Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, kambiyo senedi kaynaklı menfi tespit davasında sahte imza ve borç itirazlarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacılar, davalı tarafından kambiyo senedine dayalı 125.000 TLlik icra takibine itirazla, menfi tespit davası açarak, takip konusu borcun daha önce yapılan daire satış sözleşmesine istinaden gerçekleştirilen 159.200 TLlik havale ve 49.382 TLlik inşaat malzemesi ödemeleriyle fazlasıyla karşılandığını, hatta kendilerinin alacaklı olduğunu ileri sürmüşlerdir; ayrıca senet üzerindeki bir imzanın sahte olduğunu ve senedin tahrif edildiğini belirterek borçlu olmadıklarını savunurken, davalı ise davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve borcun bakiyesinin ödenmediğini iddia etmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/6
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACILAR : 1-... (T.C. NO:...) - ...
2-... (T.C. NO:...) - ...
3-... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının, Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası ile aleyhlerine icra ile 125.000.- TL değerinde icra takibinde bulunduğunu ve taraflarına ödeme emri bono suretinin 27.06.2019 günü tebliğ edildiğini, yasal haklarını kullanmak adına süresinde Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile itirazda bulunduklarını, esas sayılı dava dosyasında 6 ek olarak dillendirdikleri belgelerin bu dosyanın içinde bulunduğunu, delil olarak celp edilerek delil olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, anne olan ...'ın aynı il dışında bulunmaları ve kendisinin ani rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamadıkları için davanın reddedildiğini, alacaklının gösterdiği senetteki borcun daha önce 01.12.2016 tarihinde yaptıkları daire satış sözleşmesine istinaden verildiğini, bu sözleşme delil olarak dilekçede sunulduğunu, sözleşmede taraf olarak ... ve ...'ın borçlular olduğunu ve alacaklı olarak ...'nun gözüktüğünü, bu sözleşme ile satın aldıkları daireyi ... üzerine aldıklarını, sözleşme gereği kendisine verilen ve senet açıklamalar kısmında da daire satışına istinaden verildiği açıkça yazılı olduğunu, bu sözleşmeye istinaden kendisine Akbank Çayırova şubesi vasıtası ile ... olarak 09.12.2016 günü senet karşılığı olan 159.200,00-TL paranın kendisine havale edildiğini, Açıklamaya konut bedeline istinaden yatırdıklarının yazılı olduğunu, bu durumu belirtir makbuzun dilekçe ekinde sunulduğunu, yine borçlarına sayılmak üzere kendisine farklı tarihlerde 5 adet fatura bedeli olan 49.382.-TL inşaat malzemesi gönderdiklerine dair faturaların delil olarak sunulduğunu, bu güne kadar kendisine 208,582,00-TL paranın belgeli ve sözleşme karşılığı ödendiğini, hatta kendilerinin borcu değil alacaklarının bulunduğunu, yine güvene dayalı olarak kendisine Kartepe/Kocaeli'nde Fatih Sultan Mehmet Mah. Kartepe Konakları ... ada 2 parselde bulunan ... blok D: 20 çatı arası piyesli ... adına olan dairenin davalı ...'na emanet olarak verdiklerini, tapu kayıtlarının istenmesinde bu hususun görüleceğini, bu daireye istinaden her hangi bir ödemenin banka vasıtasıyla yapmadığını, bu daireye kendilerinin müşteri bulduklarını ve davalı üzerinde iken dairenin 125.000,00-TL'ye satıldığını, paranın kendisine havale edildiğini, banka hesabının tetkikinde bu hususun görüleceğini, daha sonra alacaklı davalının senette taraflar olarak alacaklı bir ve borçlu 2 kişi olmalarına karşın, senet üzerinde borçlu olarak ... olarak imzanın sahte kullanıldığını ve senet üzerinde ...'ın imzası olmadığı halde imzasını gıyabında attığını, senet üzerinde oynama yapılarak ve borçlu olmadığı halde ...'ın imzasının atılması nedeniyle senetin sahte olarak tanzim edildiğini, senetin hükümsüz olduğunu, gerek imzanın ve gerekse borcun kendisine ait olmadığını, taraflar olarak senet üzerinde tahrifat yapılması ve sahte imza kullanılması nedeniyle senetteki borca ve imzaya itiraz ettiklerini, bu nedenle, davalı alacaklının taraflarına yapılan takipte tebliğ edilen ödeme emrinin usulsüz olduğunu, izah edildiği üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları hususların tümünün gerçeğe aykırı olduğunu, davalının, davacılardan senede mahsuben toplamda 125.000,00-TL aldığını, bakiyesi olan 125.000,00.