Kadastro tespitinde bir mirasçı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescil edilen taşınmazların, miras ortaklığına ait olduğunun tespiti ve tescili hakkında verilen bozmaya uyma kararı.
Özet: Kadastro tespitiyle bir mirasçı adına kaydedilen parsellerin iptali ve muris mirasçıları adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi başlangıçta tapusuz taşınmazların mülkiyetinin devrinde şekil şartı aranmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, ancak Yargıtayın eksik inceleme bozması üzerine yeniden yapılan yargılamada, dört parselin muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında zilyetlikle mülkiyet kazanılamayacağı ilkesiyle davacı mirasçı lehine tesciline karar verilirken, bir parselin muristen kalmadığı gerekçesiyle bu kısma yönelik talebin reddedilmesi üzerine, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği bir taşınmaz uyuşmazlığıdır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/9 E., ███████ K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 00... , 2 29... , 2 32... , 2 82... ve 2 92... parsel sayılı ve sırasıyla 992.90 m², 1.369.89 m², 3.536.50 m², 1.360,40 m² ve 2.482,13 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... .... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... beldesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 2 00... , 2 29... , 2 32... , 2 82... , 2 90... ve 2 92... parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit edildiğini, yapılan bu işlemin hatalı olduğunu, taşınmazların babaları ...'ya ait olup ondan intikal eden taşınmazlar olduğunu, kendisinin ve diğer kız kardeşlerinin de babaları ...'dan intikal eden taşınmazlar üzerinde miras hisseleri olmasına rağmen sadece tek bir kardeşi üzerine yazılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kadastro çalışmaları sonucu tespit edilen taşınmazların kadastro tutanaklarının iptali ile ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.3. Birleşen ████████ Esas numaralı dosyada davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... beldesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 2 00... , 2 29... , 2 32... , 2 82... , 2 90... ve 2 92... parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit edildiğini, yapılan bu işlemin hatalı olduğunu, parseller üzerinde babası ...'nın da mirasçı olması sebebiyle hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yapılan bu kadastro çalışmaları sonucu tespit edilen taşınmazların kadastro tutanaklarının iptaliyle ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, ''satış senedinin murisin sağlığında yapıldığı, satış sözleşmesi ile birlikte dava konusu yerlerin zilyetliğinin davalıya geçtiği, dava konusu taşınmazların tapusuz olduğu, tapusuz taşınmazların menkul mal niteliğinde olduğu, bu tür taşınmazların mülkiyetinin devredilmesinin herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamış olduğu, tapusuz taşınmazlar hakkında 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmaması hususları dikkate alındığında; bu taşınmazlar hakkında açılan mirastan mal kaçırmaya yönelik muvazaa davalarının dinlenme olanağının bulunmadığı ve miras bırakan tarafından gizlenen bağış akdinin görünüşte satış akdi olarak gösterilmesinin sonucu etkilemeyeceği'' gerekçesiyle ana dosya ve birleşen dava dosyalarının reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, "eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''dava konusu 2 00... , 2 29... , 2 32... ve 2 82... parsel sayılı taşınmazların 1892 doğumlu muris ...'dan intikal ettiği, ...kızı ..... miras payının kardeşi ... tarafından satın alındığı, ...oğlu ...'nın miras payının ise halen bu taşınmazlarda mevcut olduğu, dosya içerisinde mevcut 15.07.2013 tarihli veraset ilamına göre, ölü davacı ...'nın babası ...'nın ... mirasçısı olduğu, dava konusu taşınmazların ...'nın ölümünden tespit tarihine kadar geçen süre boyunca ...oğlu ... ve sonrasında yine ... mirasçıları tarafından kullanıldığı, ... ve murisi ...'nın dava konusu taşınmazlarda hiçbir zaman kullanımı olmadığı anlaşılsa da, mirasçılar arasında taksim olmadıkça zilyetlikle mülkiyet hakkı kazanılamayacağı ve mirasçılardan biri tarafından sürdürülen