Kadastro tespitiyle hazine adına kaydedilen taşınmazların zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi talebinde, bozma sonrası hava fotoğrafı ve bilirkişi incelemesiyle mülkiyet koşullarının belirlenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kadastro sırasında hazine adına tescil edilen ve kısmen diğer davalı adına zilyetlikle kaydedilen taşınmazların 20 yılı aşkın zilyetlik iddiasıyla kendi adına tescili talebini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etse de, Yargıtay, davacının zilyetlikle iktisap ve imar-ihya şartlarının yeterince araştırılmadığı, hava fotoğraflarının eksik incelendiği ve mirasçılık ile zilyetlik süresi arasında çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle kararı bozmuş, bozma sonrası yapılan yargılamada ise yeniden keşif ve farklı yıllara ait hava fotoğrafları incelemesiyle taşınmazların kullanım durumları belirlenmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 26... ve 12 parsel sayılı sırasıyla 44.317,88 m² ve 14.265,39 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ancak özel mülkiyete konu teşkil etmediği belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına; 1 26... parsel sayılı 7.234,63 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ..... Mahallesi 1 26... ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, mezkur taşınmazların keşif mahallinde gösterilecek olan bölümünün kendisine ait olduğunu, yine 1 26... parsel sayılı taşınmazında kendisine ait olmasına rağmen davalı ... adına tescil edildiğini ve taşınmazların 20 yılı aşkın bir zamandır zilyetliği altında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Hazine adına tespiti yapılarak kesinleştiğini, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisine ait olmadığını, adına yazılmasında kendisinin bir kusurunun bulunmadığını, yapılacak keşif ile ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi ve yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 1 26... ve 12 parsel yönünden açılan davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 21.12.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile, "hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümleri yönünden davacı lehine iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, taşınmazların niteliğinin ve kullanım süresinin belirlenmesi yönünden hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığı, keşiflerde alınan beyanlarda dava konusu taşınmaz bölümlerinin bir kısmının babasından davacıya kaldığının beyan edildiği, 2020 yılında yapılan keşif neticesinde alınan ziraat bilirkişi kurulu raporunda dava konusu bölümlerde 20... yıldır toprak işlemesi yapıldığının belirtilmesi karşısında, davacının babasının ölüm tarihinin 1978 olduğu, bu durumda beyanlar ile bilirkişi raporu arasında çelişki meydana geldiği, İlk Derece Mahkemesince bu çelişkinin giderilmediği, dava konusu taşınmazların 2005 yılında tespitinin yapılıp, 2006 yılında tapuya tescil edildiği gözönüne alındığında ziraat bilirkişi raporuna göre davacı lehine zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda tereddüt oluştuğu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilemeyeceği açıklanarak, dava konusu taşınmazlarda yeniden keşif yapılmak ve hava fotoğrafları yöntemince incelenmek suretiyle davacı yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının ve imar-ihya şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, belgesiz araştırması yapılması ve oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "fen ve jeodezi mühendisi bilirkişilerinin hazırladığı ortak raporda 1971, 19 87... yıllarına ait hava fotoğraflarında ve 2010 yılına ait ortofotoda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen alanların tarla olarak kullanıldığının, (C) harfiyle gösterilen alanın kullanılmadığının, yer yer ağaçların bulunduğu hali arazi vasfında olduğunun, 2019 tarihli hava fotoğrafında (A) harfiyle gösterilen alanın tarla olarak kullanıldığının, (B) harfiyle gösterilen alanın tarla olarak kullanıldığının ve içerisinde ceviz ağaçlarının mevcut olduğunun, (C) harfiyle gösterilen alanın ise kısmen sürülü olduğunun, yer yer orman ağaçlarının bulunduğunun, hava fotoğraflarına göre (A) ve (B) harfleriyle gösterilen alanlarda 1971 yılında imar-ihyanın başladığının ve 2010 yılı itibarıyla imar-ihyanın tamamlandığının belirtildiği, bu tespite göre imar-ihyanın 2010 yılında tamamlandığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların kadastro tarihinin 2005, tapuya tescil tarihlerinin ise 2006 olduğu, ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu 1 26... ve 12 parsel sayılı taşınmazların imar-ihyasının yapıldığı ve yaklaşık 20... yıldır taşınmazlarda toprak işlemesi yapıldığı belirtilmiş ise de kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin imar-ihyanın tamamlanmasından itibaren geçmesi gerektiği ve hava fotoğraflarına göre tespit tarihi itibarıyla imar-ihyanın tamamlanmadığı" gerekçesiyle, 1 26... ve 12 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmaz dava tarihinden sonra davacıya devredilmiş olduğundan konusuz kalan talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların uzun yıllardır tarla olarak kullanıldığını, bu durumun hava fotoğrafları ile dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile ortaya çıktığını, taşınmazlardan birisinin bir kısmını tanık olarak dinlenen ........ satın aldığını ve eklemeli zilyetliğinin 20 yılı aştığını, İlk Derece Mahkemesince imar-ihyadan itibaren 20 yıllık sürenin geçmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de taşınmazların 100 yıl önce imar-ihya edilerek tarla vasfını kazandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!