İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, dahilde işleme rejimi kapsamında ihracat beyannamesinde davacının belirtilmemesinden kaynaklanan rücuen alacak davası ve ticari zarar talebi.
Özet: Dahili işleme rejimi kapsamında KDV muafiyetli hammadde ithalatı yapan davacı, kendisine ait ikincil hammadde kırpıntılarını yurt dışına ihraç etme taahhüdüyle satın alan davalının, sözleşmeye aykırı olarak ihracat beyannamesinde davacıyı belirtmemesi nedeniyle ağır finansal kayıplar, cezalar ve hatta kaçakçılık soruşturmasıyla karşılaştığını iddia ederek rücuen alacak talebinde bulunmuş; davalı ise kendisinin aracı ihracatçı konumunda olduğunu ve ikincil ürünü usulüne uygun olarak ihraç etme yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : █████████ Esas ████████ Karar
DAVA : RÜCUEN ALACAK
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının İhracat Beyannamesinde sözleşmeye aykırı şekilde müvekkil şirketi belirtmemesinden ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı tutarlar için şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden başlamak kaydıyla ticari faizle davalıdan alınması, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesi talebi ile dava açtıklarını, davacının Denizli'de tencere imalatı ile uğraşmakta olup imal edilen ürünlerin neredeyse tamamını yurtdışına sattığını, tencere imalatından kaynaklı ham madde ihtiyacının da yine yurtdışından temin edilmekte olduğunu ve ham maddenin Denizli'deki fabrikada işlenip tencere gibi ev gereçleri olarak yurtdışına ihraç edildiğini, bu sebeple davacının dahilde İşleme/İşletme Rejimi adı verilen yöntemle vergi muafiyetlerinden yararlanmak ve yurtdışından hammadde almak istendiğini, Gümrük İdaresi ve ilgili Bakanlıklarca ithalat ve ihracatın arttırılmasına yönelik yapılan düzenlemeler ile Gümrük Kanunu ve ilgili tüm mevzuat gereği davacı şirketin, Dahilde İşleme / İşletme Rejimi olarak adlandırılan yöntemle tencere imalatı için yurtdışından Paslanmaz Çelik satın aldığını, bu işlem sayesinde yurtdışından ithal edilen hammaddelerin, katma değer vergisinden muaf olarak satın alınabildiğini, yurtdışından hammadde satın alınması, satın alınan hammaddenin işlenmesi, sonrasında ise, arta kalan ürünlerin ihraç edilmek kaydı ve şartıyla başka bir şirkete satılması ve fazla kalan hammadde kırpıntısını satın alan şirketin de kesinlikle bu artık ürünü işleyip yurtdışıma ihraç etmesi ve İhracat Beyannamesinde de artık hammaddeyi satın aldığı şirketin ismini belirtmek zorunda olduğunu, bu sayede hammaddeyi ilk alan şirketin, KDV'den muaf şekilde hammaddeyi satın alacağını ve bu işleme dair İdaredeki dosyasının sorunsuz şekilde ve müeyyidesiz kapatılmış olacağını, davacı tarafından yurtdışından satın alınan paslanmaz çeliğin işlenerek gerekli tencere gibi ev gereçlerinin üretimlerinin yapıldığını, dahilde işleme rejiminin bir parçası olarak davacı şirketin üretimde kullanılmayan paslanmaz çelik rulo sac'ını başka bir şirkete satması ve üretim fazlası kalıp satılan bu hammadde kırpıntısının da işlenip yurtdışına ihraç edilmesi gerektiğini, üretim fazlası hammaddenin Türkiye içerisinde bir şirkete satılması,millileştirilmesi, arta kalan hammaddeyi alan şirketin de bu hammaddeyi kesinlikle yurtdışına ihraç etmesi ve ihraç ederken de İhracat Beyannamesinde kimden satın aldığını belirtmesi gerektiğini belirterek, yargılama esnasında toplanacak delillere göre davalının kusuru, ihmali ve sözleşmeye