-TL'nin ise ödenmediğini, davacıların almış oldukları gayrimenkul bedeline mahsuben ödediklerini iddia ettikleri 49.382,00-TL inşaat malzemelerinin hiçbir şekilde gayrimenkul satışına mahsuben yapılmadığını, bahsedilen bu inşaat malzemelerinin bedelinin, Denizbank Çayırova Şb. 1043583 çek Nolu, 30.03.2018 Vadeli 20.000-TL miktarlı ve Denizbank Çayırova Şb. 1043582 çek Nolu, 03.02.2018 Vadeli 10.000-TL miktarlı çeklerle ve ayrıca 25.02.2018 tarihinde 7.000,00-TL, 7.000,00-TL kredi kartı ve yine 30.03.2018 tarihinde 7.000,00-TL nakit ödemeler yapılarak buna ilişkin tahsilat makbuzlarının alındığını, kalan borcun ise kredi kartıyla ödeme yapılarak kapatıldığını, davacıların borcun tamamını ödedikleri iddialarının doğru olmadığını, davacıların iddialarına göre 159.200-TL + 49.382-TL + 125.000-TL = 333,582,00-TL ödeme yaptıklarını, bu durumda 333.582,00- 250.000,00 = 83.582,00-TL fazla ödeme yapmış olduklarını, böyle bir şeyin olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların senet ve sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödememek için haksız ve kötüniyetli isnatlarda bulunduklarını, davacılardan ... ve ...'ın piyasaya ve bankalara borçlanmaları nedeniyle tüm mal varlıklarının anneleri olan ve ev hanımlığı dışında hiçbir iş yapmayan ...'a muvazaalı olarak devrettiklerini, böylelikle alacaklıların haciz baskısından kurtularak malları kaçırdıklarını, davalı davalının bu durumu bildiğim için davacılara sattığı gayrimenkule ilişkin 250.000,00-TL'lik dava konusu senede anneleri olan ...'ın kefaletini ve ayrıca aralarında düzenlemiş oldukları 01.12. 2016 tarihli sözleşmeyi ...'ın da imzalamasını istediğini, davacıların bu durumu kabul ederek, annelerine hem takip konusu senedi hem de 01.12. 2016 tarihli sözlesmeyi imzalatarak davalıya verdiklerini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacıların %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, Davacıların, Gebze (4.) İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasına dayanak olan ve 125.000,00.-TL'si takibe konu edilen, █████/2017 ödeme tarihli, █████/2016 düzenleme tarihli, borçlusu ..., kefilleri ..., ..., lehtarı ... olan 250.000,00.-TL bedelli senetten kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafların tüm ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede dava konusu senedin her iki tarafında kayıtlarında olmadığını, münferiden gayrimenkul alım satımına ilişkin verildiğini kesin olarak tespit ettiğini, bu tespite rağmen yerel mahkeme hukuka aykırı olarak davalıya, davacılara karşı borcun ödenip ödenmediği konusunda yemin teklifinde bulunması için süre verdiğini, yerel mahkeme senede karşı açık imza inkarı ve senedin ödendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı takdirde senedin kesin borç ikrarı niteliğinde olduğu hukuki değerlendirmesini göz ardı ettiğini, davacılar bilirkişi incelemesinden de anlaşıldığı üzere senedin ödendiğine ilişkin herhangi bir belge vs. Sunarak senedin ödendiğini ispat edemedikleri halde yerel mahkemenin senedin ödenip ödenmediği konusunda davalıya, davacılara yemin teklifinde bulunması ara kararı vermesi tamamen hukuka aykırı olduğunu, senet kambiyo niteliğinde olması nedeniyle buna ilişkin ödemenin finans kurumu üzerinden yapıldığının net bir şekilde ispat edilmesi gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava sonuç kısmında belirttikleri senedin ve takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli olan davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ile ilgili hüküm kurulmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar
sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından Gebze 4. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı dosyası üzerinden müvekkilleri aleyhine 125.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin █████/2019 tarihinde tebliği edildiğini, süresi içerisinde Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası ile borca ve imzaya itiraz ettiklerini, ancak davacılardan ...'ın il dışında bulunması ve ani rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamamaları nedeniyle davanın reddedildiğini, takip dayanağı senedin █████/2016 tarihli daire satış sözleşmesi kapsamında verildiğini, sözleşmenin taraflarının ..., Gülten Yıldız ve davalı ... olduğunu, sözleşme konusu taşınmazın satış bedeline mahsuben 159.200,00 TL nakit ödeme gerçekleştirildiğini, ayrıca davalı tarafa 49.382,00 TL tutarında inşaat malzemesi verildiğini, bunun yanında Kartepe/Kocaeli'nde Fatih Sultan Mehmet Mah. Kartepe Konakları ... ada 2 parselde bulunan ... blok D: 20 çatı arası piyesli davacı ... adına olan dairenin de davalıya emanet/ güvence olarak verildiğini, bu taşınmazın davalı üzerindeyken bir üçüncü kişiye satışının yapıldığını ve satış bedelinin davalının hesabına gönderildiğini, bu haliyle davalıya borçlu olmadıkları gibi, davalıdan alacaklı konumda bulunduklarını, bu nedenle de davalı tarafından aleyhlerine Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde borçlu olmadıklarına karar verilmesi için iş bu davanın açıldığının belirtildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; davacıların ödeme yaptıklarını ileri sürdükleri 49.382,00 TL tutarındaki inşaat malzemelerinin taşınmaz satış bedeline ilişkin olmayıp ayrı bir ticari ilişki kapsamında davacılar tarafından tahsil edildiğini, bu alacağın Denizbank Çayırovası Şubesine ait çekler ile kredi kartı ve nakit ödemeler suretiyle kapatıldığını, davacıların iddialarına göre , davacıların bir taşınmaz satışı için sözleşmede belirlenen satış bedelinden çok fazla miktarda ödeme yaptıklarının anlaşıldığını, bu ödeme iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca davacıların ekonomik olarak sıkıntılı dönem yaşadıklarından tüm mal varlıklarını anneleri olan Davacı ...'a devrettiklerini, bu nedenle davacıların iddialarının dayanaksız olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan 17.08.2022 tarihli ATK raporunda özetle; inceleme konusu senette ...'a atfen atılı sağ altta üst üste atılı imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 17.08.2022 tarihli"imza incelemesine ilişkin" bilirkişi heyet raporunda özetle; dosyada mevcut inceleme konusu alacaklı hanesinde “...”, borçlu hanesinde “...”, kefil hanesinde “... ve ...” isimleri bulunan, 01.12.2016 düzenlenme, 20.06.20117 ödeme tarihli, 250.000,00-TL tutarında bono aslında ...'a atfen atılmış imza çifti ile ...'a ait alınan mukayese imza örneklerinin karşılaştırılması sonucunda; inceleme konusu bono üzerinde ...'a atfen atılmış imzaların ...'ın eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan 29.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davacının 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, davalının 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin süresinde yaptırıldığı, davacının, ticari defter kayıtlarında 2018 sonu itibarıyla davalıdan alacaklı olduğunu gösterir muhasebe kayıtlarının mevcut olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre 2018 yılı sonu itibarıyla davacıya borçlu olduğunu gösterir muhasebe kayıtlarının mevcut olduğu, davacının alacağının davalı adına düzenlediği inşaat malzemesi faturasından kaynaklandığı, aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacının defter kayıtlarına göre 2018 yılı sonu itibarıyla davalıdan 49.435,18.-TL alacaklı olduğu, davalının defter kayıtlarına göre 2018 yılı sonu itibarıyla davacıya 49.435,18.