Vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan ticari nitelikteki itirazın iptali davasında, franchise sözleşmesi ihlaliyle oluşan cezai şartın geçerliliği ve delillerin hukuka uygunluğu tartışmaları.
Özet: Davacı franchisor, davalı franchisee aleyhine, franchise sözleşmesindeki operasyonel ihlaller (geç açma, temizlik ihlali, markasız ürün/poşet kullanımı, logosuz kıyafet giyilmemesi) ve 15.000 TL cezai şart ihlali nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı, iddiaları reddedip delillerin hukuka aykırı elde edildiğini, cezai şartın fahiş olduğunu ve itirazının kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâletsiz İş Görmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Aleyhine --------- İcra Müdürlüğü ---------- E sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, taraflar arasında yürütülen arabuluculuk sürecinde bir sonuca varılamadığını, davalı ile müvekkili arasında imzalanan franchise sözleşmesinin 7. maddesinin b bendinde franchise verenin yazılı onayı olmaksızın dışarıdan ürün kullanılması halinde 15.000 TL tutarında cezai bedel ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği marka sahibinin haklarının korunması gerektiğini, davalının ----------- Mahalle ----------- Caddesi ---------AVM--------- Blok No -------- ---------- adresindeki restoranı işletirken sözleşmeye aykırı davrandığını, restoranın saatinde açılmadığını ve temizlik kurallarına uyulmadığını, yapılan denetimlerde logosuz poşet kullanıldığının, markaya ait olmayan donuk et döner bulundurulduğunun, işletme sahibinin logolu kıyafet giymediğinin ve restoran temizliğinin aksatıldığının tespit edildiğini, bu ihlaller üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek cezai şart doğurduğunu, bu nedenle ---------- İcra Müdürlüğü --------- E sayılı icra takibine yapılan itirazın iptal edilmesini, davalının icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve tarafınca kabul edilmediğini, davacı tarafın franchise sözleşmesine aykırılık bulunduğu iddiasıyla --------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, kendisi tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davacının dayandığı ihlal iddialarının tek taraflı düzenlendiğini ve usulüne uygun bildirilmediğini, objektiflikten uzak fotoğraf ve video kayıtlarının hangi koşullarda elde edildiğinin belirsiz olduğunu, bu delillerin doğruluğu ve güvenilirliğinin kabul edilmediğini, söz konusu kayıtların bir kısmının rıza dışı ve özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde elde edildiğini, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bu delillerin mahkemece dikkate alınamayacağını, davacının iddia ettiği hususların sözleşmenin feshi ağırlığında olduğunu ileri sürmesine rağmen sözleşmeyi feshetmeyerek faaliyetin devamına izin verdiğini, ağır ve sürekli bir ihlal olsaydı dürüstlük kuralı gereği yazılı ihtar ve fesih yoluna gidilmesi gerektiğini, bu durumun davacının iddialarının çelişkili olduğunu gösterdiğini, restoranın geç açıldığı ve temizlik kurallarına uyulmadığı yönündeki iddiaların soyut olduğunu, işyerinde et döner satışı için gerekli ekipmanların bulunduğunu, franchise ilişkisi boyunca işletme faaliyetlerinin davacı tarafından bilindiğini, sözleşme ilişkisinin sürdürülmesinin davacının iddialarıyla çeliştiğini, sözleşmede yer alan her gün yeniden 15.000 TL cezai şart uygulanacağına dair hükmün fahiş nitelikte olduğunu, Türk Borçlar Kanunu uyarınca hakimin fahiş cezai şartı indirme yetkisi bulunduğunu, davacının gerçek bir zararını ortaya koymaksızın haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, iddia edilen ürünlerin markaya ait olmadığının teknik şekilde ispatlanamadığını, donuk ürünün kaynağı ve et döner satışı hususunda inceleme yapılmadığını, sadece görsele dayalı iddiaların kesin delil niteliği taşımadığını, alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, kendisinin kötü niyetli olmayıp yasal itiraz hakkını kullandığını, davacının ispatlanmamış ve fahiş taleplerle baskı oluşturmaya çalıştığını belirterek davanın reddini, hukuka aykırı elde edilen kayıtların delil olarak dikkate alınmamasını, icra inkar tazminatı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında franchise sözleşmesinden kaynaklı ihtilaf doğduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle söz konusu ihtilafın TTK'nun 4.maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.------------ Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısında; davalı tarafların oda kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.Yine ---------- Birliğinin █████/2026 tarihli cevabi müzekkere yazısında tarafların Esnaf kaydının olduğunun bildirildiği görülmüştür.Sonuç olarak,----------- Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazısına göre tarafların ticaret oda kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı, --------- Birliğinin cevabi müzekkere yazısından tarafların esnaf olduğu, bu haliyle tacir kabul edilemeyeceği, ihtilafa konu uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ----------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026