6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi kapsamında hazine adına tescilli arazinin harici satışla devredilen kısmında zilyetlik tescili davasında, ilk derece kararının yargılama giderleri ve kamu düzenine aykırı infaz şekli nedeniyle istinaf mahkemesince düzeltilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına 2/b alanı olarak tespit ve tescil edilen bir parselin, beyanlar hanesinde zilyet görünen kişiden harici satışla edinildiği iddia edilen kısmına ilişkin zilyetlik kaydının davacı adına tescili talebiyle açılan davanın süreçlerini özetlemektedir; ilk derece mahkemesi davacının belirli bir kısımdaki zilyetliğini kabul etmiş, ancak davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, davacının fiili kullanımının sabit olmasına rağmen, Hazine aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesi ile hükmün infazda tereddüt oluşturacak, parselin ifrazı ve doğru sicil oluşturma yükümlülüğüne aykırı şekilde karar verilmesini hatalı bularak istinaf başvurusunu kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Terme 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 32... parsel sayılı 3.530,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1980 yılından beri Hasan oğlu ...'in kullanımında olduğu, parsel üzerindeki fındık ağaçlarının kullanıcısına ait olduğu'' şerhi yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 32... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 824 metrekarelik bir kısmının ... tarafından 09.04.2010 tarihli arazi satış senedi isimli belge ile 3.000,00 TL karşılığında müvekkilli olan davacı ...’e devir ve teslim edildiğini, davacının yaklaşık 824 metrekarelik kısmı tarla vasfıyla devir tarihi olan 09.04.2010 tarihinden bu zamana kadar nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatı ile kullandığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespit tutanağının beyanlar kısmına zilyet yazılan davalının zilyetlik kaydının yaklaşık 824 metrekarelik kısmının iptali ile bu kısmın müvekkili adına zilyetliğinin tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal ve hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, kadastro elemanlarınca doğru tespit yapıldığını ve, kullanım kadastrosuna itiraz davasında Hazinenin yasal hasım olması sebebiyle aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''davanın, kadastro tespiti öncesinde gerçekleşen zilyetliğin devri sözleşmesine istinaden dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki zilyetlik şerhinin iptali talebine ilişkin olduğu, dosya kapsamında keşif mahallinde dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davalının söz konusu taşınmazın senet ile belirlenen kısmını davacıya harici satış senedi ile devrettiği, davalının 04.06.2024 tarihli duruşmada senette yer alan imzanın kendisine ait olduğunu da ikrar ettiği, her ne kadar sözleşmenin içeriğinin sonradan doldurulduğunu beyan etmiş ise de; bu hususu ispata yarar herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, taşınmazın Hazine üzerine 2019 yılında gerçekleşen tesis kadastrosu ile tescil edildiği, davacının ise davalıdan 2010 yılında fen bilirkişi raporunda da belirtilen 514,60 metrekarelik kısmının zilyetliğini devraldığı ve halen zilyetliğin kendisine ait olduğunun tanık beyanları ile de sabit olduğu'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edenin sıfatına, kurulan hükümde davalı Hazineye ait tespite aykırı bir yön bulunmamasına, yapılan keşif ve alınan beyanlara göre dava konusu edilen taşınmaz kısmının davacı tarafından kullanıldığının anlaşılmasına göre Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kullanım kadastrosuna ilişkin davalarda, Hazinenin yasal hasım konumunda bulunması nedeniyle vekalet ücreti de dahil hiç bir yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, davalı Hazine aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, Mahkemelerce verilen kararların infazının mümkün olması zorunlu olup, infazı mümkün doğru sicil oluşturma yükümlülüğünün kamu düzeni ile ilgili olduğu, kamu düzenine ilişkin kurallar yönünden yapılan incelemede, davacılar adına beyanlar hanesine şerh verilen (A) olarak gösterilen kısmının çekişmeli taşınmazdan ifraz olunarak aynı adanın son parsel numarası ile Hazine adına tarla vasfı ile tesciline ve bu taşınmazın beyanlar hanesine "taşınmazın 6831 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, davacının taşınmazda zilyet olduğunun" şerh verilmesine şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu'' gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın yasal zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, kadastro elemanlarınca yapılan tespitin yerinde olduğunu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve araştırma sonucu düzenlendiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.