EPDK denetimindeki elektrik dağıtım şirketinin kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan ticari alacak için resmi tespit tutanaklarına dayalı itirazın iptali davası.
Özet: Bu evrak, bir elektrik dağıtım şirketinin, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelini tahsil etmek amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine itiraz eden borçluya karşı açtığı itirazın iptali davasıdır. Davacı şirket, borçlunun itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, kendisinin kamu hizmeti yürüten bir kuruluş olarak kaçak kullanımları tespit etmekle yükümlü olduğunu ve bu tespitlere ilişkin tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğinde olduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil tarafından davalı/borçlu aleyhine yukarıda anılan icra dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı/borçlu, borca ve ferilerine itiraz etmiş ve mezkûr takibi durdurmuştur. Bununla birlikte; davalı/borçlunun takibe yapmış olduğu itirazının tamamen haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olması sebebiyle vaki itirazın iptali, takibin devamı ile alacağın likit olması nedeniyle davalı/borçlunun asıl borcun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; İcra takibine konu alacak davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen fatura bedeline ilişkindir. Somut olaya geçmeden önce müvekkil şirkete ve kayıp kaçak elektrik kullanıma ilişkin kısaca bilgi vermek yerinde olacaktır. Müvekkil ... A.Ş. 1970 yılından bu yana İstanbul ve çevresine elektrik enerjisi sağlayan, 2013 yılında özelleşme kapsamına alınarak ülkemizin 21 elektrik dağıtım bölgesinden biri olan ... elektrik dağıtım hizmetini "Dağıtım Şirketi" lisansı ile yaklaşık beş milyon aboneye yılda yaklaşık 27 milyar kWh elektrik dağıtarak sürdüren, tüm iş ve işlemleri EPDK ve ilgili kuruluşlarca sürekli denetlenen, yaptığı tüm iş ve işlemlerde mevzuata sıkı sıkıya bağlı olan, her geçen gün artan elektrik ihtiyacını kaliteli, verimli ve kesintisiz bir şekilde karşılayabilmek için şebeke iyileştirme ve tesis kurma alanlarında yatırımlarını aralıksız sürdüren, kar amacından ziyade kamu hizmeti niteliği ağır basan ve yaptığı tüm iş ve işlemlerde basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne uygun hareket eden saygın ve köklü bir enerji şirketidir. Müvekkil şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği mevzuata aykırı işlem yapması kesinlikle mümkün değildir; zira özelleştirme kapsamı gereği şirketin takdir yetkisinde olan hiçbir alan/hizmet yoktur. Tüm hizmetler ve alınan kararlar üst kurulun ve belirlediği mevzuatın çizdiği sınırlar dâhilinde olmak zorundadır. Bu itibarla müvekkil şirketi klasik kar amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirmemek gerekmektedir. 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca elektrik enerjisinin kesilmesi/bağlanması ve dağıtımı işi münhasıran müvekkil şirketin faaliyet alanındadır. Kanunumuz müvekkil şirkete ayrıca bazı yükümlülükler de yüklemiştir. Buna göre müvekkil şirket, kaçak elektrik tüketen aboneleri tespit ederek mevzuatta öngörülen yaptırımları uygulamakla yükümlüdür. Şirket bu kapsamda; kendisine iletilen kaçak ihbarlarından ve re’sen tespit ettiği tüketim değişikliklerinden hareketle düzenli olarak ve titizlikle sahada kaçak kullanım taramaları gerçekleştirmektedir. Tespit edilen kaçak kullanımlar sonucunda; mevzuatta öngörüldüğü şekilde tespit tutanağı düzenlenmekte, kaçak kullanım düzeneği ortadan kaldırılmakta, enerji bağlantısını kesmekte ve kaçağın niteliğine göre mevzuatta öngörülen hesaplama teknikleri doğrultusunda kaçak elektrik tahakkuku ve faturası düzenlenmektedir. Müvekkil şirket tarafından düzenlenen ve kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tespit içeren tutanak, aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmündedir. Yargıtay’ın yerleşik kabulünde olan bu durum dahi bize, şirketimizin salt bir kar amacı güden ticaret şirketi olarak görülmemesi gerektiğini, kamu hizmeti yönünün ağır bastığını göstermektedir. Tutanakta yer alan bilgilerin doğru olduğu karinesi mevcuttur. Bu itibarla müvekkil şirket tarafından tutulan tutanak, tek taraflı bir delil olarak değil kesin delil olarak değerlendirilmek zorundadır. Buna ilişkin bazı içtihatlar aşağıda bilginize sunulmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ....E. ... K. Sayılı ilamında; "....Kaçak elektrik tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerdendir. Tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerekir...." