3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca yapılan resen parsel yüzölçümü düzeltme işleminin tebligat usulsüzlüğü ve teknik hataları nedeniyle iptali davası.
Özet: Bu dava, kadastro müdürlüğünce 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca resen yapılan yüzölçümü düzeltme işlemiyle 176 numaralı parselin büyüklüğünün artırılmasına karşılık, davacıların bu düzeltmenin fiili durumu, sınırları ve kendilerinin kullandığı alanları göz ardı ederek hatalı yapıldığı, tebligatların usulsüz olduğu iddialarıyla iptalini talep etmeleridir; ilk derece mahkemesi, önceki bozma ilamına uyarak yaptığı keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, düzeltme işleminde haritalama, hesaplama ve sınırlandırma hataları bulunduğunu, mahalle sınırı olan çayın dikkate alınmadığını, davacıların kullandığı bazı alanların parsel dışında bırakıldığını ve parselin doğru yüzölçümünün belirtilen düzeltmeden daha fazla olması gerektiğini tespit etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41. maddesi uyarınca re'sen yapılan düzeltme işlemi sırasında ... ili ... ilçesi ... (....) köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı olan 176 parsel sayılı 2.201.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2.252.444,424 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan davacıların ... ili ... ilçesi .... köyü 176 numaralı parselde müşterek malik olduklarını, .... köyü 176 parselin kadastro tutanağının kesinleştiğini, ... Kadastro İl Müdürlüğü tarafından 2011 yılında toplulaştırma işlemleri yapılırken 176 numaralı parselin yüzölçümünün Kadastro Kanununun 41. maddesine göre düzeltildiğini, düzeltme yapılırken 1975 tarihli 176 numaralı parselin sınırlarını gösteren haritanın dikkate alınmadığını, yapılan düzeltim sonucunda 176 numaralı parselin yüzölçümünün arttığını, 176 numaralı parselin sınırları ve fiili durumuna dikkat edilmediğini, müvekkilinin kullandığı ve parselin sınırları dahilinde kalan bazı alanları parsel dışına attığını, Kadastro İl Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre yapılan düzeltimin yanlış olduğunu, fiili duruma ve sınırlara itibar edilmesi gerektiğini, müvekkillerinin zararına neden olunduğunu, Kadastro İl Müdürlüğünün düzeltme ile ilgili evrakları .... köyü adresine gönderdiğini, tebligatların müvekkillerine tebliğ edilmediğini, tebligatın usulsüz yapıldığını, düzeltmeye ilişkin karar müvekkillerine tebliğ edilmediğinden 30 günlük sürenin işlemeye başlamadığını, 176 numaralı parselin yüzölçümü hanesinin düzeltildiğini, Kadastro İl Müdürlüğünün yapmış olduğu düzeltimin yerinde olmadığını ileri sürerek, ... köyü 176 numaralı parselin ... ... .... Çayı sınırları dikkate alarak gerçek yüzölçümün tespit edilerek düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza ilişkin Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine dayanılarak yapılan düzeltme işleminin iptali ile açılan davanın yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, ''3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca işlem yapıldıktan sonra ilgililere yapılan tebligat tarihinden itibaren 30 günün geçtiği, yapılan incelemede tarafların adreslerine usulüne uygun tebligatların yapılmadığının görüldüğü, toplu şekilde .... teslim edildiği, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün arttığı ancak davacı yerin kullandığı sınırların parsel dışında kaldığı iddiasının olduğu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı bozma ilamında belirtilen kriterler doğrultusunda tekrar keşif yapıldığı, keşif sonucunda yine bozma ilamında belirtilen kriterlerden olan ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hatalarını denetleyecek şekilde bilirkişi raporu aldırıldığı ve bilirkişinin 13.06.2023 tarihli ek raporunda sorunların nereden kaynaklı olduğunun belirtildiği ve rapor içeriğinde; 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca düzeltme işleminin yapıldığı sırada tersimatta kuzey ve güney yönünde düz bir şekilde birleştirilmesi ile hatalı işlem yapıldığı, mahalle sınırı olan çayın o bölgede yapmış olduğu, kavis ve yüzölçümünün 21.375,15 metrekare, davacıların tasarrufundaki arazinin sayısallaştırma sonucu oluşan haritada yer almadığı ve yer alması halinde toplam büyüklüğünün 2.273.819,57 metrekare olması gerektiğinin belirtildiği ve devamında oluşan fazlalığın hangi alanlarda bulunduğunun tespit edildiği ve ilgili krokide (B) ile gösterilen alanın 4.836,53 metrekare olduğu ve yine ilgili krokide (C) ile gösterilen fazlalığın 16.538,62 metrekare olduğu ve yine normal şartlarda 176 numaralı parselde yer alması gereken yerlerin ... ili ... ilçesi ... mahallesi 1 numaralu parselin içeresine girmiş olduğu ve krokide (B1) olarak gösterildiği yine olması gereken bir kısım fazlalığın ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 160 numaralı parsel içerisine girdiğinin tespit edildiği, düzeltme kadastrosu yapılırken yanlışlıkların nereden kaynaklandığının açıklandığı ve normal şartlarda Kadastro düzeltme tarihine göre 166 numaralı parselin toplamda 2.273.819,57 metrekare olması gerektiğinin rapor edildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve arazinin o zamanki fiziki durumana uygun olduğu'' gerekçesiyle davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.12.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.09.