Kadastro davasında, önceki sulh hukuk mahkemesi kararı ve bilirkişi raporlarına rağmen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulması ve hazine müdahilliği.
Özet: Bir kadastro parseli üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiğini kabul eden ilk derece mahkemesi kararı, daha önce açılan elatmanın önlenmesi davasındaki kesinleşmiş hükmün taşınmazın mera niteliğinde olup tarımsal faaliyet için kullanılmadığını belirtmesi ve farklı aşamalardaki bilirkişi raporlarının da zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın tarıma elverişli olmadığını ve kullanılmadığını teyit etmesi nedeniyle üst mahkemece bozulmuştur; bu bozma, kadastro davalarında resen araştırma ilkesi gereği gerçek malikin tespiti için daha kapsamlı bir inceleme yapılmasının zorunluluğuna dayanmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/5 E., 2024/2 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 45... parsel sayılı taşınmaz, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan bahisle yüzölçümü hanesi açık bırakılarak vergi kaydı, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı ve satın alma nedeniyle iştirak halinde ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası sonucunda, 11.05.2009 tarihinde davanın kısmen kabul kararı verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin onama ilamı ile hüküm, 29.03.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Kadastro Mahkemesinde dava konusu parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında; Hazine, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.01.2021 tarihli ve 2019/8 Esas, 2021/1 Karar sayılı kararı ile dava
konusu 1 45... parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğinde olduğu ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği ve davacı ...'nın davacı-davalı ... dışında kalan mirasçılardan miras paylarını satın aldığı kabul edilerek; davanın kabulüne, asli müdahil Hazinenin davasının reddine, 1 45... sayılı parselin fen bilirkişisirin 25.09.2020 tarihli raporuna ekli krokide yer alan davalı (A) ve (B) rumuzlu olan bölümlerin 1 45... sayılı parselde davalı olmayan alana eklenerek toplam yüzölçümünün 20.364,91 m² olarak ve taşınmazın tamamı 24 pay kabul edilerek 22 payın ... ve 2 payında ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.06.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile "davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası sonucunda, dava konusu taşınmaz hakkında verilen kararda; davacının taşınmazını merayı içine alır şekilde genişlettiğini, ziraat bilirkişisi raporunda ise taşınmazın mevcut haliyle tarım yapmaya müsait olmadığını, toprak işleme faaliyetleri yapıldıktan sonra kuru tarla tarımı yapmaya elverişli bir kuru tarım arazisi olduğunu, geçmiş yıllarda tarımsal amaçlı toprak işleme faaliyetinin yapılmadığını, hayvanların belli zamanlarda dinlenmesi amacıyla kullanıldığının anlaşıldığını, taşınmazın davacıya ait olmadığı kabul edilerek 11.05.2009 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, hükmün, davacı tarafından temyiz edilmekle Dairemizin onama kararı ile 29.03.2010 tarihinde kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesince, davaya konu olan parseller hakkında 31.08.2009 tarihinde tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle davanın, Kadastro Mahkemesine aktarılmış olup, eldeki davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince re'sen araştırma ilkesi geçerli olduğunu, İlk Derece Mahkemesince anılan ilke çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak gerçek malikin belirlenmesi zorunlu olduğu açıklanarak; Kadastro Mahkemesinde yapılan keşifteki beyanlarda davacının dava konusu taşınmaza uzun yıllardır zilyet olduğu yönünde anlatımlar bulunsa dahi, tespit bilirkişisinin beyanında dava konusu taşınmaz hakkında, mera dedikleri evin ön tarafına büyükbaş hayvanlarını koyup muhafaza ettiklerini, aynı zamanda bu kısım içinden tarlalarına gittiklerini, 2005 yılında davacının burayı kapatması üzerine kaymakamlıktan men kararı verildiğini ifade ettiğini, Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin de taşınmaz bölümlerinin boşluk olduğunu, ziraat yapılmadığını beyan ettiklerinin anlaşıldığını, yine Kadastro Mahkemesinde son alınan ziraat bilirkişisi raporunda tarımsal faaliyet bulunmadığının açıklandığını ve bu raporun da önceki raporlarla aynı doğrultuda olduğunun anlaşıldığını, açıklanan bu hususlar karşısında, dava konusu bölümler üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı ... ve davalı-davacı ... lehine gerçekleşmediğini, taşınmaz bölümlerinde zilyetliğin olmadığı yönündeki beyanları destekler nitelikteki bilimsel verilerle hazırlanan rapora itibar etmek gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerin dava konusu 1 45... parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası ile ham toprak niteliği ile Hazine adına, kalan kısmın aynı parsel numarası ile davacı ... ve davacı-davalı ... adına hükümde gösterilen payları oranında tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 1 45... sayılı parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi raporunda yer alan (A) ve (B) rumuzlu kısımlarında, dosya arasında yer alan ziraat bilirkişisi raporları ve yerel bilirkişi beyanları dikkate alınarak söz konusu alanlarda ziraii faaliyette bulunulmadığının anlaşılması neticesinde ve 3402 sayılı Kanun'un
30/2. maddesi gereğince de re'sen malik tespiti yapılması gerektiği anlaşıldığından, söz konusu yerlerin ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilerek, zilyetlikle taşınmaz iktisap etme şartları oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, asli müdahil Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisinin 25.09.2020 tarihli raporuna ekli krokide yer alan (A) ve (B) rumuzlu alanların 1 45... sayılı parselden ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek kaydıyla toplamda 1.284,44 m² yüzölçümü ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline, kalan 19.080,47 m² yüzölçümlü yerin ise kargir dört katlı ev, ahır, samanlık ve tarla vasfıyla ve 1 45... sayılı parsel adı altında taşınmazın tamamı 24 pay kabul edilerek 22 payın tespit maliki olan Hasan oğlu ... adına ve 2 payın ise yine tespit maliki olan Hasan kızı ... adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 45... parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinde davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğini, bu hususun gerek aynı köy gerek komşu köyden dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu, ziraat raporundan da taşınmazın mera olmadığının anlaşıldığını, Yargıtay bozma ilamında geçen Sulh Hukuk Mahkemesi kararının bu taşınmaz açısından kesin hüküm teşkil etmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunu ve bu yönde yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu, zilyetlikle edinim koşullarının tam olarak araştırılmadığını ve yargılama ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz mera vasfında olup olmadığı mera vasfında değilse taşınmaz üzerinde şahıslar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!