Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davası, profil kalıbı ve ürün satışından kaynaklanan 807.293,56 TLlik cari alacağın tahsili ve ticari sözleşmelerin ihlalini konu almaktadır.
Özet: Davacı firma, davalı firmadan üç sözleşme kapsamında özel olarak üretilmiş profil kalıpları ve profil ürünlerinin bedeli olarak 807.293,56 TL tutarındaki cari alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı ilamsız icra takibine davalının "borcum yoktur" diyerek haksız itiraz etmesi ve sözleşmesel sipariş taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle duran takibin devamı için bu itirazın iptalini, icra inkar tazminatı ve faiz talebiyle mahkemeden talep etmektedir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle; Davacı müvekil firmanın davalı yan ile arasındaki sözleşmelere istinaden birtakım faturalara dayalı profil kalıbı ve profil ürünü üretim ve satış işlemlerini yaptığını, devamında davalı yan bu faturaları defterine işlediğini, ancak davalı yan, davacı müvekkilinin cari alacağı olan 807.293,56 TL bakiye ödemesini yapmadığını, davacı müvekkili ödeme yapılmaması üzerine bakiye alacağı için Konya .İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasından ilamsız icra takibi yaptığını, davalı yan söz konusu takibe yetkiye ve borca "böyle bir borcum yoktur" diyerek itiraz ettiğini, itirazın üzerine takip durduğunu, itirazın iptali davası açılabilmesi için dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapıldığını, söz konusu toplantıda anlaşma sağlanamaz. Arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşamama tutanağı tutulduğunu, Faturaları kabul edip, defterine de işleyen davalı yanın söz konusu itirazı borcunu ödememek için olduğu çok açık olduğunu, icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali amacıyla işbu itirazın iptali davasını açtıklarını, işbu davada davalı taraflar tacir ve ticari işletmeleri ile alakalı alacak davası olmasından ötürü özel mahkemeler görevli olup asliye ticaret mahkemesi, HMK 10 hükmünün sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesini yetkili kılması gereğince dava konumuzun faturadan kaynaklı alacak olmasında ötürü ve dolayısıyla TBK 89/1 uyarınca para borçlarının ifa yeri alacaklının ikametgahı olmasından ötürü Konya mahkemeleri yetkili olduğu için Konya Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili ve görevli olduğunu, Konya Arabuluculuk Bürosunda yapmış olduğu arabuluculuk başvurusuna davalı borçlu yetki bakımından itiraz ettiğini, itirazı değerlendiren Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı kararında yetkili büronun Isparta Arabuluculuk Bürosu olduğunu belirttiğini, ancak, bu karar hukuka aykırı ve hatalı değerlendirme içermekte olup kesin nitelikte olduğu için kanun yoluna başvurulamadığını, takibin temelinde cari hesap alacağı olduğunu, para borçları götürülecek borç olması nedeniyle alacaklının ikemetgah icra dairesi yetkili olduğunu, bu nedenle Konya İcra Daireleri ve Konya Arabuluculuk Bürosu yetkili olduğunu, ancak hak kaybı yaşanmaması adına çekinceleri başvuru dilekçesinde ileri sürerek Isparta Arabuluculuk Bürosunda ... nolu başvuruyu yaptıklarını, arabuluculuk aşaması anlaşamama ile sonuçlandığını, dava dilekçesinde HMK 119 gereğince aranan tüm hususlar bulunduğunu, davanın HMK 105 gereği itirazın iptalini içerdiği için eda davası olduğunu, söz konusu takip için sadece asıl alacak hakkında dava konusu edildiğini, işbu davanın temelinde icra takibi olduğu için İİK 67 hükmü gereğince itirazın iptali ile icra-inkar tazminatı ve faiz konusunda talepleri bulunduğunu, Taraflar arasındaki 16.03.2023 tarihli 8 adet kalıba ilişkin 11.10.2023 tarihli 13 adet kalıba ilişkin ve 20.10.2023 tarihli 7 adet kalıba ilişkin olmak üzere toplamda 28 adet kalıba ilişkin üç adet sözleşmeye göre davacı müvekkil, davalı yana sipariş ettiği profil kalıplarını üretecek, davalı yan da bu kalıp bedellerini ödeyeceğini, profil kalıpları davalının istediği ölçü ve şekilde davalıya özel olarak üretileceğini, bu profil kalıplarına hammadde dökülmesi ve gerekli işlemlerin yapılması ile de profil üretildiğini, taraflar arasındaki 16.03.2023 tarihli sözleşmeye göre sözleşmede belirtilen profil kalıpları için 31.05.2024 tarihine kadar her bir kalıp için 10'ar ton profil ürünü siparişi taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilmemesi halinde kalıp bedellerini davalının ayrıca ödemesi; taahhüt yerine getirilirse kalıp bedellerinin davacı müvekkil üzerinde bırakılması kararlaştırılır. Diğer 11.10.2023 tarihli sözleşmede ise belirtilen profil kalıplarının %50'lik kısmını davalının her halükarda ödemesi; kalan %50'lik kısmın ise her bir kalıp için 10'ar ton profil ürünü siparişi taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilmemesi halinde davalının ayrıca ödemesi kararlaştırıldığını, müvekkilini davalının istediği bu profil kalıplarını ürettiğini, Bu kalıplar davalıya özel olarak üretildiğinden davacı müvekkilin sözleşme haricinde kullanabileceği kalıplar olmadığını, devamında, davalı yanın siparişlerine göre profil ürünleri üretilerek davalı yana satılır ve bedelleri faturalandırıldığını, bu faturalar taraf defterlerinde kayıtlı olduğunu, ancak davalı yan, sözleşmelerde belirtilen kalıp başına 10'ar tonluk profil sipariş taahhütlerine uymaz, sözleşmelere aykırı davranarak siparişleri taahhütlerinin çok altında kaldığını, ekteki listede de 3 adet sözleşmeye konu 28 farklı profil kalıbının her birinden çıkacak 10'ar ton profilin siparişi taahhüt edilmiş olması rağmen her bir kalıptan kaç adet sipariş verildiği açıkça gösterildiğini, bu listeye göre de profil siparişlerinin sözleşmelerde taahhüt edilen miktarın çok altında olduğu görüldüğünü, davalının davacı müvekkilin göndermiş olduğu faturaları teslim aldığını, söz konusu faturaları defterine işlediğini, fatura konusu malları da teslim aldığını, HMK 222 hükmü uyarınca davacının kesmiş olduğu faturayı defterine işleyen davalı taraf borcun varlığını kabul etmiş sayıldığını, bir başka ifadeyle faturanın deftere işlenmesi tek başına borcun varlığının kabulü için yeterli kabul edildiğini, gelinen aşamada davalı taraf basiretli bir tacirin yapması gerekenin aksine defterlerindeki kayıtların aksi yönde borcunun olmadığını iddia ettiğini, davalı, cari hesap borcunu ödemediğini, bu nedenle davacı müvekkilinin cari hesap alacağı hakkında icra takibi başlatıldığını, tüm bu nedenlerle şirketlerin piyasanın içinde bulunduğu zor ekonomik durum nedeniyle mal kaçırma ihtimaline karşı davalının taşınır ve taşınmaz mallarının şimdilik dava değeri olan 807.293,56 TL üzerinden İİK 257/2 uyarınca ihtiyati haczine, söz konusu ihtiyati haciz kararının infazı için Konya .İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasına müzekkere yazılmasına, davanın kabulü ile davalının Konya .İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak miktarı olan 807.293,56 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, kabul olanan kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhine takip tarih olan 04.12.2024 tarihinden bu yana değişen oranlarda ticari temerrüt faizine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle yetki itirazlarının söz konusu olduğunu, icra takibine de aynı saikle itiraz ettiklerini, ancak davacı taraf yetkisiz İcra Müdürlüğünde işlemlere devam ettiğini, aynı zamanda bu itibarla mahkemenin de yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkeme ve icra dairesi Isparta İcra Daireleri/Mahkemeleri olduğunu, arabuluculuk aşamasında da yetkiye itiraz ettiklerini, dosyanın ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Isparta Arabuluculuk Bürosuna gönderilmesine karar verildiğini, aynı şekilde yetki itirazları devam etmekte olup yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı müvekkilin şirket merkezinin bulunduğu yer Isparta olmakla yetkili Mahkeme ve İcra Dairesi de Isparta İcra Daireleri/Mahkemeleri olduğunu, dosyanın Isparta İcra Daireleri /Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı taraf yapmış olduğu icra takibinde sadece asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırma yaptığını, faiz yönünden herhangi bir harçlandırma yapmadığını, bu itibarla davacı tarafa faiz yönünden mevcut taleplerinden vazgeçip vazgeçmedikleri ya da icra dosyasında kısmen iptal mi istedikleri noktasında dava dilekçesinin açıklattırılması gerektiğini, dosya kapsamında sunulmuş olan teklif satış sözleşmelerindeki imza şirket yetkilisine ait olduğunu, davacı tarafça söz konusu sözleşme aslının dosyaya sunularak imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, ayrıca dosya kapsamındaki sözleşmelerdeki imzalar