Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin, eski çalışanın rekabet yasağı ve ticari sır ihlali nedeniyle tazminat istemine dair istinaf kararı.
Özet: Davacı işveren, eski kalite kontrol teknikeri olan davalının, görev süresince ticari sırlar, üretim bilgileri, müşteri portföyü ve proje detayları gibi gizli bilgilere vakıf olduğunu, iş akdinin sona ermesinin ardından belirli bölgelerde ve rakip firmalarda çalışmama, ticari sırları ifşa etmeme yükümlülüğü içeren bir rekabet yasağı taahhütnamesi imzaladığını, ancak davalının evlilik bahanesiyle işten ayrıldıktan hemen sonra rakip Ravago Grup bünyesinde çalışmaya başlayarak hem rekabet yasağı sözleşmesini hem de sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek bu ihlalden kaynaklanan zararlarının tazminini talep etmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ███████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVACI : KİMTEKS POLİÜRETAN SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA TÜRÜ : Tazminat (Rekabet Yasağından Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının 01.08.2016 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, 05.08.2022 tarihine kadar müvekkil şirkette kalite kontrol teknikeri olarak çalıştığını, davalının, davacı şirkette son aldığı brüt maaşının 14.045,00 TL olduğunu, davalının, davacı şirkette çalıştığı pozisyonu gereğince gerek işveren tarafından kendisine verilen gerekse görevi sırasında öğrendiği birçok ticari sır ve gizli bilgelere vakıf olduğunu, büyük bir gizlilik içerisinde yürütülen hatta o proje dışında kimsenin bilmediği, son derece yüksek maliyetli olan bir takım proje bilgilerini öğrenebilecek bir pozisyonda olarak görev aldığını, bu kapsamda da davalının davacı şirket ile Rekabet Yasağı Taahhütnamesi imzalamış olduğunu, bu sözleşme ile hem çalıştığı süre hem de iş sözleşmesi sona erdikten sonra gizliliği ihlal etmemeyi ve de işvereni ile rekabet etmemeyi, iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet yasağı taahhütnamesi gereğince hangi şirketlerde hangi sürelerde hangi bölgelerde çalışmayacağını taahhüt ettiğini, davalının beyaz yaka çalışan olduğundan davacı şirketle imzalamış olduğu Rekabet Yasağı Taahhütnamesinin hüküm ve sonuçlarını anlayabilecek durumda olduğunu, davalının iş sözleşmesi ve de Rekabet Yasağı uyarınca çalıştığı sırada ve de iş sözleşmesi sona erdikten sonra dahi İş kendisine verilen ya da kendiliğinden öğrendiği, tüm formül, üretim bilgileri, ticari, mali ve teknik belge ve bilgileri ya da çeşitli alanlarda kullanılan işverene özgü metotları, çalışma biçimine, müşteri çevrelerine, iş hacmine, hazırlanmış veya hazırlanmakta olan projeler dahil ve bunlarla sınırlı olamamak üzere işverenin hiç bir belge ve/veya belgesini, ticari sırrını açıklamayacağını, bu bilgi ve belgeleri hiç bir şekilde özel faaliyetleri veya üçüncü kişiler için, kurum ve kuruluşların yararına kullanmayacağını ve kullandırmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacı şirketin poliüretan sistemleri tasarım, üretim ile satış ve pazarlanması konusunda faaliyet gösterdiğini ve bu konuda da dünyanın bir çok ülkesine ihracat gerçekleştirdiğini, davalının çalıştığı pozisyon itibariyle gerek işveren tarafından kendisine verilen gerekse kendiliğinden öğrendiği bunlarla sınırlı olmamak üzere müşteri portföy, cari hesap raporlarından ürün planlamaya, kalite kontrol kartlarından stok hareket raporlarına, müşteri bilgilerinden, tüm ihracat rakamlarına kadar birçok gizli nitelikteki bilgiye, ticari sırlara haiz olarak çalıştığını, keza büyük bir gizlilik içerisinde yürütülen son derece yüksek maliyetli olan bu nedenle o projede çalışanlar dışında kimsenin bilmediği bir takım proje bilgilerini dahi öğrenecek bir pozisyonda çalışmış olduğunu, davalının yapmış olduğu iş gereğince müvekkili şirketin kalite standart ve kalite devamlığının sağlanması için alınan tüm gizli bilgi ve belgelere, üretilen malzemenin formül ve bilgileri ile ne şekilde kullanıldığına, üretilen ürünlerin ar-ge tarafından belirlenen kalite kontrol standartlarına göre uygunluğunu kontrol etmeye ve bu malzemelerin kalitesinin artırılmasına haiz tüm bilgilere vakıf çalışmış olduğunu, davalının davacı şirkete ait ticari sırlara haiz bir şekilde çalışmasının nedenlerinden birinin de davacı şirketin kendisine ve de sadakatine güvenmesi olduğunu, davalının iş deşmesi sona erdikten sonra davacı şirketin bu güvenini sarstığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ederek davacı şirketten evlilik nedeniyle istifa edip tüm haklarını alarak ayrıldıktan hemen sonra Ravago grup bünyesinde çalışmaya başladığı duyumunun alındığını, halbuki davalının davacı şirketle imzaladığı Rekabet Yasağı Taahhütnamesinin 1.2. maddesinde "İş bu taahhütname konusu rekabet yasağına ilişkin bölge Marmara Bölgesi Coğrafi sınırları ile sınırlandırılmış olduğunu, Firma bazında ise, rekabet yasağına ilişkin bölge içinde bulunan, tahdidi olmamak kaydı ile Başf Poliüretan San ve Tic. Ltd. Şti, Baalbaki Kimya Sanayi Tic. A.