Ticari e-faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf incelemesi, davacı şirketin tanzim ettiği e-faturalardan kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine davalı şirketin yaptığı itirazın iptali talebiyle açtığı davayı konu almaktadır; davacı, faturalara yasal süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini ve davalının takibe kötüniyetli itiraz ettiğini belirterek icra inkar tazminatı talep ederken, davalı ise ilgili faturalara karşılık mal veya hizmet almadığını, iade faturası düzenlediğini ve cari hesap bakiyesini ödeyerek borcunu kapattığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .Konya ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ......
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av...
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: █████/2026
YAZIM TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen davada .Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirketin tanzim ettiği e-faturalardan kaynaklanan borçlarını ödememesi nedeniyle davalı şirket aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 14.03.2024 tarihinde 113.271,11 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işleyen 10.726,47 TL ticari avans faizi olmak üzere toplam 123.997,58 TL tutarında tüm fer'ilerinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını ancak, davalı şirketin gerçek dışı ve mesnetsiz iddialarla takibe kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazlarının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında önceki yıllardan süregelen bir ticaret bulunduğunu, müvekkili şirketçe tanzim edilen e-faturalara davalı şirket tarafından yasal 8 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmeyerek faturaların kesinleştiğini, dolayısıyla davalı şirketin faturaları ve içeriğini kabul ettiğini, davalının artık fatura bedellerine itiraz edemeyeceğini, tarafların tacir olması nedeniyle müvekkilinin alacağına hem takip tarihine kadar hem de takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerektiğini, alacağın likit olduğunu ve davalının kötüniyetli itirazı nedeniyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini ileri sürerek, davalının Konya .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazının iptaline, icra takibine kaldığı yerden aynen devam edilmesi ile müvekkilin alacağının takip tarihinden önce ve sonra işleyen ticari avans faizleri ve harç, masraf, icra vekalet ücreti gibi sair tüm fer'ileri ile birlikte davalıdan tahsiline, icra takibine haksız ve hukuksuz olarak kötüniyetle itiraz eden davalı şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cari hesabı açık olan davacı tarafa böyle bir mal ve hizmet temini gerçekleştirilmediği için █████/2024 tarih ve ...... numaralı e-faturaya (113.004,97 TL fiyat farkı içerikli) müvekkili şirketçe █████/2024 tarihinde e-fatura düzenlendiğini, çünkü davacının bahse konu fatura içeriklerine ilişkin tarafına bir mal veya hizmet teslimi söz konusu olmadığını, bu sebeple iade faturası kesildiğini, bu kapsamda davacının bahse konu 3 faturaya itiraz yapılmadığına ilişkin iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, cari hesap tablosunda, davacının yapmış olduğu hukuksuz ve haksız talepleri sebebiyle bakiye görünen 32.464,03 TL ödenerek, hesabıırı kapatıldığını ve ticari ilişkinin sonlandırıldığını, davacı tarafça müvekkil şirketin 32.464,03 TL cari hesap bakiyesi bulunduğunu ancak müvekkili şirketin bu bakiyeyi kabul ettiğini ve davacının banka hesabına 11.03.2024 tarihinde ödeme gerçekleştirdiğini, bu ödeme dışında herhangi bir borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinin 113.271,11 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıya icra takibine konu faturada belirtilen malları teslim edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., ████████ K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın █████/2022 gün ve (19)11- E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın █████/2022 gün ve (19)11- E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/(19)11-926 E ████████ K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların tarafların defterinde de kayıtlı olduğu, ancak davalının iade faturası kestiği anlaşılmıştır.
Bu durumda davacı tarafın malları teslim ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Malların teslimine ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediğinden ve yemin deliline başvurulmuş ve davalının da malları teslim almadığına ilişkin yemin ettiği anlaşıldığından davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varıldığından davacının davasının reddine...." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, ilk derece mahkemesince gerçekleştirilen yargılamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ispat kurallarına aykırı şekilde hatalı karar tesis edildiğini, gerekçenin çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalının, kesinleşmiş e-faturalardan kaynaklanan borcundan kötüniyetle kurtulmak amacıyla, gerçek duruma ve ticari ilişkiye aykırı olarak kendi ticari defterinde usulsüz ve haksızca kendi lehine delil yaratmaya çalıştığını, bu faturaya karşı müvekkili şirketin iptal talebi oluşturduğunu ve davalının bu faturasını kabul etmediğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında da bu faturaya yer verilmediği hususlarını gözardı eden, hukuksuz savunmaya itibar eden ve neden itibar ettiğini gerekçeli kararında açıklamayan, adil ve eşit yargılanma hakkını ihlal eden, ispat kurallarına aykırı olan, yemin deliline başvurulmaması gerektiği halde usule ve yasaya aykırı şekilde yargılamanın akıbetini davalı şirket yetkilisinin yemin beyanına bağlayan, yemin konusundaki ara karardan rücu taleplerini hukuksuzca reddeden ilk derece mahkemesi