Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kaçak ağaç kesimi sonucu oluşan orman zararı tazminatı davasında zamanaşımı defi nedeniyle verilen red kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davalıların devlet ormanlarında usulsüz ağaç kesimiyle neden oldukları iddia edilen tazminat ve ağaçlandırma gideri zararının tahsili davasında, ilk derece mahkemesinin başlangıçta davayı kabul edip tazminata hükmetmesine karşın, Yargıtayın zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerektiği yönündeki bozma ilamı sonrası, mahkemenin haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi üzerine, davacı vekilinin bu ret kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu ve uyuşmazlığın zamanaşımı kapsamında incelenmesini konu almaktadır.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/... E., ███████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; davalıların Devlet Ormanı sınırları içerisinde usulsüz ve kaçak ağaç kesimi yaptıklarını, davalılar hakkında suç tutanakları tutulduğunu ve ceza davaları açıldığını, müvekkilinin bu davalara müdahil olduğunu, davalıların bir kısmı ölü olduğundan, bir kısmı ise haklarında kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar verildiğini, ancak hükümde sanıklar hakkında tazminat ve ağaçlandırma gideri istemine ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiğini, kararın müvekkili tarafından temyiz edildiğini ve hükmün bozulduğunu, ancak ceza zamanaşımından dosyaların düşmesine karar verildiğini, 01.12.2008 tarihinde kararın kesinleştiğinin öğrenildiğini, Demirköy Sulh Ceza Mahkemesinin ███████ E. numaralı dosyasından da görüleceği üzere, davalıların müvekkiline toplam 89.603,33 TL ek tazminat ve ağaçlandırma gideri olarak zarar verdiklerini, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 112, 1 13... . maddelerine göre işbu davanın açıldığını, davalılardan bir kısmı öldüğünden mirasçılara karşı husumet yöneltildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 89.603,33 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ..., ... ve ..., ... ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ... ve ..., ... ve ..., ... ve ..., ... ve ..., ..., ...; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.2.Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 28.03.2012 tarihli kararıyla; orman memurlarınca tutulan suç tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, davalıların usulsüz olarak yaptıkları kesim nedeniyle davacının zarara uğradığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 65.430,14 TL ve 23.573,70 TL olmak üzere toplam 89.003,84 TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 21, 37, 38, 58... nolu bölmelerdeki toplam 65.430,14 TL tazminata suç tarihi Temmuz/2000 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, hesaplanan tazminata faiz yürütülmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve ... Batan ile diğer 42 davalı temyiz isteminde bulunmuşlardır.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 14.01.2015 tarihli ilamla; kararı temyiz eden davalıların cevap dilekçelerinde zamanaşımı def'inde bulundukları, davacı yanca da zamanaşımı def'ine açıkça karşı konulmadığı, Mahkemece öncelikle zamanaşımı def'i konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle; bozma sebebine göre davacı ve davalıların diğer temyiz itirazları incelenmeksizin karar temyiz eden davalılar yararına bozulmuştur.2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haksız fiil nedeniyle tazminat davalarında zamanaşımı süresinin bir yıl ile on yıl arasında değiştiği, somut olayda suçun 2000 yılının Temmuz ayında işlendiği, davanın ise 26.01.2009 tarihinde açıldığı, zararın ve zarar verenlerin öğrenildiği tarih olarak ceza mahkemesinde verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi, bu süre zarfında zararın ve zarar verenin bilinmediğinin sayılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, hukuk yargılamaları ile ceza yargılamalarının birbirinden farklı olduğu, hukuk mahkemeleri ceza mahkemelerinde verilen karar ile bağlı olmadığından zamanaşımı durumunun ceza davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerekçe gösterilerek kanuna uygun hale getirilemeyeceği, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacı vekili; davanın zamanaşımı süresi dolmadan ikame edildiğini, bir kısım davalılar zamanaşımı itirazında bulunmuş iseler de bunun kabul görmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay bozma ilamı dikkate alınmaksızın karar verildiğini ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1.Zamanaşımı savunması (def'i), davalıya borçlu bulunduğu bir borcu yerine getirmekten kaçınma olanağı sağlayan kişisel bir haktır. Bu nedenle zamanaşımından sadece ileri süren taraf yararlanabilir. Davalılardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı savunmasından, ileri sürmeyen diğer davalı veya davalılar yararlanamazlar.Somut olayda; zamanaşımı def’inin, bir kısım davalılar tarafından ileri sürülmüştür. Bu nedenle Mahkemece zamanaşımından sadece ileri süren davalıların yararlanabileceği göz ardı edilerek, zamanaşımı def'inde bulunmayan davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.Kabule göre de, bir davada Mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usulü kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir. Mahkemenin 28.03.2012 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve bir kısım davalı tarafından temyiz edilmesi sonucu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.01.2015 tarihli ilamıyla, kararı temyiz eden davalıların cevap dilekçelerinde zamanaşımı def'inde bulundukları, davacı yanca da zamanaşımı def'ine açıkça karşı konulmadığı, Mahkemece öncelikle zamanaşımı def'i konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Somut olayda, anılan karara yönelik temyiz talebinde bulunmayan diğer davalılar yönünden karar kesinleşmiş ve davacı lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluşmuştur. Hal böyle olunca, bozma sonrası Mahkemece davacının usule ilişkin kazanılmış hakkını ihlal edecek şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.2.Bozma sebebine göre, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.