-TL borçlu olduğu, davaya konu bononun her iki tarafın şirket defterlerinde herhangi bir borç alacak ve ödeme kaydının olmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli olduğu değerlendirilen taşınmaz satış sözleşmesinin incelenmesinde; satış sözleşmesinin, davacılar ... ile ... ve davalı ... ile Fa-be Grup ... arasında 01.12.2016 tarihinde Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Osman Yılmaz Mahallesi, 442 Ada, 507 parselde kayıtlı arsalar üzerinde satıcı olarak görünen davalı ...'nun uhdesinde bulunan D Blok 4. Kat 12 nolu 3+1 72 m² dairenin davacılara 250.000,00.-TL karşılığında satışına ilişkin olarak düzenlendiği, davaya ve takibe konu edilen 01.12.2016 düzenleme, 10.06.2017 ödeme tarihli, alacaklısı davalı ..., borçlusu ..., kefilleri ... ile ... olan, bedelinin malen ahzolunduğu anlaşılan, 250.000,00.-TL bedelli senedin sol tarafında "01.12.2016 tarihli satış sözleşmesine" istinaden verilmiştir ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, ███████-1155 Esas, ████████ Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, ███████-1622 Esas, █████████ Karar).
İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.
Az yukarıda da belirtildiği gibi, menfi tespit davalarında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ve alacağın mevcudiyetini ispat yükü davalı alacaklıya ait ise de, davanın kambiyo senedine dayanması halinde ispat yükü yer değiştirmekte olup, senet nedeniyle borçlu olmadığını ileri süren davacı bu iddiasını ispatla yükümlü bulunmaktadır.
Somut olayda, takip dayanağı senedin taraflar arasında gerçekleştirilen taşınmaz satışına ilişkin sözleşme kapsamında düzenlendiği hususu tarafların kabulünde olup, senedin davalı tarafından satışı taahhüt edilen bağımsız bölümün davacılara bırakılması karşılığında verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bununla birlikte davacılardan ..., senet üzerinde adına atılı bulunan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ve imzaya açıkça itiraz etmiştir. Bu kapsamda ilk derece mahkemesince davacının imza ve yazı örnekleri alınmış, ayrıca senet tarihinden önceki döneme ait samimi imza ve yazı örneklerini içeren belgeler ilgili kurumlardan getirtilerek dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği görülmüştür. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, inceleme konusu senet üzerindeki imzanın ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bunun üzerine mahkemece grafoloji incelemesi konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alındığı, dosyaya sunulan █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda da inceleme konusu senet üzerinde ... adına atılmış bulunan imzaların adı geçen kişinin eli ürünü olmadığı yönünde ortak kanaat bildirildiği görülmüştür.
İmza inkarı, kıymetli evrak hukukunda senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğinde bir itirazdır. Böyle bir durumda hamilin iyi niyetli olduğu yönündeki savunmasının hukuki sonuç doğurması mümkün değildir. Dosya kapsamındaki bilirkişi incelemeleri ve özellikle üç kişilik uzman heyet tarafından düzenlenen rapor birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senette ... adına atılı imzanın kendisine ait olmadığının ispatlandığı, böylelikle bu davacı yönünden senetten kaynaklanan borç ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu durumda da ilk derece mahkemesince bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Eldeki davada; dosya kapsamındaki delillerin incelenmesinde; dava dilekçesi ekinde bulunan banka dekontundan davacı ... tarafından Akbank A.Ş. aracılığıyla █████/2016 tarihinde davalı ...'nun hesabına "konut bedeline istinaden" açıklamasıyla 159.200,00 TL havale yapıldığı görülmüştür. Davalı tarafından her ne kadar isticvap beyanında davacılar tarafından kendisine yalnızca 125.000,00 TL ödeme yapıldığı ileri sürülmüşse de, dosya kapsamında mevcut 159.000,00 TL tutarındaki banka havalesinin davalı tarafından kabul edilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Buna karşın taraflar arasında bir taşınmaz satış ilişkisinin bulunduğu ve anılan ödemenin taşınmaz satışına ilişkin olarak yapıldığı hususu tüm dosya kapsamıyla sabittir. Öte yandan, davalı, isticvap sırasında davacılar tarafından kendisine 125.000,00 TL ödeme yapıldığını kabul etmiş; ancak bu ödemenin kim tarafından ve ne şekilde gerçekleştirildiğini hatırlamadığını beyan etmiştir. Dosyaya sunulan deliller kapsamında, Kocaeli ili Kartepe ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mah. Kartepe Konakları ... ada 2 parselde bulunan ... blok D: 20 çatı arası piyesli bağımsız bölümün satışı sonrasında T.C Ziraat Bankası A.