Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına ilişkin itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: A commercial mask supply company previously initiated enforcement proceedings for unpaid invoices against a client company. The defendant client company objected to the enforcement, stating that payments were made to a third-party intermediary. The first instance court ruled against the plaintiff, asserting a lack of definitive proof. The plaintiffs legal representative then filed an appeal, arguing that it is unlawful to prioritize the defendants defense of third-party payment over the official invoices as written evidence. The plaintiff contends that according to the principle of a prudent merchant, payment should have been made directly to the plaintiff company, and requested the reversal of the local courts decision.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :█████/2024
NUMARASI :████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI :... - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALI :... - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :█████/2022
KARAR TARİHİ :█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, davacı şirketin borçlu şirkete TMO onaylı maske satım işi yaptığını ve faturalarını kesip gönderdiğini, fakat son dönemde borçlu tarafından davacı şirkete ödeme yapılması gerekirken faturaların bedellerinin ödenmediğini, ödeme yapılmaması üzerine faturaya hesap tutarı 132.247,08-TL olan alacaklarının tahsili için █████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini ancak borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Sübut bulmayan davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalının ticari bir şirket olarak kabul edildiğinde basiretli tacir olarak fatura kesilen şirketin hesabına ödeme yapması gerekirken aracı olduğunu düşündüğü 3. bir kişiye ödeme yapmış olması durumunda fazla ödediği bedelin sorumluluğunu kendisinin alması gerekirken bu sorumluluğun davacı şirkete yükletilmesinin son derece hukuka ve yasaya aykırı bir karar olacağını, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde bakiye alacağın kaldığının davacı tarafından ispat edilemediği beyanı yer aldığını, davacı şirketin kestiği faturayı yani resmi evrakı kanıt olarak değerlendirmeyip davalının "aracı olarak kabul ettim bu sebeple de ödemeyi 3. kişiye yaptım" beyanını yazılı delilin önüne koyarak karar vermesinin hukuksuz olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; faturadan kaynaklanan bakiye alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının takip dayanağı GIB 202109 nolu 67.500-TL bedelli, GIB 2021011 nolu 9.000,45-TL bedelli, GIB 2021014 nolu 94.500-TL bedelli, GIB 2021017 nolu 54.648-TL bedelli, GIB 2021018 nolu 15.681,60-TL bedelli, GIB 2021016 nolu 7.1280-TL bedelli faturalarında yapılan ödemeler mahsubundan sonra (total 312.610,05-TL, 189.500-TL mahsup edilip, 123.110,05-TL üzerinden takip başlattığı) faturalar nedeniyle icra takibi başlattığı, borçlu şirket temsilcisi süresinde borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmesi üzerine itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı ise cevap dilekçesi sunmamış ise de şirketi temsilen ...'ın aracılığıyla sözleşmeler kurulduğunu ve ödemelerin de ...'ın aracılığıyla yapıldığını savunma olarak ileri sürdüğü, Mahkemece davacı tarafından ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapan █████/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı firmanın 2020 ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari faaliyete esas olan 6 adet BS ve BA faturalarının gelir idaresine bildirilen tutarlar ile birbirini teyit etmekte olduğunu, (BA ve BS 289.453.00 TL) - 2020 yılında Davalı ERT Plus Nak. Ltd. Şti'ne ait Vakıfbank hesabından, Faturalı Mal alışları ve Komisyon karşılığında Davacı taraf BMK Denizcilik Nakliyat Ltd. Şirketine Toplam: 67.500,00-TL ve ihracat gümrük işlemlerinde aracılık yapan ...'a 374.267,00-TL eft ödemesi olarak, toplamda 441.767,00-TL tutarında ödeme yaptığı tespit edildiğini, davalının takip konusu alacak fatura bedeli de dahil olmak üzere fazla ödemesinin mevcut olduğu, ancak dava dışı ... ile aralarında sözleşmeye dayanan ticari bir anlaşmanın mevcut olmadığı, davacıdan alınan malın bedeli olan borçların da fazlasıyla ödenmiş olması nedeniyle, dava dışı ...'ın olayla ilgili bilgisine başvurulması gerektiği tespitinde bulunmuştur.
Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak yasal süresinde yaptırıldığı ancak yevmiye defterinin kapanış tasdiki olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak şifahi anlaşmaya göre 2020 yılında maske alım /satımından kaynaklı aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu kapsamda davacı şirket tarafından davalı şirkete 2020 yılı Ağustos ve Eylül aylarında KDV dahil toplam 312.610,05-TL bedelli (KDV hariç 299,453,75-TL) 6 adet maske satış faturası düzenlediği ve düzenlenen faturalar ve muhteviyatı mallarla ilgili olarak aralarında bir ihtilafın bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasında ödemelerin aracıya yapılacağı konusunda bir sözleşme bulunmamasına rağmen, dosyada mevcut banka kayıtları ve beyanlarından, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin büyük kısmının ihracat gümrük işlemlerinde aracılık yapan dava dışı ... aracılığıyla yapıldığı, ancak, ...'ın banka hesabına yatırılan bir kısım maske satış parasının davacı şirketin banka hesabına aktarılmadığı ve uhdesinde kaldığının değerlendirildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenmek üzere ...'ın banka hesabına yatırılan, ancak ... tarafından davacı şirketin banka hesahına aktarılmayan icra takibine konu toplam 123.110,05-TL alacağın davalı şirketin borcu olduğu sonucuna varıldığı, mahkememiz tarafından davacının davalı şirketten alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde; taraflar arasında belirlenmiş ödeme vadesi bulunmadığından, TTK 1530/4.maddesinde belirlenen ödeme █████/2021 takip tarihi itibariyle 127.110,05-TL asıl alacak üzerinden, alacaklının talebine uygun olarak toplam 8.287,16-TL işlemiş kanuni faiz hesaplandığı ve takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar hesaplanacak faize hak edebileceği tespitinde bulunmuştur.
Talimat aracılığıyla alınan ... beyanında; Ben pandemi döneminde maske, dezanfektan sektöründe çalıştım. Bu dönemde bir arkadaşımın vasıtası ile davalı Ert Plas yetkilisi Ertan Bey ile tanıştım. Kendisi benden maske tedariki konusunda yardım istedi. Ben o dönemlerde yurt dışına ihracat yapıyordum. Bende kendisini davacı yetkilisi ... ile tanıştırdım. İki firma birbirini tanımadığı ve farklı şehirlerde oldukları için ödemeler konusunda güven açısından bir süre ödemeleri benim üzerinden gerçekleşti. Mal teslim alınınca hesabıma gelen meblağı davacıya aktarıyordum. Bana gelen parayı ben davacı yetkilisinin verdiği Kayır Şirketinin IBAN'ına attım. Buna ilişkin dekontları sunuyorum. Sanırım mal tesliminde ve ödemede sıkıntı olmayınca beni aradan çıkardılar. Aradan üç yıl geçtikten sonra taraflar beni aradı. Durumu anlattılar. Davacı yetkilisi bana "Senden sonra biz ticaretimize devam ettik. Ancak ben bir kısım alacağımı alamadım şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi Süleyman Turan'ın █████/2024 tarihli ek raporunda; dosya kapsamı ve banka kayıtlarından, davalı şirketin tanık ... hesabına EFT ile toplam
374.267,00-TL ödeme yaptığı ve yapılan ödemenin maske alım bedeli olan 312.610,05-TL dan fazla olduğu, aradaki 129.156,95-TL farkın, DMO yapılan hibe ödemesi ve ...’ın komisyon bedeli olduğu
değerlendirildiği, ancak bu ödemelerin miktarı belli olmadığından, davalı şirket tarafından maske bedeli olarak ödenen paradan, ...’ın uhdesinde kalan para olup olmadığının tespit edilemediği,
davacı BMK Denizcilik Nakliyat şirketinin 2020 yılında dava dışı Kayır Yapı Taşımacılık Şirketi ile
taşımacılık hizmetinden kaynaklı ticari ilişkinin mevcut olduğunun tespit edildiği, davacı BMK Denizcilik Nakliyat Şirketi ile dava dışı Kayır Yapı Taşımacılık Şirketinin ayrı tüzel kişiliğe
