Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, kimyasal tedariki sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ayıplı mal iddiasıyla ilgili itirazın iptali davasında istinaf kararı vermiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, uzun yıllardır süregelen kimyasal ürün tedariki sözleşmesinin davalı tarafından ayıplı mal iddiasıyla haksız yere feshedildiğini ve davacının alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği bir davanın istinaf incelemesini kapsamaktadır; davacı, ürünlerin ayıplı olmadığını ve feshin haksızlığını ileri sürerken, davalı ise yetki itirazında bulunarak, teslim edilen kimyasalların laboratuvar analizleriyle sözleşme şartnamesindeki konsantrasyon değerlerinin çok altında olduğunun tespit edildiğini savunmaktadır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararASIL DAVADAVACI : ....VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : █████/2020BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası; DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : İstirdatDAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kimya sanayi ve buna bağlı her türlü ham maddelerin, yan ürünlerin ve yardımcı maddelerin üretilmesi, alımı, satımı, ithalatı, ihracatı ve ana sözleşmesinde belirtilen diğer konularda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 2013 yılında davalı şirket tarafından yapılan ihale doğrultusunda taraflar arasında yapılan sözleşmeler doğrultusunda davalı şirket ile çalışmaya başladıklarını, davalı tarafından yıllık olarak yapılan ihalelerin her seferinde müvekkili üzerinde kaldığını, en son 2019 yılında yapılan ihale sonrasında █████/019 tarihli Petrol ve █████/2019 tarihli 12 adet genel kimyaların █████/2019-█████/2019 tarihleri arasında alım satım için satın alma emri başlıklı sözleşmeler ve sözleşmelerin eki olan Posco Assan Tst (MRO) Operasyon&Sarf Malzemeleri Genel Satın Alma Şartnamesi imzalandığını, ayrıca 4 konteyner HF %55 BPA'nın █████/2019-█████/2020 tarihleri arası alım/satımı için █████/2019 tarihli satın alma emri başlıklı sözleşme ekinde yer alan Genel Satın Alma Şartnamesi ce İSG Çevre Talimatı imzalandığını, müvekkili tarafından imzalanan sözleşmeler doğrultusunda talep edilen ürünleri kendisine bildirilen sevk planına uygun olarak davalıya teslim ettiğini, bu şekilde 6 yıl çalıştıklarını, ancak 2019/Ağustos ayı ve sonrasında davalı tarafın ürün talep etmemeye, aylık sevkiyat planlarını göndermemeye başladığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı tarafça teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesi ile noterlik aracılığı ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından yine noterlik aracılığı ile cevap verilerek feshi kabul etmediklerini, feshin haksız olduğunu bildirdiklerini, müvekkili tarafından davalıya hiçbir şekilde ayıplı ürün teslim edilmediğini, ayrıca davalı tarafından ayıp ihbarında bulunulmadığını, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından alacaklarının tahsili yönünden Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün ███████████ Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, icra dosyasına yapılan asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, kötüniyetli karşı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere üst hatten icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan olduğu sözleşmelerde tarafların uyuşmazlıklarının halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia etmekte ise de davacı vekilinin iddiaları yerinde olmadığını, müvekkili ile davacı tarafın birden fazla sözleşme yaptıklarını, yapılan sözleşme/şartnameden anlaşılacağı üzere sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıklarda Kocaeli Mahkemeleri yetkili olarak kararlaştırıldığını, müvekkilinin adresinin de İzmit/KOCAELİ olduğunu, davalının yetkisizlik nedneiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ Değişik İş sayılı dosyada davalı tarafça satılan kimyasallardan halen elinde bulunan Sodyum Bisülfit %35 (NaHSO3) isimli kimyasalın numune alınarak söz konusu kimyasalın sözleşmede belirtilen ve teknik şartnamede ve standartlarda olması gerekli konsantrasyon değerini taşıyıp taşımadığı yönünde analiz yaptırılması talebinde bulunulduğunu, Mahkemece Kimya Yüksek Mühendisi Dr Öğretim Üyesi Ramiz Gültekin AKAY tarafından Tubitak’ta analiz yapılarak alınan █████/2020 tarihli raporda, tespit konusu olan kimyasalın her iki tanktanda alınan örneklerinin ağırlıkça yüzde oranlarının sözleşmede ve karşı taraf raporlarında bulunan %35 ve %36,2 değerlerinin önemli miktarda altında kaldığı ( %29,2 ve %22 ) tespit edildiğini, dava konusu davacı firmadan alınan kimyasal malların gizli ayıplı olduğunun tespiti, kullanılmayan ürünlerin iadesi, borçlu olmadığımızın