Zilyetlik İddiasıyla Kadastro Tespitinin İptali ve Tescil Talebiyle Açılan, Hazine Adına Kayıtlı Taşınmaz Davasının Bozma Sonrası Esas Hakkında Verilen Kararı
Özet: Kadastro tespiti sırasında Hazineye ait olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilen 5.700 m²lik tarla vasıflı taşınmazın, 20 yılı aşkın süredir davacı murisinin zilyetliğinde olduğu iddiasıyla açılan tescil davasında, ilk mahkeme usul eksikliği nedeniyle davayı açılmamış saymış; ancak Yargıtay, vekile tebligat yapılmaması ve görevsizlik gerekçeleriyle kararı bozunca, ilk derece mahkemesi yeniden yaptığı yargılamada keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın metruk mal olmadığını, davacı murisi tarafından nizasız ve fasılasız 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullanıldığını ve tarla vasfını koruduğunu tespit etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2024/5 E., 2025/8 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 96... parsel sayılı 5.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 20 seneyi aşkın süredir ...'in zilyetliğinde bulunduğu, ..den metruken Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğu, zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilerek ve tutanağının beyanlar hanesine ...'in işgalinde olduğuna dair şerh verilmek suretiyle tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacıların murisi ... dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 1 96... parsel sayılı taşınmaza yönelik yapılan itirazının .. Kadastro Komisyonunun 18.10.1975 tarihli ve 58 sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu taşınmazı 40 yıldan beridir nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, taşınmaza ait Hazinenin herhangi bir tapusunun olmadığını, ..den kaldığı iddiasının doğru olmadığını, ...'ın sadece .. ait olmadığını, tespit sırasında mahalli bilirkişilerin beyanları ile bu hususunun tespit edildiğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra zilyetlik iddiası ile tescil davasını açtığını, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit gördüğünü, tespite yapılan itirazın reddedilmesi sebebiyle ... adına tapuda tescil edildiğini, kadastro tespitinin kesinleşmesiyle tapuya tescil edilen taşınmazların tescilinden sonra sürdüğü iddia edilen zilyetliğin kural olarak tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılması mümkün olmadığından değer ifade etmeyeceğini, tapulu taşınmazların imar, ihya ve zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceğini, zamanaşımı ve husumet yönündeki itirazlar dikkate alınarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.12.1978 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile süresi içerisinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ...'in bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "6100 sayılı Kanun'un 73, 81, 82... . Avukatlık Kanunu'nun 41., Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligatın zorunlu olduğu, bu nedenle davacı tarafa duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi kararının isabetsiz olduğu, 3402 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi dikkate alınarak Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''yapılan keşif, alınan tanık beyanları, fenni ve zirai bilirkişi raporları ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler nazara alındığında; dava konusu taşınmazların emval-i metruke olmadığı, mer'a, yaylak, kışlak gibi Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olmadığı, samimi, inandırıcı, birbiriyle tutarlı ve somut bilgiler içeren mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, çekişmeli taşınmazın müteveffa davacı ... tarafından nizasız ve fasılasız olarak 1975 tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile malik sıfatıyla kullanıldığı, bu hususun tespit tutanağında açıkça ifade edildiği, belgesizden edinmiş olduğu taşınmaz miktarının 14. maddede yazılı miktarları aşmadığı, dava konusu taşınmaza komşu 2 55... parsel sayılı taşınmazın kararı ve ek inşaat bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taşınmazın 1986 yılında imar planına alındığı, jeodezi raporu ile tespit ve öncesi tarihe ait hava fotoğraflarında, taşınmazın sınırlarının belirli ve üzerinde tarımsal faliyette bulunulduğu, inşaat bilirkişi raporunda belirtildiği üzere üzerindeki yapıların 3-4 yıl öncesine ait olduğu, taşınmazın DSİ sulama ağında bulunduğu, keşif tarihi itibari ile taşınmaz üzerine yapılar bulunsa da taşınmazın tespit tarihi itibari ile tarla vasıflı olduğu, sulu işlenebilir ve tarım yapmaya uygun bulunduğu, tespit tarihi olan 19 75... yılı hava fotolarında da taşınmazın toprak yapısının tarım arazisi olarak kullanılıp işlenildiğine dair belirti/doku farklılığı bulunduğu, tapuda tescilli tarım arazileri ile benzer özellikler taşıdığının belirtildiği, teknik bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişilerin anlatımlarının tutarlı olduğu, birbiri ile örtüştüğü, müteveffa davacının dava konusu taşınmazı imar ihya edilerek 20 yılı aşkın şekilde nizasız fasılasız kullandığı, dava konusu taşınmazın imar planının tespit tarihinden sonra kesinleştiğinin dosya kapsamına göre sabit olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ...'in mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülk edinilebilmesi için taşınmaza ve zilyede ilişkin olarak bazı olumlu ve olumsuz şartların hep birlikte sağlanmasının gerektiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu da gözönünde bulundurulduğunda tutanakların kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastro uygulamasından önceki hukuki sebeplere dayanılarak açılan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davaları da dahil davaların dinlenmesinin önünün kapatıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken kabule karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kanunlar uyarınca Devlete kalan gayrimenkullerin tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini, 25.02.2025 tarihli bilirkişi raporlarına dayanak olarak gösterilen hava fotoğrafı tarihlerinin 19 65... yıllarına ait olması sebebiyle zamanaşımı ile iktisap için gerekli olan 20 yıllık süreyi ispatlayacak nitelikte olmadığının tespiti gerekirken gerekçeli karara dayanak olarak bu raporun gösterilmesinin bozmayı gerektirdiğini beyan ederek, kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!