3402 sayılı kanun 22/a maddesi uyarınca uygulama kadastrosu ile parsel yüzölçümündeki azalmanın, ilk tapulama çalışmalarındaki sınır belirleme hatasından kaynaklandığının tespitiyle davanın reddi.
Özet: Davacılar, taşınmazlarının kadastro uygulaması sonucu yüzölçümünde meydana gelen azalma nedeniyle eski yüzölçümüyle tescilini talep etmiş, ancak mahkeme, 1956 yılındaki tapulama çalışmalarında taşınmazın sınır noktasının hatalı belirlenmesi sonucu yüzölçümünün yanlış hesaplandığını, sonradan yapılan 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi kapsamındaki güncelleme çalışmalarının kamulaştırma haritaları ve eski hava fotoğraflarıyla uyumlu olarak doğru tespit edildiğini, bu nedenle alan azalmasının ilk hatadan kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar vermiş ve bu karar istinaf mahkemesince de onanmıştır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı Kadastro MahkemesiSAYISI : ███████ E., 2024/5 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sırasında, tapuda davacı ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 2 07... parsel sayılı 17.710,94 m² yüzölçümlü taşınmaz, 2 50... parsel numarasıyla 19.170,58 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların ... ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 2 07... parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olduklarını, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereği yapılan uygulama çalışması sonucu eski 4336 parsel 25.106,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 2 07... parsel 17.710,94 m² olarak tespit edildiğini ve taşınmazın yüzölçümünde 7.395,06 m² azalma olduğunu belirterek, taşınmazın eski yüzölçümüyle tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı, cevap dilekçesi vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi (eski 4336-eski 2 07... parsel) yeni 2 50... parsel sayılı taşınmazın 1956 yılında grafik yöntem ile yapılan tapulama çalışmalarında 2097 parsel numarası ile tespit edildiği, 1994 yılında ASKİ tarafından kısmen kamulaştırılması neticesinde 43 35... parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, kamulaştırma sonucunda kamulaştırılan eski 4335 parsel numaralı taşınmaz 1.474 m² yüzölçümü ile dava konusu eski 4336 parsel sayılı taşınmazın 25.106 m² yözölçümü ile tescil edildiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde 2012 yılında yapılan ilk yenileme çalışmalarında dava konusu (eski 4336) yeni 2 07... parsel sayılı taşınmazın 17.710,94 m² yüzölçümü ile tescil edildiği, ancak 2012 yılında yapılan yenileme çalışmalarının teknik açıdan yetersiz olduğu anlaşıldığından 2023 yılında ikinci kez işbu dava sebebiyle kesinleşmeyen 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca güncelleme çalışmaları yapıldığı, tüm bu açıklamalar doğrultusunda, 2023 yılında ikinci kez yapılan 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi çalışmaları ile eski 2097 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 43 35... parsel sayılı taşınmazların ara sınırları kamulaştırma haritasından alındığı ve doğru belirlendiği, taşınmazdaki alan azalmasının nedeninin ise tapulama çalışmalarında 2097 parsel sayılı taşınmazın güneyindeki kırık noktasının hatalı belirlenmesinden dolayı sınırlarının batısında ve güneyinde kalan yolları ve komşu taşınmazları kapsayacak şekilde hatalı belirlenmesinden kaynaklandığının anlaşıldığı, bilirkişi raporunun ve ek raporun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, kaldı ki mahalli bilirkişi ve tanık beyanıyla da aksinin ispat edilemediği böylece Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, 2 07... parsel sayılı taşınmazın güncelleme tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu paftası, kamulaştırma sınırları, 22/a maddesi gereğince 2012 yılında ve 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile eski tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, dava konusu 2 50... sayılı parselin evveliyatı olan kök tapulama 2097 sayılı parselin 1994 yılında kısmen kamulaştırılması neticesinde 43 35... parsellere ayrıldığı, kök 2097 sayılı parselin güneyindeki kırık noktasının tapulama çalışmalarında hatalı belirlendiği, bu hatadan dolayı taşınmazın yüzölçümünün hatalı hesaplandığı, son yapılan yenileme çalışmalarında söz konusu kırık noktasının hatalı olduğunun tespit edilerek 1953 yılı hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu tespit edilen zemin sınırlarının sabit sınır olarak alındığı, dava konusu taşınmazın paftasına göre geçerli sınır olarak alınan sınırların 1953 yılına ait hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu, taşınmazdaki alan azalmasının nedeninin parselin evveliyatı olan tapulama 2097 parselin güneyindeki kırık noktasının tapulama çalışmalarında hatalı belirlenmesinden dolayı tapulama alanı hatalı hesaplanmasından kaynaklandığı, böylece dava konusu taşınmazla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve İlk Derece Mahkemesinin ve bilirkişi raporlarının komşu parseller hakkında araştırma ve değerlendirme yapmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davalarında husumetin, itiraz edenin taşınmazları aleyhine yapılan tespit sonucunda, yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak; uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan azalmaların hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır. Bu şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilemez. Bu yönde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile uzman fen bilirkişi olduğu halde mahallinde keşif yapılarak, davacıya ait taşınmazların sınırları yerel bilirkişi kurulu ve tanık sözleri ile belirlenmeli fen bilirkişisinden davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik gereği davacıya ait taşınmazların sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Ulaşılacak sonuca göre; davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmenin hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılması yeterli görülerek davanın esastan reddine karar verilmelidir. Davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise komşu parsellerin maliklerinin davaya dahil edilmesi için; davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin tescil harici taşınmazlardan kaynaklandığının anlaşılması halinde de Hazine ile ilgili Kamu Tüzel Kişilerinin davaya dahil edilmesi için davacıya imkan verilmelidir. Bu şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilerek bir karar verilmelidir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporlarında dava konusu edilen taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın taşınmazın güneyinde ve doğusunda yer alan yol ve bir kısım komşu parsellerden kaynaklandığı görülmüş olup, davacı tarafa azalmaya sebebiyet veren komşu taşınmaz maliklerine karşı husumet yönelterek davaya dahil etmesi için süre verilmesi, davacıya ait parseldeki azalmanın meydana gelmesine neden olduğu belirlenen parsel maliklerinin davaya dahil edilmeleri suretiyle usulen taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilip tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince bu hususlar dikkate alınmadan, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın davanın reddine karar verilmesi usul yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmek gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının değerlendirilmesine şimdilik yer olmadığına,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.