Ş, Tekpol Teknik Poliüretan San ve Tic. A.Ş., Dow Türkiye A.Ş., Baymel Poliüretan Kimya San Tic. Ltd. Şti, Ravago Kimya Plastik Sanayi ve Tic. A.Ş., Flokser Tekstil San ve Tic. A.Ş., Coim Spa, Derkim Tekstil Deri Kimya ve Ayakkabı San İç ve Dış Tic. Ltd. Şti, Ema Kimya Sistemleri San ve Tic. A.Ş., Kobe Poliüretan San ve Tic. A.Ş ile bu firmaların devamı niteliğindeki firmalar, bu firmalar tarafından kontrol edilen, yönetilen kısmen veya tamamen hisselerine sahip olunan firmalar ile adı geçen firmalar ile birlikte/işbirliği içinde bulunan firmalar, dağıtıcılar, satıcılar ve işveren ile aramızdaki hizmet ilişkisinin sona erdiği tarih itibari ile işverenin faaliyet alanında faaliyet gösteren sair şirket/kurulu ve kurumlardır" olarak belirlendiğini, davalının da iş bu maddeye uygun davranarak bu şirketler ve/veya bu şirketlerle bağlantılı olan herhangi bir şirket veya kurumda çalışamayacağını, buna uymaması halinde de cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiğini ancak davalının bu davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı şirket ile davacı şirketin iştigal alanlarının, hedef üretim çevrelerinin ve üretim hammaddelerinin aynı olduğunun açıkça görüldüğünü, davalının davacı şirket bünyesinde ticari bilgilere haiz çalışmış olduğunu, davalının müvekkilinden ayrıldıktan hemen sonra müvekkil ile rekabet içinde olan başka bir şirkette (ki bu şirkette çalışmayacağını Rekabet Etmeme Taahhütnamesi ile de taahhüt ettiğini) çalışmaya başlamasının tamamen niyetli olduğunu, davalının iş bu eylemleri ile imzalamış olduğu Rekabet Etmeme Taahhütnamesine aykırı davranmış olduğunu, davalının davacı şirket ile imzaladığı rekabet yasağı taahhütmamesinde hangi şirketlerde çalışmayacağının açık bir şekilde belirtilmiş olduğunu, davalının buna rağmen söz konusu maddeyi ihlal ettiğini, sır saklama ve de rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranan davalının davacı şirkete cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davalının imzalamış olduğu Rekabet Yasağı Taahhütnamesine ve de iş sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle söz konusu Taahhütnamenin 2.1. maddesine göre aldığı son brüt maaşının 12 katı tutarındaki cezai şartı aylık 961 faizi ile birlikte müvekkile ödemekle yükümlü olduğunu, bu talepleriyle ilgili dava şartı olması nedeniyle davalı ile arabuluculuk görüşmeleri yapılıp anlaşma sağlanamadığını, davalının davacıya ait gizli bilgi ve belgelerin kullanımına ve ihlal niteliğindeki davranışlarına son vermesi gerektiğini, Davalının müvekkili şirketin gizli bilgi-ticari sır niteliğindeki bilgi ve evrakları, formül bilgileri müvekkili şirket açısından oldukça önem taşımakta olduğunu, iş bu bilgi ve belgelerin kullanılmaya devam edilmesi ve de 3.Kişilerle paylaşılmasının müvekkilinin telafisi imkansız zararına sebebiyet vereceğini, somut olayda davalının halen devam eden ihlal niteliğindeki eylemleri nazara alındığında davacının cezai şart tahsilinin yanı sıra davalının ihlal eylemlerine son verilmesini talep etmekte oldukça haklı olduğunu, bu nedenle huzurdaki davada cezai şartın tahsili ile birlikte, davalının ihlal niteliğindeki eylemlerine son vermesine karar verilmesini de talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; maddi-manevi tazminat talebi dahil fazlaya ilişkin talep ve dava hakları da saklı tutulmak kaydı ile Rekabet Yasağı Taahhütnamesi uyarınca 168.540,00 TL cezai şart bedelinin işleyecek aylık %1 faizindeki davranışlarının sona erdirilmesine, Rekabet Yasağı Taahhütnamesi uyarınca 168.540,00 TL cezai şart bedelinin işleyecek aylık %1 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,davalının ihlal niteliğindeki davranışlarının sona erdirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davalı şirket tarafından düzenlenen ve davalıya zorla imzaltılan rekabet yasağı taahhütnamesi Anayasaya aykırı olup, sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu, sadece zorla imzalatılan bir evrak