Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, müteahhidin taşeronla yaptığı sözleşme kapsamında üçüncü kişiye bağımsız bölüm devri taahhüdünü ihlal etmesinden doğan alacak davası.
Özet: Davacı, davalı yüklenicinin, dava dışı bir taşeronla yapılan protokole göre, taşeronun inşaat işlerini tamamlamasına rağmen, kararlaştırılan bağımsız bölümün tapusunu üçüncü taraf lehtarı olan müvekkiline devretmeyip başka bir kişiye sattığını iddia ederek bu bağımsız bölümün güncel rayiç bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir; davalı ise taşeronun işleri eksik bıraktığını, müvekkilinin işleri başka alt yüklenicilere tamamlatmak zorunda kaldığını ve davacının husumet ehliyetinin olmadığını savunmakta olup, mahkeme tarafların tacir niteliğini ve uyuşmazlığın ticari dava olup olmadığını Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirmektedir.

T.C.
ANTALYA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ KararDAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Antalya ... .Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... /... Esas .../... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilen dava dosyasının incelenmesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, yüklenici (müteahhit) olup dava dışı ... Ltd. ise davalının ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan arsa üzerine yaptığı inşaatta taşeron olarak panjur, alüminyum doğrama, ... vb. İşleri yaptığını, Davalı ile dava dışı ... Ltd. arasında ... tarihinde imzalanan "protokol" başlıklı sözleşme ile ; dava dışı ... Ltd'nin işbu ... ada ... parselde bulunan pen işlerini yapması ve davalının da bu işlerin bedeli olarak işbu inşaattaki ... nolu bağımsız bölüm tapusunu sözleşme kapsamında üçüncü kişi olarak bulunan davacı müvekkile devretmesinin kararlaştırıldığını, dava dışı ... Ltd. işbu sözleşme kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve tüm pen işlerini tamamladığını, hatta inşaat tamamen tamamlandığını, ancak davalı, ... nolu bağımsız bölüm tapusunu müvekkile devretmediğini, protokole aykırı olarak bir başka üçüncü kişiye devrettiğini, ekte yer alan sözleşmenin belirtilen binanın inşaatı devam ederken yapılmış olduğunu, müvekkilin işbu sözleşme kapsamında, davalıdan sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmesini talep etme hakkı ve bu hususta hukuki yararı bulunmakta olup tarafımızca işbu edimin yerine getirilmesi amacıyla davalıya ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, Davalının ise işbu ihtarnameyi tebellüğ ettikten sonra müvekkile ... tarihli, ... yevmiye numaralı bir ihtarname göndererek böyle bir protokole taraf olmadığını, herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ve iddia ettiğini, tarafımızca işbu dava açılmadan önce, davalının sözleşme ile müvekkile devretmeyi taahhüt ettiği ... nolu bağımsız bölümü haricen bir başka üçüncü kişiye devrettiğini öğrenildiğini belirterek; ... ili .. ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan ... nolu bağımsız bölümün bitmiş güncel rayiç bedelinin, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,Yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilin ticari hayatında basiretli ve dürüst bir tacir olarak hareket ettiğini, nitekim ... ... ... Ltd. Şti. ile daha önce ... ve ... tarihli iki ayrı eser sözleşmesi kapsamında, işin gereği gibi ifa edilmesi hâlinde, talep edilen üçüncü kişi devirlerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu hususun, dilekçemiz ekinde sunulan ve ... ... Şti. yetkililerinin imzasını taşıyan tapu teslim tutanakları ve sözleşmeler ile sabit olduğunu, Dava konusu olayda ... ... .... Ltd. Şti. üstlendiğini iddia ettiği işleri yerine getirmediğini, Müvekkil şirketin inşaatın durmaması ve arsa sahiplerine karşı olan teslim yükümlülüğünün aksamaması adına ivedilikle hareket etmek zorunda kaldığını, bir tacir olarak müvekkilin ... Ltd. Şti.’nin ifa etmediği pen ve alüminyum işlerini, piyasa rayiçleri üzerinden başka alt yüklenicilere ve taşeronlara yaptırdığını belirterek; Davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmeden kaynaklı alacak davasıdır.6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesi; " Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2.maddesi ise "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Nitekim, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına yazılan müzekkereye verilen ve Antalya Vergi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevaplar gözetildiğinde, davacının tacir sıfatının olmadığı, bu hali ile nispi ticari davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer bir ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde daha evvel görevsizlik kararı veren asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE, karar kesinleştiğinde dosyanın daha önce görevsizlik kararı veren Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmesi halinde, Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesince daha önce görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin, 6100 sayılı HMK'nin 20 ve 331/2. maddeleri uyarınca görevli mahkemesince takdir edilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Katip ...¸ e-imzalıdır Hakim ... ¸ e-imzalıdır