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında; "....Dosyaya bir örneği sunulan kaçak elektrik tutanağında dava konusu sayacın kulak mühürlerinin orijinal olmadığı belirtilmiş ve yine bir örneği dosyaya sunulan sayacı muayene kağıdında ise, sayacın kulak mühürleriyle ve numaratörleriyle oynanmış olduğu açıklanmıştır. Bu tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup..." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ...E. ...K. Sayılı ilamında; " …Diğer taraftan, kaçak elektrik tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerdendir. Bu nedenle, ispat yükü bu belgenin aksini ispat eden tarafa düşmektedir." hükmüne yer verilmiştir. Kaçak elektrik kullanım fiili ise Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin aşağıda ifade edilen hükümleriyle açık ve net bir şekilde tanımlanmıştır. Buna göre sayaca ve ölçü sistemine müdahale etmek fiili hem kaçak tahakkuku düzenlenmesini gerektirir hem de Türk Ceza Kanuna göre karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaktadır. Madde 42 – (1) “Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.” denilerek kaçak kullanım tanımlanmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olaya bakılacak olursa; davalı yanın, yapılan kontrolde laboratuvar sonucuna istinaden sayacın bornosunda sabit ''şönt'' olduğu ve bu yüzden sayacın eksik ölçüm yapması sağlanmak suretiyle mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisini kaçak olarak kullandığı tespit edilmiştir. Müvekkil şirket tarafından █████/2025 tarihinde Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı düzenlenmiştir.(Ek-1: ... seri numaralı Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı ve Tahakkuk Hesap Bülteni) Düzenlenen bu tutanak Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 43. Maddesine uygun olarak düzenlenmiştir. Delillerden görüleceği üzere davalı yan elektrik faturası ödememek için sayaca ve ekipmanlarına müdahale etmiş, karşılığını ödemeden enerji kullanmıştır. Yapılan bu tespit üzerine davalı yan aleyhine, icra takibinde belirtilen kadar kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirilmiştir.(Ek-2: Faturalar) Bu hesaplama, müvekkil şirketin serbest tasarruf alanında olmayan, tamamen yönetmelikteki çarpanlara ve yönteme göre yapılan bir işlemden ibarettir. Sonuç olarak, tarafımızca işbu dava ikame edilerek davacı müvekkilin, takip tutarını, davalı yandan talep hakkı olduğunun kabulü ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali, alacağın likit olması nedeniyle davalı/borçlunun asıl borcun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etme ihtiyacı hasıl olmuştur. İhtiyati haciz talebine ilişkin açıklamalarımız: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) M. 257, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini düzenlemektedir. Tarafımızca tahsili istenen faturadaki borç abonelik sözleşmesi uyarınca kullanım bedeline ilişkin değil kayıp kaçak elektrik kullanımına ilişkindir. Bir başka deyişle, her ne kadar tutarı net olarak belirlemek adına hesaplama yapılıp fatura düzenlenmiş olsa da faturaya konu borcun kaynağı haksız fiildir. Nitekim yukarıda ifade edildiği üzere davalının bu eylemi haksız fiil olduğu gibi TCK madde 163 kapsamında da karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaktadır. Haksız fiilden kaynaklı borçlarda alacak haksız fiilin vuku bulduğu tarih itibariyle muaccel olduğundan müvekkillin zararına ilişkin tazminat alacakları vadesi gelmiş alacak teşkil etmektedir. Nitekim Yargıtay kararları da bu yöndedir: Yargıtay Kararı - 7. HD., E.... K.... T. 14.02.2012: "........Kaldı ki, adı geçendavalının ceza