Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinden gelen gizli ayıplı serum fizyolojik, pastil ve sprey ürünleri nedeniyle sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve manevi tazminat davasının istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Davacı, davalı şirketten satın aldığı serum fizyolojik, pastil ve geciktirici sprey gibi ürünlerin gizli ayıplı (akıtma ve erime sorunları) çıkması nedeniyle ticari zararlar yaşadığını, eczanelerden iadelerle karşılaşarak iş ilişkilerinin bozulduğunu ve bilirkişi raporuyla da teyit edilen bu durum üzerine sözleşmeden dönme, ödediği bedelin iadesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunurken; davalı, usulüne uygun ayıp ihbarı olmadığını, ürünlerde ayıp bulunmadığını, meydana gelen zararların davacının hatalı depolama koşullarından kaynaklanabileceğini ve iddia konusu bazı ürünlerin alıcısının davacı olmadığını ileri sürmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararASIL DAVADAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...VEKİLİ : Av. ... - ...DAVALI : ... - ... - ...VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - ...DAVA TÜRÜ : Sözleşmeden Dönme, Bedel İadesi, Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : █████/2019BİRLEŞEN DAVA : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılıDAVACI : ... - ... - ...VEKİLİ : Av. ... - ...DAVALI : ... - ... - ...VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - ...DAVA TÜRÜ : Sözleşmeden Dönme, Bedel İadesi, Manevi TazminatDAVA TARİHİ : █████/2019KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan davalıdan yüklü miktarlarda Serum fizyolojik 6 lik flankon ve Bestdrops marka (bal-limon mentolü- portakal C vitaminli) pastiller ile pause geciktirici sprey formları müvekkilce kalitesine güven duyularak satın alınmış olduğunu, bu ürünlerin tamamının bedellinin davalı şirkete ödendiğini, davalı yanın, davacıya satmış olduğu ürünlerin tamamının gizli ayıplı olduğunu, davacının, davalı şirketten satın almış olduğu ürünleri sürekli ticari ilişkide bulunduğu bir kısım eczanelere satmış olduğunu, bu ürünlerin eczanelerin müşterilerinin memnuniyetsizliği nedeniyle eczaneler tarafından iade edilmeye başlandığını, müvekkillinin eczanelere satılan ürünlere yönelik şikayetler gelmesi üzerine bu durumun sadece bir kısım ürünler yönünden olduğunu düşünerek üretici firmaya bildirdiğini, davalı şirketin █████/2018 tarih ve 069292 numaralı irsaliyeli fatura ile zayi olan ürünlerin yerine yenisini gönderdiğini, davalı şirketten satın alınan ürünlerin/Son kullanım tarihi 2020 olduğunu, ancak buna rağmen ürünleri satın alan eczaneler sefüm fizyolojik 6 lık flankonların ve Pause geciktirici sprey formlarının akıtma yaptıklarını, bu nedenle içlerinin boş olduğunu ve kutularının ıslanarak birbirine yapıştığı yönünde ve yine yukarıda çeşitleri verilen tüm pastillerin ambalajı içerisinde erime yapmasından kaynaklanan müşteri şikayetleri aldıklarını, bu nedenle taraflarınca satılan ürünlerin iadesini ve bedellerinin ödenmesini talep edildiğini, müvekkilinin ticari ilişki içerisinde olduğu eczaneler, davalı şirketin ürünlerini müvekkile iade etmekle kalmamış, bu aşamadan sonra da davacı ile olan ticari ilişkilerine son verildiğini, davalı şirkete, TBK'nın 223. ve 231. maddeleri uyarınca, satış konusu malların gizli ayıplı olduğuna ve zararlarının tahsiline ilişkin Mersin 7. Noterliğinin 13634 sayılı ihtarnamesi ile usulüne uygun şekilde derhal ayıp ihbarında bulunulduğunu, Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D. İş sayılı dosyasından yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda davacıya, davalı şirket tarafından satılan tüm ürünlerin ayıplı mal niteliğinde olduğunu, pastillerin ambalaj içerisinde erime yaptığını ve serum fizyoloji ile geciktirici spreylerin ambalajlamadan kaynaklı akıtma yaptıklarının raporda açıkça belirtildiğini, şimdilik 1.000,00-TL maddi, 20.000-TL manevi tazminatın davalı şirkete bildirim tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun bir ayıp ihbarının olmadığınını, ████████ D.