Müşterinin banka hesabından yapılan haksız kredi kesintisi iddiasıyla açılan davada, Yargıtay bozma kararları sonrası imza ve kredi kullanımına dair bilirkişi incelemesi.
Özet: Davacı, davalı bankanın hesabından 2007den bu yana konut kredisi dışında başka krediler gösterilerek haksız kesintiler yapıldığını ve söz konusu kredi sözleşmelerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek bu kesintilerin iadesini talep etmiş; mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararları, usuli eksiklikler ve delil yetersizliği nedeniyle Yargıtay tarafından iki kez bozulmuş, bozma sonrası yapılan incelemelerde ise, bilirkişi raporu ve imza incelemeleri sonucunda davaya konu kredi sözleşmelerindeki imzaların davacıya ait olduğu ve kredilerin hesabına yatırıldığı sabit görülerek davanın reddine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu ve 2007 yılında konut kredisi kullandığını, işbu kredi dışında davalı banka tarafından müvekkiline ait mevduat hesabından 2007 yılından bugüne kadar konut kredisi dışında başkaca bir kredi verilmiş gibi gösterilek muhtelif zamanlarda faiz tahsilatı yapıldığını, yapılan kesintiler davalı tarafından hile ile gizlenerek normal bir kredi geri ödemesi gibi tahsil edilmediğinden uzun süre müvekkili tarafından farkedilmediğini, müvekkili tarafından davalı bankaya çekilen 07.07.2015 tarihli ihtarnameye cevap verilmediğini, müvekkilinin davalı bankadan 28.06.2012 tarihinde 25.000,00 TL tutarında kredi çektiğinden borçlu olduğunu düşünerek ödeme yaptığını, ancak müvekkilinin bu tarihten sonra da kaynağı belirsiz kesintilerin devam ettiğini farkettiğini ileri sürerek; davalı banka tarafından müvekkilinden 2007 yılından bu yana haksız olarak yapılan kesintilerin tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL kesintinin kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 28.04.2016 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ilamıyla; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek, dosyanın UYAP üzerinden yapılan incelemesinde, biri 08.06.2016 diğeri 30.05.2016 tarihinde mahkeme hakimi tarafından elektronik imza ile imzalanmış iki ayrı gerekçeli kararın bulunduğu, bunlardan birisinde tüketici mahkemesi sıfatı kullanıldığı ve davanın mahiyeti gereği harç alınmasına yer olmadığına karar verildiği, diğerinde ise hem harç alınmasına yer olmadığına karar verilip hem de toplam 58,40 TL harcın davalıdan tahsiline hükmedildiği, belirtilen gerekçeli karar yazım tarihlerinin, tarafların vekillerine ilişkin bilgilerin farklı olduğunun görüldüğü, elektronik imza ile imzalanmış iki farklı gerekçeli karardan hangisinin temyiz edildiği belli olmadığı gibi bu durum, taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar konusunda tereddüt yaratması nedeniyle, bu hususun aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur.2.Bozmaya uyan Mahkemenin 04.02.2021 tarihli kararıyla; davacının aynı bankanın ... şubesi nezdinde 29.06.2009 tarihinde 78029 99... .000,00 TL ve ... Şubesi nezdinde 14.06.2007 tarihinde 78048 60... .000,00 TL tutarında kredi kullandığının bildirildiği, dava konusu edilen kesintilerin bu kredilerin kesintileri olduğunun görüldüğü, davacı tarafça kullanılan kredilerdeki imzaya itiraz edilmiş ise de davacı asilin imza örneklerinin alınması için verilen kesin süre içerisinde hazır edilip imzalarının alınamadığı, bu halde davalı banka tarafından davacının hesabından haksız bir şekilde alınmış bir para bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 08.12.2021 tarihli ilamla; Mahkemece davacının usulüne uygun isticvabı ile imza örneklerinin alınması, bilirkişi ücretinin yatırılması yönünden usulüne uygun kesin süre verilerek, bundan sonra, dosya arasında bulunan kayıtlar üzerinde bankacılık konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların iddia ve savunmalarını karşılar mahiyette bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davacı yararına bozulmuştur.3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu iki adet kredi sözleşmesi olduğu, bunlardan birisinin fotokopisi üzerinden diğerinin aslı üzerinden uzmanlarca inceleme yapıldığı, her iki kredi sözleşmesinde bulunan söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, her iki sözleşmenin de davacı tarafından imzalandığı ve davacı tarafından kredi kullanıldığı sabit olmakla, 09.