Nüfus kaydının düzeltilmesi taleplerinde soybağını ilgilendiren uyuşmazlıkların idari yargı yerine asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği ve hakimin Türk hukukunu resen uygulayarak esastan karar vermesi gerektiği.
Özet: İlk derece ve istinaf mahkemelerince idari işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle usulden reddedilen nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, Yargıtay içtihadı uyarınca hakimin olayları hukuken niteleme görevi olduğu vurgulanmış; 2577 sayılı Kanundaki idari dava türleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 39 ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 35 ve 36. maddelerindeki nüfus kayıtlarının mahkeme kararı olmadan düzeltilemeyeceği ve maddi hata dışındaki kayıt düzeltme davalarının adli yargı görevinde olduğu hükümleri ışığında, davacının soybağını ilgilendiren ve maddi hata kapsamında bulunmayan nüfus kaydının düzeltilmesi talebinin adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği belirtilerek, ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarının hatalı olduğu sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 42. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Davacı tarafından açılan nüfus kaydının düzeltilmesi davasında İlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın idari işlem niteliğinde bulunması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.2.Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın idari işlem niteliğinde bulunması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddî olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Somut olayda dava; davacı ...'nın annesi ...'in babasının ... ve annesinin ... olduğunun tespiti talebinden ibarettir.3.2577 sayılı Kanun’un "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasına göre idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların idari dava türleridir.4.4721 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi gereğince; Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. 5.5490 sayılı Kanun'un "Hukukî mahiyeti" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası gereğince; nüfus kütükleri; kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsî hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus olaylarının tescil edildiği, daimî olarak saklanması gerekli resmî belgelerdir. 5490 sayılı Kanun'un "Bildirim Yükümlülüğü ve süresi" başlıklı 31. Maddesinin dördüncü fıkrasına göre; ölenin kaydı yok ise yapılacak soruşturma sonunda Türk vatandaşlığı ve ailesi tespit edildiği takdirde doğum tutanağı düzenlenerek aile kütüğüne önce doğum, sonra ölüm olayı işlenir. Aynı Kanunun "Kayıt düzeltilmesi" başlıklı 35. maddesinin birinci fıkrası gereğince kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. Aynı Kanun'un "Nüfus davaları" başlıklı 36 ncı maddesi gereğince nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir.6.Uyuşmazlık Mahkemesinin 08.04.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar ve 12.01.20 26... /512 Esas, 2026/3 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, nüfus kaydına ilişkin bazı işlemler adli, bazı işlemler idari kararlarla yapılmaktadır. Adli yargının görev alanına giren maddi hata dışındaki davaların ise nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davaları olduğu açıkça belirlenmiştir. Davacının isteminin maddi hata kapsamında bulunmadığı, soybağını ilgilendiren nitelik taşıdığı ve tarafların nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasını gerektirdiği gözetildiğinde, uyuşmazlığın Türk Medeni Kanunu ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35 ve devamı hükümleri uyarınca adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.7.Dava; davacı ...'nın annesi ...'in babasının ... ve annesinin ... olduğunun tespiti talebinden ibaret olması nedeniyle; dava, davacı ...'nın annesi ..., ...'in babası olduğu iddia edilen ... ile annesi olduğu iddia edilen ...'ın varsa mirasçılarının da hukukunu etkilemektedir. Bu haliyle varsa bu kişilerin mirasçılarının da davaya dahil edilmesi için süre verilmesi, eksikliğin giderilmesi halinde tarafların delillerinin toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın idari işlem olduğu şeklinde yanılgılı değerlendirmeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.