Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin ticari yazılım lisans ve güncelleme hizmet bedeli alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir yazılım şirketi ile sanayi fırınları şirketi arasındaki ticari uyuşmazlıkta, yazılım şirketi, yazılım güncelleme hizmeti karşılığı kesilen 120.414,08 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı şirket ise güncelleme hizmetinin hiç verilmediğini, faturanın mesnetsiz olduğunu ve daha önce de benzer şekilde haksız kazanç sağlandığını ileri sürerek itirazının haklılığını savunmakta ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle karşı talepte bulunma haklarını saklı tutmaktadır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ███████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVACI/KARŞI DAVALI : CPM YAZILIM ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI/KARŞI DAVACI : SİSTEM TEKNİK ENDÜSTRİYEL FIRINLAR LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ...DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 01.01.2023 -31.12.2023 tarihlerini kapsayan mal hizmet alımı gerçekleştiğini, bu hususun fatura ile ortaya konulduğunu, 14.06.2023 tarihli ilgili faturaya göre davalı-borçlu tarafından davacıya vergiler dahil toplam 120.414,08 TL ödemesi gerektiğini, işbu miktarın dosya hali sebebiyle işleyen faizler ve diğer masraflar dolayısıyla arttığını, bu sebeple fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirttiklerini, ilgili sözleşme gereği davacının üstüne düşen bütün yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalı-borçlu şirketin kendi üstüne düşen mal hizmet alımına dair borcunu tüm ihtarlara karşın ifa etmemiş olduğunu, davalı hakkında Gebze İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalının █████/2023 tarihinde haksız bir şekilde ve gerekçeye yer vermeden borca, takibe, faize ve tüm fer'ilere itiraz yaptığını, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, ilgili itirazın herhangi bir imza itirazı içermediğinden hareketle icra ve iflas kanunu ilgili hükümlerine göre mevzubahis taraflar arası sözleşme ve dayanak belgedeki davalı imzalarının kesinleştiğini, mezkur borca itiraz sebebiyle ilgili kanun hükümleri gereğince mahkeme nezdinde işbu davayı açma gereği duyduklarını, dava şartı arabuluculuk hükümlerini gereği yerine getirildiğini, karşı taraf ile anlaşılamadığını, tüm bu hususlardan hareketle, davalı tarafından yapılan itirazın, davacının alacağını sürüncemede bırakmak adına yapılmış kötü niyetli bir itiraz olduğunun açık olduğunu, söz konusu itirazın iptali ile takibin devamı yönünde karar verilmesi gerektiğini, ilgili hüküm gereği borçlu yanın asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı firma tarafından Gebze İcra Dairesi'nin ██████████ esas sayılı takibin haksız olarak başlatıldığını, takibe itiraz ettiklerini, davalı ile davacı firma arasında 2017 yılında yazılım lisans satış ve hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı ile davacı arasında imzalanan yazılım lisans satış ve hizmet sözleşmesi ile güncelleme bedeli alınması için güncelleme hizmeti verilmesi şart koşulduğunu, güncelleme hizmeti verilmeden güncelleme bedeli alınamayacağını, davalı tarafından tüm ödemeler ve yükümlülükleri yerine getirilmesine rağmen, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, güncellemenin onay olmaksızın yapılacağı hususu gözetildiğinde davacı tarafın önce güncelleme hizmeti verip daha sonra güncelleme bedeli istemeye hak kazanacağı kararlaştırıldığını, davacı tarafından güncelleme hizmeti verilmesi için herhangi bir girişimde ve bildirimde de bulunulmadığını, davalı firmaya bu yönde bir talepte bildirilmediğini, davacı taraf güncelleme bedeli olarak 120.414,08 tl bedelli fatura kestiğini, bedelin bu miktar olacağı konusunda da bir