Kadastro tespiti iptali ve tescil davasında, mirasçıların kök muris iddialarına karşı, taşınmazda uzun süreli zilyetlik ve iyi niyetli harici satışlarla edinilen hakların korunması.
Özet: Bu dava, kadastro çalışmaları sonucunda davalılar adına tescil edilen taşınmazların kendi murislerinden intikal ettiğini iddia eden davacıların, bu tespitin iptali ve taşınmazların kendi adlarına tescili talebiyle açılmış olup, ilk derece mahkemesi, davalıların taşınmazları satın aldığı kişinin murisin oğlu tarafından 40-50 yıl boyunca kesintisiz zilyetliğinde bulunması, harici taksim karinesinin oluşması, davalıların taşınmazları iyi niyetle satın alarak üzerinde ev ve ağaç gibi muhdesatlar oluşturması ve davacıların yıllarca bu duruma itiraz etmemesi gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 1.Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 02... ve 138 parsel sayılı sırasıyla 2.964, 68... .118,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına; 1 02... ve 140 parsel sayılı sırasıyla 2.634, 92... .824,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise aynı nedenle davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 02... ve 138 parsel sayılı taşınmazların davalı ..., 1 02... ve 140 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespitinin yapıldığını, bu tespitin yerinde olmadığını, dava konusu taşınmazların kök muris ...'den geldiğini, dava konusu taşınmazların kadastro tespiti ile birlikte davalılara satıldığını öğrendiğini, davalıların hak sahibi olmayan kişilerden harici senet yaparak dava konusu yeri kendi adlarına tespit yaptırdığını ileri sürerek, dava konusu 1 02... , 138, 1 39... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile 1/3 payının müvekkili ..., 1/3 payının müvekkili ..., 1/3 payının müvekkili ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları müvekkillerinin satış senedi ile satın aldığını, satın aldıktan sonra taşınmaz üzerine ev yaptırıp, meyve ağaçları diktiğini, dava konusu taşınmazlara yönelik elektrik ve su aboneliği olduğunu, yapı kullanım izni aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacılar dava konusu yerlerin kök muris ...'ten geldiğini, ...'in dedeleri olduğunu, dava konusu yerlerin ... oğlu .. tarafından haricen satıldığını, haklarını alamadıklarını ve bu sebeple tespitin iptalini talep ettiği, keşif sırasında beyanları alınan mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazları evvelinde bütün halde bildikleri, ..'in çocukluğundan beri bu yerleri işlediği, en az 40-50 yıl kullanımının olduğu, ..'ten başka ilgilenen olmadığı, .. .. kullanımına kimsenin itirazının olmadığı, .. tarafından dava konusu taşımazların satıldığını bildikleri ve satıştan sonra taşınmazlar üzerine ev ve çeşitli ağaçların dikildiği noktasında toplandığı, mahalli bilirkişilerden ... ve ...'in taşınmazların ..'ten öncesini de bildiklerini ve ..'e bu yerlerin babası ...'ten geçtiğini beyan ettikleri, diğer mahalli bilirkişilerin çok eski bir tarih olan .. öncesini bilmediği, 1900 doğumlu ...'in 01.01.1942 tarihinde öldüğü, .. oğlu .. ..'in 1936 doğumlu olduğu, 01.01.2011 tarihinde vefat ettiği, tüm bilirkişi beyanları, taraf tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde, ..'in çok uzun süreli kullanımının sabit olduğu, dede ...'in ölümünden 2018 yılında yapılan kadastro çalışması ve 2019 yılında Mahkemede açılan davaya kadar geçen yaklaşık 76 yıllık sürede herhangi bir itiraz ve dava açılmamış olduğu, ..'in 40-50 yıl süregelen zilyetliğinin, uzun süreli kullanımının harici bir taksim yapıldığına karine olduğu, davalıların sunduğu satış senedin de 2007 tarihinde .. tarafından dava konusu taşınmazların ... ...'a satıldığı, satış senedi keşif sırasında uygulandığında dava konusu yere uyduğu, mahalli bilirkişilerin satış hususunu duyup bildiği, satışa kadar geçen yaklaşık 40-50 yıllık sürede sadece ...'in zilyetliğinin olması ve buna ilişkin hiç bir itirazın olmaması nedeniyle satın alan 3. kişilerin iyi niyetinin korunması gerektiğine kanaat getirildiği, 24.02.2007 tarihli ilk satıştan sonra 12.05.2008, 04.01.20 13... .04.2014 tarihli satış senetlerinde devir silsilesinin kopuk olmadığı, 2008'deki satış ile taşınmazlara evler yapıldığı çeşitli meyve ağaçlarını dikildiği, bu hususun mahalli bilirkişilerce de bilindiğinin keşifte beyan edildiği, davacılar tarafından bu hususun bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağına kanaat getirildiği, davacıların iddialarında haksız bulunduğu'' gerekçesiyle dava konusu 1 02... , 138, 1 39... parseller yönünden davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince delillerin yerinde değerlendirilmediğini, hukuka aykırı olarak yetersiz inceleme ile verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da incelenmediğini, mahalli bilirkişi isim listesine keşif gün ve saatinden önce itiraz ettiklerini, itirazlarının değerlendirilmediğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin aksine mahalli bilirkişiler bu taşınmazın evveliyatının müvekkillerinin dedeleri olan ...'ten geldiğini, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadığını, paylaşımın yapılmış olsa idi duyacakları konusunda alınan mahalli bilirkişi beyanlarının aleyhe yorumlanarak davanın reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin mirasçılar arasında taksim yapıldığı ve bu yerin satıcı olan ...'e verildiğine ilişkin gerekçesinin 3402 sayılı Kanun'un 15. maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta da herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini, çevrede yapılan kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihe kadar bu paylaşımının bozulup bozulmadığı konusunda herhangi bir araştırmaya girmeksizin alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında da mirasçılar arasında bir paylaşımın yapılmadığının anlaşılmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince paylaşımın varlığının kabulü ile verilen davanın reddi kararının Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararının yerinde olmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!