İş dosyası ile tespit yapılan yerin davalının ürünlerinin teslim ettiği yerin olmadığını, davacı tarafından sunulan irsaliyeli faturalardan da bu hususun anlaşılacağını, satılan ürünlerde herhangi bir ayıbın olmadığını, bir zarar meydana geldi ise de davacının saklama koşullarından kaynaklanmış olabileceğini, satın alma üzerinden 1,5 yıl gibi bir sürenin geçtiğini, ayrıca davacının adresinin Mersin olduğunu, Mersin gibi iklimi sıcak bir şehirde bu tip ürünlerin (pastillerin) sıcakta içeriğinde bulunan mentol nedeniyle erime olabileceğini, delil tespit raporunda pause marka ürünlerin kolilerinin ters olarak konulduğunun görüldüğünü, istiflemenin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle saklama koşullarının davacı tarafça sağlanmamış olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafça davaya konu oldukları belirtilerek sunulan irsaliyeli faturalardan görüleceği üzere, davalı şirketin satışını yaptığı ürünlerde alıcının davacı olmadığını, davacıya satılmamış olan ürünlerin hukuka aykırı olarak davacı tarafça, müvekkili aleyhine yapılan delil tespitine konu edilerek, dava konusu edildiğini, raporda davacının iddia ettiği gibi "gizli ayıbın” tespit edilemediğini, davacı tarafın davalının ayıp iddiasını kabul ederek kimi ürünleri iade aldığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın bu iddiasına dayanak olarak sunduğu faturanın davacı adına düzenlenmediğini, davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili (birleşen) dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın Özgür İtriyat isimli firması ile tek başına yetkili olduğu Egederm Pharma Otc Sağlık ve Med Ürünleri Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketi bulunduğunu, davacının sahibi olduğu Özgür İtriyat isimli firması yönünden Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile davalının satmış olduğu gizli ayıplı ürünlerden kaynaklanan maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açtıklarını, davalı şirketin faturaların bir kısmını Özgür İtriyat bir kısmını Egederm Pharma Otc Sağlık ve Med Ürünleri Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlediğini, usul ekonomisi bakımından davalar arasındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle davaların birleştirilmesi gerektiğini, davacı şirketin davalıdan yüklü miktarlarda Serum fizyolojik 6 lık flankon ve Bestdrops marka (bal-limon, mentollü- portakal C vitaminli ) pastiller ile pause geciktirici sprey formlarının alındığını, ürünlerin tamamının bedelinin davalıya ödenmiş olduğunu, ancak ürünlerin tamamının gizli ayıplı olduğunu, davacı şirketin almış olduğu ürünleri sürekli ticari ilişkide bulunduğu bir kısım eczanelere sattığını, eczaneler tarafından müşterilere satılan bu ürünlerle ilgili müşterilerden şikayet geldiğini, eczanelerin ürünleri davacı şirkete iade ettiklerini, davacı şirket yetkilisinin eczanelere satılan ürünlere yönelik şikayet gelmesi üzerine bu durumun sadece bir kısım ürünler yönünden olduğu düşünerek üretici firmaya bildirdiğini, davalı şirketin █████/2018 tarih ve 069292 numaralı irsaliyeli fatura ile zayi olan ürünlerin yerine yenisini gönderdiğini, davalı şirketten satın alınan ürünlerin son kullanım tarihinin 2020 olduğunu, ürünleri satın alan eczanelerin serum fizyolojik 6'lık flankonların ve pause geciktirici sprey formlarının akıtma yapmaları nedeniyle içlerinin boşalıp kutularının ıslanarak birbirine yapışması tüm pastillerin ambalajı içerisinde erime yapmasından kaynaklanan müşteri şikayetleri nedeniyle ürünleri iade ettiğini ve bedellerinin ödenmesini talep ettiklerini, eczanelerin davacı şirketi ile olan ticari ilişkilerine son verdiklerini, bu durumun müvekkili şirketin ticari itibarının sarsılmasına ve gizli ayıplı ürünlerin satılamaması nedeniyle kazanç yoksunluğuna yol açtığını, davalı şirkete, TBK nın 223 ve 231 maddeleri