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, bahse konu 100.000,00 TL kredinin davacının hesabına 14.06.2007 tarihinde, 35.000,00 TL kredinin ise davacının hesabına 29.06.2009 tarihinde geçtiğinin ekstrelerde görüldüğü, taraflar arasında 100.000,00 TL ve 35.000,00 TL tutarlı iki adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Kredili Mevduat Hesabının (KMH) açılış tarihinin Genel Kredi Sözleşme tarihi olan 29.06.2009 tarihinden sonra olduğu, davacının dava dilekçesinde belirttiği 388,00 TL ve 225,16 TL tutarlı iki kesintinin ve süreklilik arz eden faiz kesintilerinin KMK kullanımından kaynaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; ATK raporunda 100.000,00 TL'lik sözleşme yönünden yalnızca fotokopi üzerinden inceleme yapıldığını, ancak fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağını, ATK raporunun sonuç kısmının belirsiz olduğunu, kredi sözleşmeleri ile hesaptaki kesintiler arasında illiyet bağının kurulmadığını, müvekkilinin beyan ettiği kesintilerinin hangi sözleşme ile bağlantılı olduğu, 2007–2025 arasında hesap hareketlerindeki her bir kesinti kaleminin dayanağı, KMH açılışında davacının bir talimatı, yazılı onayı ya da imzasının olup olmadığının hiçbir şekilde ortaya konulmadığını, kesintilerin kredi geri ödemesi gibi gösterilerek gizlendiğini, ödeme yapılan masrafların hangi kalemlere ait olduğunun açıklanmadığını, bu durumda tüketici lehine yorum ilkesi uygulanması gerektiğini, gerekçeli kararda müvekkilinin hangi imzayı inkâr ettiği, hangi sözleşmenin hangi delille ispat edildiği, kesintilerin hangi işlemden kaynaklandığının gerekçelendirilmediğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının hesabından haksız ve dayanaksız kesinti yapıldığı iddiasıyla çekilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 07.10.2009 tarihli ve ███████-38 E., ████████ K. sayılı kararı). Ancak Mahkemece belge aslının olmaması nedeniyle fotokopi olan 29.06.2009 tarihli ve 100.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırıldığı, Adli Tıp Kurumunun 15.02.2023 tarihli raporunda, inceleme konusu fotokopi belgede davalının adına atılı imzanın kuvvetle muhtemel davacının el ürünü olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiş, Mahkemece de alınan rapor doğrultusunda sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça kredi sözleşmesine dair yazılı bir delil olan sözleşme aslının sunulmadığı, davacı tarafça sözleşme ilişkisi ve fotokopisi sunulan sözleşmedeki imzanın kabul edilmediği sabittir. Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin hazırlamış olduğu bilirkişi raporunda, incelemeye esas alınan belge fotokopidir.Hal böyle olunca, Mahkemece, 29.06.2009 tarihli kredi sözleşmesi aslının dosyaya getirtilerek, işbu kredinin bedelinin tespiti ile davalı tarafından itiraz edilen imzanın aidiyeti konusunda yeniden imza incelemesi yaptırılması, bilahare davacı tarafından çekildiği belirtilen krediler ve geri ödemeleri ile birlikte Kredili Mevduat Hesabından yapılan kesintiler bir bütün olarak değerlendirilerek, davacının hesabından yapılan kesintilerin dayanağı hususunda bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, fotokopi belge üzerinden yapılan imza incelemesi sonucu ATK raporunda 100.000,00 TL olarak belirtilen ancak kararda çelişkili olarak 35.000,00 TL bedelli olduğu belirtilen 29.06.2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin yapıldığı kabul edilerek, yetersiz ve eksik bilirkişi raporu doğrultusunda davacının hesabından yapılan kesintilerinin KMH kullanımından kaynaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.