tespiti, kullanılmış ürünler yönünden ayıp oranında bedelden indirimi, fazla ödenen miktarın ödenen miktarın istirdatı ve müvekkilin ayıplı mallar nedeni ile uğramış olduğu zararın tazminine ilişkin İstanbul Anadolu 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasında █████/2020 tarihinde dava açıldığını, dava konusunun iş bu dava konusu ile aynı olduğundan ve davaların sonucu iş bu davanın yargılama safahatını etkileyeceğinden İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasının sonucunun beklenilmesini, esas yönden ise davacının teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili tarafından sunulan █████/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin soğuk haddeleme teknolojisi dünyanın önde gelen paslanmaz çelik üreticisi olduğunu, üretimde kullanmak üzere 2013 yılından itibaren davalı şirketen en son 2019 yılında yapılan ihale sonrasında █████/2019 tarihli Petrol ve █████/2019 tarihli 12 adet genel kimyaların █████/2019-█████/2019 tarihleri arasında alım satım için satın alma emri başlıklı sözleşmeler ve sözleşmelerin eki olan Posco Assan Tst (MRO) Operasyon&Sarf Malzemeleri Genel Satın Alma Şartnamesi imzalandığını, ayrıca 4 konteyner HF %55 BPA'nın █████/2019-█████/2020 tarihleri arası alım/satımı için █████/2019 tarihli satın alma emri başlıklı sözleşme ekinde yer alan Genel Satın Alma Şartnamesi ve İSG Çevre Talimatı imzalandığını, firma çalışanı ihbarı üzerine davalı tarafından teslim edilen ürünlerin bağımsız test kuruluşlarında analizlerinin yaptırıldığını, ürünlerin sözleşmede belirtilen standartları taşımadığını, davalı firma tarafından teslim edilen analiz sonuçlarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili tarafından noterlik aracılığı ile ayıp ihbarında bulunulduğunu ve sözleşmenin feshedildiğini, ancak davalı tarafından yine noterlik aracılığı ile verilen cevapta ayıp iddiasının ve sözleşmenin feshinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkili tarafından kullanılmayan fatura konusu malların iadesi ile müvekkili tarafından kullanılan ürünlerin iadesi mümkün olmadığından ayıp oranında ödenen fatura bedellerinin istirdadını talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili tarafından sunulan █████/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yetkili mahkemenin İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle dosyada yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı tarafça İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, iş bu dava ile tarafların ve uyuşmazlığın aynı olduğunu, davaların birleştirilmesine karar verilmesini, esas yönden ise davacı tarafça herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, müvekkilinin sözleşme yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesince; "...ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Davanın KISMEN KABULÜ ile;1-Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün ███████████ esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline,2-Takibin 23.060,11 USD ve 11.919,12 EURO asıl alacak üzerinden devamına, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacının icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; Davanın KISMEN KABULÜ ile;1-Davacının iade edilen malların fatura bedelinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine,2-Davacı uhdesinde bulunan, aşağıda miktarı, niteliği ve değeri yazılı malların davalıya iadesine,İÇERİĞİ IBC TANK ADET TANK KAPASİTESİ ORT. (KG) TOPLAM KG FİYAT (USD) TUTARI KDV TOPLAMSodyum Hidroksit 4 1310 5240 0,24 1257,6 172,8 1430,4Sodyum Bisülfit 2 1475 2950 0,105 309,75 55,755 365,505Süfürik Asit 1 1325 1325 0,08 106 19,08 125,08Hidroklorik Asit 2 1200 2400 0,134 321,6 57,888 379,488 TOPLAM (usd) $2.300,473-Davacının satın alınan ve faturaya konu edilen ürünler yönünden bedelde indirim talebinin reddine,4-Davacının ayıplı malların teslimi nedeniyle mahkememiz tarafından TBK nın 52 maddesi uyarınca takdir edilen ve davacının uğramış olduğu 3.000 EURO ve 2.000 USD zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının döviz mevduatına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davacının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiği, iddia edildiği gibi hatalı bir rapor ve ayıplı bir ürünü hiçbir zaman teslim etmediğini, asla hileli bir eylemi olmadığı ve 6 yıldan fazla devam eden süreçte davacı şirkete bu yönde herhangi bir ihbarda/bildirimde bulunulmadığı, ayrıca karar tarihi itibari ile vekalet ücreti hesaplanması gerekirken bu yönden de eksik ve hatalı kararın kaldırılmasını, yeniden hüküm kurularak karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı esas alınarak lehlerine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini; Birleşen dava yönünden; Mahkemenin maddi gerçeğe aykırı olacak