uyarınca, satış konusu malların gizli ayıplı olduğuna ve zararlarının tahsiline ilişkin önce whats-up üzerinden bilahare Mersin 7. Noterliğinin 13634 sayılı ihtarnamesi ile derhal ayıp ihbarında bulunduklarını, davalı şirket tarafından taleplerinin kabul edilmediğini, davacıya ait her iki şirkete kesilen faturalardaki ürünler bakımından, davalı şirketten satın alınan stoktaki tüm mallarda bozulmaların meydana gelmesi nedeniyle Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D. İş sayılı dosyası delil tespiti yaptırdıklarını, ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, raporda davalı şirket tarafından satılan tüm ürünlerin, ayıplı mal niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, ürünleri gizli ayıplı olduğunu, satışa konu ürünlerde mevcut olan ayıbın, sözleşmenin kurulduğu esnada gözden geçirmeyle fark edilecek ayıplardan olmadığını, müvekkilinin, satılan ürünlerdeki gizli ayıbı/ kullanıma elverişsizliği bilmesinin veya bilecek durumda olmasının söz konusu olmadığını, zira, davacının ayıba yönelik üstlendiği bir sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkilinin eczanelere sattığı ürünlere yönelik şikayetler gelmesi üzerine söz konusu durumu öğrenir öğrenmez davalı firmaya whatsapp yolu ile bildirdiğini, davalının sattığı ürünlerdeki gizli ayıbı kabul ederek ürünlerin bir kısmını iade aldığını, █████/2018 tarih ve 069292 seri numaralı faturanın üzerine "zayi olan malların yerine gönderilen ürünler" yazılmak suretiyle yenisini gönderdiğini ancak eczanelere satışı yapılan diğer tüm ürünlerin iade edilmeye devam etmesi nedeniyle, davalı yana bildirimde bulunulmasına rağmen davalının ağır kusuruna yönelik sorumluluklarını yerine getirmediğini, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin davaların zamanaşımı (2) yıl ise de, alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkının, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmayacağını borçlunun borcunu ikrar etmesiyle zamanaşımının kesileceğini, zamanaşımı kesildikten sonra yeni bir sürenin başlayacağını ve yeni zamanaşımı süresinin, borçlunun borcunu kabul (ikrar) ettiği günden başlayarak (10) yıl olduğunu, satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olması halinde de iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağını, davacı şirket yetkilisinin gizli ayıbı öğrenir öğrenmez davalıya whatsapp üzerinden bildirdiğini, eczanelerden iade alınan ürünlere yönelik faturaların ve davalı şirket tarafından gizli ayıplı ürünler yerine gönderilen yeni ürünlere ilişkin faturaların 2018 tarihli olduğunu, ürünlerin gizli ayıplı olması nedeniyle eczanelerden iade alınması ve diğer tüm ürünlerin satışının yapılamaması, yapılan ihtar ve delil tespitine ilişkin masraflar nedeniyle davacının zarara uğradığını menfi, müsbet, munzam ve diğer tüm zararların (maddi -manevi) zararların tazminini talep ettiklerini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla menfi, müsbet, munzam ve diğer tüm zararların tazmini için şimdilik 1.000,00 TL maddi zarar ile müvekkili şirketin ticari itibarının sarsılması ve ayıplı ürünleri satılamaması nedeniyle yoksun kaldığı kar nedeniyle uğradığı zararlar nazara alınarak 20.000,00 TL manevi zararın davalı şirkete bildirim tarihinden itibaren işleyecek olan ticari işlerde uygulanmaya başlanılan temerrüt faiz oranı ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... ASIL DAVA YÖNÜNDEN A-Asıl dava dosyası yönünden maddi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;1-Davacının bedel iadesinden kaynaklanan alacak davasının KABULÜ İLE; 43.389,76-TL'nin 18.10.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,...B-Asıl davada manevi tazminat davası yönünde;1-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,...BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDENA-Birleşen dava dosyası olan Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası yönünden maddi tazminat davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;1-Davacının bedel iadesinden kaynaklanan alacak davasının KABULÜ İLE; 78.436,98-TL'nin 18.10.