dosyasında mevcut Samsun Ticaret Sicili Memurluğu’nun yazılarından da anlaşıldığı üzere, hakkında kaçak elektrik tutanağı düzenlenen davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğu, bu sıfatından dolayı da haksız filden bizzat ve diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı K1’ın da diğer davalılarla birlikte sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA" 12. İhtiyati haciz taleplerinde alacağın varlık ve miktarını kanaat uyandırıcı delillerle göstermek yeterli görülmekte ve alacağın kesin olarak ispat edilmesi aranmamaktadır. Yukarıda izah edildiği üzere kaçak kullanım tespiti ilgili yönetmelik uyarınca müvekkil şirket yetkililerince yapılmakta ve yine mevzuat uyarınca kaçak kullanılan elektrik miktarı tespit edilip parasal karşılığı bulunmakta ve fatura düzenlenmektedir. Davalı adına yapılan tahakkuka esas kullanımlar hangi cihazdan ne kadar tüketim yapıldığı dahi endeksör cihazları vasıtasıyla müvekkil şirket ekiplerince tespit edilmiştir. Yine yukarıda değinildiği üzere Yargıtay İçtihatları uyarınca kaçak elektrik kullanım tespit tutanakları aksi ispat oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Bu nedenle yaklaşık ispat sağlanmış kabul edilip bu zararlar bakımından İİK M. 257(1) hükmü koşullarının oluştuğunun kabulü gereklidir. Bu doğrultuda ihtiyati haciz talep etmekteyiz, şeklindeki beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, İstanbul ... 9. İcra Müdürlüğü'nün.... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti ile davacı kuruma yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın rapor alınmak üzere elektrik mühendisine tevdi edildiği ve düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; Davalı ...'a ait kullanım yerinde, tutanak tarihi itibariyle geçerli bir perakende satış sözleşmesi bulunmaksızın Kurum'a kayıtsız/mühürsüz sayaç devre dışı bırakılarak harici hat üzerinden elektrik enerjisi tüketildiği tespit edilmiş; bu durum EPTHY Madde 42/1-a kapsamında kaçak elektrik tüketimi niteliğindedir. ... tarihli ... seri nolu tutanak EPTHY Md. 43 hükmüne uygun olarak düzenlenmiş olup Yargıtay yerleşik içtihatları çerçevesinde aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğindedir. Hesaplamaya esas alınan 12,11 kW toplam güç değeri (11,20 kW kurulu güç + 0,91 kW harici hat); aynı abone adına düzenlenmiş ... seri nolu mükerrer tutanaktaki 14,70 kW gücün altında belirlenmiş olup davalı lehine ve kabul edilebilir niteliktedir. Tahakkuka esas alınan 305 günlük süre (25.03.2024 – 24.01.2025); mükerrer H/670122 seri nolu tutanak tarihi ile dava konusu tutanak tarihi arasındaki fiili kullanım dönemine karşılık gelmekte, EPTHY Md. 45/1-a'nın öngördüğü 360 günlük azami süre sınırını aşmamakta ve mevzuata uygundur. Günlük çalışma süresinin 8 × 1,20 = 9,6 saat olarak uygulanması; EPTHY Md. 45/3-e (diğer tüketiciler için 8 saat) ile aynı maddenin 4 üncü fıkrası (sözleşmesiz tüketicilerde %20 artırım) hükümlerine birebir uygundur. Kaçak tüketim miktarı 305 × 12,11 × 0,60 × 9,6 = 21.274 kWh olarak EPTHY Md. 44 ve Md. 45 hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun olarak hesaplanmıştır. Hesap bülteninde mükerrer tutanağın (H/670122) varlığı sabit olup, EPTHY Md. 46/3 hükmü gereği uygulanan 2,5 kat ceza katsayısı mevzuatın emredici hükmüne uygundur. Fatura üzerindeki birim fiyatların baz tarifenin tam olarak 2,5 katı olduğu matematiksel olarak doğrulanmıştır. 277.329,40 TL tutarındaki ... seri nolu kaçak elektrik faturası; EPDK onaylı kademeli tarife birim fiyatları ve 2,5 kat katsayı esas alınarak EPTHY Md. 46/1 hükmüne uygun olarak hesaplanmıştır. 8) Asıl alacak (277.329,40 TL) üzerinden EPTHY Md. 4/1-(i) ve Md. 47/5 ile 6183 s. K. Md. 51 hükümleri çerçevesinde işletilen 26.623,62 TL gecikme faizi ve 5.324,72 TL faizin KDV'si ile birlikte toplam takip alacağı 309.277,74 TL olarak usul ve mevzuata uygun şekilde belirlenmiştir. Davalı tarafça, dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağının veya tahakkuk hesaplamasının aksini ispata elverişli herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır. Açıklanan tüm gerekçelerle; davacı ... A.Ş.'nin ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki 309.277,74 TL tutarındaki alacağının (277.329,40 TL kaçak elektrik bedeli asıl alacak + 26.623,62 TL gecikmiş gün faizi + 5.324,72 TL faizin KDV'si) davalı Melek BAŞ adına devam edebileceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava; davacının davalı aleyhine kaçak elektrik kullanımı nedeni ile ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe davalı tarafça vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
