İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kararı: Ölen kooperatif ortağının ana sözleşmede belirtilen temsilci atama yükümlülüğünü yerine getirmeyen mirasçısının, yönetim kurulu kararıyla düşürülen üyeliğinin iptali ve ortaklık tespiti davası.
Özet: Davacı, eşinin vefatının ardından kooperatif üyeliğinin kendisi adına devam ettiğini, aidatları ödemeyi sürdürdüğünü ve davalı kooperatifin zımnen temsilciliğini kabul ettiğini iddia ederek, vefat eden eşine ait üyeliğin sonlandırılmasına dair yönetim kurulu kararının iptalini ve mirasçı olarak kendisinin üye olduğunun tespitini talep etmiştir; ancak davalı kooperatif, mirasçıların vefat sonrası ana sözleşmede belirtilen üç aylık süre içinde usulüne uygun temsilci atayarak bildirimde bulunmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesi de aidat ödemelerine rağmen mirasçıların ana sözleşmenin 16. maddesinde öngörülen temsilci atama ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kooperatifin bildirim yükümlülüğü bulunmadığını belirterek, üyeliğin ana sözleşme gereği sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:█████/2025
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVA:YK Kararının İptali ile Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
KARAR TARİHİ:█████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifte kendi ve muris eşi adına hissesi olduğunu, müvekkilinin murisin hissesine ait aidat ödemelerini muris vefat ettikten sonra da yatırdığını, yapılan genel kurullara davet edildiğini, hazirun listesinde adının kayıtlı olduğunu, bu hususlar göz önüne alındığında müvekkilinin murisin zımni temsilcisi olduğunun davalı kooperatif tarafından kabul edildiğini, ancak davalı tarafından alınan yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin murisine ait üyeliğinin düşürüldüğüne hukuka aykırı olarak karar verildiğini, davalının murisin vefat ettiğini bildiğini, verasetnamenin davalı kooperatife verildiğini belirterek 11.12.2013 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini /yok hükmünde olduğunun tespitini ve müvekkilinin muris eşinin mirasçısı olarak kooperatifin üyesi ve ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif üyesi olan murisin vefat ettiğinin ve murise ait üyeliğin temsili için mirasçılar tarafından müvekkiline usulüne uygun olarak bir başvuru yapılmadığını ve temsilci belirlenerek bildirilmediğini, üyeliğin düşürülmesine dair yönetim kurulu kararının bu nedenlerle kanuna ve ana sözleşmeye uygun olduğunu, kooperatifin ayrıca bildirim yükümlülüğünün bulunmadığını belirleterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Dosyadaki belgelere göre, Muris ...'ın ölümünden sonraki iki genel kurula çağrıldığı, aidatların üye davacı ... tarafından ödenmeye devam edildiği, aidatların daha öncesinde de ... tarafından yatırıldığı için bu süre boyunca davalı Kooperatifin ... vefatını bilmediği şeklinde savunma yaptığı, üye davacı ... dahil, ...'ın vefatının mirasçıları tarafından kooperatife bildirilmediği, davalı kooperatifin yatırılan aidatların temsilci sıfatıyla ... tarafından yatırıldığı ve bu şekilde aidatların kooperatif tarafından kabul edildiği iddiasının dosya kapsamı itibarıyla desteklenmediği, Kooperatifin bu konudaki savunmasının hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, öte yandan Kooperatif Kanunu 14. maddedeki "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Ana sözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.” hükmü uyarınca davalı kooperatifin anasözleşmesinde düzenleme yapılmasının tercih edildiği ve anasözleşmedeki şartların yerine getirilmesi halinde seçecekleri temsilci üzerinden üyeliğin devam ettirilebileceğinin düzenlendiği, Ana sözleşmenin 16. maddesinin “Ferdi münasebete geçilmeden önce ölen ortağın kanuni mirasçılarının 3(üç) ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15 inci madde hükümlerine göre tasfiye edilir." şeklinde olduğu, tüm mirasçıların ölümden çok sonra kooperatife temsilci tayin etmek üzere 07.12.2023 tarihinde toplandığı, fakat temsilci