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,...B-Birleşen dava dosyası olan Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası yönünden manevi tazminat davanın REDDİ İLE;1-Davacının manevi tazminat davasının REDDİNE, ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen dava davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas davada ve birleşen davada davacılar aleyhine tesis edilen manevi tazminat taleplerinin reddine ve işletilecek faizin dava tarihinden itibaren başlatılmasına ilişkin aleyhe hükümler usule ve hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar yerel mahkemece, asıl alacağa uygulanan avans faizinin █████/2018 tarihinden itibaren başlayacağına ilişkin hüküm tesis edilmiş ise de, Türk Ticaret Kanununun amir hükmü gereği asıl alacağa uygulanacak avans faizinin, davacıların, davalı şirkete bildirim tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren başlaması gerektiğini, davacıların kişilik hakları, ticari itibarları sarsılması nedeniyle zedelenmiş olup davalı yanın kasıtlı eylemleri nedeniyle de kazançlarından yoksun kaldıklarını, bu nedenlerle, her iki davacı yönünden manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Asıl ve birleşen dava davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli kararda, her ne kadar dosyadaki ihtarname ... tarafından keşide edilmiş ise de, birleşen davanın davacısı Egederm firması için de ayıp ihbarı olarak sayıldığının belirtildiğini, ancak Egederm firması bir limited şirket olup, ...'ın kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığını, ...'ın ihtarnamesinin, şirket için de gönderildiğinin varsayılması temel hukuk prensiplerine aykırı olmakla birlikte, ihtarnamede Egederm firmasının adı dahi geçmediğini, öte yandan gerekçeli kararda delil tespit raporunun da ayıp ihbarı sayılacağına dair görüş de isabetsiz olmakla birlikte, zaten davacı şirket bu delil tespit dosyasının tarafı dahi olmadığını, ilk gerekçeli kararın aksine, birleşen davadaki maddi tazminat talebinin neden kabul edildiği tarafımızca anlaşılamamakla birlikte, aynı mahkemenin birbiriyle çelişen bu kararları adalete güven duygusunun sarsılmasına ve dolayısıyla adil yargılanma ilkesinin ihlaline yol açtığını, öte yandan mahkemenin önceki kararına zıt bu kararı sürpriz karar yasağına da aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde hukukçu bilirkişi ve rapor içeriğinde hukuki görüş bulunmakta olup, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, delil tespit raporunda gizli ayıp tespit edilmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Asıl ve birleşen dava davalısı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından hükmedilen maddi tazminatın faiz başlangıcının 18.10.2018 değil, 03.09.2028 olması gerektiğini ileri sürdüğünü, bu iddiaya gerekçe olarak 03.09.2018 tarihli faturayı göstermiş, bu faturayı "zayi faturası" olarak nitelendirdiğini, oysaki bu faturanın zayi faturası olduğu, malların ayıplı olduğu tarafımızca hiçbir zaman kabul edilmediğini, davacı taraflarca da bu hususun ispatlanamadığını beyan ile; davacıların istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.Asıl ve birleşen dava davacıları vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyaya ibraz edilen bilirkişi heyeti raporları hükme elverişli olup, her iki rapor incelendiğinde, her iki davacının gerekli ayıp ihbarında bulunduğu, ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp olduğu, davacılara teslim edildiği anda ortaya çıkmadığı, üretim hatasından kaynaklandığı ve depo koşullarından kaynaklanmadığı açıkça belirtildiğini beyan ile; davalının istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalar satılan malın ayıplı olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; asıl dosya davacısı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki bulunduğu, davacının