Yargıtay, orman vasfıyla tescil dışı bırakılan taşınmazda 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulları oluşmadığından tapuya tescil davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirtti.
Özet: 1949da orman, 1979da tapulama harici bırakılan taşınmazlar üzerinde davacılarca imar-ihya ve zilyetlikle mülkiyet edinme talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kabul kararı, 1970 yılındaki hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet görülse dahi, taşınmazların imar planına girmesinden önceki zilyetlik süresinin Türk Medeni Kanununun 713. maddesinde aranan 20 yıllık süreyi doldurmadığı, bu nedenle imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Davacılar vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usûl eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca 1949 yılında yapılmış, genel arazi kadastrosu ise 1979 yılında tamamlanmıştır. Dava konusu taşınmazlar orman olarak tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ....... ili ........... ilçesi ........ Mahallesi sınırları içinde bulunan 7.000,00 m² yüzölçümündeki iki parselden oluşan tescil harici taşınmazın orman ve mera vasfında olmadığını ve 50 seneyi aşkın süredir hem müvekkillerinin murisi hem de müvekilleri tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalıların vekilleri ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuş; bilahare, davalı Hazine vekili duruşma sırasında ayrıca tescil talebinde bulunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve imar ihya ile zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ......... ili ........ ilçesi ....... Mahallesinde bulunan bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.457,78 metrekare ve (B) harfiyle gösterilen 1.587,92 metrekarelik taşınmazların son ada ve son parsel olarak davacılar adına ........... veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmıyla "dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanak suretleri ile dayanak evrakının getirilmediği, yetersiz ziraat bilirkişisi raporları ile yetinildiği, hava fotoğraflarından usulünce yararlanılmadığı, taşınmazın hangi tarihli imar planı kapsamında kaldığı ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliğinin kesin olarak belirlenmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4 ve 5. fıkraları uyarınca yapılması zorunlu olan yasal ilanların yapılmadığı açıklanıp, eksik hususların ikmal edilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyulmasından sonra, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olduğu ve imar ihya ile zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 30.06.2020 havale tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.457,78 metrekare ve (B) harfiyle gösterilen 1.587,92 metrekarelik taşınmazların son ada ve son parsel olarak davacılar adına ............ Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ Esas, ████████ Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve ███████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmıyla "Dava konusu taşınmazların 1979 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman oldukları gerekçesiyle tescil harici bırakıldıkları ve bu itibarla 3402 sayılı Kanun'un 14... .maddeleri uyarınca evveliyatları imar ve ihyaya muhtaç yerlerden oldukları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından düzenlenen 30.11.2020 havale tarihli raporunda 1970 yılındaki hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyetin yapıldığı belirtilmiş ise de, dava konusu taşınmazların imar planı kapsamına alındıkları tarihe kadar geçen zilyetlik süresinin 4721 sayılı Kanun’un 713.maddesi uyarınca aranan 20 yıla ulaşmadığı ve buna bağlı olarak, davacılar lehine imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARAR DÜZELTMEDairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olup olmadığı, imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluşup oluşmadığına ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğu ve davacılar lehine imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu edilen taşınmazların, arazi kadastrosu sırasında orman olarak tapulama harici bırakılmaları nedeniyle imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu ve yerlerin, dosyaya gelen ... İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Şehir Planlama Müdürlüğü'nün 25.03.2015 havale tarihli yazısına göre, 29.07.1980 tasdik tarihli ve 1/50.000 ölçekli Metropoliten Alan Nazım Planında “Orman Alanı” sınırları içerisinde kaldığı sabittir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin 2. fıkrası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup, buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, davacılar murisinin imar ihya ve 20 yıllık zilyetliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından 1980 tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıllık hava fotoğraflarının incelettirilmesi gerekirken, hükme esas alınan jeodezi ve fotogrametri mühendisi raporunda sadece 1970 yılı hava fotoğrafının incelenmesi ile yetinilmiş, bu tarihten önceki hava fotoğrafları incelenmemiş, yine, dava konusu taşınmazların ... Gölüne yakın konumda olması, 17.11.2020 tarihli keşifte, mahalli bilirkişilerin ... Gölünün daha önceleri dava konusu taşınmazlara daha yakın olduğunu belirtmeleri, ayrıca dosya arasında bulunan 14.05.2015 tarihli ziraat-jeoloji ortak raporunda da; dava konusu taşınmazların üstünün yaklaşık 40-50 cm. kadar kalınlığında bitkisel toprak ile kaplı olduğu, bunun altında kalınlığı yaklaşık 10 m. civarında alüvyon olarak tanımlanan killi-kumlu-çakıllı serilerden ibaret örtünün bulunduğunun ifade dilmesi karşısında, dava konusu taşınmazların göl yatağı olup olmadığı veya gölün etkisi altında bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt oluşmuş, bu hususun da İlk Derece Mahkemesince açıklığa kavuşturulması gerekirken, herhangi bir araştırma yapılmamış, diğer yandan, dava konusu taşınmazların, muristen davacılara kaldığı sabit olduğuna göre, davacılar murisi ......... belgesizden kazanımı olup olmadığı da tereddütsüz belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; 1980 yılından önceki tüm hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirtilmeli, bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, ziraat bilirkişiden taşınmazların niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini bildirir, taşınmaz bölümünü komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; 1980 yılı öncesindeki tüm hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak; dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında işaretlenmek suretiyle bu yerlerin niteliğinin ne olduğu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesi istenilmeli, yine, jeoloji mühendisi bilirkişiden dava konusu taşınmazların göl yatağı olup olmadığı veya gölün etkisi altında bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacıların miras bırakanı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Ne var ki; bu hususların, Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve ███████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmında maddi hataya dayalı olarak göz ardı edildiği anlaşılmakla, Dairemiz bozma ilamının ortadan kaldırılmasına bozma gerekçesi değiştirilerek yukarıda belirtilen gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.VII. KARARYukarıda açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve ███████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA, anılan bozma ilamının gerekçesinin değiştirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un 428. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen değişik gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.