Yargıtay, kadastro mahkemesinin taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlığında birden çok tapu kaydı ve zilyetlik iddialarını yetersiz araştırması nedeniyle kararı bozarak, detaylı keşif ve uzman bilirkişi incelemesi talimatı verdi.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, aynı taşınmazlara ilişkin birden fazla tapu kaydının bulunduğu ve tarafların zilyetlik iddialarının karmaşık olduğu davada, önceki keşif, bilirkişi raporları ve zilyetlik araştırmasının hüküm kurmaya yetersiz kaldığını, özellikle tapu kayıtlarının ve kamulaştırma haritalarının araziye doğru uygulanmadığını, sınırların ve zilyetlik sürelerinin yeterince belirlenmediğini tespit etmiş; bu nedenle, tüm kayıtların ve haritaların, deneyimli ve tarafsız bilirkişiler ile fen memuru eşliğinde yeniden sahada tatbik edilmesi, çelişkilerin giderilmesi, zilyetlik durumlarının ayrıntılı olarak saptanması ve eski tarihli, doğru temelli tapu kayıtlarına üstünlük tanınarak uyuşmazlığın Kadastro Kanununun ilgili maddeleri uyarınca çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/7 E., 2025/1 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A Rİlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "bozma ilamlarına uyulduktan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama dahi hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı, kadastro komisyonunca dava konusu edilen taşınmazlarla ilgili tutanakların aynı yere ilişkin birden fazla tapu kaydı bulunduğu düşüncesiyle malik haneleri hükmen belirlenmek için kadastro mahkemesine aktarıldığı, davacılardan ...... mirasçılarının 4 75... , 4 73... ve aynı ada 8 numaralı parsellere yönelik olarak miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, ...’in Nisan 1963 tarihli 53... numaralı tapu kayıtlarına dayanarak 7 ada 1 ve 4 73... numaralı parsellere, ... mirasçılarının Haziran 1962 tarihli 80... sıra numaralı tapu kayıtları ile bu tapu kayıtlarının gittileri olan Nisan 1963 tarihli 49... numaralı tapu kayıtlarına dayanarak 7 ada 3 ve 4 73... numaralı parsellere yönelik olarak dava açtıkları, davalı Hazinenin ise 4 73... ve 7 ada 3 numaralı parsellerle ilgili olarak tapu kayıtları bulunduğunu ileri sürerek, bu parsele yönelik davanın reddini savunduğu, davacı ...’un dayandığı tapu kayıtları ile ...’in dayandığı tapu kayıtlarının Hazinenin de tarafı bulunduğu tescil ilamına dayanarak oluşturulması nedeni ile evrakı müsbiteleri arasında haritalarının bulunduğu, değişik tarihlerde yapılan keşiflerde dayanılan tapu kayıtlarının uygulanmasıyla ilgili yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmadığı gibi ifadeler arasında da esasa müessir çelişkiler bulunduğu, kayıtlarda yazılı sınır yerlerinin bozma ilamlarında öngörülmesine rağmen arazi üzerinde teker teker göstertilip krokisine de aksettirilmediği, her bir taşınmazda kimin hangi tarihten beri zilyet olduğu konusunda yeteri kadar araştırma yapılmadığı, bu hususla ilgili ifadeler arasındaki çelişkilerin de giderilmesine çalışılmadığı, kamulaştırmayla ilgili haritaların uygulaması yapılarak kamulaştırılan yerlerin taşınmazlar içerisindeki konum ve miktarları aynı şekilde krokisine aksettirilmediği açıklanarak, hayatta bulunan tüm tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılması suretiyle, gerek ...’in dayandığı Nisan 1963 tarihli 53... sıra numaralı, gerek ...’un dayandığı Haziran 1962 tarihli 80... ile gittisi olan Nisan 1963 tarihli 49... gerekse de Hazinenin dayandığı Şubat 1325 tarihli 70 sıra numaralı kök tapu kaydından intikalen gelen Temmuz 1960 tarihli 142 sıra numaralı tapu kayıtları ile bunların harita ve krokileri ve de kamulaştırma haritalarının yöreyi ve taşınmazları iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik yerel bilirkişi kurulu yardımı ve fen memuru eliyle gereği gibi yerlerine uygulanarak her bir kaydın hangi taşınmaza ya da taşınmazlara ait olduğu ve kapsamlarının neresi olduğunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere kayıtlarda yazılı sınırların arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerlerinin işaret ettirilmesi, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulması, tescil ilamlarına ve kamulaştırmaya dayanarak oluşturulan tapu kayıtlarının kapsamlarının tayininde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/a maddesi uyarınca harita, plan ve krokilerinin esas alınması gerektiği ilkesine uyulması, taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsel kayıtlarının taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak uygulama ile ilgili yerel bilirkişi sözlerinin denetlenmesi, bu arada bilirkişi ve tanıklardan her bir parselde kim yada kimlerin zilyet ettiklerinin, zilyetliklerinin başlangıç tarihinin, süresinin ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayanarak ayrı ayrı sorulup saptanması, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılması, satın