Kök muris terekesine ait taşınmazların zilyetliğe dayalı kadastro tespiti ile mirasçıların tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtayın bozma kararı.
Özet: Davacıların, kök mirasbırakana ait eski tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitiyle davalılar adına tescil edilen taşınmazların iptalini ve miras hisseleri oranında kendi adlarına tescilini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi taşınmazların kök mirasbırakan terekesinden geldiği ve tüm mirasçılar adına tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar, dava açmayan mirasçıların hakları da dahil olmak üzere tüm mirasçıların durumunun yeterince değerlendirilmediği eksikliği nedeniyle üst mahkeme tarafından bozulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... ve davalılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin değerden reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışması sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 23... ve 4 33... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına; 1 23... parsel sayılı taşınmaz ise aynı nedenlerle ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyünde kain 4 33... , 1 23... ve 2 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazları kapsayan ve tescil malikinin kök muris ... .. olduğu Kanunu evvel 1318 yoklama tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydının ise uygulanmadığını, söz konusu tapu kaydının tüm dava konusu taşınmazları kapsadığını, tespitin müvekkili dışında hiç bir mirasçıyı da kapsamadığını, kök muristen intikal eden dava konusu taşınmazlara dayanak yaptıkları tapu kaydının uygulanmadığını, tespit yapılırken tüm taşınmazlarda sadece zilyetlik hususunun dikkate alındığını, kök murisin 1917 yılında öldüğü ve tapu kaydının intikal görmediğini, dava konusu tüm taşınmazlara davalılardan ...'ün zilyet olduğunu, bu davalının da muris ... ..'nın ve mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceğinin en temel taşınmaz hukuku kurallarından olduğunu, davalılardan ..., ... ve ...'ün taşınmazlara hiç zilyet olmadıklarını, bu davalıların halen sağ olan babaları ...'ün zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazları adlarına tespit ettirdiklerini, dava konusu taşınmazları ve kök muris ... ..'nın terekesinin taksim edilmediğini ileri sürerek, davalılar adına olan tespitin iptaline, dava konusu taşınmazların miras hissesi oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının dayandığı tapu kaydının hukuken hükümsüz olduğunu, tapu malikinin 1916 yılında öldüğünü ve tapunun intikal görmediğini, ölüm tarihinden itibaren 20 yıl geçmekle intikal görmeyen tapunun hukuken hükümsüz hale geldiğini, davalı ...'ün dava konusu taşınmazları 60 yıl önce ... adıyla maruf şahıstan satın aldığını, 60 yıldan beridir taşınmazı nizasız fasılasız malik sıfatıyla ekip diktiğini, imar ihya ettiğini, yapılan tespitin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların kadastro tespiti gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmesini ve davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/5 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, ''dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde kain 4 33... ve 1 23... , 2 parsellerin davalılar adına tespit gördüğü, davacıların dava konusu parsellerin kök muris ...'ten geldiği, dava konusu taşınmazları kapsayan ve tescil malikinin kök murisi ... ... olduğu ve kanunu evvel 1318 yoklama tarihli 3 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında bulunduğu, dava konusu taşınmazların anneleri ...'e düştüğü bu sebeple dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile adlarına hisseleri oranında tespitini istedikleri, 27.10.2014 tarihinde keşfe gidildiği, keşifte dinlenen tespit bilirkişi .. dava konusu yerlerin öncesinde ...'e ait olduğu, dava konusu taşınmazların ...'ün ne şekilde elde ettiğini bilmediğini, .. sonra davalıların dava konusu taşınmazları kullandıkları, aralarında herhangi bir paylaşım yapılıp yapılmadığı hususunu bilmedikleri, mahalli bilirkişi ... ..'in dava konusu yerlerin davacıların ve davalıların babaları olan ... tarafından kullanıldığı, ...'ten sonra davalılar tarafından kullanılmaya başlanıldığı ilişkin beyanları, tanık ..'ın dava konusu taşınmazların ...'e ait olduğu ...'e babasından kalma taşınmazlar olduğu, şuan dava konusu taşınmazların ... tarafından kullanıldığı, ...'ün çocukları arasında herhangi bir paylaşım yapılmadığına ilişkin beyanları dikkate alınarak tüm dosya kapsamında dava konusu taşınmazların .. .. (...) terekesinden geldiği, dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına tespit görmesi gerektiği'' gerekçesiyle davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, ''davacıların miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesi ve kök murisin dava açmayan mirasçılarına ait miras paylarının davalı taraf üzerinde bırakılması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde kain 4 33... ve 1 23... , 2 parsellerin davalılar adına tespit gördüğü, davacılar dava konusu parsellerin kök muris ...'ten geldiği, dava konusu taşınmazları kapsayan ve tescil malikinin kök murisi ... ... olduğu ve kanunu evvel 1318 yoklama tarihli 3 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında bulunduğu ve dava konusu taşınmazların anneleri ...'e düştüğü bu sebeple dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile adlarına hisseleri oranında tespitini istedikleri, kök muris ... mirasçıları tarafından asli müdahale talebinde bulunulduğu ve asli müdahale taleplerinin kabulü ile uyap kayıtlarının yapıldığı, 27.10.2014 tarihinde keşfe gidildiği, keşifte dinlenen tespit bilirkişi .. .. dava konusu yerlerin öncesinde ...'e ait olduğu, dava konusu taşınmazların ...'