... 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası celbedilmiş incelenmesinde; alacaklının davacı ... Şirketi, borçlunun ise davalı olduğu, davacı alacaklı tarafça 277.329,40 TL ana para ve 26.623,32 işlemiş faiz ve 5.324,72 TL Kdv olmak üzere toplam 309.277,74 TL için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu 49. Maddesi; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür hükmünü amirdir.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme everişli bilirkişi raporu ile davalı ...'a ait kullanım yerinde, tutanak tarihi itibariyle geçerli bir perakende satış sözleşmesi bulunmaksızın Kurum'a kayıtsız/mühürsüz sayaç devre dışı bırakılarak harici hat üzerinden elektrik enerjisi tüketildiği, bu durumun EPTHY Madde 42/1-a kapsamında kaçak elektrik tüketimi niteliğinde olduğu, ... tarihli... seri nolu tutanak EPTHY Md. 43 hükmüne uygun olarak düzenlenmiş olup Yargıtay yerleşik içtihatları çerçevesinde aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğinde olduğu, hesaplamaya esas alınan 12,11 kW toplam güç değeri (11,20 kW kurulu güç + 0,91 kW harici hat); aynı abone adına düzenlenmiş H/670122 seri nolu mükerrer tutanaktaki 14,70 kW gücün altında belirlenmiş olup davalı lehine ve kabul edilebilir nitelikte olduğu, tahakkuka esas alınan 305 günlük süre (25.03.2024 – 24.01.2025); mükerrer ... seri nolu tutanak tarihi ile dava konusu tutanak tarihi arasındaki fiili kullanım dönemine karşılık gelmekte, EPTHY Md. 45/1-a'nın öngördüğü 360 günlük azami süre sınırını aşmamakta ve mevzuata uygun olduğu, günlük çalışma süresinin 8 × 1,20 = 9,6 saat olarak uygulanması; EPTHY Md. 45/3-e (diğer tüketiciler için 8 saat) ile aynı maddenin 4 üncü fıkrası (sözleşmesiz tüketicilerde %20 artırım) hükümlerine birebir uygun olduğu, kaçak tüketim miktarı 305 × 12,11 × 0,60 × 9,6 = 21.274 kWh olarak EPTHY Md. 44 ve Md. 45 hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun olarak hesaplandığı, hesap bülteninde mükerrer tutanağın (...) varlığı sabit olup, EPTHY Md. 46/3 hükmü gereği uygulanan 2,5 kat ceza katsayısı mevzuatın emredici hükmüne uygun olduğu, fatura üzerindeki birim fiyatların baz tarifenin tam olarak 2,5 katı olduğu matematiksel olarak doğrulandığı, 277.329,40 TL tutarındaki ... seri nolu kaçak elektrik faturası; EPDK onaylı kademeli tarife birim fiyatları ve 2,5 kat katsayı esas alınarak EPTHY Md. 46/1 hükmüne uygun olarak hesaplandığı, Asıl alacak (277.329,40 TL) üzerinden EPTHY Md. 4/1-(i) ve Md. 47/5 ile 6183 s. K. Md. 51 hükümleri çerçevesinde işletilen 26.623,62 TL gecikme faizi ve 5.324,72 TL faizin KDV'si ile birlikte toplam takip alacağı 309.277,74 TL olarak usul ve mevzuata uygun şekilde belirlendiği, yine davalı tarafça, dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağının veya tahakkuk hesaplamasının aksini ispata elverişli herhangi bir belge dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-Davalının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
-Asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 21.126,76 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.735,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.391,45 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 49.484,44-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 3.735,31 TL peşin/nisbi harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ödemeleri, 487,50 TL tebligat+posta+diğer masraflar olmak üzere toplam 12.338,21 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.340,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!