Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ipoteğin kaldırılması davasında eş rızası, aktif husumet yokluğu ve vekalet ücreti itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Davacı, eşine ait taşınmaza, kendisinin bilgisi ve rızası olmaksızın eşinin şirket borçları için tesis edilen ve esasen kefalet niteliğinde olduğunu iddia ettiği ipoteğin kaldırılmasını talep ederken, davalı ipotek alacaklısı, işlemin kefalet değil ayni teminat sağlayan ipotek sözleşmesi olduğunu ve eş rızasına gerek olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi davayı aktif husumet yokluğundan reddetmiş, hem davalı vekili nispi vekalet ücreti talebiyle hem de davacı vekili ipotek senedindeki "müşterek borçlu müteselsil kefil" ibaresine dayanarak kararı istinaf etmiştir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALILAR : 1- ATMACA GAYRİMENKUL ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ... : 2- ...DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in tapuda eşi, 2 nolu davalı, ...'e ait "Sakarya İli, Akyazı İlçesi, Şerefiye Mahallesi, ... Ada, ... Parsel" de kain taşınmaza davacının bilgisi, rızası ve muvafakati olmaksızın kefaleten 1 nolu davalı Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi lehine 1. Derece ipotek tesis edildiğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olup baştan itibaren geçersiz olduğunu, yolsuz tescilin söz konusu olduğunu, müvekkilinin eşinin ticareti ve/veya borcu ile ilgili olmaksızın tesis edilen, esasen kefalet mahiyetindeki hukuka aykırı işbu ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı talebinin ve davasının genelinin, 3. şahıs ipoteği varsa "kefalet" söz konusu olduğunu, kefalette ise BK 584 ve 603. Maddelerine göre eş rızası alınmamışsa geçersizdir iddiasına dayalı olduğunu, oysa davaya konu sözleşme ve ipotek tesis işleminin geneli itibariyle bir "ipotek sözleşmesi" olduğunu, ipotek sözleşmesini kefalet sözleşmesi sayıp eş rızası aranmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesinin kişisel güvence sağlarken ipoteğin ayni bir güvence sağladığını, böyle olunca kefaletin ayrı, ipotek sözleşmesinin ayrı hukuki müesseseler olduğunu, kefalet sözleşmesi için aranan eş rızası ve diğer hususların genişletilerek ipotek sözleşmesine uygulanamayacağını, müvekkilinin diğer davalıdan ayni bir güvence aldığını ve bunun için eş rızasının geçerli olmadığını, müvekkili şirket ile GNK Grup Metal Alüminyum San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan "Bahçeşehir Park Projesi İnce İşler Dış Cephe Kaplama İşleri Yüklenici Sözleşmesi" ve diğer sözleşme ve taahhütler nedeniyle diğer davalının önce BakırGNK Grup Metal Alüminyum San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan "Bahçeşehir Park Projesi İnce İşler Dış Cephe Kaplama İşleri Yüklenici Sözleşmesi" ve diğer sözleşme ve taahhütler nedeniyle diğer davalının önce Bakırköy İstanbul' da bulunan dairesini sonra da Sakarya Akyazıda bulunan bahçe vasıflı taşınmazını ayni teminat olarak müvekkili Şirkete ipotek ettiğini, müvekkil Şirketin hali hazırda GNK Grup Metal Alüminyum San. Tic. Ltd. Şti.' den aradaki iş ve Sözleşme nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 2.432.088,92 TL alacağı bulunduğunu, söz konusu borçtan diğer davalının da müşterek borçlu sıfatıyla sorumlu olduğunu, davacının, GNK Grup firmasının temerrüdü ve borcu nedeniyle eşi diğer davalıyı bu borçtan kurtarmak için dayanaksız ve kötüniyetli olarak açmış olduğunu, diğer davalı ...'in birden fazla şirketi olduğunu, eşin rızasına ihtiyaç olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesince; "... Açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin maktu vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, ipoteğin kaldırılması davalarında uyuşmazlık konusu parayla değerlendirilebilir olduğundan bu tür davaların nispi harca tabi olduğu ve davanın reddi halinde davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, vekil ile temsil edilmeyen diğer davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipotek sözleşmesinde davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla; yani kefaleten işbu ipoteği teminat olarak verdiği hususu taraflarca açıkça imza altına alınmış olup dosyada mübrez tapu sicil müdürlüğü tarafından gönderilen evraklarda bahse konu ipotek sözleşmesinin bulunduğunu, ipotek sözleşmesinde yer alan "müşterek borçlu müteselsil kefil" ibaresinin, ...'i asıl borçlu konumuna getirmediğini, alınmak istenen kefalet türünün müteselsil kefalet olduğu anlamına geldiğini, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şekil şartlarına uyulmadığından davacının eşi davalı ...'in kefaletinin baştan itibaren geçersiz olduğunu, bahse konu kefalet sözleşmesinin eşin rızası olmadığı takdirde geçersiz kabul edileceği hususunun, yerleşik yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, davacının da eşi davalı ...'in asıl borçlu olduğu yönünde hiçbir iddiası ve talebinin olmadığını, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünün re'sen gözetilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) madde 7/2 uyarınca verilen kararının kabul anlamına gelmemek üzere, kararın bir an için doğru olduğu düşünülse dahi vekalet ücreti yönünden isabetli karar verildiğinin ortada olduğunu, yine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) madde 3/2 uyarınca davanın red sebebi ortak/tek olduğundan her iki davalı için tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de son derece isabetli olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; davacı eşin rızasının bulunmaması nedeniyle, geçerli olmadığı iddiasına dayalı ipoteğin kaldırılması talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde, davacının, tapuda eşi davalı, ...'e ait "Sakarya