Noterin, 7251 sayılı Kanun ile getirilen temlik yasağına rağmen trafik kazası güvence hesabı alacağını temlik sözleşmesi yapmasından doğan sorumluluğu.
Özet: Bu dava, bir noterin, yeni yürürlüğe giren kanuni düzenleme ile yasaklanan sigorta niteliği taşıyabilecek bir dava alacağının temlikine ilişkin belgeyi düzenlemesi nedeniyle davacıya verilen zarardan sorumluluğu olup olmadığını incelemektedir; davalı noter, temlik verenin beyanında alacağın sigorta niteliğinde olduğunun belirtilmediğini ve kendisinin ilgili mahkeme dosyasını inceleme yetkisi bulunmadığını savunarak sorumluluktan kurtulmayı amaçlarken, ilk derece mahkemesi noterin sorumluluğunun tek başına temlik yasağının bulunmasıyla doğmayacağını belirtmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ...'in güvence hesabı aleyhine trafik kazası nedeniyle açtığı alacak davasında doğmuş ve doğacak alacakları ile faiz ve masraflarını müvekkilinin 300.000,00 TL bedelli temlikname sözleşmesi ile 06.08.2020 tarihinde davalının noter olarak görev yaptığı noterlikte devraldığını, müvekkilinin temlikname ile davaya dahil olma talebinin Mahkemece dava konusunun temlik alınamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davalı Noterin yasal olarak yapmaması gereken bir sözleşmeyi yasalara aykırı şekilde yaparak müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek; 300.000,00 TL’nin 06.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ile dava dışı ... arasında alacak-borç ilişkisinin söz konusu olduğunu, temlik veren dava dışı ...'in temlik alan davacıya borçlu olduğunu, temlik verenin sebepsiz olarak zenginleştiğini, davacının borçlu olan temlik verenden herhangi bir talepte bulunmadığını, aleyhine dava açmadığını, icra takibi başlatmadığını, alacağın tahsili yoluna gitmediğini, 06.08.2020 tarihinde yapılan temliknamenin düzenleme şeklinde yapıldığını, yalnızca temlik verenin beyanının kağıda geçirdiğini, sözleşme olarak yapılmadığını, kanun tarafından kendisine düzenleme, onaylama yetkisi verilen noterin temliknamenin içeriğini kontrol etme ve araştırma yükümlülüğü bulunmadığı gibi içeriğini de bilemeyeceğini, müvekkile atfedilebilecek kusur bulunmadığını, davaya konu temliknamenin Kozan 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasındaki dava alacağının temliki olduğunu, teknik anlamda bir sigorta alacağı olmadığını, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren temlik-devir yasağının bu temlik yönünden geçerli olmadığını, müvekkili ile davacı arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını, müvekkili bu işlemi yaparken hata yapmadığını yani iki imza gereken işlemde tek imza alma, kimlik tespiti eksik-hatalı yapma ya da düzenleme şeklinde yapılması gereken işlemin onaylama olarak yapma gibi bir işlem olmadığını, illiyet bağının bulunmadığını, davacının alacağının kaynağı temlikname olmayıp başka bir alacak-borç ilişkisi olup temliğin tek başına borç doğurucu bir işlem olmadığını, bunun da yapılması noterde düzenleme veya onaylanma şekil şartına bağlı olmayıp, yazılı ve taraflar arasında olmasının yeterli olduğunu, müvekkile sözleşmeden ya da haksız fiilden kaynaklı olarak herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, temlik verenin beyanına göre dava konusu devredilen alacağın sigorta alacağı olduğunun belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının noter olarak görev yaptığı, dava dışı ...'in 06.08.2020 tarihli düzenleme şeklinde alacağın temliki evrakı ile Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı maddi tazminat davasındaki alacağını 300.000,00 TL karşılığında davacıya temlik ettiği, 28.