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, ''dava konusu parselin tesis kadastro paftasıyla 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltim işlemi sonucu yeni üretilen sayısal paftanın çakıştırılması sonucu parsel ve çevresinde bulunan diğer sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, dava konusu parselin tapu alanı ile yeni hesaplanan alan arasında oluşan 51.444.42 metrekare farkın hesaplama hatasından kaynaklandığı, denetime elverişli bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup, yüzölçümü düzeltim işleminin kanuna uygun olarak yapıldığı, yapılan hatanın eski hesap ve ölçüm tekniğinden kaynaklı olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi, kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların Kadastro Müdürlüğünce düzeltilmesine ilişkin bir yasal düzenleme olup, 41. madde çalışması sonucu parselin yeni yüzölçümü tespit edilirken parsel sınırlarının 1975 tarihli harita esas alınmadan belirlendiği gerekçesiyle sınır düzeltimine ilişkin talebin 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında düzeltilmesi gereken hatalar kapsamında bulunmadığından ve taşınmazın geometrik durumunun kesinleşmiş olması nedeniyle tarafların mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin talebinin bu kanun kapsamında düzeltme yapılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''parsel sınırlarının 1975 tarihli harita esas alınarak belirlendiği gerekçesiyle sınır düzeltimine ilişkin talebin 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında düzeltilmesi gereken hatalar kapsamında bulunmadığı, taşınmazın geometrik durumunun kesinleşmiş olması nedeniyle tarafların mülkiyet uyuşmazlığına yönelik talebinin bu kanun kapsamında düzeltme yapılamayacağının belirtilmiş olması ve bozma ilamına uyulması nedeniyle yasal şartlar oluşmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ... 2. Asliye Hukuk Hakimliğinin ████████ Esas sayılı dosyasında yapılan inceleme neticesinde görevlendirilen memurlar tarafından 1971 yılında ... köyü .... Dönüm Haritası hazırlandığını, dönüm işlemi sonucunda dava konusu yapılan parselin numarasının 10 olduğunu, 1975 yılında yapılan kadastro işlemlerinde önceden yapılmış olan .... işleminin baz alındığını, çoğunlukla birebir uyulmuş olup parsel numarasının 176 olarak değiştirildiğini, müvekkillerinin ... ili ... ilçesi ... köyü 176 numaralı parsele müşterek malik olduğunu, .... köyü 176 parselin 28.05.1975 tarihinde kadastro görerek kesinleştiğini, 176 numaralı parselin bir sınırının ... çayı ve diğer bir sınırının .... çayı olduğunu, bu sınırların sabit olduğunu, yaklaşık 50-100 yıldan bu yana sabit ve değişmemiş sınırlar olduğunu, müvekkillerinin 11.06.1975 tarihli haritaya göre arazinin tamamı üzerinde nizasız ve fasılasız olarak tasarruf ettiklerini, ... Kadastro İl Müdürlüğü tarafından 2011 yılında toplulaştırma işlemleri yapılırken 176 numaralı parselin yüzölçümününün 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre düzeltildiğini, bu düzeltim yapılırken 11.06.1975 tarihli 176 numaralı parselin sınırlarını gösteren haritanın dikkate alınmadığını, kadastro işlemi sonunda verilmiş olan 31.07.1975 tarihli ... ili .......... ilçesi ...-........... köyü çaplı tasarruf vesikası (Kütük sayfa No:4-5 Parsel No:176) incelendiğinde ve 1971 tarihli Tezyid-i Dönüm (Dosya No:███████ Tarih:08.11.1971) haritasıyla karşılaştırıldığında 176 numaralı parselin doğal sabit ve kadim doğu sınırı olan ... çayının kadastro tersimatında eksik nokta alımı nedeni ile yanlış yapıldığının görüldüğünü, kavisli olan çayın bir bölümü dümdüzmüş gibi birleştirilince çayın kavis kısmında kalan arazi bir anda ortadan yok olmuş olup arazinin yüzölçümü o alanda kayba uğradığını, dava konusu arazi üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda da bu hususun tespit edildiğini, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dava dışı komşu parseller olan ... ilçesi ... Mahallesi 1 ve 160 numaralı parsellerde ise kadastro çalışmalarının 05.08.1968 tarihinde yapılarak kesinleştiğini, ... ilçesi ... Mahallesi 176 numaralı parsel ile ... ilçesi ... Mahallesi 1 ve 160 numaralı parsellerde çakışma varsa ikinci kadastro mahiyetinde olan 1 ve 160 numaralı parselin ilgili kısımlarının iptal edilmesinin gerektiğini, Kadastro İl Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda bu hususun dikkate alınmadığını, yapılan çalışmada ilçe ve köy sınırları ile komşu tüm parsellerin kroki ve paftalarının dikkate alınarak yapılması gerekirken yapılmadığını, eksik inceleme ile sonuca varıldığını, dava konusu 176 parsel ile ilgili 1975 tarihli ilk tesis kadastrosu haritası, 1984, 1994, 20 02... yıllarına ait hava fotoğrafları ve 19 74... /365 Esas numaralı dava dosyasındaki krokiler çakıştırıldığında, 176 numaralı parselin doğu sınırı olan Kasımlı çayının belli bölümünün kavis yaptığı kısımda eksiklik olduğunu, tersimatta kuzey ve güney yönünde düz bir şekilde birleştirilmesinin hatalı olduğunun açıkça göründüğünü, mahalle sınırı olan çayın o bölgede yapmış olduğu kavis ve yüzölçümünün müvekkillerinin tasarrufundaki arazinin sayısallaştırma sonucu oluşan haritada yer almadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 3402 sayılı Kanun' un 41. Maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmasının iptali istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, böz konusu düzeltme işleminin usul ve kanuna uygun olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!