Ş.'nin █████/2018 tarihli dekontu ile HRN Motors Otomotiv Ltd. Şti. tarafından davalı ...' na 125.000,00 TL gönderildiği, gönderilen dekont açıklamasında ise " ... adına alınan ... ada 2 parseldeki bağımsız bölüm tapu ödemesi" ibaresine yer verildiği görülmüştür. Bu haliyle söz konusu ödemenin taraflar arasında akdedilen taşınmaz sözleşmesine konu taşınmazın bedelinin ödenmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, davalı ...'nun mahkeme huzurunda alınan isticvap beyanında; Kocaeli ili Kartepe ilçesinde bulunan taşınmazın üçüncü kişiye satışı sonrasında kendisine 125.000,00-TL ödeme yapılıp yapılmadığını hatırlamadığını, buna karşılık dava konusu senet bedelinin yarısına karşılık gelen 125.000,00 TL'nin ödendiğini kabul ettiğini; ancak bu ödemenin hangi şekilde ve hangi kaynaktan yapıldığını hatırlamadığını beyan ettiği görülmüştür. Dosya kapsamında mevcut banka dekontları, tapu devrine ilişkin belgeler ve taraflar arasındaki hukuki ilişki birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu 125.000,00 TL'lik ödemenin dava konusu edilen bonoya istinaden davalı üzerinde emanet/ teminat amacıyla bırakılan taşınmazın satışı nedeniyle gerçekleştirildiği açıkça anlaşılmaktadır. Yine, davalının bir yandan senet bedelinin yarısının ödendiğini kabul ederken, (davacı tarafından yapılan 159.200,00 TL ödemenin yapıldığının davalı tarafından kabul edilmemiş olması da gözetilerek) diğer yandan bu ödemenin hangi şekilde yapıldığını ve taşınmaz satış bedelinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını hatırlamadığını ileri sürmesinin de dosya kapsamındaki objektif delillerle bağdaşmadığı sonucunu doğurduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanında tarafların yetkilisi oldukları şirketlere ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davalının yetkilisi bulunduğu şirketin, davacı ...'ın yetkilisi olduğu şirkete 49.435,18 TL borçlu bulunduğu, taraf şirketlere ait ticari defter kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve anılan alacağın 2018 yılından devreden bakiye niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Yapılan tüm bu açıklamalar sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar tarafından taşınmaz satış bedeline mahsuben 159.200,00 TL ve 125.000,00 TL tutarlarında ödemeler yapıldığı, ayrıca taraf şirketleri arasındaki ticari ilişki nedeniyle mevcut alacak-borç durumunun da dikkate alınması gerektiği, böylece davacılar ... ve ... tarafından taşınmaz satış bedelinin ve bu kapsamda düzenlenen senet bedelinin ödendiğinin yazılı delillerle ispatlandığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan ilk derece mahkemesinin █████/2024 tarihli ara kararı ile davalı vekiline yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış olmasına rağmen davalı tarafça usulüne uygun yemin metni sunulmadığı, █████/2024 tarihli celsede ise yemin teklifinin davacılara hatırlatılması gerektiğinin belirtilmesi ile yetinildiği görülmüştür. Bu durumda davalı tarafça yemin deliline de usulüne uygun olacak şekilde dayanılmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; davacıların üzerilerine düşen ispat yükünü yerine getirdikleri kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle de davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 304,40 TL harcın davacılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.538,75 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.135,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.403,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!