konusunda anlaşamadan dağıldıkları ve sonrasında temsilci tayin edilmediği, davacının temsilci olarak seçildiğine dair dosyada bir belgenin bulunmadığı ve mirasçılar tarafından Kooperatif ana sözleşmesinin 16. maddesinin gereklerinin yerine getirilmediği, ... üye olarak Kooperatif ana sözleşmesine vakıf olduğunun kabulü gerektiği, zaten mirasçıların temsilci atamak konusunda toplandıkları da düşünüldüğünde davalı kooperatifin artık 16. madde gereğince mirasçılara ihtar yapması gerektiği savunmasının geçerli olmadığı, kaldı ki ana sözleşmede Kooperatifin bildirim yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varıldığı, ortaklıktan çıkarılmaya gelince Kooperatif Kanunu m. 16 hükmünün "çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. On günlük süre, kooperatif ortaklığından çıkarılma kararının alındığı günü takip eden günden itibaren başlar. Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir veya genel kurula itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine iptal davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı iptal davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarma kararları kesinleşir." şeklinde düzenlediği, davalı kooperatifin █████/2023 gün ve ███████ sayılı yönetim kurulu kararı ile, Merhume ...'ın vefatından sonra mirasçılarının kooperatife başvurarak temsilci tayin etmedikleri, bu nedenle ...'ın üyeliğin sonlandırıldığını, ödentilerin emanete alındığını ve durumun ilgililere bildirilmesine karar verildiği, Kooperatif ortağı olan ...'ın ..., ..., ..., ..., ..., ...olmak üzere 6 mirasçısı olduğu, ortaklıktan çıkarılmaya dair yönetim kurulu kararının noter marifeti ile, ...'ın kendisine █████/2024 tarihinde, ...'ın kendisine █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, ...'ın muhtara █████/2024 tarihinde, ...'ın muhtara █████/2024 tarihinde, ...'ın kendisine █████/2024 tarihinde, ...'ın eşine █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın davasıcı ... olup, diğer mirasçılar tarafından dava açılmadığı, ihtarnamenin ...'ın kendisine █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, ortaklıktan çıkarılma kararının iptali davası olan bu davanın açılış tarihi █████/2024 itibarıyla 3 aylık süre içinde açılmadığı, sonuç olarak davacının, davalı kooperatifin hem üyesi hem de müteveffa kooperatif ortağı ...'ın mirasçısı olduğu, iş bu davayı açmaya hakkı olduğu, ...'ın üyeliğinin ana sözleşme 16. madde kapsamında üyeliğinin sonlandırılmasına dair yönetim kurulu kararının iptali ve üyeliğin tespiti istemli iş bu davanın yukarıda açıklandığı üzere Kooperatif Kanunu M.16 uyarınca belirlenen yasal 3 aylık sürede açılmadığı, 3 aylık sürenin dava şartı olduğu ve bu şartın yerine getirilmediği gerekçesiyle Kooperatifler Kanunu'nun 16/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin davanın reddi yönünde verdiği kararın usul, yasa ve hakkaniyete tamamen aykırı olduğunu, müvekkilinin eşi ...'ın 18.03.2021 tarihinde vefat ettiğini ve davalı kooperatifin bu ölüm ile veraset durumundan ilk andan itibaren haberdar olduğunu, nitekim Üsküdar ... Noterliği yoluyla gönderilen ihtarnamelerinde bu durumu kendilerinin de açıkça ikrar ettiğini, vefat sonrasında davacı ...'ın hem kendi şahsi ortaklığı adına hem de diğer varislerin mutabakatıyla müteveffa eşini temsilen kooperatif aidat borçlarını ödemeye devam ettiğini, davalı kooperatif yönetiminin bu aidat ödemelerini 2021, 2022 ve 2023 yılları boyunca kesintisiz şekilde tahsil edip kooperatif faaliyetlerinde kullandığını ve hiçbirini davacıya iade etmediğini, Kooperatif kanunu ve ana sözleşme uyarınca ortaklık şartlarının kaybedilmesi durumunda dahi ortaklara eksiklikleri gidermesi için makul bir süre verilmesi ve ihtar çekilmesi gerektiğini, kooperatifin ise bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek dürüstlük kuralını ihlal ettiğini, ölümden üç yıl sonra kooperatif tarafından gönderilen ve üyeliğin düşürüldüğünü belirten ihtarnamenin usulsüz, kanunsuz ve yok hükmünde olduğunu, zımnen kabul edilen üyeliğin sonradan