aykırı davranmasından teminat mektubu bozulan, maddi olarak ciddi kayba uğrayan, birçok ceza kesilen, kaçakçılıktan adli soruşturma geçirecek duruma gelen müvekkilinin ödemiş olduğu tutarlar için fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, ödeme tarihlerinden başlamak kaydıyla ticari faizle davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı firma arasında yıllardır paslanmaz krom hurda alışverişine ilişkin ticaret olduğunu, davalı firmanın, yurt içerisinde topladığı, ikincil derecede ürün ve yurtiçinde ticareti mümkün olsun olmasın her türlü krom/çelik hurdanın tamamını ihraç ettiğini, davalı firmanın yurt içine satış ticaretinin bulunmadığını, tüm satışın yurtdışına ve ihraç kaydı ile yapıldığını, davacı yanın belirttiği üzere, davacının davalıya satışını yaptığı paslanmaz çelik/krom hurda malzemesi, dahilde işleme rejiminde ikincil ürün olarak adlandırıldığını, davalının, ihracatın işleminde, aracı ihracatçı konumunda bulunduğunu ve davalının yurtiçi satışının olmadığını, davalının ihracattaki rolünin belirtildiği gibi aracı ihracatçı olup, yükümlülüğü, ihracatçı firmadan almış olduğu ikincil derecede ürünü yurtdışına ihraç edileceğinin taahhüdü gereği ürünü usulüne uygun olarak ihraç ettiğini, bu hususa ilişkin esasların, Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın ███████ sayılı tebliği ile belirlendiğini, davalıya da taahhüdü gereği, ihraç etmek amacı ile satın aldığı ikincil ürünleri ihraç kaydıyla ihraç ettiğini, bu hususun ticari defterlerden kolaylıkla anlaşılabildiğini belirterek, haksız davanın reddi ile, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "....Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporları ve sair deliller bir bütün olarak incelendiğinde davalı .... Şti nin, Davacı .... A. Ş den ihraç kaydı ile satın aldığı “paslanmaz çelik kırpıntıların” ihracat işini üstlendiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı uyuşmazlığın davacının, dava konusu Dahilde İşleme Rejimi İzin Belgesinin kapatılabilmesi için yapılan ihracat ile ilgili ithalatçı üreticinin ticari unvanı, adres ve vergi numaraları vs. gibi kimlik bilgilerin yazılmamasından kaynaklı olarak dosya konusu paslanmaz çelik kırpıntıları ihraç etmeyip iç piyasaya sattığı kabul edilerek Gümrük İdaresi tarafından uygulanan cezai işlem tutarını ödemesinden kaynaklı olarak davalının kusuru bulunup bulunmadığı ve ödenen bu
tutarın davalıdan tahsili gerekip gerekmediği hususlarından kaynaklandığı, dosya kapsamında aldırılan usule, yasaya uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davacı yanın 12.02.2009 tarihli, 2009D-00592 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) kapsamında İzmir Gümrük Müdürlüğünce tescilli 07.04.2009/1M021910 tarih-sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi kapsamında ithal edilen çelik saç cinsi eşyanın 25.085,04 Dolar, 11.061,36 kg kısmı“Katma Değer Vergisi K. nun 3065 sayı ve 11/c maddesine göre ülke dışında döviz karşılığı satışı yapılmak şartıyla üreticiden alınan mallar için katma değer vergisi, ödemesi, yapılmaz” maddesi doğrultusunda davalı yana ihraç kaydıyla satıldığını, ancak davalı firmanın 27.05.