sahip şirket oldukları, ana faaliyet konularının birbirine benzer nakliyecilik faaliyeti olduğu ve her iki şirket
yetkilisinin ... olduğu ve aralarında nakliye hizmetinden kaynaklı ticari ilişkinin mevcut
olduğunun tespit edildiği, ancak grup şirketi tanımına uygun aralarında dolaylı veya dolaysız illiyet bağı ile
yönetimsel olarak birbirine bağlı olup olmadığı konusunda bir kanaate varılamadığı, davacı şirket yetkilisinin tanık ...’a para transfer talimatı verdiğine ilişkin bir belgenin
dosyada mevcut olmadığı, ancak davacı şirket yetkilisinin dava dışı Kayır Yapı Taşımacılık Şirketinin IBAN
numarasını vermesi ve bu hesaba havale işleminin gerçekleşmiş olması, davacı şirketin para transfer
talimatı verdiğini gösterdiği, dava konusu alacak dışında, tanık ... aracı edilerek davalı Ert Plus Medikal Şirketi ile başka bir ticari ilişki kurulup kurulmadığı konusunda bir tespit yapılamadığı, ancak dosya kapsamı ve
beyanlarından davalı şirkete maske temini ve ödeme konusunda aracılık yaptığının anlaşıldığı, davacı şirketin beyanı, tanık ...’in ifadesi ve dosyada mevcut ödeme belgelerinden;
davacı şirketin maske satımından kaynaklı, takip tarihi itibariyle davalı şirketten toplam 107.733,05-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, mahkememiz tarafından davacının davalı şirketten alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde; taraflar arasında belirlenmiş ödeme vadesi bulunmadığından, TTK 1530/4.maddesinde belirlenen ödeme vadesi ve davacının icra takibinde talep ettiği %9 kanuni faiz oranı dikkate alınarak, güncellenen ████████ Esas İcra dosyası kapsamında, █████/2022 takip tarihi itibariyle 107.733,05-TL asıl alacak üzerinden, alacaklının talebine uygun olarak toplam 12.750,87-TL işlemiş kanuni faiz hesaplandığı ve takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar hesaplanacak faize hak edebileceği tespitinde bulunmuştur.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanununun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas ████████ Karar sayılı Kararı)
TBK'nın 40. maddesine göre yetkili temsilde, temsil olunanın sözleşme ile bağlı olması "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar." şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafından davalı şirketin temsilcisi ile yapıldığı iddia edilen yazışmalardaki kişilerin tespiti ile davalı şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığı araştırılmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takibe dayanak davacı tarafından kesilen faturanın davalı ticari defterinde kayıtlı olmasına, davalı tarafça toplam 312.610,05-TL fatura tutarından sadece davacı şirketin Garanti Bankası hesabına 67.500-TL'lik ödemenin yapıldığı, geri kalan kısmın sözleşmenin kurulmasına aracılık eden ... hesabına gönderildiği, davacı şirket vekilinin bila tarihli beyan dilekçesi ile ...'ın sunmuş olduğu dekonttan anlaşılan ödemelerin cari hesaptan düşüldüğünün bildirildiği gibi davacı tarafça sadece 123.110,05-TL üzerinden takip başlatılmakla ...'a yapılan ödemenin davacı şirket tarafından da kabul edildiği göz önüne alındığında dava dışı ...'ın TBK'nın 40. maddesinde düzenlenen yetkili temsilci olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin kendi lehine olacak ticari defterlerinden bu ticari ilişki sebebiyle borçlu olduğu miktarları ödediğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, Mahkemece bakiye fatura alacağının kaldığının davacı tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!