keyfi bir yönetim kurulu kararıyla sonlandırılamayacağını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda mali kayıtların incelenmesi yerine uzmanlık dışına çıkılarak hukuki yorumlar yapıldığını; mahkemenin de bu hatalı rapora dayanarak hüküm kurmasının usule aykırılık teşkil ettiğini, hukuken ölmüş bir insanın taraf sıfatı bulunmadığı için doğrudan "üyelikten çıkarma" işlemine tabi tutulmasının Anayasa ve kanunlarla açıkça çatıştığını, kooperatifin aidatları düzenli tahsil ederek mirasçıların ortaklığını zaten başlangıçtan beri kabul etmiş sayıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak kooperatif yönetim kurulunun usulsüz kararının iptal edilmesini ve tüm mirasçıları temsilen ...'ın kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, yönetim kurulu kararının iptali / yok hükmünde olduğunun tespiti ile davacının (muris mirasçıları olarak) kooperatif üyesi ve ortağı olduğunun tespitine ilişkindir.Mahkemece, Kooperatifler Kanunu'nun 16/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı tarafından istinaf edilmiştir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca kooperatif ortağının ölümüyle ortaklık sıfatı kendiliğinden sona ermektedir. Ancak kanunun devamı ve örnek kooperatif ana sözleşmelerinin 16. maddesi, ölen ortağın mirasçılarının 3 ay içinde bir temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde ortaklık hak ve yükümlülüklerinin mirasçılar lehine devam edeceğini hüküm altına almaktadır. "TMK'nın 702/2. maddesi, “Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir” hükmünü taşımaktadır. Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına dava açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. TMK'nın 702/4. maddesinde “...ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır...” hükmü öngörülmüştür. Benzer şekilde TMK'nın 640. maddesinde de vurgulanan korumadan anlaşılması gerekenin ne olduğu da önem arz etmektedir. 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girmesinden önce elbirliği ile (iştirak hâlinde) mülkiyet 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 581. maddesinde düzenlenmişti. Ancak uygulamada karşılaşılan bazı güçlüklerin giderilmesi için yeni düzenlemede TMK'nın 640. maddesine “Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır” hükmünü içeren dördüncü fıkra eklenmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, mirasta terekenin tâbi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmaları nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunması amacıyla hareket edememeleriydi. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, bu eksikliği giderme amacına yönelik olarak getirilmiştir. Buna göre; olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, el atmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan talepler, ortaklardan her biri tarafından dava yoluyla ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 20.03.2013 tarihli ve 2012/8-861E.,████████ K.; 05.10.2016 tarihli ve ███████-1243 E., ████████ K. sayılı kararları). TMK'nın 702/2. maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oybirliği ile karar vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına dava açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu durumda davanın hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilmesi gerekmektedir. Ancak dava halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bir ya da bir kısım mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açarsa, böyle bir dava reddedilir. Çünkü, bir veya bir kısım mirasçının iştirak halindeki pay üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) olanak yoktur. Diğer bir anlatımla, öteki mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması, ya da miras ortaklığına bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam edilmesi mümkün değildir ve davanın reddi gerekir. Aynı nedenle, tereke temsilcisi de, bir mirasçının yalnız kendi payı için açmış olduğu davaya icazet verip davayı devam ettiremez. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması ve öğretinin görüşü bu yöndedir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı 2001, C.1, s. 984 vd)." Somut olayda, davacı kendi miras payına ilişkin kooperatif hissesinin iptali olmazsa bedelini istemiş olup, iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerine tabi bir terekede, mirasçıların bir kısmının kendi paylarına hasren açtıkları kooperatif hissesi iptali davasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) ya da terekeye temsilci tayin edilerek onun huzurunda davaya devam edilmesine olanak da bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Y. 6. HD. 10.10.2022 tarihli █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı) "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla, ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir." hükmüne; kooperatif anasözleşmesinin 16.maddesinde ise "Ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15. madde hükümlerine göre tasfiye edilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, anılan yasa ve anasözleşme hükümleri ile getirilen düzenlemenin amacı ve özü gözetildiğinde ölen ortağın mirasçıları ortaklığa devam edip etmeyecekleri konusunda uyarılmaları gerektiğinden davalı kooperatifçe ölen ortakların mirasçılarına bu hususta tebligat yapılmadan murislerinin üyeliğinin düşürülmesi usulsüz olduğu gibi, ölen ortakların mirasçılarının genel kurula çağrılmaması da usulsüz olmuştur." (Y. 23. HD. 01.03.2013 tarihli █████████ E. █████████ K. Sayılı İlamı) Murisin 18.03.2021 tarihinde vefat ettiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacının kendisinin de kooperatifte üye olduğu, muris eşi adına üyelik aidatını vefat tarihine kadar kendisinin ödediği, 2021 ve 2022 yılı Genel Kurul Hazirun Cetvelinde muris ... ismine yer verildiği, davacının muris adına toplantıya katıldığına ve temsil edildiğine dair bir bilgiye hazirun cetvelinde yer verilmediği, bu tespitlere göre davalı kooperatifin 16.05.2022 tarihli genel kurula davet yazısına kadar ölümden haberdar olmadığı anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin 16.05.2022 tarihli genel kurula davet yazısından sonra mirasçılar tarafından veraset ilamının kooperatife sunulmasından sonra haberdar olduğu, mirasçıların bu tarihten sonra temsilci belirlemedikleri, daha sonra en son tüm mirasçıların 07.12.2023 tarihinde kooperatif merkezine giderek temsilci belirlemek istedikleri ancak anlaşamamaları üzerine temsilci belirleyemedikleri, akabinde davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından mirasçıların tek tek aranmasına rağmen muris ortaklığı adına mirasçıların temsilci belirlemedikleri ve aidat ödemedikleri gerekçesiyle 11.12.2023 tarihli karar ile murisin ortaklığının düşürülmesine ve kooperatife muris adına yatırılan tüm paranın da emanete alınmasına karar verildiği, bu kararın icrası kapsamında 27.12.2023 tarihli ihtarnamenin de tüm mirasçılara gönderilerek tebliğ edildiği, davacıya bu ihtarnamenin 04.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu eldeki davanın da 26.04.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
1-Somut olayda, davacı yönetim kurulu kararının iptali davasını tüm mirasçılar adına tek başına açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Çünkü dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacı temsilci olduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda dava hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
2-Taraf teşkili sağlandıktan sonra da, davalı kooperatif tarafından ölen kooperatif ortağının mirasçılarına Kooperatif Kanunu'nun 14. ve Ana Sözleşmenin 16. ve 10. maddelerindeki haklarının yazılı olarak bildirilmesi gerektiği dikkate alınarak davalı kooperatifçe bu hususun yerine getirilip getirilip getirilmediği de karar yerinde tartışılarak davacının murisinden kaynaklı kooperetif üyeliğinin devam edip etmediğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Y. 23. HD. 18.01.2021 tarihli █████████ E. ███████ K. Sayılı ilamı) Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!