██████████ tarih/sayılı faturası ile yine İzmir Gümrük Müdürlüğünce tescilli 27.05.2011/EX082291 tarih/sayılı ihracat beyannamesi ile söz konusu ürünün ihracatını gerçekleştirdiği, ancak beyannamede imalatçı olarak kendi firmalarını gösterdikleri bu nedenle de davacı yanın adının geçmemesi nedeniyle ihraç kayıtlı eşyanın ihracatını gerçekleştiremedikleri ve bunun sonucu olarak KDV kanununa muhalefet ve hem de “Gümrük Kanunun madde 238 uyarınca” da cezai müeyyide uygulandığı, davalı yan tarafından yapılan ihracata ilişkin dosyada mevcut 27.05.2011 tarih ve EX082291 sayılı gümrük çıkış beyannamesi incelendiğinde, beyannamenin 44 numaralı bölümünde, yapılan ihracat ile ilgili ithalatçı üreticinin ticari unvanı, adres ve vergi numaralarına ilişkin bilgilerin yazılmamasından kaynaklı olarak davacının uğramış olduğu yaptırımların davalının sorumluluğunda olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 35.629,00-TL'nin ödeme tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜNE, 35.629,00-TL'nin ödeme tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, yargılama süresince yasal, dayanaksız olarak ve itirazlarının değerlendirilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, savunmalarının ne sebeple kabul edilmediğine ilişkin açıklama yapılmadığını, bahsedilen dayanaksız bilirkişi raporlarına dayanarak, davaya konu, davacıya düzenlenen ek tahakkuk ile düzenlenen Gümrük Vergisi, KDV, KKDF ve KKDF Ceza Faizi ve 16.680,00 TL'lik ceza toplamı olan 35.629,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verildiğini, mahkemenin herhangi bir yasaya dayanmaksızın müvekkilinin söz konusu bedellerden sorumlu olduğunu belirttiğini, söz konusu vergi cezalarının tarh edilip edilmediğinin çekişmeli bir konu olmadığını, kararın incelendiğinde, yalnızca müvekkilinin söz konusu durumda kusurlu olduğunun belirtildiğini, ancak hangi mevzuata dayalı olarak kusurlu olduğuna ilişkin müvekkilinin sorumlu tutulduğunun anlaşılamadığını, yasal dayanağı olamayan kararın yerinde olmadığını ve bozulması gerektiğini, müvekkili firmanın, davacıdan satın almış olduğu hurdaları, ihraç kaydı ile ihraç etmiş olup davacının beyanı ve İzmir Gümrük Müdürlüğü'nce yapılacak araştırma neticesinde bu hususun kolaylıkla tespit edilebilecek durumda olduğunu, bilirkişilerin de bu durumu tespit ettiklerini, ancak davacı firmanın, bu durumu en başından beri bilmesine rağmen hiçbir kurum nezdinde bu konuda itiraz ve açıklamada bulunmadığını, müvekkilinin taahhüdü gereği, ihraç etmek amacı ile satın aldığı ikincil ürünleri ihraç kaydıyla ihraç ettiğini, bu hususun ticari defterlerden kolaylıkla anlaşılabildiğini, müvekkili firmanın, davacıdan ihraç etmek kaydı ile almış olduğu tüm ürünleri usulüne uygun olarak yurtdışına ihraç ettiğini ve tüm yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı yanın, yaşamış olduğu yaptırımlar ile ilgili asli ve tam kusurlu olduğu halde teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve vergi mevzuatından kaynaklı yaptırımların hiçbirine itiraz etmediğini, müvekkili firmaya satışına ilişkin belgeleri ibraz etmediğini, yasal yolları kullanmadığını, kendi hatasından kaynaklı idari işlemlere ilişkin itiraz yolunu kullanmayan, yaşadığı problemleri, en basit şekilde müvekkili firmanın ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle bertaraf edebilecek durumda iken bu hakkını kendi kusuru ile kullanmamış olması ve kimsenin hukuktaki kendi kusurundan faydalanamaz ilkesi sebebi ile, müvekkili firmaya rücu imkanının bulunmadığını, davacının, kendisine tahakkuk eden vergi ve cezalara itiraz etmemesi, iptali yönünde dava ikame etmemesi, yasal yolları tüketmemesi, durumdan müvekkilini haberdar etmemesi ve