davalı şirketten Serum fizyolojik 6 lık Flankon ve Bestdrops marka (bal-limon mentolü- portakal C vitaminli) pastiller ile Pause geciktirici sprey formları satın alındığı, bu ürünlerin tamamının bedelinin davacı tarafından davalı şirkete ödendiği, davalı tarafından davacıya satılan ürünlerin tamamının gizli ayıplı olduğunun iddia edildiği, davacının davalı şirketten satın almış olduğu ürünleri sürekli ticari ilişkide bulunduğu bir kısım eczanelere sattığı, satılan bu ürünlerin eczane müşterilerinin memnuniyetsizliği nedeniyle eczaneler tarafından iade edildiğinin ileri sürüldüğü, davacının eczanelerde satılan ürünlere yönelik şikayetler gelmesi üzerine bu durumun sadece bir kısım ürünler yönünden olduğunu düşünerek üretici firmaya bildirdiği, davacının gizli ayıplı ürünler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ettiği, uğranılan zararların tazmin edilmesi için eldeki asıl dosya ve birleşen dosyada ayrı ayrı bedel iadesi ve manevi tazminat talep ettiği, davalı tarafından asıl dosya ve birleşen dosyadaki taleplerin kabul edilmediği ve açılan davaların reddine karar verilmesinin talep edildiği, yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın ise reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2024 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile; arabuluculuk son tutanağının bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, Mahkemece eksiklik giderilerek, bu kez asıl davada ve birleşen davada bedel iadesi taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinaf edildiği görülmektedir. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3).6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 23-(1) maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 223-(2) madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.4721 sayılı yasanın 6. maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.6100 sayılı yasanın 190. Maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.6098 sayılı TBK'nın 228. maddesi;"Alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik halden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir." şeklindedir.Eldeki davalar, davacıların dava konusu alacağın dayanağını oluşturan satış sözleşmesinde kendilerine teslim edilen malların ayıplı çıktığına ve ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir. Ayıplı mal nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkının kullanılması halinde alıcının da satılanı iade etmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacının ayıp nedeniyle alacak talebinin dinlenebilmesi için iadenin fiilen gerçekleştirilmiş olması veya en azından iadeye hazır bulundurulduğunun usulüne uygun şekilde karşı tarafa bildirilmiş olması gerekir. Ancak, satıma konu malların ayıp nedeni ile ekonomik bir değeri yoksa yahut alıcıdan kaynaklanmayan bir nedenle yok olmuşsa alıcı malı geri vermeden yahut elinde ne kaldı ise onu geri vererek sözleşmeden dönebilir. Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2018 tarihli ████████ D. İş sayılı dosyasında, ürünlerin bulunduğu deponun saklama koşullarına uygun olduğu ve dava konusu ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçmediği belirlenmiştir. Ancak, üç çeşit pastilin tamamında bozulmalar meydana geldiği, pastillerin şekillerinin bozularak eridiği ve matlaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca, Pause marka geciktirici spreylerin şişelerinin bazılarının kısmen, bazılarının ise tamamen boşaldığı görülmüştür. Serum fizyolojik 6'lık flakonların ise orijinal ambalajları açılmamasına rağmen, altlarından ve yanlarından sızıntı yaptığı tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda, ''Çiftlikköy Mah. 32182 Sok. No:15 Dükkan:1 Yenişehir/MERSİN'' adresinde bulunan deponun muhafaza koşullarının uygun olduğu, pause markalı Geciktirici Sprey, Serum Fizyolojik 6'lik Flakon, Best Drops markalı Ballı ve Limonlu Bitkisel Drops, Best Drops markalı Mentol & Okaliptüs Bitkisel