Zilyetlik ve satış senedine dayalı taşınmaz iktisabı iddialarıyla açılan kadastro davasında, Yargıtay bozma sonrası ilk derece mahkemesi kararının temyizi.
Özet: Yargıtayın bozma ilamı sonrası yeniden görülen davada, kadastro tespitinde davalılar adına yazılan taşınmazın mülkiyeti konusunda davacı Hazine ile taşınmazı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla adına tescilini talep eden davacı Mehmet arasındaki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi satış senedi ve vergi kayıtlarına dayanarak, fiili zilyetlik devri olmasa dahi kira ilişkisinin zilyetliğin devri sayılacağına hükmetmiş; Mehmetin mirasçılarından birinin feragatı nedeniyle o payın Hazine adına tesciline, kalan payların ise Mehmet ve arkadaşları adına tesciline karar vermiş, Hazine ise eksik inceleme ve tüm taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ Kİlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 13... parsel sayılı 15.576,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz eşit paylarla davalı ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... asıl dava dosyasındaki dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.3. Davacı Hazine vekili birleşen dava dosyasındaki dava dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 14.07.2010 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacı Hazinenin davasının reddine, davacı ...'ün davasının kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.10.2011 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, davacı dayanağı senet ve senette yazılı vergi kayıtları yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden ne şekilde intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları yöntemince araştırılmamış, taşınmazlar başında iki kez yapılan keşifte alınan beyanlar arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Taşınmazların tespitinde herhangi bir kayıt esas alınmamış, taraflarca yargılama sırasında herhangi bir kayda da dayanılmamıştır. Bu halde uyuşmazlığın zilyetliğe göre çözüleceği açıktır. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve önceki keşiflerde dinlenen tanıkların da katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, senette yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle senedin ve senette belirtilen vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve senetteki her bir taşınmazın hangi parsele karşılık geldiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, senedin dava konusu taşınmazlara ait olduğunun saptanması halinde, zilyetliğin de devredilmiş olup olmadığı, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı sorulup saptanmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar denetime elverişli şekilde teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, vergi kaydının mülkiyet belgesi olmayıp, ancak zilyetlikle birleştiğinde değer taşıyacağı göz önüne alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ün dayandığı satış senedi ve satış senedinde geçen 86 numaralı vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, dava konusu taşınmazda zilyetliğin ...... aitken davacı ...'e satıldığı, her ne kadar fiili olarak zilyetlik devredilmemiş ise de dava konusu taşınmaza ait icar paralarının ... tarafından toplanarak ... verilmesi şeklinde ilişkinin de zilyetliğin devri sayılması gerektiği, davacı ...'in mirasçılarından ... ... davasından feragat etmiş olması nedeniyle ...'in payının Hazine adına tescil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... .... davasının feragat nedeniyle reddine, davacı ...'ün ... .... dışındaki mirasçılarının davası ile Hazinenin davasının kısmen kabulüne, 1 13... parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ve davalarının tümden kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıkların, davacıların murisinin hiçbir zaman zilyetliğinin bulunmadığını bildirdiklerini, dava konusu taşınmazın müvekkili ve mirasçıları tarafından kullanıldığını ve bugüne kadar taşınmazdan elde edilen gelirden davacıya bir bedel veya pay verilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın .......... tarafından ...'e satılıp satılmadığı, satılmış ise zilyetliğin ...'e devredilip devredilmediği hususuna ilişkindir.1. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü; nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkesince yukarıda izah edilen nedenlerle dava konusu taşınmazın davacı ... mirasçıları ve davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı ..., 06.05.1966 tarihli satış senedine dayanarak dava konusu taşınmazı davalıların babası ...... satın aldığını iddia etmiş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 985. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen mülkiyet karinesi uyarınca taşınırın zilyedi onun maliki sayılır, tapu kütüğüne kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal hükmünde olup aynı Kanun'un 763. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da devri ancak zilyetliğin devri ile mümkündür. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince 07.08.2023 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişi benzer içerikli beyanlarında özetle; dava konusu taşınmazı .. kullandığını hiç görmediklerini, ... küçük yaştan itibaren okumak için köyden ayrıldığını, yaz aylarında bir kaç aylığına köye geldiğini, .. köyde başka yerlerinin olduğunu ve ... olmadığı zamanlarda, taşınmazlar ile .. amcası .. ilgilendiğini, .. icar paralarını toplayarak .. verdiğini ve dava konusu taşınmazın ...... tarafından icara kullanıldığını beyan etmişler, aynı keşifte dinlenen ...... ise, dava konusu taşınmazın, kendisine ... tarafından icara verildiğini ve icar parasını .... verdiğini, ..... aldığı parayı .... vermediğini beyan etmiş, 28.05.2010 tarihli keşifte ise ........, dava konusu taşınmazı sulayıp otunu biçip hayvanlara yem olarak verdiğini, bu otların parasını da davalılardan ...'a elden verdiğini, taşınmazın 1966 yılında ...'e satıldığına ilişkin bir bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Anılan beyanlara ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın zilyetliğinin davalıların babası ...... ölümü ile davalı mirasçılarına intikal ettiği ve zilyetliğin davacıya devredilmediği, dolayısıyla; satış senedi ve kadastro tespit tarihi itibariyle tapusuz olan dava konusu taşınmazın da davacıya devredilmediği sabittir. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup davacı iddiasını ispatlamak ile yükümlüdür. Somut olayda, davacının davasını ispatladığından bahsedilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; davadan feragat eden davacı ... mirasçısı ... ..... payının tespit maliklerinde bırakılması gerekirken bundan zuhül ile Hazine adına verilmesi de doğru görülmemiştir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ........ vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle,Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.