kararının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında önceki yıllardan süregelen bir ticaret olduğunu, bilirkişi raporuyla da taraflar arasında ticari alım-satıma dayalı bir sözleşme ilişkisi olduğu, icra takibine konu e-faturaların usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilip davalının süresinde bir itirazının bulunmadığı ve e-faturaların her iki taraf defter ve kayıtlarında mevcut olduğu da gözetildiğinde davalının borçlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, bilirkişi raporundaki borç alacak durumu ile ilgili tespitlerin iddialarını doğruladığını, davalının kendi yararına ancak müvekkili aleyhine olacak şekilde sahih bir belgeye dayanmaksızın keyfi olarak ve mevcut defter kayıtlarını haksız ve hukuksuzca tersine ve kendi lehine olacak şekilde çevirmek, borcu sıfırlamak için 07.03.2024 tarihinde fiyat farkı adı altında farazi bir fatura tanzim edip müvekkil şirkete gönderdiğini, ancak müvekkil şirketin bu sahih olmayan faturaya karşı hemen aynı gün iade faturası düzenlediğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin müvekkil şirketin iade faturasını ve iptal başvurusunu görmezden gelip, yalnızca davalı borçlunun borçtan kurtulmaya yönelik taraflar arasındaki gerçek durumu göstermeyen fiyat farkı faturasına üstünlük tanımasını gerekçeli kararında açıklamadığını, ispat kurallarına aykırı olarak hatalı karar tesis ettiğini, davalının, davaya cevap dilekçesinde bahsettiği ve işbu dosyaya konu borçtan kurtulmak amacıyla taraflar arasındaki ticari ilişkiye aykırı şekilde kötüniyetle, gerçeğe aykırı olarak, kayıtları haksız ve hukuksuzca tersine çevirip borcunu ticari defter ve kayıtlar üzerinde sıfırlayıp kötüniyetle borçtan kurtulmak amacıyla tanzim ettiği 07.03.2024 tarihli e-faturasına karşı müvekkilinin iptal talebi oluşturduğunu, yani söz konusu mesnetsiz faturayı kabul etmediğini gösteren dijital vergi dairesi kaydını, yine gerçek dışı şekilde fiyat farkı adı altında davalı yanca tanzim olunan söz konusu sahih bir belgeye dayanmayan mesnetsiz faturanın iptal edilmesi için başvuru yapıldığını gösteren diğer bir dijital vergi dairesi kaydını ve davalı yanın ticari ilişkiye aykırı şekilde kötüniyetle gerçeğe aykırı olarak tanzim ettiği e-faturasını müvekkilinin kabul etmediğini, ilk derece mahkemesinin hatalı kararının yerleşik emsal içtihatlara da aykırı olduğunu, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesine de aykırı olan ilk derece mahkemesinin hatalı kararının kaldırılmasının zaruret arz ettiğini, teslim konusunda ispat külfetinin yer değiştirdiğini ve malları teslim almadığına dair gerçek dışı iddialarını davalı tarafın ispat külfeti altında olduğunu, ilk derece mahkemesinin ispat külfetinin yer değiştirdiğini gözardı ederek aksi yönde gerekçe ve hüküm tesis etmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalının defterlerine yine keyfi şekilde kaydetmemesinin kanuna, usule ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinin bu hususta ancak kendi aleyhine delil kabul edileceğini, dava konusu faturalara konu olan malları teslim alıp dava konusu faturalar ticari defterlerinde kayıtlı olan davalının borcunu ödediğini ispat edemediğini, davalı şirket tarafından ödeme yapıldığına dair bir ödeme belgesi sunulamadığını ve davalının ispat külfeti altında kaldığını, davalı şirketin borcu olmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceğini, haklı davalarının kabulü gerektiğini, yemin deliline başvurmaya gerek olmadığı aşikar olup, ilk derece mahkemesinin yemin hususundaki ara kararından rücu etmesini talep etmiş olsalar da bu taleplerini reddederek haklı davalarının seyrini değiştirdiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde yargılama yaptığını, ispat kurallarının ve ispat külfetinin yer değiştirdiğini gözden kaçırdığını, müvekkili gerek olmadığı halde yemin deliline başvurmaya sürükleyerek hak kaybı yaşattığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafça dava ve takip konusu 25.12.2023, 12.12.2023, 31.1.2014 tarihli faturalardan kaynaklı alacağının bulunduğu, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle davalı aleyhine takip başlatıldığı iddia edilmiş, davalı tarafça, davacıdan işbu faturalara konu herhangi bir mal teslim alınmadığı, bu nedenle 07.03.2024 tarihli iade faturası düzenlendiği ve davacının açık hesaptan kaynaklı bakiye alacağı olan 32.464,03 TL'nin de 11.3.2024 tarihinde havale edilerek davacı ile olan ticari ilişkiye son verildiği savunulmuştur.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının dava konusu malların davalıya teslim edildiğini ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olmakla, dava itirazın iptali davası olup, takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan ve takip de faturaya dayalı olarak başlatıldığından, bilirkişi incelemesinin de dava ve takip konusu fatura yönünden olması gerekirken açık hesap üzerinden inceleme yapılması yerinde görülmemekle birlikte, bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacı tarafından düzenlenen e-faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından işbu faturaların deftere kaydından sonra fatura tarihleri de nazara alındığında, dava konusu faturalara konu mal tesliminin söz konusu olmadığından bahisle 07.03.2024 tarihli iade faturası düzenlendiği, iade faturasına karşılık davacı tarafça da davalıya iade faturası düzenlendiği ancak, davacı tarafından düzenlenen iade faturasının davalının defterine kayıtlı olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafça yemin teklif etme hakkının kullanılması sonrası davalı şirket temsilcisi tarafından yeminin eda edildiği anlaşılmakla, davacının mal teslimini ispat edemediği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, bu itibarla, davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!