Çek sahteciliği, kötü niyetli hamil iddiaları ve faktoring şirketi savunmasıyla arabuluculuk dava şartının tartışıldığı menfi tespit davası.
Özet: Çalınan ve sahte imza ile ciro edildiği iddia edilen çekin istirdadı talepli menfi tespit davasında davacı, davalının kötü niyetli hamil olduğunu ve imzanın sahteliği nedeniyle ciro silsilesinin geçersizliğini ileri sürerken; davalı, çekin iyi niyetle iktisap edildiğini, kambiyo senetlerinin mücerretliği ve görünüşe güven ilkesi gereği şahsi defilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Mahkeme, bu ticari davanın dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılmış olması nedeniyle usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████ Karar
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... /... E. Sayılı dosyasından zayii davası açıldığını ve anılan mahkeme tarafından da tedbir kararı verilerek çekin ödemeden men edildiğini, bu men üzerine davalı tarafça müdahil olunduğunu ve mahkeme tarafından verilen 2 haftalık süre içerisinde bu davanın açıldığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... . İcra Müdürlüğünün ... /... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, ancak anılan takibe dayanak çek incelendiğinde davalı alacaklı hamilin usulüne uygun olarak ciro silsilesi ile çeki almadığının aşikar olduğundan bu nedenle borca ve imzaya itirazlarına yönelik İstanbul ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ... /... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ayrıca müvekkili tarafından takibe dayanak çekin Kargo Firmasında çalındığını, bu eyleme istinaden Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, ancak müvekkilinin imzasının sahte olarak atılarak çekin ciro edildiğini, ayrıca müvekkilinin kaşesinin de sahte olarak yaptırılarak kullanıldığını, dolayısıyla hamil hem ödeme yasağı olmasından dolayı iyi niyetli olmadığını, hemde ciro silsilesi müvekkilinin imzasının sahte olması nedeniyle hamil olmadığını, davalının hamil olmaması nedeniyle takip yetkisinin de bulunmadığını, dolayısıyla davalı tarafın kötü niyetinin bulunduğunu, ayrıca basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı tarafın çek hakkında veya cirantalar hakkında hiçbir araştırmaya dahi gitmediğini, açıklanan nedenlerle -Dava Konusu Edilen ... , .... ,... seri numaralı ... vade tarihli ... Türk Lirası tutarlı çekin davalıdan istirdadına ve bekil edene iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava şartı olan arabuluculuk sürecine başvurulmadan huzurdaki davanın açıldığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, ticari hayatın hızlı bir şekilde işlemesini ve tedavüle sokulan kıymetli evraka duyulan güveni temin etmek adına, kambiyo senetleri arasında yer alan çekte görünüşe güven ilkesinin benimsendiğini, kambiyo senetlerinin temel niteliklerinden birinin mücerretlik (soyutluk) ilkesi olduğunu, kambiyo senetlerinde, üçüncü şahısların, senedin içeriğinin doğruluğuna, geçerliliğine güvendiğini, senette yazılı hususların gerçekte var olduğuna inandıklarını, senette görülmeyen hususların ise mevcut olmadığına güvendiklerini, faktoring işlemlerine uygulanacak olan ... günlü ... sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu'nun (6361 sayılı kanun) 9. maddesinin 3. fıkrasında, açıkça şahsi defilerin faktoring şirketlerine karşı ileri sürülemeyeceğinin ifade edildiğini, müvekkil şirketin, 6361 sayılı yasanın belirtmiş olduğu tüm yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle dava konusu çeki iktisap ettiğini, dolayısıyla, müvekkili şirkete herhangi bir kusur isnadının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle şartları oluşmayan huzurdaki davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise açıklanan sebepler doğrultusunda davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda İstanbul .... .İcra Hukuk Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyasının, İstanbul ... .İcra Dairesinin .... /... Esas sayılı dosyanın bir suretinin celpedilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, çek istirdatı davasıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinde "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, davacı vekilinin sunduğu arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, davanın ... tarihinde açıldığı, arabuluculuk sürecinin ise ... tarihinde başlatıldığı, davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, tüm bu nedenlerle 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harç mahsup edilerek bakiye ... TL harcın talep halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya İADESİNE,
3-Davalılar kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸ e-imzalıdır
Hakim ...
¸ e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!