zilyetliğin diğerleri adına da olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafça kök muris ...terekesinin taksim edildiği ya da ölü davacı ...'nın babası ...'nın miras payının satın alındığı hususları da ispat edilememiş olup ölü davacı ... tarafından bu parsellere yönelik açılan davanın kabulüne karar verildiği, dava konusu 2 92... parsel sayılı taşınmazın ise 1892 doğumlu muris ...'dan kalmadığı, ...oğlu ...'nın kendi taşınmazı olduğu anlaşılmakla bu parsele yönelik ölü davacı ... tarafından açılan davanın reddine dair karar verildiği, dava konusu 2 00... parsel üzerindeki evin ... tarafından yapıldığı hususunda ... mirasçılarının bir itirazı bulunmadığı, dosya içerisinde mevcut 01.03.1985 tarihli satış senedinin dava konusu 2 00... , 2 29... , 2 82... ve 2 92... parsel sayılı taşınmazlara sınırları ve mevkisi itibarıyla uyduğunun anlaşıldığı, senedin taraflarının ... ile oğlu tespit maliki ... olduğu, tüm dosya kapsamı ve dinlenen tüm yerel bilirkişi ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; söz konusu senedin muris ...'ın ölümüne 3 ay kala alıcı ...'nın yokluğunda yapıldığı, senette geçen 10 bin TL paranın ...tarafından ...'a verilmediği, o tarihlerde ...'ın eline bu miktarda bir para geçmediği gibi hastalığı sebebiyle yaptığı masrafların da damadı ... ...... tarafından karşılandığı, ortada geçerli bir satış sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, dava konusu taşınmazlar tapuya kayıtlı olmadığından menkul hükmünde olup mülkiyetinin kazanılması için zilyetliğinin devredilmiş olmasının yeterli ve gerekli olduğu, muris ...'ın asıl maksadının satış değil de bağışlama olduğunun kabulü halinde ise, mülkiyetin bağışlanana geçmesi için zilyetliğin devredilmiş olmasının gerektiği, muris ...'ın dava konusu 2 32... , 2 00... , 2 29... , 2 82... ve 2 92... parsel sayılı taşınmazları ölünceye kadar kullandığı, senedin yapıldığı tarihte .... taşınmazların başında olmadığı gibi ...'ın ölümüne yakın bir tarihte döndüğü, bu süre zarfında dava konusu taşınmazların yine ...'ın tasarrufunda olduğu, ...'ın ölümünden sonra mirasçısı olması sebebiyle tespit tarihine kadar ... tarafından kullanıldığı, ister satış ister bağışlama olsun 01.03.1985 tarihli senedin yapılmasıyla dava konusu taşınmazların zilyetliğinin tespit maliki ...'ya devredildiği hususu davalı tarafça ispatlanamadığı'' gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne ve davacı ... tarafından açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bir kısım davacının davasının tam kabulüne ve bir kısım davacının ise davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın maddi gerçeğe, usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde maddi gerçeğe aykırı bir yorumda bulunarak müvekkili ve bir takım davacıların murisi yani babaları ...'nın bağışlama sayılabilecek işlemi karşısında zilyetliği devretmediğini ve taşınmazların mülkiyetinin müvekkiline geçmediğini belirtmiş ise de, bu yorumun yanlış olduğunu, yapılan 3 keşifte de davacılar tarafından dosyaya sunulan Şubat 1959 tarihli ve 3 numaralı tapu uygulamasında hudutlarının uymadığının anlaşıldığını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında da dava konusu taşınmazların davalı ... ile muris ... Arıcının 40-50 yıldır zilyetliğinde olduğunu, ...'nın vefatı ile dava konusu yerlerin davalı tarafın zilyetliğinde bulunduğunun beyan edildiğini, davalının dosyaya sunduğu 01.03.1985 tarihli satış sözleşmesinin hudutlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı ve davalının zilyetliğinde olduğunun tespit edildiğini, tapusuz taşınmazlar üzerindeki zilyetlik hakkının devredilmesinin şekle tabi olmadığını, satış sözleşmesine ilişkin muvazaa iddalarının dinlenemeyeceğini, miras bırakan tarafından gizlenen bağış akdinin görünüşte satış akdi olarak gösterilmesinin sonucu etkilemeyeceğini, gizlenen bağış sözleşmesinin geçerli olduğunu, saklı payları zedelenen mirascıların ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 507. maddesi uyarınca tasarrufun tenkisini isteyebileceğini ve davada tenkis talep edilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar lehine ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.