Yargıtay bozma ilamına uyularak, birden fazla eski tapu kaydı ve mirasçı zilyetliğine dayanan kadim tarım arazisi 3 ada 41 parselin malik tespiti davası hakkında verilen karar.
Özet: Kadastro sırasında malik hanesi boş bırakılan büyük bir taşınmazın malikinin tespiti davasında, başlangıçta görev itirazıyla reddedilen Hazine davası, Yargıtay bozması üzerine kadastro mahkemesince yeniden ele alınmış, yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda, taşınmazın çeşitli kısımlarının birden fazla eski tapu kaydı kapsamında kaldığı ve farklı mirasçılar tarafından uzun süreli kullanıldığı tespit edilerek, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği bu yeni karar, hem davacı Hazine hem de davalı taraflarca temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2005/1 E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili, davalı ... ve müşterekleri vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, .. ili ... ilçesi .... Çiftliği .... köyü çalışma alanında bulunan 3 ada 41 parsel sayılı 659.745 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz dayanılan birden fazla tapu kayıt kapsamında kaldığından söz edilerek maliki mahkemece belirlenmek üzere malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiş, tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacı Hazinenin, dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiasına dayanarak Kadastro Mahkemesine hasımsız olarak açtığı dava, İlk Derece Mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş; iş bu kararın davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine; İl Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş, uyulan bozma ilamında özetle; "Kadastro tespitinin yapıldığı günde 2613 sayılı Kanun hükümlerinin yürürlükte bulunduğunu, 11.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun), 26 13... sayılı Kanunların yürürlükten kaldırdığını, hal böyle olunca uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun'un uygulaması yoluyla çözümleneceği, bu durumda dava konusu taşınmazın tespitinin 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 10. maddeleri hükmü uyarınca yapıldığının kabulünün gerekeceğini, Hazinenin hasım göstermeksizin açtığı dava ile Kadastro Mahkemesinde açılan davanın birleştirilmesi, tespitin 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 10. maddeleri uyarınca yapıldığı ve somut olayda aynı Kanun'un 30/2. maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunduğu da dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin sorulup saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu 3 ada 41 numaralı parsel, kadastro sırasında tek parça halinde ölçülüp, maliki Kadastro Mahkemesince belirlenmek üzere kadastro tutanağı ve ekleri mahkememize gönderilmiştir. Yapılan keşifler sonrası ziraat bilirkişisi raporunda bu yerin tamamının kadim tarım arazisi olduğu anlaşılmıştır. Fen bilirkişileri.............. .... ve .... ........ tarafından tanzim edilen 27.11.2017 tarihli ve yine fen bilirkişileri ........... ve ......... tarafından tanzim edilen 12.06.2018 tarihli raporlar ve eklerindeki haritadan da anlaşılacağı üzere, dava konusu parselin esasında (A, B, C, D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlar olmak üzere dört parça halinde kullanıla geldiği, ancak kadastro tespitinden sonra yol ve sulama kanalları geçmekle, bu parsellerin muhtelif parçalara ayrıldığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın; Eylül 338 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydı ile 21.01.1942 tarihli ve 49 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, bu kayıtlarda Eylül 338 tarihli ve 8 numaralı kaydın ... karısı .... ... ve evlatlarına, 21.01.1942 tarihli ve 49 numaralı tapu kaydının da...............kızı ... adına kayıtlı olduğu ve halen de bu kişilerin mirasçıları tarafından tespitten önce ve bu güne kadar kullanıla geldiği ve her iki kaydın da (A) harfi ile gösterilen yere ait olup, en az 3 er hudut itibari ile zemine uyduğu, (B) harfi ile gösterilen yer; 23.06.1939 tarihli ve 48 numaralı tapu kaydı kapsamında kalmakta olup, kayıt dört hudut itibari ile (B) harfli yeri kapsamakta ve (B) harfli yerin zilyetleri de kadastro tespit tarihinden önceden bu yana kayıt maliki olan .......... mirasçıları tarafından kullanıldığı, bu yerin kuzey kısmında bir kısım yer ............ ve ............. mirasçılarından satın alma yolu ile ......... ve vefatı ile de mirasçılarına kaldığı, satın alınan yerin de (B) harfli yer içerisinde olduğu, (C ve D) harfleri ile gösterilen yerler bir bütün halinde, Kasım 1960 tarihli ve 93 ve Temmuz 1945 tarihli ve 746, 747 numaralı tapu kayıtlarının kapsadığı alanlar olup, bu kayıtlar .... oğlu ... ..., ... kızı ... ... ve ... .... oğlu ... adlarına kayıtlı olduğu, bu kayıtlar her ne kadar ayrı kayıt olsalar da birbiri ile iç içe girmiş ve kayıt maliklerinin mirasçıları tarafından hisseleri oranında kullanıldıkları, kayıtlar (B) harfi ile gösterilen yer içerisinde ayrı ayrı olup, kesin ayrımları belli değildir. Kullanım bir bütün olmakla (C ve D) harfleri ile gösterildiği, (E) harfi ile gösterilen yer ise 18.12.1948 tarihli ve 20 ile .......... 340 tarihli ve 12, 13 numaralı tapu kayıtları kapsamındaki yerler olduğu ve kayıtların (E) harfli yer ile dava dışı aynı ada 40 numaralı parselin batısındaki bir kısım yere ait olduğu ve kayıt maliki olan Hacı ... oğlu ......... ile .........kadastro tespit tarihinden önceden bu yana zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, ... ve ...'nın yahut mirasçılarının dava konusu parsel ile herhangi bir ilgilerinin ve zilyetliklerinin olmadığı, iddia ettikleri tapu kayıtlarının bu parsele ait olmadığı bu parselden 3-4 km daha uzakta olduğu anlaşıldığı" gerekçesiyle dava konusu 3 ada 41 numaralı parsele yönelik davacı Hazinenin davasının reddine, bir kısım ... mirasçıları, bir kısım ... mirasçıları ve bir kısım da ... mirasçılarının davaların ayrı ayrı kabulüne, dosyada mevcut fen bilirkişilerin 27.11.2017 tarihli raporlarının ekindeki haritada (A, B, C, D ve E) harfleri ile gösterilen kısımlara .......... 3 adanın en son parsel numaraları müteselsilen verilerek, (A) harfi ile gösterilen 181.503,41 metrekare yüzölçümüyle alanın tamamı tarla vasfıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve arkadaşları adlarına, (B) harfi ile gösterilen 150.758,96 metrekare yüzölçümüyle alanın tamamı tarla vasfıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adlarına, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen yerlerin bir bütün olarak 156.635,11 metrekare yüzölçümüyle tarla vasfıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adlarına ve (E) harfi ile gösterilen 168.113,88 metrekare yüzölçümüyle tarla vasfıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında ........... ve müştereği adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, davalı ... ve müşterekleri vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına, davalılar ... ve ... adına kayıtlı dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kısmen veya tamamen kapsadığı mahallinde yapılan keşif, uygulama, dinlenen bilirkişi ve tanık sözleriyle uzman bilirkişiler kurulu raporu ile belirlenemediğine göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili, davalı ... ve müşterekleri vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekili, davalı ... ve müşterekleri vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!