ün ne şekilde elde ettiğini bilmediğini, .. sonra davalıların dava konusu taşınmazları kullandıkları,aralarında herhangi bir paylaşım yapılıp yapılmadığı hususunu bilmedikleri, mahalli bilirkişi ... .. dava konusu yerlerin davacıların ve davalıların babaları olan ... tarafından kullanıldığı, ...'ten sonra davalılar tarafından kullanılmaya başlanıldığı ilişkin beyanları, tanık .. ..'ın dava konusu taşınmazların ...'e ait olduğu ...'e babasından kalma taşınmazlar olduğu, ... çocukları arasında herhangi bir paylaşım yapılmadığına ilişkin beyanları dikkate alınarak tüm dosya kapsamında dava konusu taşınmazların .. .. (...) terekesinden geldiği, haliyle dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına tespit görmesi gerektiği, Kadastro Mahkemesinin görevlerinden biri de tescil oluştururken en doğru şekilde tescil oluşturması gerektiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dayandığı eski zabıt tapu kaydının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmadığını, dayanak kök tapunun ... ... adına kayıtlı olduğunu, Mahkemenin taşınmazın ...'e ait olduğu varsayımıyla karar verdiğini, ...'ün ... ... varisi olduğunu, ancak ... ...'nın tek varisi olmadığını, taşınmazların ...'e ait kabul edilerek ... mirasçıları adına tescil kararının tapu kaydına aykırılık teşkil ettiğini, kadastro yargılamasında temyiz aşamasında dahi delil ibrazının mümkün olduğunu, dosyaya karar düzeltme aşamasında sunulan, eski tapu kaydı ve harici satış sözleşmelerinin dikkate alınmadığını, Mahkemenin sadece bozma gerekçesiyle ilgilendiğini, bozmadan sonra delil bildirmek için süre verdiği halde, dosyaya sunulan delillerin dikkate alınmadığını, fen bilirkişi raporuna aykırı karar verildiği halde, rapordan niçin ayrıldığının açıklanmadığını, hükümde fen raporunun dikkate alınmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararına dayanak aldığı mahalli bilirkişi beyanlarının doğru alınmadığını sadece karara uygun bölümlerin alındığını, zabıt tapu kaydının varlığının şüpheli olduğu ve dava konusu taşınmazları kapsamaması nedeniyle delil olarak alınamayacağını, davacı ...'ün, arazilerin ...'e ait olduğuna dair imzaladığı arazi beyannamelerinin dosyada mevcut olduğunu, ...'ün kendi imzası ile arazilerin ...'e ait olduğunu tasdik ettiğini, ... ...'ya ait tapu kaydının, ...'e ait olduğu kabul edilerek, ... mirasçılarının hak sahibi sayıldığını, bilirkişi raporunda dayanak tapunun taşınmazlara uymadığı bildirildiği halde karar gerekçesinde bu hususa ilişkin açıklama yapılmadığını, yeni delillere rağmen keşif yapılmadığını, karar başlığının hatalı olduğunu, davacı ...'ün (vefat) karar başlığında gösterildiğini, mirasçılarının gösterilmediğini, mirasçı olmayan ...'nin de gösterildiğini, hükümde verilmediğini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; davacıların dayandığı eski zabıt tapu kaydının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmadığını, dayanak kök tapunun ... ... adına kayıtlı olduğunu, Mahkemenin taşınmazın ...'e ait olduğu varsayımıyla karar verdiğini, ...'ün ... ... varisi olduğunu, ancak ... ...'nın tek varisi olmadığını, taşınmazların ...'e ait kabul edilerek ... mirasçıları adına tescil kararının tapu kaydına aykırılık teşkil ettiğini, kadastro yargılamasında temyiz aşamasında dahi delil ibrazının mümkün olduğunu, dosyaya karar düzeltme aşamasında sunulan, eski tapu kaydı ve harici satış sözleşmelerinin dikkate alınmadığını, Mahkemenin sadece bozma gerekçesiyle ilgilendiğini, bozmadan sonra delil bildirmek için süre verdiği halde, dosyaya sunulan delillerin dikkate alınmadığını, fen bilirkişi raporuna aykırı karar verildiği halde, rapordan niçin ayrıldığının açıklanmadığını, hükümde fen raporunun dikkate alınmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararına dayanak aldığı mahalli bilirkişi beyanlarının doğru alınmadığını, sadece karara uygun bölümlerin alındığını, zabıt tapu kaydının varlığının şüpheli olduğu ve dava konusu taşınmazları kapsamaması nedeniyle delil olarak alınamayacağını, davacı ...'ün, arazilerin ...'e ait olduğuna dair imzaladığı arazi beyannamelerinin dosyada mevcut olduğunu, ...'ün kendi imzası ile arazilerin ...'e ait olduğunu tasdik ettiğini, ... ...'ya ait tapu kaydının, ..'e ait olduğu kabul edilerek, ... mirasçılarının hak sahibi sayıldığını, bilirkişi raporunda dayanak tapunun taşınmazlara uymadığı bildirildiği halde karar gerekçesinde bu hususa ilişkin açıklama yapılmadığını, yeni delillere rağmen keşif yapılmadığını, karar başlığının hatalı olduğunu, davacı ...'ün (vefat) karar başlığında gösterildiğini, mirasçılarının gösterilmediğini, mirasçı olmayan ...'nin de gösterildiğini, hükümde verilmediğini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kök muristen gelip gelmediği ve terekenin mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve davalılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!