Drops ile Best Drops markalı Portakallı ve C Vitaminli Bitkisel Drops ürünlerinin tavsiye edilen tüketim tarihi ve miadlarından bağımsız olarak üretim hatasından kaynaklı ayıplı mallar olduğu ve davaya konu mallardaki bu ayıbın malların davalı tarafından davacıya teslim edildiği anda ortaya çıkmadığı, davacı tarafından eczanelere satışının yapılmasını müteakip, eczanelerde satış süreci içerisinde ortaya çıkması ve ayıplı malların birden fazla eczanenin farklı tarihli iade faturaları ile davacıya iade edildiğinin tespit edilmesinden dolayı gizli ayıp niteliğinde olduğu, Ledapharma İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, Best Drops markalı Ballı ve Limonlu Bitkisel Drops ile Best Drops markalı Portakallı ve C Vitaminli Bitkisel Droips ürünlerinden zayi olan ürünlerin yerine, Egederm Pharma Otc Sağ. Ve Med. Ürün. Gd. Sn. Tic. Ltd. Şti.'ne, yeni ürünlerin gönderildiği ve 03.09.2018 tarihli bedelsiz fatura düzenlendiği, davacının henüz satış yapılan eczaneler iade faturalarını düzenlemeden, haricen haberdar olduğu ayıbı davalıya bildirdiği ve davalı tarafından yeni ürünlerin gönderildiği, ardından tablo 4'de belirtilen, Esat Eczanesi tarafından 28.09.2018 tarihinde, Damla Eczanesi tarafından 22.11.2018 ve 14.10.2019 tarihlerinde, Aysun eczanesi tarafından ise 01.10.2019 tarihinde iade faturalarının düzenlendiği ve ürünlerin davacıya iade edildiği, bunun üzerine de ilk iade tarihi olan 28.09.2018 tarihinden makul bir süre sonra, davacının Mersin 7.Noterliği 12.10.2018 tarihli 13634 yevmiye nolu ihtarname” ile ürünlerin gizli ayıplı olduğunu bu nedenle iade alınması gerektiğinin ve bu ürünler için ödenen bedellerinde iadesinin davalı tarafa bildirildiğini (ihtarname 15.10.2018 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir) bu süreçten sonra da ürünlerin satıldığı eczanelerden iadelerin devam ettiği, tüm bu nedenlerle gizli ayıbın TBK'ın 223/f.2 uyarınca davalıya "hemen" bildirildiği tespit edilmiştir. Bilirkişi heyetinin incelemeleri sonucunda, Pause markalı Geciktirici Sprey ile Serum Fizyolojik 6'lık Flakon ürünlerinin saklandığı Mersin, Yenişehir'deki deponun muhafaza koşullarının uygun olduğu, Geciktirici Sprey ürünlerinin kapalı durumda olmalarına rağmen şişelerden akma yaptığı, bu durumun ürünlerin miadından bağımsız olarak ambalajlama hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Aynı şekilde, Serum Fizyolojik 6'lık Flakon ürünlerinin de alt ve yan kısımlarından sızıntı yaptığı, bu durumun depolama koşullarından değil, ambalajlama hatasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. Best Drops markalı pastil ürünlerinde ise, erime, şekil bozuklukları ve renk ton farklılıkları gözlemlenmiştir. Bu sorunların, ürünlerin tavsiye edilen tüketim tarihlerinden bağımsız olarak üretim sürecinden kaynaklandığı ve muhafaza şartlarına uygun depolama yapılmasına rağmen ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca, bu ürünlerin üretim tesis bilgileri ile tavsiye edilen tüketim tarihleri detaylandırılmış, ████████ D. İş sayılı dosyadan yapılan tespit tarihine kadar geçerli olan tüketim tarihleri, talimat dosyasından yapılan keşif itibariyle geçmiş olduğu halde, sorunların üretim hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Asıl dava bakımından yapılan incelemede; Davacı tarafından, ürünlerin gizli ayıplı çıkmasının akabinde, makul sayılabilecek süre içerisinde, Mersin 7. Noterliğinin 13634 sayılı ihtarnamesi ile davalıya ayıp ihbarında bulunulduğu, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, bu kapsamda davacı tarafından tarafından kendisi adına düzenlenen faturaları dosyaya sunduğu, bu faturalara istinaden asıl davanın kabulünü istediği ve asıl davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir.Somut olayda; davacı tarafça yalnızca ihtarname düzenlendiği, malların halen davacıda bulunduğu, malların davalının zilyetliğine geçip geçmediğinin bir öneminin bulunmadığı, ürünlerin sağlık ürünü olduğu da