anlaşma yapılmadığını, bu miktarı nereden hangi esaslara göre nasıl belirlemiş olduğunun muamma olduğunu, davacı tarafın daha önce de alışmış olduğu üzere haksız kazanç konusunda bir hayli istekli ve arzulu göründüğünü, davacı firmanın daha öncede hiçbir güncelleme hizmeti vermediği halde güncelleme hizmeti verdiğini ileri sürerek davalıdan haksız kazanç sağladığını, davacının 2023 yılında göndermiş olduğu fatura sonrası davalı tarafından yapılan araştırmada yazılımlarda hiçbir güncelleme mevcut olmadığının tespit edildiğini, davalı firmadan sebepsiz zenginleşme yolu ile alınan fatura karşılığının ödendiğini, 97.084,83 TL güncelleme ücretlerinin en yüksek reeskont avans faizi ile davalıya iadesi için dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, sebepsiz zenginleşme ve diğer hukuki nedenler ile fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak üzere; davacı firmanın güncelleme hizmeti vermediğini, sözleşme gereği güncelleme bedeli hak etmek için öncelikle güncelleme hizmeti vermesi şart koşulmuş olduğunu, davacının haksız davasının reddine, davacı firma daha öncede hiçbir güncelleme hizmeti vermediği halde güncelleme hizmeti verdiğini ileri sürerek davalı, davacı firmadan haksız kazanç sağlamıştır, işbu davada da görüleceği üzere haksız kazancı alışkanlık haline getirmiştir, davacının 2023 yılında göndermiş olduğu fatura sonrası davalı müvekkil firma tarafından yapılan araştırmada yazılımlarda hiçbir güncelleme mevcut olmadığı tespit edilmiş olup davalı firmadan sebepsiz zenginleşme yolu ile alınan aşağıda blirtilen fatura karşılığı ödenmiş 97.084,83 tl güncelleme ücretlerininin en yüksek reeskont avans faizi ile davacı firmaya iadesine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-a)Asıl davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından beyan ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını, buna karşın itirazlar doğrultusunda Bilirkişi incelemesinin local bilgisayarlar üzerinde yapılmasına karar verilmese dahi söz konusu Bilirkişi Raporu ile davanın haklılığının ispatlanmış olmasına karşın yerel mahkemece haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, esas dava bakımından Yerel Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, itirazlarımızın hiçbir surette dikkate alınmadan Yüksek Mahkeme kararlarına ve Türk Ticaret Kanunu'na aykırı şekilde eksik inceleme neticesinde tanzim edilen Bilirkişi Raporuna dayanılarak hüküm verildiği aşikar olduğunu, karşı dava bakımından, bilirkişi raporunda davalının alacaklı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmamasına karşın yerel mahkemece karşı davanın kabulüne karar verildiğini, Yüksek mahkeme kararları hiçbir surette dikkate alınmaksızın, dayanak belirtilmeden haklı ve hukuka uygun davanın reddine, haksız ve kötü niyetli karşı davanın kabulüne karar verildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf eden Firma hiçbir güncelleme vermediği halde haksız kazanç sağlama isteği haklı olarak İlk derece Mahkemesi tarafından red edildiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; alım satımdan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında █████/2023-█████/2013 tarihlerini kapsayan mal ve hizmet alımına ilişkin sözleşme bulunduğu, müvekkil davacının sözleşme kapsamında üstlendiği tüm edimleri eksiksiz yerine getirdiği, bu kapsamda düzenlenen █████/2023 tarihli faturaya göre davalının KDV dahil 120.418,08 TL borçlu olduğu, davalıya yapılan tüm ihtarlara rağmen borcun ödenmemesi üzerine Gebze İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğu, itirazın herhangi bir imza inkarı da içermediği belirterek itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap ve karşı dava dilekçesinde ise; taraflar arasında 2017 yılında yazılım lisans satış ve hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre güncelleme bedelinin talep edilebilmesinin ancak güncelleme hizmetinin fiilen sunulması şartına bağlı olduğu, davacı tarafından dava konusu dönemde herhangi bir güncelleme hizmeti verilmediği, bu yönde herhangi bir bildirim veya girişimde de bulunulmadığı, buna rağmen tek taraflı olarak 120.414,08 TL bedelli fatura düzenlendiği, söz konusu bedelin hangi esaslara göre belirlendiğinin de açıklanamadığı, ayrıca davacının önceki yıllarda da herhangi bir güncelleme hizmeti sunmaksızın güncelleme bedeli tahsil ettiği, yapılan araştırmada yazılım üzerinde herhangi bir güncelleme bulunmadığının tespit edildiği belirtilerek asıl davanın reddine karar verilmesi ve karşı davada ile de sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca daha önce ödenen 97.084,83 TL güncelleme bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı asıl dava davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).Eldeki davada; davacı tarafın davaya konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etttiği, davalı tarafın ise faturaya konu hizmetin verilmediğini bu nedenle de borçlu olmadığını savunmuş olduğu görülmüştür.Dosya arasına alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı CPM şirketinin, davalı Sistem Teknik şirketine yazılım lisans hizmeti sattığı ve her yıl lisans güncelleme hizmeti için ayrıca anlaşmaya varılıp, bu hizmetin ayrıca belirlenip, ödenip/tahsil edildiği, İş bu davada; davacı CPM şirketinin 2023 yılına ait yazılım lisans güncelleme bedeli olarak davalı Sistem Tekniğe 12.01.2023 tarihli 32 nolu KDV dahil 120.414,08 TL tutarında fatura düzenlediği, bu faturanın davalı Sistem Teknik tarafından kabul edilmediği, noter aracılığıyla davacıya geri iade edildiği, davalı Sistem Tekniğin faturayı yasal defterine kayıt etmediği, davacı CPM şirketinin bu fatura takibi başlattığı, yapılan teknik inceleme ve değerlendirmede, davacı CPM şirketinin bu faturadaki hizmeti davalıya vermediğinin tespit edilmesi nedeniyle, davacı CPM şirketi tarafından icraya ve davaya konu edilen bu alacağın kabule şayan bulunmadığı, Davacı CPM şirketinin yasal defterlerine göre; icra ve dava tarihi itibarıyla davalı Sistem Teknikten 120.414,08 TL ile 36.889,83 TL ki toplam 157.303,91 TL alacaklı olduğu, davalı Sistem Tekniğin yasal defterlerine göre ise davacı CPM şirketine 36.889,83 TL borçlu olduğu, Karşı dava açısından; davalı Sistem Tekniğin alacak olarak talep ettiği, davacı CPM şirketi tarafından davalı Sistem Teknik adına düzenlenmiş ve taraf defterlerinde kayıtlı olan “10.08.2022 tarihli 259 nolu2021 yılına ait lisans güncelleme bedeli 36.889,83 TL.-lik faturanın” davacı CPM şirketine ödenmediği ancak hizmetin alınması nedeniyle, bu tutar kadar davacı CPM şirketinden alacağı olmadığı ve dahi 36.889,83 TL davacı CPM şirketine borçlu olduğu ancak davacı CPM şirketinin bu bedelle ilgili talebinin olmadığı, Davalı Sistem Tekniğin, parasını ödedim ama hizmet almadım diyerek talep bir diğer fatura açısından ise; davacı CPM şirketinin davalı Sistem Teknik adına düzenlediği 31.01.2022 tarihli 96 nolu 2022 yılı yıllık lisans güncelleme hizmet bedeline ait 60.195,00 TL tutarlı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı Sistem Tekniğin 18.02.2022 tarihinde bedelini ödendiği ancak bu hizmeti almadığından, 60.195,00-TL fatura bedelini davacı CPM şirketinden, 18.02.2022 ödeme tarihinden itibaren faiziyle talep etmekte haklı olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır.Eldeki davada, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan █████/2024 tarihli bilgisayar yüksek mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinde; bilirkişi raporunun giriş kısmında incelemenin, cihaz adı "STNB125.ST.LOCAL" olarak belirtilen ve davalı şirkete ait STNB125 