nedeniyle davalının bir kusuru olduğu ve bundan dolayı da davacı yanın bir zararı oluştuğuna karine teşkil etmez davacı yan dava dilekçesinde davalıya ait bir kusurdan bahsetmedikleri gibi bir an kusur olduğu varsayımıyla hareket etsek bile davacı yanın davalının işten ayrılarak rakip firmaya gitmesinden dolayı uğradıkları zararı ispatlamak zorunda olduğunu, gerçek amaçları kendi firmalarında çalışan işçileri sindirmek ve göz dağı amaçlı olarak açılan bir dava olduğunu, zira fabrika müdürü ..., tüm çalışanlara ...'e dava açtım rakibe giderseniz size de dava açarım dediğini, bu durum davalıya açıldığı halde kişisel verileri koruma kanuna muhalif bir durum olduğu gibi davacı işverenin asıl amacını ortaya koyduğunu, bundan dolayı her türlü dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, kaldı ki işbu dava, işçinin rekabet etme yasağına aykırılığa dayalı cezai şart istemine ilişkin olduğunu, ceza koşulunun kendisi başlı başına bir borcun konusu olmadığını, ceza koşulu, daima ifası gereken bir asıl borcun varlığını aradığını, zira ceza koşulu, borçlunun borca uygun davranmasını temin eden bir tür güvence olduğunu, yine ceza koşulu asıl borca bağlı ( fer'i ) nitelikte bir borç doğuracağını, davalının, davacı tarafın dilekçede bahsettiği, şirketin ticari sırları çok önemli projeler, formül bilgileri, üretim bilgileri, müşteri çevresi gibi bu tarz bilgilere sahip olması çalıştığı pozisyon gereği mümkün olmadığını, hiçbir projede fiziken yer almamasına rağmen davalıya yönelik açılan bu davaya gerekçe göstermek açacıyla ismini kullanarak bazı projelere adının yazıldığını duyduğunu, kaldı ki davacı firmanın patentli bir ürünü dahi olmadığını, üretimini yaptığı ürünleri bir tek kendisi üretmiyor piyasada kolaylıkla bulunabilen ürünler olduğunu, kaldı ki davacı firmadan çalışan bir çok kimse rakip firmalardan transfer ettiğini, davalı, yönetici ve mühendis olmadığı için şahsına ait şirket bilgisayarı ve telefon da kullanmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli olduğunu, yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması arandığını, olayları bakımından iş akdinin davalı tarafından haklı bir neden ile fesh edildiği kıdem tazminatı aldığı, imzalatılan taahhütnamenin zorla ve baskıyla alındığı ve bir coğrafi bölge olarak imzalatılan bu taahhütnamenin gecersiz olduğu, hazırlanan taahütnamenin herhangi bir müzakereye tabi tutulmadan işveren tarafından hazırlanan bir evrak olduğu açıkça ve net bir şekilde anlaşıldığı dolayısıylada imzalatılan bu belgenin gecersiz olduğu ve ortada davalı tarafından rekabet yasağı durumunun olmadığı da ortada olduğu dikkate alınarak işbu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi gerekçeli kararını hatalı bilirkişi raporuna dayandırmış ve hem davalının rekabet yasağı taahhütnamesi ile çalışma özgürlüğünün kısıtlandığı ve de çalışmaya başladığı Ravago şirketi ile davacı şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini, söz konusu hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmadığı yönünde kurulan hüküm hatalı olup kabul edilmesinin mümkün olamadığını, Söz konusu Rekabet Yasağı Taahhütnamesinin çalışma hürriyetini engeller nitelikte ve geçersiz olduğu yönündeki hüküm hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından düzenlenen ve davalıya zorla imzalatılan rekabet yasağı taahhütnamesi Anayasaya aykırı olup, sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davalının 01.08.2016 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, 05.08.2022 tarihine kadar davacı şirkette kalite kontrol teknikeri olarak çalıştığı, davalının, davacı şirkette son aldığı brüt maaşının 14.045,00 TL olduğu, davalının Rekabet Yasağı Taahhütnamesi imzaladığı, buna aykırı olarak dava dışı Ravago Kimya Plastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığı, bu nedenle tazminat talep ettiği, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır.Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926).6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444-(1) maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.İşçi ile işveren arasında 6098 syılı TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise 6098 sayılı TBK’nın 446. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). 