu nedenle davacının işbu sözleşme ve ek protokollerden doğan alacağı talep etme hakkının olmadığı ve aktif husumetinin bulunmadığı, sözleşmenin devri sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı iddiasının bu aşamadan sonra hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; alınan raporda davacının sözleşmeden kaynaklanan hak ve yetkilerini usulüne uygun olarak dava dışı şirkete devrettiğinin söylenemeyeceği belirtilmesine rağmen, mahkemenin davayı reddettiğini, dosyada mevcut yazının, sözleşmeden doğan hak ve borçların devredildiğine dair en ufak bir belirtme içermediğini, 30.12.2020 tarihli yazının ana fikrinin, “..”in 01.01.2021’den itibaren dava dışı ... ünvanlı firma tarafından verileceği ve havalimanının pandemi nedeniyle kapalı kaldığı 3 aylık sürenin, ek süre olarak tanındığının davalıya bildiriminden ibaret olduğunu, bu yazının müvekkili şirketin sözleşmeden doğan tüm hak ve alacaklarını dava dışı firmaya devrettiği şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığını, müvekkilin alacağı 31.12.2020 itibariyle doğmuş olup, havalimanının pandemi nedeniyle kapalı kaldığı dönemden dolayı davalının mağdur olmaması bakımından ek süre verildiğini, alacağın devri için yazılı bir sözleşme yapılması gerektiğini, somut olayda müvekkili ile üçüncü kişi arasında alacağın devrine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, geçerlilik şartına uyulmadan yapılan sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu, resen dikkate alınması gereken geçerlilik şartının taraflarca ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava, garanti edilen yolcu sayısının sağlanmamasından kaynaklı sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.Mahkemece; 20.12.2020 ve 30.12.2020 tarihli yazılara göre davacının dava konusu sözleşmeden doğan hak ve borçlarını dava dışı şirkete devrettiği, bu nedenle sözleşme ve ek protokollerden doğan alacağı talep etme hakkının olmadığı ve aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının taraflar arasındaki sözleşmeden doğan hak ve borçlarını dava dışı şirkete devredip etmediği hususunda toplanmaktadır.TBK'nın 205. maddesinin ilk üç fıkrası; "Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır." hükmünü içermektedir.Somut olayda davacının işlettiği ... hava alanında bekleme salonunun ... kart sahipleri tarafından indirimli kullanımı konusunda taraflar arasında sözleşme düzenlenmiştir. 11.03.2020 tarihli ek protokolün 1.5 maddesi ile davacıya, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini davalının iznine tabi olmaksızın üçüncü kişilere devretme hakkı tanınmıştır. 07.09.2020 tarihli ikinci ek protokol ile sözleşme süresi 31.03.2021 tarihine kadar uzatılmıştır. Davacının davalıya hitaben gönderdiği 20.12.2020 tarihli yazı; "Yeni yıldan itibaren ..., salon işletimini, ... Hizmetleri bakımından çözüm ortağı olarak hizmetlerine devam edecek olan ...'a (“Şirket”) devredecektir.... Şirket'e devri █████/2021 tarihinde gerçekleşecektir; bu tarihten itibaren,█████/2020 tarihinde...ve ... arasında imzalanan Ek Protokol 2'den (“Sözleşme”) doğan bütün hak ve yükümlülükler Şirkete devredilecektir; Sözleşme'nin sona erme tarihine kadar, Şirket Sözleşme'nin aynı hükümlerine uymaya devam edecektir, ancak, Sözleşme'nin sona erme tarihinden sonra, ...'nın hizmetlerden yararlanabilmesi için Şirket ile bir ticari sözleşme yapması gerekecektir." ifadesini içermektedir.Davacının davalıya hitaben gönderdiği 20.12.2020 tarihli yazı ise; "...07.09.2020 tarihli Ek Protokol 2 Sözleşmesi (“Sözleşme”) uyarınca, Şirketimiz, tarafınıza ... hizmetini vermeyi taahhüt etmiş olup; Covid-19 pandemisi nedeniyle havalimanımızın kapalı kaldığı 3 (üç) aylık sürenin, bu sözleşmenin süresinin sonuna eklenmesi neticesinde Sözleşmeden kaynaklanan işbu hizmetin bitiş tarihi, 31.03.2021 olarak nazari itibare alınmaktadır. Şirketimiz ile ... arasında sağlanan mutabakat neticesinde, yukarıda belirtilen bitiş tarihine kadar, Şirketimizin, Sözleşme'den doğan tüm hak ve yükümlülükleri, ...'e devredilmiş olup; anılan bitiş tarihini takip eden dönem ile ilgili olarak almak isteyeceğiniz hizmetler ile ilgili olarak doğrudan ... ile görüşüp anlasma sağlamanız gerekmektedir." ifadesini içermektedir.Davalı, davacının düzenlediği yazılara dayanarak davacının sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini üçüncü kişiye devrettiğini, bu nedenle sözleşme ve ek protokole dayanarak alacak talebinde bulunamayacağını savunmuştur. HMK 190. maddesi gereği ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı, sözleşmedeki hak ve borçların üçüncü kişiye devredildiğini savunduğuna göre, savunmasını ispatlamalıdır.Hernekadar davacı tarafından düzenlenen 20.12.2020 ve 30.12.2020 tarihli yazılar, davacının sözleşmedeki hak ve borçlarını üçüncü kişiye devrettiğine işaret etse de, anılan yazılar tek başına TBK'nın 205. maddesi kapsamında sözleşmeyi devraldığı belirtilen üçüncü kişi ile yapılmış bir sözleşme niteliğinde olmayıp, davacının tek taraflı düzenlediği belgelerdir. Dosyada davacı ile dava dışı ... arasında sözleşmenin devredildiğine dair yapılmış herhangi bir anlaşma bulunduğu ispatlanamamıştır. O halde davalının sözleşmedeki hak ve borçların üçüncü kişilere devredildiği yönündeki savunması ispatlanamadığından, mahkemece işin esası incelenmesi gerekirken, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!