hatta rücu edeceğine dair bildirimde bulunmaması nedeni ile kusurlu olduğunu, davacının tahakkuk eden vergi ve cezalara itirazının olması durumunda, ticarete konu malın ihraç edilmesinin göz önüne alındığında, vergi ve cezaların iptalinin yüksek ihtimalle söz konusu iken davacının bu hakkını kullanmayarak kendi kusuru nedeni ile ödemek zorunda kaldığı bedeli müvekkilinden talep etme imkanının bulunmadığını, ilgili kurum ve kuruluşlardan, müvekkili firmadan bu süreçte hiçbir bilgi ve belge talebinin olmadığını, davacı yanca da müvekkili firma tarafından ikincil ürünün ihracının yapıldığını, herhangi bir bilginin ilgili kurumlara verilmediğini, müvekkilinin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ancak idarenin olası hatalı idari işlemleri ve davacının söz konusu hatalı idari işlemlere karşı kanun yollarına başvurmama hatası sebebiyle doğan zararın taraflarına rücu imkanının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkemenin, ödeme tarihi olan 24.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar vermesinin de yasaya ve usule aykırı olduğunu, TTK'nın 10. maddesi gereği ticari işlerde faizin, belirli bir vade yok ise, ihtardan itibaren başlayacağı hususunu düzenlediğini, somut olayda da herhangi bir ihtarın söz konusu olmadığından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekmekte iken ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir sözleşmeye dayalı ticari alacak söz konusu olmadığı için de ticari faize hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, herhangi bir sözleşmeye dayalı olmayan alacağa ilişkin uygulanabilecek faiz oranının yasal faiz olduğunu, bu nedenle de yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, haksız davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının yasaya aykırı olup kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kabulüne, 35.629,00 TL'nin ödeme tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı tarafça; Gümrük İdaresi ve ilgili Bakanlıklarca ithalat ve ihracatın arttırılmasına yönelik yapılan düzenlemeler ile Gümrük Kanunu ve ilgili tüm mevzuat gereği davacı şirketin, Dahilde İşleme / İşletme Rejimi olarak adlandırılan yöntemle tencere imalatı için yurtdışından Paslanmaz Çelik satın aldığını, bu işlem sayesinde yurtdışından ithal edilen hammaddelerin, KDV'den muaf olarak satın alınabildiğini, yurtdışından hammadde satın alınması, satın alınan hammaddenin işlenmesi sonrasında ise, arta kalan ürünlerin ihraç edilmek kaydı ve şartıyla başka bir şirkete satılması ve fazla kalan hammadde kırpıntısını satın alan şirketin de kesinlikle bu artık ürünü işleyip yurtdışıma ihraç etmesi ve İhracat Beyannamesinde de artık hammaddeyi satın aldığı şirketin ismini belirtmek zorunda olduğunu, bu sayede hammaddeyi ilk alan şirketin, KDV'den muaf şekilde hammaddeyi satın alacağını ve bu işleme dair idaredeki dosyasının sorunsuz şekilde ve müeyyidesiz kapatılmış olacağını, davalının, davacıdan ihraç kaydı ile satın aldığı “paslanmaz çelik kırpıntılarının” ihracat işini üstlendiğini, ancak davalının ihraç işlemleri sırasında ihracaat beyannamesinde artık ham maddeyi satın aldığı davacı şirket bilgilerini yazmayarak sözleşmeye aykırı davrandığı ve bu şekilde davacının zarara uğradığı iddia olunmuştur.
Davacı tarafça sunulan 12.09.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değeri 35.629,00 TL olarak arttırılmış olup ıslah harcının da yatırılmış olduğu görülmüştür.