6098 sayılı TBK’nın 445-(2) fıkrasına göre “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2022 tarih ve ███████-670 Esas, █████████ Karar sayılı kararı) Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davalının, davacı nezdinde "kalite kontrol teknikeri" olarak çalıştığı ve işten ayrıldığı görülmektedir.Davalı ile davacı arasında akdedilen 15.03.2017 tarihli yazılı şekildeki “Rekabet Yasağı Sözleşmesi”nin 1.1 maddesinde rekabet yasağına ilişkin sürenin 1 yıl olarak belirlendiği, coğrafi kısıtlanmanın Marmara Bölgesi olduğunun 1.2. maddesinde kararlaştırıldığı, yine aynı maddede sayılan rakip firmalarda da çalışma yasağının Marmara Bölgesi ile sınırlı olarak getirildiği, davalının evlilik nedeniyle ayrıldığının dosyaya sunulan █████/2022 tarihli davacıya hitaben yazdığı işten ayrılma talebi dilekçesinden anlaşıldığı, yine davacının SGK tarafından dosyaya gelen hizmet dökümündeki belgelerde işten ayrılış kodunun “13 evlilik” olarak girilmesi göz önüne alındığında, davalının evlilik yoluyla davacı firmadaki görevinden ayrıldığı, bir yıllık rekabet yasağı döneminde rekabet yasağı sözleşmesindeki firmalardan olan, dosyaya sunulan █████/2024 tarihli rapora göre davacı ile benzer iş kolunda faaliyet gösteren Ravago Kimya Plastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde çalışmaya başladığı, çalıştığı işyerinin aynı ilde faaliyet gösterdiği nazara alındığında davalının rekabet sözleşmesi hükümleri ihlal ettiği görülmektedir.Yukarıda detaylandırıldığı üzere; sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı yasanın 445 ve 446. maddelerindeki hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2022 tarih ve ███████-670 Esas, █████████ Karar sayılı kararı), sadece Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı, somut olayda davalının rekabet yasağına konu edilen firmada, bir yıllık sürede ve coğrafi bölge olan Marmara Bölgesinde çalışmaya başlaması nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren bir durum da bulunmadığından ayrıca davacının bu yöndeki istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.Davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmakla birlikte 6098 sayılı TBK'nın 182/son maddesi uyarınca; hakim, fahiş bulduğu cezai şartı resen terkin edebilir. Davaya konu olayda, davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde son bürüt 12 aylık maaşı cezai şart olarak kararlaştırılmıştır. Bu cezai şart karşılığında, davacı işveren herhangi bir yükümlülük üstlenmemiş olup, 12 aylık ücret tutarının fahiş olduğu kanaatine varılmakla tazminat miktarında %50 oranında indirime gidilmelidir.Taraflarca sözleşmede cezai şartın aylık %1 faizi ile birlikte alınmasına karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflarca kararlaştırılan aylık %1 faizin, yıllık yasal faize göre yukarıda belirlenen yasal sınırlar içerisinde kalması nedeniyle, faizin kararlaştırılan miktar üzerinden dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmiştir.Davacının, 6098 sayılı TBK'nın 182-(2) maddesi uyarınca, tenkis edilen cezai şart tutarını önceden takdir ve tespit etmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, sözleşme ile belirlenen cezai şartın tahsilini talep hakkına sahip davacının, açtığı dava neticesinde cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkisi nedeniyle, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Diğer bir ifadeyle, hakimin takdir hakkını kullanarak 6098 sayılı TBK'nın 182/son maddesini uygulamak suretiyle yapmış olduğu indirim miktarı vekalet ücretinin hesabında dikkate alınamayacağından, reddolunan kısım üzerinden davalı lehine karşı vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmeyerek hüküm kurulması gerekecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-421 Esas, ████████ Karar sayılı █████/2009 günlü içtihadı).Gerekçeli karar başlığında, taraf vekilleri ile davacının adresinin yazılmaması ve dava alt başlığını "Rekabet Yasağından Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,a-Davanın KISMEN KABULÜ ile 84.270,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %1 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,b-Alınması gerekli 5.756,48-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.876,71-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.876,71-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafından sarf edilen davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 846,50-TL yargılama giderinin peşin yatırılan 2.876,71-TL harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 424,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.593,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, e-2004 sayılı İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*