isimli bilgisayar üzerinde gerçekleştirildiği, yapılan inceleme sonucunda programın bu bilgisayarda kurulu olduğu, en son █████/2023 tarihinde bordro oluşturularak kullanıldığı, son güncellemenin ise 3.1.20.11 versiyonu ile █████/2021 tarihinde alındığı ve bu tarihten sonra herhangi bir güncelleme yapılmadığının tespit edildiğinin belirtildiği görülmektedir.Eldeki davada, davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde ve istinaf başvurusunda da açıkça ileri sürüldüğü üzere, mahkemece asıl dava ile karşı davanın çözümünde esas alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunun, uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli ve denetime açık nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.Şöyle ki; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından sözleşme kapsamında yazılım güncelleme hizmetinin sunulup sunulmadığı noktasında toplanmaktadır. Böyle bir uyuşmazlığın çözümünde, incelemenin yalnızca davalı şirkete ait tek bir lokal bilgisayar üzerinde yapılması yeterli değildir. Zira yazılım güncellemelerinin hangi tarihlerde oluşturulduğu, sunucuya(server) yüklenip yüklenmediği, islemci bilgisayarlara dağıtımın yapılıp yapılmadığının güncelleme kayıtları ile log bilgilerinin ana sunucu üzerinden denetlenmesini gerektirmektedir. Sadece lokal bir bilgisayar üzerinde yapılan inceleme ile güncelleme hizmetinin hiç verilmediği sonucuna ulaşılması teknik açıdan kesin ve sağlıklı bir tespit niteliğinde kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde, gerektiğinde mahallinde inceleme yapılarak ana sunucu güncelleme kayıtları, log dosyaları ve sistem altyapısı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bilişim alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle asıl davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır.Öte yandan, dosya kapsamına alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda karşı dava yönünden; "...davalı Sistem Tekniğin alacak olarak talep ettiği, davacı CPM şirketi tarafından davalı Sistem Teknik adına düzenlenmiş ve taraf defterlerinde kayıtlı olan “10.08.2022 tarihli 259 nolu2021 yılına ait lisans güncelleme bedeli 36.889,83 TL.-lik faturanın” davacı CPM şirketine ödenmediği ancak hizmetin alınması nedeniyle , bu tutar kadar davacı CPM şirketinden alacağı olmadığı ve dahi 36.889,83 TL.- davacı CPM şirketine borçlu olduğu ancak davacı CPM şirketinin bu bedelle ilgili talebinin olmadığı, Davalı Sistem Tekniğin , parasını ödedim ama hizmet almadım diyerek talep bir diğer fatura açısından ise; davacı CPM şirketinin davalı Sistem Teknik adına düzenlediği 31.01.2022 tarihli 96 nolu 2022 yılı yıllık lisans güncelleme hizmet bedeline ait 60.195,00 TL.- tutarlı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı Sistem Tekniğin 18.02.2022 tarihinde bedelini ödendiği ancak bu hizmeti almadığından, 60.195,00 TL.- fatura bedelini davacı CPM şirketinden , 18.02.2022 ödeme tarihinden itibaren faiziyle talep etmekte haklı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu, bura karşın, ilk derece mahkemesince, karşı dava yönünden davalı-karşı davacının hizmet alınmaksızın ödediği toplam 97.084,83 TL'yi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edebileceği kabiu edilerek karşı davanın kabulüne karar verilmiş olduğu görülmüşse de, bu haliyle, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile mahkemenin ulaştığı hukuki sonuç arasında açık bir çelişki bulunduğu ve bu çelişki giderilmeksizin mahkemece hüküm tesis edildiği görülmüştür. Bu yönüyle de mahkeme hükmünün isabetli olmadığı değerlendirilmiştir.Gerekçeli karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-2004 sayılı İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi ██████████ Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*