İli, Akyazı İlçesi, Şerefiye Mahallesi, ... Ada, ... Parsel" de kain taşınmaza davacının bilgisi, rızası ve muvafakati olmaksızın kefaleten 1 nolu davalı Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi lehine 1. Derece ipotek tesis edildiği, yapılan işlemin hukuka aykırı olup baştan itibaren geçersiz olduğu, yolsuz tescilin söz konusu olduğu, eşinin ticareti ve/veya borcu ile ilgili olmaksızın tesis edilen, esasen kefalet mahiyetindeki hukuka aykırı işbu ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece işlemin ipotek tesisi olması nedeniyle, kefalet hükümleri uygulanamayacağından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından davalının müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatının bulunduğundan bahisle, davalı şirket tarafından ise vekalet ücreti yönünden istinaf edildiği görülmektedir.Uyuşmazlık, davalı şirket ile dava dışı GNK Grup Metal Alüminyum San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeye bağlı ipotek senedinin geçerli olup olmadığı, davacının eşinin davalı şirkete verdiği ipotek nedeniyle kefil sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde "eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesi:“Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yasama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez” şeklinde idi.Düzenlemenin ticaret hayatındaki sürat, güvenlik ve pratiklik ihtiyacına uygun olmadığı yönündeki yoğun yakınmalar üzerine 28.03.2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77 nci maddesi ile 584 üncü maddeye üçüncü fıkra olarak:“Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, █████/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükmü eklenmiştir.Kanun metninden de görüldüğü üzere düzenlemede kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.TBK'nın 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: ███████-1135 Karar No:█████████).Somut olayda davacı; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan "Sakarya İli, Akyazı İlçesi, Şerefiye Mahallesi, ... Ada, ... Parsel"de kayıtlı taşınmazlar üzerine davalı şirket lehine, eşinin teminat olarak ipotek tesis ettiği, eldeki dava ile ipotek verenin eşi olan davacının rızası olmaksızın yapılan kefalet sözleşmesi ile ipotek tesis edildiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir.Davanın temelini oluşturan tapu kayıtları ve ipotek resmi senetleri incelendiğinde, davalı ...'in, 1.000.000,00 TL bedelli teminat ipoteği için, davalı şirkete ipotek tesis ettiği, davacının eşinin söz konusu ipotek sözleşmesini ipotek veren taşınmaz maliki sıfatıyla imzaladığı, resmi senet içeriğinde Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi ile GNK Grup Metal Alüminyum San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan sözleşme ve buna bağlı ilgili kefalete ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, davanın konusunun ve davacının netice-i talebinin tesis edilen ipoteğin kaldırılması olduğu görülmektedir.Somut olayda terkini talep edilen ipotek belgesi ve resmi senettir. Davalı eş tarafından kefaletinden dolayı verilmiş resmi bir ipotek belgesi söz konusu değildir. Davalı şirket tarafından ipotek alacaklısı ve borçlusu tarafından Tapu Müdürlüğüne sunulan talep dilekçesinde, müşterek borçlu/müteselsil kefil ibareleri yazmasına rağmen, Tapu Müdürlüğünde düzenlenen İpotek Senedi üzerinde bu ibareler bulunmamaktadır. Aslolan Tapu Müdürlüğündeki resmi senet olduğuna göre, tarafların iradesinin bu belge ile değerlendirilmesi gerekir. Durum bu olunca ipotek ve kefaletin aynı kurumlar olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği önem taşıyan bir konudur. Kefalet TBK’nın 584 ve devamı maddelerinde düzenlenmekle birlikte, ipotek TMK’nın 881 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. TMK’da ipoteğe kefalet hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir atıfa ve düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla; ipoteğin kaldırılması koşulları TMK hükümlerine göre tartışılacaktır. Kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması, ipoteğin başlı başına bağımsız bir kurum olarak TMK’da düzenlenmiş bulunması karşısında kefalette aranan eş rızası ipotekte aranmayacaktır. Davacı vekili ipoteği sona erdiren diğer sebepleri ileri sürmemiş ve bunlara ilişkin delil de göstermemiş olup, esasen itirazı "eş rızasının bulunmadığı" gerekçesiyle ipoteğin geçersizliğine ilişkindir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No:█████████ Karar No:█████████ sayılı içtihatında da belirtildiği üzere; davalı eşin malik olduğu taşınmaz ile ilgili aile konutu olduğu yönünde iddiaları bulunmaması halinde davacı tarafından açılan davada davacının aktif dava husumet ehliyeti bulunmamaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-d. maddesi uyarınca tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, dava şartlarından olup, mahkemece res'en gözetilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) madde 7/2 : " (2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi bulunmaktadır.Mahkemece bu hüküm uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davalı tarafından nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiği yönünde karar istinaf edilmişse de, açıklanan nedenlerle karar yerinde olduğundan davalının istinaf talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiştir.Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin ve davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının ve davalı Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi'nin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ve davalı Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacı ve davalı Atmaca Gayrimenkul Anonim Şirketi'nden ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*