şekilde davacının, şirketin eski çalışanı olduğunun kabulüyle verdiği kararın akıl ve mantığa aykırı olduğunu, davalı/birleşen dava davacısının yasal süreler geçtikten sonra dile getirdiği iddiaların hukuken dinlenmesinin mümkün olmadığını, özellikle bilirkişilerin davacının yokluğunda yaptığı keşifte ürünlerin olmadığı belirtildiği halde iade yönünde karar vermesinin mantık kuralları ve hukuk kaideleri içinde açıklanmasının mümkün olmadığını, hazırlanan ve maddi hata içerir eksik inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarının esas alınarak birleşen davada verilen kararın bu yönden de kaldırılmasına ve reddine karar verilmesini, Mahkemenin yabancı para cinsinden karar vermiş olmasının da kanuna ve usule aykırı olduğunu, bu hususun olmadığı düşünülse bile yabancı para alacaklarında harca esas değer, dava tarihi veya ıslah tarihi itibariyle yabancı paranın Merkez Bankası satış kuru üzerinden hesabı gerekirtiğinin izahtan vareste olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davacının fatura konusu mallarının ayıplı ve hileli olduğu davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğunun ortaya çıkmış olduğu, karşı tarafın ticari defterlerinde yazan miktardan davalının sorumlu olmasının mümkün olmadığı, açılan haksız davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu: Birleşen dava yönünden; taraflarınca kullanılmayan ürünler yönünden iade, kullanılan ürünler yönünden ise iade olmayacağından bedelde indirim talep edildiği, kullanılan ürünler yönünden sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkının kullanılabilmesinin mümkün olmadığını, ayıplı malların her birinin kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğini, ancak mahkemece hatalı bir değerlendirme yapıldığını, esasında dosya kapsamında alınan raporlarda bu yönde bir hesaplamanın da yapılmadığını, eksik zarar tespiti yapılarak eksik hüküm kurulduğunu, Bilirkişiler tarafından zararları yönünden yapılan hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gerçeklerle uyuşmayan ve kendi lehine olabilecek şekilde çarpıttığı özeti kabul etmediklerini, 6 yıllık süreçte bu yönde bir ihbar olmadığını, faturaların kabul edildiğini iddia etmişse de bu beyanların yersiz olduğu dosya kapsamında ki bilgi, belge ve evraklarla sabit olduğunu, dosya kapsamında tüm bu hususlar ispatlanmış olup davacı tarafın ağır kusurlu olduğunun Mahkemeninde kabulünde olduğunu, davacı/karşı davalı tarafın vekalet ücreti yönünden yaptığı yersiz itirazların da reddini talep ettiklerini, davacı taraf bu ürünler kendisine ait değilmiş gibi mahkemeyi yanıltmaya çalışmışsa da bu ürünlerin davalı taraftan temin edildiği dosya kapsamında sabit olduğunu, davacıdan satın alınan kimyasalların taahhüt ve beyan edilenden daha düşük bir konstrasyon oranları taşıması, yıllar içinde davalının daha fazla kimyasal almasına sebep olduğu ve davacı tarafın kötüniyetli ve haksız bir şekilde şekilde kar ettiği, davalı şirketin ise bu durumdan zarar ettiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Asıl dava itirazın iptali talebine, birleşen dava ise satışa konu malların ayıplı olmasından kaynaklı ayıplı malın iadesi, bedelinin tahsili, ayıp oranında indirim ve ayıp nedeniyle uğranılan zararların tazmini taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır.İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında bir kısım kimyasal malzemenin asıl davacı- birleşen davalı tarafından asıl davalı-birleşen davacı tarafa satışı hususunda sözleşmeler bulunduğu, asıl dosya davacısının iddiasına göre asıl davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, ancak davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalının başlatılan takibe satışa konu malların ayıplı olduğundan bahisle itiraz edildiği, satışa konu malların ayıplı olmadığından ve dava asıl davalının ödeme yapmadığından bahisle eldeki davanın açıldığı; birleşen dosyada asıl davalı-birleşen dosya davacısı tarafından satışa konu malların ayıplı oldukları, sözleşmedeki saflık oranında olmadıklarının kendilerine gelen ihbar maili ve yapılan analizler ile öğrenildiğinden bahisle sözleşmeden dönüldüğü, kullanılmayan malzemelerin asıl davacıya iadesi, anılan malların bedellerinin asıl davalıya ödenmesi, kullanılan malzemeler yönünden ayıp oranında indirim uygulanması, ayıplı mallar nedeniyle daha fazla ürün kullanılması gerektiğinden uğranılan zararın tazmini için birleşen davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.Uyuşmazlığın çözümü bakımından satım sözleşmesi ve ayıp kavramları üzerinde de durulması gerekmektedir.Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz."Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK.223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK.231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez.6100 sayılı yasanın 193.maddesine göre; Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.Somut olayda; davacı ile davalı arasında bir kısım kimyasal malzemelerin satışının yapılması hususunda yazılı sözleşmeler olduğu, sözleşme kapsamında asıl dosya davacısının davalıya satışını yaptığı perol, sodyum bisülfat ve sodyum hidroksit malzemeleri yönünden asıl davalı tarafça malzemelerin ayıplı olduğu savunulmuş, davacı ise ürünlerin ayıplı olmadığını, bir kısım fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmiştir.Dosya kapsamında taraf defterlerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarına göre her iki tarafın ticari defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi kapsamında usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, her iki tarafın birbirini doğrulayan kayıtlarına göre davacının davalıdan 25.360,58 USD ve 11.919,12 Euro alacaklı olduğunun tespit edildiği, taraf defterlerinin bu şekilde birbirleri ile uyumlu olduğu anlaşılmış ve sözleşme ile faturadan kaynaklı olarak davacının teslimi yapılan mallar nedeniyle davalıdan 25.360,58 USD ve 11.919,12 Euro alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.Asıl davalı cevabında anılan malların ayıplı olduğunu savunmuş, birleşen davada da aynı iddiasını yineleyerek alacak talebinde bulunmuştur. Asıl dosya davalısı tarafından dosyaya sunulan 02.10.2019 tarihli SGS Supervise Gözetleme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. tarafından yapılan perol kimyasalına ilişkin analiz sonucu, Kocaeli 2. Sulh Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyasında yapılan sodyum bisülfat kimyasalına ilişkin bilirkişi raporu ve Tübitak analiz sonucu ile eldeki dosya kapsamında yapılan sodyum hidroksit kimyasalına ait analiz sonucuna göre numune alınan malzemelerin sözleşmede belirlenen oranlarda olmadıklarından gizli ayıplı oldukları bilirkişi tarafından değerlendirilmiş, mahkemece bu tespitlere göre malların ayıplı olarak satışının yapıldığı kanaatine varılmıştır.Ancak; taraflar arasında imzalanan “Genel Satınalma Şartnamesi”nin 4.maddesinde satın alma talimatnamesinde veya sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça satıcının malları Posco Assan TST İzmit tesisinde teslim edeceği ve alıcının muayenesini talep edeceği, aynı şartnamesinin 5.maddesinde teslim edilen malzemelerin muayenesi ve kabulünün Posco Assan TST İzmit tesisinde yapılacağı, muayene sonrası teknik olarak uygunsuz malzemelerin yazılı olarak reddedileceği, aynı şartnamenin 6.maddesinde ise alıcı tarafından Posco Assan TST İzmit tesisinde gerçekleştirilen muayene, test ve numune alma işlemlerinin sonuçlarının geçerli ve kesin olduğu düzenlenmiştir. Anılan yazılı maddelerden de anlaşılacağı üzere alıcının teslim edilen ürünleri depoda muayene ve gözden geçirme ile numune alma yükümlülüklerinin olduğu, anılan işlemlerin kesin ve geçerli olduğu açıkça düzenlenmiş olup, bu düzenlemeler 6100 sayılı yasanın 193.maddesi kapsamında yazılı bir delil sözleşmesi mahiyetinde olduğu ve anılan şekilde yapılmayan numune alma ve muayene işlemlerinin sözleşmeye uygun olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Dairemizin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı), bu nedenlerle birleşen dosya davalısı tarafından yaptırılan 02.10.2019 tarihli analiz ile Kocaeli 2. Sulh Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitlerin sözleşmeye uygun olmadığı, mahkemece dosya kapsamında yapılan numune alma işleminin 11.01.2023 tarihi olduğu, dosyaya gelen 01.06.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda anılan kimyasalların uygun şartlarda raf ömürlerinin 1-2 yıl civarı olduğu, bu süreden sonra çözeltinin konsantresinin ve etkinliğinin azalabileceğinin tespit edildiği, numune alınan malların teslim tarihleri netleştirilemediği gibi, son teslim tarihinin baz alınmasında dahi buna göre mahkemece alınan numunelerin tarihinin numunelerin tesliminden yaklaşık 3,5-4 yıl sonra olduğu, bu nedenle sağlıklı bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda asıl dosya davacısının teslim ettiği malların asıl dosya davalısı tarafından ayıplı olduğu usulüne uygun olarak ispat edilemediğinden asıl davanın kabulü ile asıl birleşen davanın reddi gerekirken (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Dairemizin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı), hükümde yazılı şekilde her iki davanın da kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır.Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ödeme" başlıklı 99. maddesinde; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Anılan maddede belirtilen seçim hakkı yenilik doğuran hak niteliğindedir. Bu hak tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılır ve karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur. Bunun değiştirilmesi ancak diğer tarafın muvafakatı ile yani tarafların bir değiştirme sözleşmesi yapmaları ile mümkün olur. Bu nedenle inşai bir hak olan seçim hakkından rücu mümkün değildir. Seçim hakkı yenilik doğuran bir hak olduğu için bir defa kullanılmakla sona erer (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 27. Baskı, Ankara 2022, s.1093-1094; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 26. Baskı, Ankara 2022, s. 777, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-305 esas ████████ karar sayılı ilamı).Eldeki olayda birleşen davada birleşen dosya davacısı taleplerini Türk Lirası üzerinden talep etmiş olmakla seçim hakkını Türk Lirası olarak kullanmış olup, bunun ıslah ile değiştirilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle mahkemece birleşen dava yönünden Ülke parası üzerinden değerlendirme yapılması gerekirken yabancı para üzerinden hüküm kurulması da hatalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-305 esas ████████ karar sayılı ilamı).Yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava tarihindeki kur dikkate alınmak suretiyle davanın harçlandırılan değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden (Benzer yönde Yargıtay 3. HD'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı) asıl dosya davacısının bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.Asıl dosya davacısının reddedilen icra inkar tazminatı yönünden açıkça istinaf edilmediğinden bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.Bu nedenlerle; asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısının istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısının diğer istinaf istemleri ile asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısının tüm istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısının tüm istinaf istemlerinin REDDİNE,2-)Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısının istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE, diğer istinaf istemlerinin reddine; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,ASIL DAVA YÖNÜNDEN:a-Davanın KABULÜ ile; davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün ███████████ esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin aynen DEVAMINA,b-Davacının icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE,c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 15.052,79 TL harçtan, peşin alınan 3.763,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.289,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,ç-Davacı tarafından yapılan 3.817,62 TL harç ve 4.467,02 TL sair gider olmak üzere toplam 8.284,64 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,d-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,e-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,f- Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDENa-Davanın REDDİNE ile;b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL harcın, yargılama sırasında alınan 985,89 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 253,89 TL’nin davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 40.415,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,e-Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,3-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısına iadesine,c-Asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı tarafından yapılan (1.683,10x2)-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 40,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.406,20-TL'nin asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısından tahsili ile asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısına verilmesine,ç-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 15.052,85 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.680,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 11.372,85 TL istinaf karar harcının asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısından alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, d-Birleşen dava yönünden alınması gerekli maktu 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 839,64-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 107,64-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısına iadesine,e-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı üzerinde bırakılmasına,f-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,g-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Kocaeli İcra Dairesi █████████ Esas ile Kocaeli İcra Dairesi ████████ E. sayılı dosyasına sunulan teminatların (nakit/teminat mektubu) yatıranlara iadesine,ğ-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi..█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*