Uygulama kadastrosuyla belirlenen parsel yüzölçümü eksikliğinin, dere yatağındaki kadastro ve sınırlandırma hatasından kaynaklandığına dair istinaf kararı.
Özet: Kadastro uygulamasında taşınmazının yüzölçümünün eksik tespit edildiğini iddia eden davacının itirazı üzerine, ilk derece mahkemesi taşınmazın bir bölümünün hatalı tescil edildiği gerekçesiyle davayı kısmen kabul ederken, diğer bölümünü dere yatağı olarak reddedip mülkiyet talebini genel mahkemeye yönlendirmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, itiraza konu her iki bölümün de geçmişte dere yatağı/ağaçlık alan olduğunu, 1989 kadastrosunda sınırlandırma hatası yapıldığını ve güncel uygulama kadastrosunun bu hatayı düzelttiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kabul kararını bozmuş ve davacının iddialarını asılsız bulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, .. ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 47... parsel sayılı 8.640,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla 8.039,18 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 47... parsel sayılı taşınmazın eski tapu kayıtlarına göre yüzölçümünün 10.000,00 m² olduğunu, ancak kadastro tespiti sırasında 8.640,00 m² yüzölçümü ile tespit edildiğini, uygulama kadastrosu çalışmalarında ise 8.0391,18 m² olarak hesaplandığını ve taşınmazın yüzölçümündeki eksikliğin taşınmaza komşu olan dereden kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazın gerçek yüzölçümü ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli ve ███████ Esas, 2022/3 Karar sayılı kararıyla; "bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu alanların (A) ve (B) harfiyle gösterildiği, (A) harfli kısmın kesinleşmiş kadastro paftasının dışında tescil harici alan olan dere yatağında kaldığının belirlendiği, buradaki sınırda hata olmadığı, uygulama ile belirlenen sınırın eski kadastro paftası ile örtüştüğü ve dava konusu 47... parsel sayılı taşınmazdaki eksikliğin bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterildiği ve (B) harfli kısmın kesinleşmiş paftasına göre davacıya ait taşınmazın sınırları içinde kaldığı" gerekçesiyle, davacı tarafından davalılara karşı açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik bilirkişisi raporundaki (A) harfli kısma ilişkin dava yönünden davanın reddine, bilirkişi raporundaki (B) harfli kısma ilişkin davalılar aleyhine açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi .... Mahallesinde bulunan (Eski 47... parsel) yeni 47... parsel sayılı taşınmaza bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen 712,93 m²lik kısmın eklenmesi suretiyle yeni alanının 8.752,11 m² olarak tapuya tesciline, bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 1.650,38 m²lik kısma ilişkin talebin reddiyle uygulama haritasındaki gibi aynen tescil harici alanda bırakılmasına, davacılar tarafından davalılar aleyhine yeni 47... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve bilirkişi raporundaki krokilerde (A) harfiyle gösterilen 1.650,38 m²lik tescil harici alanın kendileri adına tesciline ilişkin mülkiyet iddialı tescil talebi yönünden açılan davanın görev yönünden usulden reddine, dosyanın talep halinde .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar Belediye Başkanlığı vekili ile Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmın 19 69... yılı hava fotoğraflarında tespit edildiği üzere dere yatağı ve ağaçlık iken sonradan açılarak tarlaya dönüştürüldüğü, kadastro paftasında bu kısmın dere yatağı olarak bırakıldığı ve tescil harici olduğu, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin davada mülkiyete yönelik talebin değerlendirilemeyeceği, uygulama kadastrosunun doğru yapıldığı, bu kısma yönelik davanın tescile ilişkin olması sebebiyle genel mahkemede görülmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince (B) harfiyle gösterilen 712,93 m²lik kısmın tesis kadastro pafta sınırları içerisinde kaldığı ve davacının taşınmazının eklenmesi gerektiği gerekçesiyle bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, bilirkişi krokisinde (B) harfiyle gösterilen kısım her ne kadar 1989 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacıya ait parsel sınırları içerisinde tespit edilmiş ise de keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre zeminde sınırlarının değişmediği, kadastro paftasının klasik yöntemle oluşturulduğu, davaya konu (B) harfiyle gösterilen payların dere yatağı ve ağaçlık olduğu, 1989 yılında yapılan tesis kadastrosunda sınırlandırma hatası yapıldığı, yapılan uygulama çalışması ile söz konusu hatanın giderildiği, 19 89... tarihli hava fotoğraflarında da davaya konu yerin dere yatağı ve ağaçlık olduğu, yapılan 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulamasının doğru olduğu, bu durum karşısında davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken (B) harfiyle gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu" gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalılar Hazine vekili ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yeniden hüküm tesis edilerek, davacının uygulama kadastrosuna ilişkin davasının reddine, 47... parsel sayılı taşınmazın kadastro güncelleme tutanağındaki gibi tespit gibi tesciline, (A) harfiyle gösterilen 1.650,38 m²lik tescil harici alanın kendileri adına tesciline ilişkin mülkiyet iddialı tescil talebi yönünden açılan davanın görev yönünden usulden reddine dosyanın talep halinde Enez Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın eskiden beri tarımsal amaçla aynı sınırlarda kullanıldığını, (A) ve (B) harfli alanlar yönünden kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesine rağmen lehe vekalet ücreti verilmemesinin ve görevsizlik kararında yargılama giderlerinin görevli Mahkemece değerlendirileceğine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
1.a) Davacı vekilinin, 47... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısma ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1.b) Davacı vekilinin, 47... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından, davalılar aleyhine, dava konusu 47... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.650,38 m²lik tescil harici alanın kendileri adına tescili istemiyle açılan dava yönünden mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın yönünden usulden reddine karar verilmiş olup, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Temyiz Edilemeyen Kararlar" başlıklı 362. maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin, "Yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin Kararlar" hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. Bu sebeple verilen karar temyizi kâbil kararlardan olmadığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2.a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.b) Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davasının reddine karar verildiğine göre, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine, ret edilen kısım üzerinden keşfen belirlenen değer dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmaması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davacı vekilinin, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin dava yönünden verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükme yönelik temyiz dilekçesinin yukarıda (1.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;
Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (2.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;
Davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda (2.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4. bendindeki "irat kaydına" ibaresinden sonra gelmek üzere, "davalı ... davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden 11.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine" cümlesinin yazılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!