nazara alınarak malların ekonomik değerinin olmadığı, satılanın ayıptan, beklenmedik halden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması nedeniyle malların iade edilmesi davacıdan beklenemeyeceğinden, davacının verdiği miktarı geri istemesinde haklı olduğu değerlendirilerek, sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan; davacının davalıya Mersin 7. Noterliğinin 13634 sayılı ihtarnameyi gönderdiği, davalının bu ihtarnamenin tebliği ile █████/2018 tarihinde temerrüte düştüğü, ancak ilk derece mahkemesince ihtarnamenin tebliğ tarihi yerine hatalı olarak █████/2018 tarihinden itibaren faiz başlangıcına hükmedilmiştir. Faizin başlangıcı yönünden de kararın kaldırılması gerekmiştir.Öte yandan;Eldeki davada, davacı davalıdan manevi tazminat talebinde de bulunmuş, Mahkemece bu talep reddedilmiş ve davacı tarafından bu konuda istinaf edilmiştir.Manevi tazminata ilişkin olarak yürürlükte bulunan mevzuata değinmekte fayda bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 56-(1) maddesi "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." hükmünü içermektedir.6098 sayılı TBK'nın 58-(1) maddesi "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığını manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." hükmünü içermektedir.4721 sayılı TMK'nın 24 maddesi "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, Hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." Manevi tazminata ilişkin düzenlemelere değindikten sonra davacının manevi tazminat istemine ilişkin gerekçesi ele alındığında, davacı aracındaki ürünlerdeki ayıp nedeniyle manevi zarara uğradığından bahisle tazminat isteminde bulunmuştur. Manevi zarar kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ifade etmekte olup 6098 sayılı TBK'nın 56. ve 58. maddeleri malvarlığına ilişkin zararı kapsamamaktadır. Davacının satın almış olduğu ürünlerin ayıplı olması hususu mal varlığına ilişkin zarar kapsamında olabilecektir.Davacının ticaretle uğraşıyor olması, 4721 TMK'nın 24. maddesi kapsamında kişilik hakkına yönelik bir saldırının bulunduğu yönünde de bir iddia olmaması karşısında davacı tarafından satın alınıp ürünlerdeki ayıp nedeniyle davacının manevi bir üzüntüye kapılabileceği düşünülebilse de, 6098 sayılı TBK'nın 56. ve 58. maddeleri ile 4721 sayılı Medeni Kanun'un 24. maddesinde korunan kişisel hakların ihlalinden doğan bir eylem olduğunu söylemek mümkün değildir. Somut olayda söz konusu hususlar kanıtlanamadığı gibi mevzuatta manevi tazminatı düzenleyen hükümler gereğince manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesi tarafından, birleşen dava davacısı ... adına düzenlenmiş, toplam bedeli 78.436,98 TL olan ve █████/2017 ile █████/2017 tarihleri arasında düzenlenmiş Bestdrops marka pastil, geciktirici sprey, serum fizyolojik ve 6'lık flakon içerikli 14 adet faturadan kaynaklı davanın açıldığı, Söz konusu faturaların birleşen dava davacısı adına düzenlenmiş olması nedeniyle, birleşen dava yönünden ...'nin aktif dava ehliyeti bulunduğu değerlendirilmiş ve davalı şirketin husumet itirazının reddine karar verilmiştir. Bu faturalardan kaynaklı ürünlerin ayıplı olduğu Mersin 7. Noterliğinin 13634 sayılı ihtarname ile asıl davanın davacısı tarafından gönderilmiştir. Birleşen davada, birleşen dava davacısı tarafından keşide edilmiş bir ihtarmane bulunmamaktadır. O halde birleşen dava davacısının makul sürede ayıp ihbarında bulunduğu söylenemeyecektir. İhtarnameyi gönderen kişinin şirketin temsilcisi olması, ihtarname de şirket adına hareket edildiği belli olmadığından, şirket adına ihtarname tanzim edildiği sonucunu doğurmayacaktır. Bu durumda ayıp ihbarının makul sürede yapıldığı kabul edilemeyeceğinden, bedel iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ve kararın kaldırılması gerekmiştir.Bu nedenlerle; asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle ... yönünden kısmen kabulüne, ... yönünden esastan reddine; asıl ve birleşen dava davalısı ...'nin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A-)Birleşen dava davacısı ...'nin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,B-)Asıl ve birleşen dava davalısı ...'nin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,C-)Asıl dava davacısı ...'