3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu oluşan sınırlandırma hatasının düzeltilmesi amacıyla açılan tapu iptal ve tescil davasında verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazının yüzölçümünde eksilme olduğunu iddia eden davacının, sınırlandırma hatasından kaynaklı tapu kaydının iptali ve adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporları ve keşifler doğrultusunda davacıyı haklı bularak taşınmaz sınırlarının düzeltilmesine karar vermiş; bu karara karşı davalı Hazine vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu ve Hazine aleyhine bir hüküm kurulmadığı belirtilerek esastan reddedilmiş olup, Hazine vekili söz konusu ret kararını temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1005 parsel sayılı 7.800,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 44... parsel numarasıyla 3.699,17 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1004 parsel sayılı 19.200,00 m² yüzölçümlü taşınmaz ise, yeni 1 44... parsel numarasıyla 23.423,57 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda kendisine ait ... ili ... ilçesi .... Mahallesi eski 10 05... ada 47 parsel taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini belirterek, bu eksikliğin giderilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçesi vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Dava, yenileme kadastrosu sonucunda oluşan yeni sınırlarına itirazdan kaynaklı tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Dava konusu taşınmaz başında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları ile, keşif mahallinde ve sonrasında duruşma salonunda dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ile dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğu, alınan bilirkişi raporuyla da sınırlandırma hatasının yapıldığı, taşınmazların belirtilen kısımlarının davalılar adına kaydedilmesinin bu hatadan kaynaklandığı net olarak belirlenmiştir. Sınırlama hatasından kaynaklı değişiklik yapılan tapu kayıtlarının iptali ile belirlenen kısımlarının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiş, davacı tarafından hazineye karşı yöneltilen davada, davacının tapu kaydındaki azalma sebebi araştırılmış, komşu parsel lehine kayma olduğu anlaşılmış, komşu parsel malikleri davaya dahil edilmiş, adlarına tebligatlar usulüne uygun tamamlanmıştır. Hem hazinenin yasal hasım olması hem de diğer tapu maliki davalıların dava açılmasına sebebiyet vermemeleri davanın niteliği dikkate alınarak yargılama giderleri ile harçların davacıdan tahsilinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmış, davalı hazinenin yasal hasım olması ve davanın azalmanın kim lehine olduğunu bilmesi davacıdan beklenemeyeceğinden, davanın başta hazineye yöneltilmesi kabul edilebilir yanılgı olduğundan pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararına değinilmemiş, davacı tarafça bilirkişi raporuyla da ispatlanan davanın kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 44... ve 48 parsel sayılı taşınmazların 10.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen 3.828,14 m²lik kısmın eski 1004 parsel yeni 1 44... parsel sayılı taşınmazdan çıkartılarak eski 1005 parsel yeni 1 44... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, sonuç olarak eski 1005 parsel yeni 1 44... parsel sayılı taşınmazın 7.527,32 m² olarak, eski 1004 parsel yeni 1 44... parsel sayılı taşınmazın 19.595,43 m² olarak tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile eski tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda, dava konusu taşınmazın doğu ve güney sınırlarında 22/a çalışmalarında doğru değerlendirme yapıldığı, eski 10 04... ada 48 ile olan batı ve kuzey sınırında ise sınırlandırma hatası yapıldığı anlaşıldığından, Mahkemece tespit edilen yeni sınırın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiğinden Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık isabetsizlik bulunmadığı gibi davalı Hazine aleyhine de bir hüküm kurulmadığı ayrıca davalı Hazinenin vekalet ücreti yönünden de bir istinaf talebi bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden incelenerek bozulması gerektiğini ve bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosuna karşı açılan tespite itiraz davalarında, husumetin, uygulama kadastrosu ile lehine sınırları değiştirilerek yüzölçümü artırılan komşu parsel maliklerine yöneltilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.02.2010 tarihli ve 2010/7-70 Esas, ███████ Karar sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatlarının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. Somut olayda; dava, davacıya ait 1 44... parsele komşu olan 1 44... parsel sayılı taşınmazın malikleri ile birlikte Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle açılmıştır. Ancak, dava konusu edilen taşınmazın sınırlarında Hazine adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; eldeki davada taraf sıfatı bulunmayan Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönde olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davalı Hazine vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde de, Hazine yönüyle açılan davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edilmiş olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı Hazine aleyhine bir hüküm kurulmaması ve davalı Hazinenin vekalet ücreti yönünden bir istinaf talebinin bulunmadığı şeklindeki gerekçe yazılması da isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.