da şirket yetkilisine ait olduğunu, davalı müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi halen davacı taraftan davalı müvekkil alacaklı olduğunu, bu husus ticari defterlerin incelenmesi ile ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde bahsedilen profiller davalı müvekkiline teslim edilmediğini, buna dair herhangi bir belge de dosyaya ibraz edilmediğini, dolayısıyla davacı tarafça yapılan icra takibi tamamen haksız olup bu konuda davacı taraf hakkında yasal yollara başvurma hakları ve yapılan icra takibi ile şirket itibarına zarar verildiği için de yasal yollara başvurma haklarını da saklı tuttuklarını, hatta söz konusu kalıplar taraflarına teslim edilmediği için çok büyük mağduriyet oluştuğunu, müşterilere zamanında ürün teslimi yapılamadığını, buna dair iptal olan siparişler olduğunu, söz konusu kalıp farklı bir firmaya yaptırılmak durumunda kalındığını, Bu durum da zaman kaybına neden olduğunu, ürünlerin müvekkiline teslim edilmemesi müvekkilinin ticari itibarının sarsılmasına neden olduğunu, aynı zamanda maddi kayıplara da sebep olduğunu, tüm bu nedenlerle davasının reddine karar verilmesini, kötüniyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet/icra inkar tazminatına hükmedilmesini, söz konusu tazminatın davacı taraftan alınarak davalı müvekkile verilmesini,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Konya . İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının uyap sistemi üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak 2023-2024 yılına ait BA ve BS formlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisinin █████/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Davacı /Davalı 2023, 2024 Ticari Defterlerinin incelenmesi neticesinde; tarafların Ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin birbirini teyit ettiği, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı kanaatinde olduğu, davacı ticari defterlerine göre davalıdan alacağının █████/2025 tarihi itibariyle 807.293,70 TL olduğu, Davalı Ticari Defterlerine göre ise, Davacıya borcunun 01.01.2025 tarihi itibariyle 1.335.072,63 TL olduğu, farklılığın nedenlerinin tarafların fatura ve tahsilat kayıtlarının eksik kaydedilmesinden kaynaklandığı rapor edilmiştir.
Davalı tarafın rapora itirazlarını karşılanması ve ayrıca davalının itirazında sunduğu çeklerle ilgili tarafların ticari defterlerinde herhangi bir kayıt olup olmadığı hususunda ek rapor aldırılmak üzere dosya kök rapor hazırlayan SMMM bilirkişisine tevdii edilmiş, bilirkişinin █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; İtirazlarda belirtilen ve ... bankası Müzekkere cevabında bildirilen Çekler, Davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup davalının cari hesabından düşüldüğü ve Kök Rapordaki Davalı Cari Hesabında görülmektedir. Kök Raporda yapılan Borç/ Alacak tespitinde itiraza konu olan çekler hesaplamaya dahil edildiği, kök raporda tespit edildiği üzere davacı ticari defterlerine göre davalıdan alacağının 01.01.2025 tarihi itibariyle 807.293,70 TL olduğu rapor edilmiştir.
Mahkememiz █████/2026 tarihli celsesinde davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davalı vekiline 2 haftalık süre verilmiş, davalı vekilince yemin metni sunulmuş, yemin metninin davacı şirket yetkilisine usulüne uygun tebliğ edilmiş, Davacı şirket yetkilisi Mahkememiz █████/2026 tarihli duruşmasına bizzat katılarak :"Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" dedi devamla, "Yetkilisi olduğum ... LİMİTED ŞİRKETİ ile iş yaptığım ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ arasında gerçekleşen ticari faaliyetler kapsamında, karşı tarafın ticari defterlerinde görülen profil kalıplara ilişkin faturalar karşılığında, ben profillerin nakliyeciye teslim edildiğine bizzat şahit oldum, profil kalıplarına ilişkin olarak davalı şirkete gönderilmesine ilişkin talimat verdim. Ancak bu kalıpların nakliyeciye teslim edildiğini görmedim. Kalıphaneye talimatı verdim. Ancak kalıpların nakliye edildiğine yada teslim edildiğine dair yemin etmiyorum, ben sadece bu kalıpların davalı şirkete teslim edilmesine talimat verdim buna yemin ederim, ben profillerin teslim edildiğine dair yemin ediyorum" Bu hususlara ilişkin dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim" şeklinde yeminli beyanda bulunmuştur.
