Yargıtay 2. Ceza Dairesi, iflas eden şirketin ticari defterlerini teslim etmeyerek hileli iflas suçunu işlediği tespit edilen sanık hakkındaki beraat kararını delillere aykırılık gerekçesiyle bozarak mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Özet: Sanığın yetkilisi olduğu şirketin iflas sürecinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 310. maddesi uyarınca ticari defterleri muhtıraya rağmen teslim etmeyerek hileli iflas suçunu işlediği iddia edilen olayda; bilirkişi raporunun bu durumun malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını engelleme amacı taşıdığını belirtmesi, tanık beyanının defterlerin sanık tarafından götürüldüğünü göstermesi ve önceki bir mahkeme kararının da değerlendirilmesiyle, yerel mahkemenin sanık hakkında hileli iflas suçundan beraat kararı vermesinin, sanığın mahkumiyetini gerektiren deliller karşısında hukuka aykırı olduğu tespit edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
SUÇ : Hileli iflas
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın, ... ve .... Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğu, anılan şirketin iflasına dair Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı kararı doğrultusunda ... 1.İcra Müdürlüğünün ███████ iflas sayılı takip dosyası bünyesinde iflas işlemlerine başlandığı, iflas kararının da 17.07.2009 tarihinde kesinleştiği, bu kapsamda sanığa 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 310. maddesi uyarınca şirketine ait defterleri 7 gün içinde teslim etmesi gerektiğine dair muhtıranın tebliğ edilmesine rağmen anılan muhtıra ve tebligat gereklerini yerine getirmediği bu nedenle sanığın hileli iflas suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın alınan savunmasında, ...ve .... ve .... şirketlerinin sahibi olduğunu, şirketlerin 4 yıla yakında bir süre faaliyet gösterdiğini, ancak son zamanlarda müşterilerden aldığı çeklerin karşılıksız kalması ve alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle iflas ettiğini, iflasta kusuru olmadığını, şirketin yönetimini kendisinin yürüttüğünü savunduğu, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 11.10.2024 tarihli raporda, sanığın yetkilisi olduğu şirketin defterlerini muhtıraya rağmen teslim etmediği, bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161/1-b maddesi çerçevesinde "malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yokedilmesinin" gerçekleştiği sonucuna varıldığı, bununla birlikte bu tespitlerin "malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek" hususunu ispat noktasında takdirin mahkemeye bırakıldığı, bozma sonrasında sanık müdafiinin ticari defter ve belgelerinin tutulup tutulmadığını, tutulmuş ise defter ve belgelerin halen var olup olmadığını muhasebecisinin bilebileceğini belirtmesi üzerine tanık ...'nın tanık sıfatıyla beyanında, şirketin mali işleri bozulunca şirketin taşındığını ve kendilerine tevdi ettikleri bütün ticari defter ve belgeleri yanlarında götürdüklerini, 2007 yılında şirket ile bağlantılarını kopardıklarını ve herhangi bir mali müşavirlik hizmeti sunmadıklarını belirttiği anlaşılmakla 11.10.2024 tarihli bilirkişi raporu, tanık ...'nın beyanları ve Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2021 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı birlikte değerlendirildiğine sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!