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun ek 6. madde ile sigorta hukukundan doğan alacaklara temlik yasağı getirildiği, bu sebeple Kozan 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasına davacı tarafça yapılan müdahillik talebinin reddedildiği, davalı noterin yapılmaması gereken sözleşmeyi yaptığı ve davacı tarafın zararının doğduğu iddiası ile davanın açıldığı, davaya konu sözleşmenin bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra yapıldığı, ancak bu durumun tek başına noterin sorumluluğunu doğurmayacağı, davaya konu temliknamede davacı tarafın imzasının olmadığı, dava dışı ... tarafından iki tanık huzurunda ''geçirdiğim trafik kazası nedeni ile Güvence Hesabı aleyhine Kozan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığım ve halen devam eden Kozan 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında devam eden hak ve alacağımın...'' şeklinde beyanda bulunulduğu ve temliknamenin noter tarafından tanzim edildiği, dava dışı ...'in alacağının sigorta alacağına ilişkin olduğuna dair beyanda bulunmadığı gibi davalı noterin Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyanın tarafı olmadığı, bu sebeple dosya içeriğini bizzat veya vekili suretiyle incelemek istese dahi bu talebinin dosyada taraf sıfatı olmadığından reddedileceği, noterin dava dosyasını inceleyip sonucuna göre evrakı hazırlamasına dair bir düzenleme de bulunmadığından dava dosyasının içeriğinin davalı noterce bilinmesinin mümkün olmadığı, dava konusu alacağın devri sözleşmesinin dava dışı ...'in talebi üzerine düzenlendiği, davalı noter ile dava dışı ... arasında muvazaalı bir durum, tanışıklık veya sırf davacının zararına kasıtlı olarak hareket edildiğine dair bir iddianın davacı tarafça ileri sürülmediği, noterin yasal olarak görevini yaptığı, davacının bir zararı doğmuş ise bunu davalı noterden değil, alacağını temlik eden dava dışı ...'ten talep edebileceği, alacağın içeriğini noterin değil dava dışı ...'in bildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı noter tarafından düzenlenme biçiminde tanzim edilen evrakta "... trafik kazası nedeni ile Güvence Hesabı aleyhine Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığım..." ibaresinden açıkça ve tereddüte yer vermeyecek biçimde uyuşmazlığın bir tarafının Güvence Hesabı olduğu ve buna bağlı olarak alacağın sigorta hukukundan kaynaklı trafik kazasına bağlı olduğunun anlaşıldığı, bu durumda asıl görevi hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek olan davalı noterin, düzenlenme biçimde tanzim ettiği 06.08.2020 tarihli temliknamenin açıkça kanuna aykırı olduğu, ayrıca hukukî güvenliği sağlamadığı gibi yeni hukuki uyuşmazlıkların çıkmasına neden olduğu, davacının temlik almak isteği alacağı alamayarak ödediği 300.000,00 TL kadar zararının oluştuğu, davalı noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle, oy çokluğuyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile; 300.000,00 TL'nin 06.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkiline noter sıfatıyla atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, davacının ağır kusurlu olduğunu, tazminatın yasal unsurlarının oluşmadığını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, müvekkilin temlik verenin iradesi gereğince kanunun kendisine emrettiği şekilde temliknameyi hazırladığını, bu temliknamenin tek taraflı olarak düzenlendiğini, davacı/temlik alanın bu belgeye taraf olarak imza atmadığını, ortada gerçekten bir zarar varsa bunun ilk sorumlusunun davacıya alacağını temlik eden ...'in olduğunu, zamanaşımı itirazının değerlendirilmediğini, temlik veren ...'in davacıya borçlu olduğunu, temlik veren ile alan arasında alacak ilişkisi olup temlik verenden davacının herhangi bir talepte bulunmadığını, alacağın tahsili amacıyla dava açmadığını ya da icra takibi başlatmadığını, davacının dava dışı temlik veren asıl borçluyla birlikte hareket ederek çifte kazanç elde ihtimali ya da niyetinin de sorgulanması gerektiğini, alacağın temlikinin geçerliliği için tek şartın yazılı olması gerektiğini, davaya konu temliknamenin sözleşme olarak yapılmadığını, noterin temliknamenin içeriğini kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını, içeriğini de bilemeyeceğini, temlik alanın hukuki durumunu ve varlığını teyit etme yükümlülüğünün bulunmadığını, temliknamede tek taraflı irade beyanı olan şahsın iradesini belgeye geçirmekle yükümlü olduğunu, temliknamenin noterde yapılması zorunluluğunun olmadığını, adi yazılı şekilde dahi yapılabilecek sözleşmeden dolayı müvekkile araştırma sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk yüklemenin hukuka aykırı olduğunu, sigorta limitleri ile davadaki verilen kararın -dava değerinin- ne olduğunun araştırılmadığını, işlemin noterce yapılıp yapılmamasından zararın kaynaklanmadığını, işlem zararın sebebi olmayıp işlem yapılmasaydı da zararın meydana geleceğini, temlik verenin beyanına göre dava konusu devredilen alacağın sigorta alacağı olup olmadığı belli olmadığı gibi müvekkilin kontrol etmesi ya da araştırmasının da mümkün olmadığını, temlik konusunun davadaki alacak olduğunu, kanunla düzenlenen sigorta alacağı olmadığını, temliknameye konu Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasının celp edilip incelemeden, o dosyada verilen karardaki miktar değerlendirilmeden yine o dosyaya dayanak sigorta poliçesi limiti de araştırılmadan eksik ve hatalı karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı noterce düzenlenen temlik sözleşmesinin hukuka aykırı düzenlendiği gerekçesiyle tazminat istemine ilişkindir.
1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde kusurdan söz edilmemiştir. Bu sebeple, noterlerin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu gibi zarar gören davacı, davalı noterin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zarar gören davacı, yalnızca zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. Buna göre, noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.
Yargıtay uygulamasında da; noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu genel bir ilke ve prensip olarak benimsenmiştir. Noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan birisinin gerçekleşmemesi hâlinde noterin hukukî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir.
Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacaktır. Zira noter işlemi yaparken gözle görülebilecek bir sahteliğe rağmen işlemi devam ettirmişse ve bu işlemden bir zarar doğmuşsa noter doğal olarak sorumlu olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davaya konu temliknamenin taraflar arasında adi yazılı olarak düzenlenebileceği gibi geçerli olabilmesi için noterde düzenlenmesi de gerekmemektedir. Bu noktada işlemin noterce yapılıp yapılmamasından zararın kaynaklanmadığı, işlem zararın sebebi olmayıp işlem yapılmasaydı da zararın meydana geleceği kuşkusuzdur. O zaman alacağı temlik almak isteyen davacı alacağın temliğe uygun olup olmadığı hususunu araştırıp buna göre hareket etmesi gerekmektedir. Davaya konu temliknamede, dava dışı ... tarafından iki tanık huzurunda ''geçirdiğim trafik kazası nedeni ile Güvence Hesabı aleyhine Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığım ve halen devam eden Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında devam eden hak ve alacağımın...'' şeklinde beyanda bulunulduğu ve bu evrakın noter tarafından tanzim edildiği görülmüştür. Dava dışı ...'in beyanından, alacağın sigorta hukukundan kaynaklı bir alacak olduğunun davalı noterce öngörülmesi ve buna göre hareket etmesi beklenmemelidir.
Diğer taraftan, davalı noterce yapılması gereken işlemin hatalı veya eksik yapılarak sözleşmenin sakatlamasına neden olunmadığı gibi temlik alacaklısının alacağının kaynağı temlikname olmayıp başka bir alacak-borç ilişkisi olduğu da nazara alınmalıdır. Yani davalı noterin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, ortada noterin bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince; davalı noterin işlemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!