Dava, alacağa dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen teklif formları ve satış sözleşmelerinde düzenlenen sipariş taahhütlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, buna bağlı olarak kalıp maliyetlerinin davalıya yüklenip yüklenemeyeceği ve nihayet takip konusu cari hesap bakiyesinin davalıdan talep edilebilir bir alacak oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
Taraflar arasındaki ticari ilişki incelendiğinde; davacı tarafından davalı için özel profil kalıplarının üretildiği, bu kalıplar kullanılarak profil imalatı gerçekleştirildiği ve taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin teklif formları, satış sözleşmeleri ve cari hesap sistemi içerisinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut teklif ve satış sözleşmeleri incelendiğinde; üretilen kalıplara ilişkin maliyetlerin hangi şartlarda davacı üzerinde kalacağı, hangi şartlarda davalıdan talep edilebileceği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Sözleşmelerde kalıp maliyetinin nihai yükünün, davalı tarafından verilecek profil sipariş miktarlarına bağlandığı açıkça kararlaştırılmıştır.
Bu nedenle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yalnızca teslim edilen profil miktarları üzerinden değerlendirilmesi mümkün olmayıp, profil üretimine esas teşkil eden kalıplara ilişkin sözleşmesel yükümlülüklerin de birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyada mevcut cari hesap hareketleri incelendiğinde takip konusu bakiyenin, taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişkinin sonucunda oluştuğu, bu bakiyeyi meydana getiren kayıtların yalnızca profil satışlarından ibaret olmadığı, taraflar arasındaki kalıp üretimi ve kalıp maliyetlerine ilişkin sözleşmesel hesapların da cari hesaba yansıtıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla takip konusu edilen bakiyenin hangi kısmının bağımsız profil satışlarından, hangi kısmının sözleşmeler kapsamında değerlendirilmesi gereken kalıp maliyetlerinden kaynaklandığı hususu da uyuşmazlığın merkezinde yer almaktadır.
Davacı vekili, her ne kadar kalıplar ile profillerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki teklif formları ve satış sözleşmeleri incelendiğinde profil üretimi ile kalıp maliyetlerinin birbirinden bağımsız iki ayrı ticari ilişki olarak düzenlenmediği, aksine belirli profil sipariş miktarlarına ulaşılması halinde kalıp maliyetinin davacı üzerinde kalacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Ezcümle taraflar arasındaki ticari ilişkinin münhasıran profil satışından ibaret olmadığı anlaşılmıştır.
Dolayısı ile kalıplara ilişkin sözleşmelerdeki düzenlemelerin, takip konusu cari hesap alacağının değerlendirilmesinden tamamen soyutlanması mümkün değildir. Yani burada bütünleşik bir ticari ilişki bulunmaktadır. Kaldı ki burada davacı tarafça da davanın hiçbir aşamasında bakiyeyi oluşturan kalemler ayrıştırılmamıştır.
Dosyada alınan raporlar ile taraf ticari defterleri ve muhasebe kayıtları esas alınarak davacı lehine bakiye bulunduğu tespiti yapılmış olup, davacı kayıtlarına göre 807.293,70 TL alacak bakiyesi bulunduğu belirtilmiştir. Mahkememizce de sonuç itibariyle davacı alacağının mevcut olduğu yönünde bir kanaat oluşmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin niteliği ve özellikle yemin delilinin ikamesinden sonra dosya yeniden değerlendirilmiştir. Zira davacı şirket yetkilisi duruşmada "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" dedi devamla, "Yetkilisi olduğum ... LİMİTED ŞİRKETİ ile iş yaptığım ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ arasında gerçekleşen ticari faaliyetler kapsamında, karşı tarafın ticari defterlerinde görülen profil kalıplara ilişkin faturalar karşılığında, ben profillerin nakliyeciye teslim edildiğine bizzat şahit oldum, profil kalıplarına ilişkin olarak davalı şirkete gönderilmesine ilişkin talimat verdim. Ancak bu kalıpların nakliyeciye teslim edildiğini görmedim. Kalıphaneye talimatı verdim. Ancak kalıpların nakliye edildiğine yada teslim edildiğine dair yemin etmiyorum, ben sadece bu kalıpların davalı şirkete teslim edilmesine talimat verdim buna yemin ederim, ben profillerin teslim edildiğine dair yemin ediyorum" Bu hususlara ilişkin dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim" şeklinde yeminli beyanda bulunmuştur.
Tüm bu yukarıda anlatılanlar ışığında teklif ve satış sözleşmeleri, kalıp-profil ilişkisinin bütünlüğü, cari hesabın tek bir bakiye olarak takip edilmesi, davacının bakiyeyi oluşturan kalemleri ayrıştırmaması ve nihayetinde davacı şirket yetkilisi tarafından profil kalıplarının nakliye edildiğine ya da teslim edildiğine dair yemin edilmemesi karşısında davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacının kötüniyet olgusu ispatlanamadığından bu yöndeki davalı talebi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmıuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının dava açılırken alınan 9.177,80-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 8.445,80-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hazine tarafından karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davalı tarafından yapılan 87,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 127.094,03-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi █████/2026
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!