ın istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,Ç-)Asıl ve birleşen dava davalısı ...'nin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,1-)Asıl dava yönünden;a-Davacının, maddi tazminat davasının KABULÜ ile 43.389,76-TL'nin █████/2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,b-Davacının manevi tazminat davasının REDDİNE,c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.963,95-TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 727,35-TL'nin mahsubu ile 2.236,60-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,ç-Davacı tarafından işbu dava uğruna yatırılan 44,40-TL başvuru harcı, 3,44-TL peşin harç (maddi yönden), 355,19 TL (manevi yönden) ve 1.079,10-TL tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 771,75-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, d-Kocaeli Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşılan 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,e-Davacı tarafından işbu dava uğruna sarf edilen posta masrafı 791,10-TL, bilirkişi ücreti 1.800,00-TL, 419,90-TL keşif harç olmak üzere toplam 3.011,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, f-Maddi tazminat davası yönünden, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesine göre hesaplanan 43.389,76-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,g-Manevi Tazminat davası yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,ğ-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,2-)Birleşen ████████ Esas sayılı dava yönünden;a-Davanın REDDİNE,b-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.681,06 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 949,06 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı tarafından yapılan 138,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Kocaeli Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,e-Maddi tazminat davası yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,f-Manevi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,g-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,D-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;Birleşen dava davacısı ... yönünden-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, -İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcının hazineye gelir kaydına, -İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,Asıl ve birleşen dava davalısı ... Yönünden-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harçlarının hazineye irad kaydına,-Birleşen dava yönünden; yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,-Asıl dava yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.963,95 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 740,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.222,97 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, -Birleşen dava yönünden; davacı tarafından yapılan 1.683,10-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 569,40 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.252,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,Asıl dava davacısı ... Yönünden-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,-Davacı tarafından yapılan 1.683,10-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 15,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.698,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,E-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,F-)İstinaf edenlerin yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf edenlere iadesine,G-)Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 ...Başkan ... ¸e-imzalıdır....*Üye ... ¸e-imzalıdır....Üye ...¸e-imzalıdır. ...Katip ... ¸e-imzalıdır. * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*