almaya dayanan tarafların taşınmazları hangi tarihte yani tespit tarihinden önce mi yoksa sonra mı satın aldıkları açıkca sorularak saptanıp ona göre Mahkemenin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi, 4 73... ve 7 ada 3 numaralı parselle ilgili olarak davacı ...’un dayandığı kayıtlarla davalı Hazinenin dayanmış olduğu tapu kaydı ve geldilerinin uygunluğunun belirlenmesi durumunda, hukuki değerini koruduğu sürece daha eski ve doğru temele dayalı tapu kaydına üstünlük tanınması gerekeceğinin dikkate alınması, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiği de nazara alınarak lüzum görülecek delillerin resen toplanması, fen bilirkişisine tapu kayıtlarının ve krokilerinin uygulanmasını ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar ........ tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 7 ada 1 parsel (yeni .... Mahallesi 7 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın malik hanesinin ... adına doldurularak bu şekilde tapuya tesciline, davacılar ..., ... tarafından açılan davanın reddine, asli müdahil ... tarafından açılan davanın tespit sonrası nedene dayanması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 25/son ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, görevli Mahkemenin Van Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna, 6100 sayılı Kanun'un 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta süre içerisinde talep edilmesi halinde, davanın yetkili ve görevli Van Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davacı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince; dayanak tapu kayıtlarının ve kamulaştırma haritalarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, harita bilirkişisi tarafından 1958, 1978, 1988, 20 00... yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapıldığı, buna göre; kadastro tespitinden önce 1958 yılında dava konusu taşınmazların sürülü olmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı, davacı ... .......... lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında, öncelikle dayanak tapu kayıtlarının ve kamulaştırma haritalarının yöntemince uygulanması ve kapsamının belirlenmesi gereğine değinilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme neticesinde dayanak kayıtların dava konusu taşınmazı kapsamadığı doğru olarak saptanmıştır. Ne var ki; davacılar lehine zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ... .......... tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınmış ve anılan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığı, taşınmazın aynı gün temyiz incelemesine tabi tutulan Dairemizin █████████ Esas sayılı dosyası ile dava konusu olan 7 ada 3 parsel sayılı taşınmazla birlikte sürülü olduğu, tarımsal faaliyetin olduğu açıklanmıştır. Ne var ki, Dairemizin █████████ Esas sayılı dosyası ile temyiz incelemesine tabi tutulan dava konusu 7 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında aynı harita bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda da aynı tarihli hava fotoğrafları incelenmiş ve bu kez, taşınmazın sınırlarının belirgin ve sürülü olmadığı bildirilmek suretiyle, raporlar arasında çelişki oluşturulmuş ve bu çelişki İlk Derece Mahkemesince giderilmemiştir. Ziraat bilirkişi raporunda ise hatalı olarak keşif günü yapılan gözlem esas alınmak suretiyle dava konusu taşınmazın ham toprak niteliğinde olduğunu değerlendirmiş; ancak raporunda taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, vasfını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklamamış, böylece bilirkişi raporunun bilimsel verilerden uzak, soyut nitelikte kalan açıklamalar içerdiği anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15, 20... yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden celp edilerek dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişilerden farklı üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, iki kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; dava konusu taşınmazda yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu bağlamda; dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve vasfını, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir açıklar nitelikte ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi yaptırılarak, taşınmazın sınırlarını ve vasfını, taşınmazın öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; mahkeme hakiminin, taşınmazların konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, raporlar arasında çelişki doğması halinde çelişki giderilmeli, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza komşu ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan, tarafları ve dava sebebi aynı olan 7 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bu dosya ile birleştirilmesi konusu düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ...'a iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.