Davalı vekili ise, davalının taahhüdü gereği, ihraç etmek amacı ile satın aldığı ikincil ürünleri ihraç kaydıyla ihraç ettiğini, bu hususun ticari defterlerden kolaylıkla anlaşılabildiğini, davalı şirketin, davacıdan ihraç etmek kaydı ile almış olduğu tüm ürünleri usulüne uygun olarak yurtdışına ihraç ettiğini ve tüm yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı yanın, yaşamış olduğu yaptırımlar ile ilgili asli ve tam kusurlu olduğu halde teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve vergi mevzuatından kaynaklı yaptırımların hiçbirine itiraz etmediğini, müvekkili firmaya satışına ilişkin belgeleri ibraz etmediğini, yasal yollarını kullanmadığını, kendi hatasından kaynaklı idari işlemlere ilişkin itiraz yolunu kullanmayan, yaşadığı problemleri, en basit şekilde müvekkili firmanın ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle bertaraf edebilecek durumda iken bu hakkını kendi kusuru ile kullanmayan davacının, davalıya firmaya rücu edemeyeceği savunma olarak ileri sürülmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında mali müşavir ve gümrükçü bilirkişiden alınan 16.06.2021 tarihli kök ve 14.10.2021 tarihli ek raporda sonuç olarak; davacının 12.02.2009 tarih 200971D-00592 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında İzmir Gümrük Müdürlüğünce tescilli 07.04.2009/1M021910 tarih ve sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi kapsamında ithal edilen çelik saç cinsi eşyanın 25.085,04 USD ve 11.061,36 kg kısmı ile ilgili olarak İstanbul Maden Ve Metaller İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği'nin 13.12.██████████ tarih ve sayılı yazılarına istinaden İzmir Gümrük Müdürlüğünce 07.04.2009/ IM021910 tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen ihracı gerçekleştirilemeyen 25.085,04 USD ve 11.061,36 kg kısmı için düzenlenen 15.04.██████████ tarih ve sayılı ek tahahkuk ile alınmayan gümrük vergisi ile KDV için toplam 15.031,00 TL, tahsil edilmeyen KKDF ve KKDF ceza faizi için 3.918,00 TL, ayrıca Gümrük Kanunu'nun 238. maddesi gereğince düzenlenen 12.04.2012 tarih/CK2969 tarih ve sayılı ceza kararı ile 16.680,00 TL alacaktan davalının gümrük mevzuatı açısından kusuru bulunduğundan sorumlu olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Yine daha önce rapor düzenleyen gümrükçü ve mali müşavir bilirkişi heyetine gümrük ve gümrük kaçakçılığı konusunda uzman bir bilirkişi daha eklenmek suretiyle alınan 28.04.2022 tarihli kök ve 15.08.2022 tarihli ek raporda ise; taraflar arasında güven ilişkisine dayalı olarak ihraç kaydıyla mal tesliminin yapıldığı olay kapsamında davalının, davacıdan ihraç kaydı ile satın aldığı “paslanmaz çelik kırpıntıların”” ihracat işini üstlendiği ve bu konuda ticari ve hukuki sorumluluğu bulunduğu, yapılan ihracata ilişkin 27.05.2011 tarih ve EX082291 sayılı gümrük çıkış beyannamesinin 44 numaralı bölümünde, dahilde İşleme Rejimi İzin Belgesinin kapatılabilmesi için yapılan ihracat ile ilgili ithalatçı üreticinin (davacının) ticari unvanı, adres ve vergi numaraları vs. gibi kimlik bilgilerin yazılması gerekmekte ise de beyannamede böyle bir kaydın görülemediği, bu durumda davacının dosya konusu paslanmaz çelik kırpıntıları ihraç etmeyip iç piyasaya sattığı varsayımı ile Gümrük İdaresi tarafından cezai işlem uygulandığı, bu durumun davalı ihracatçı şirketin kusurundan kaynaklandığı, 15.04.██████████ tarih/sayılı ek tahakkuk ile alınmayan Gümrük Vergileri ile KDV için toplam 15.031.-TL, tahsil edilmeyen KKDF ve KKDF ceza faizi ile birlikte 3.918.-TL ayrıca Gümrük Kanunu 238. maddesi gereğince düzenlenen 12.04.2012/CK2969 tarih/sayılı ceza kararı ile 16.680.- TL kamu alacağı oluştuğu, oluşan bu vergi ve cezalardan davalı ihracatçının sorumlu olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Mahkemece iş bu raporlar rapor hükme esas alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmakla, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin dava konusu alacağa ilişkin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ayrıca yine dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı tarafça talep edilen alacağa ödeme tarihlerinden itibaren ticari faiz işletilmesi talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesince de hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verildiği görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3-993 Esas ve ████████ Karar ve █████/2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere rücu hakkı nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksiltmeyi gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsından doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda davalının kusuru nedeni ile dava konusu tutarı ödemek zorunda kalan davacının zararının ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle taraflar tacir olduğundan mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Bu nedenle 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.433,81 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 608,46 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.825,35 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!