Hatalı T-rahim teşhisi ve tekrarlayan düşükler sonucu yaşanan mağduriyet iddiasıyla ayıplı sağlık hizmeti nedeniyle hastane ve doktora karşı açılan maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Davacı, davalı hastane ve doktorlarını, tekrarlayan düşüklerin gerçek nedeni olan T-şekilli rahim anomalisini teşhis edemeyerek üç düşük yaşamasına ve yumurtalık rezervinin azalmasına neden olan ayıplı sağlık hizmeti sunmakla suçlamaktadır; ikinci gebelik sonrası yapılan HSG raporunun yanlış yorumlandığını, bebeğin ölüm nedeninin pıhtılaşma değil rahim anormalliği olduğunu, bu geç teşhisin maddi ve manevi zararlara yol açtığını iddia ederek tazminat talep etmektedir. Davalılar ise HSG yorumunda hata olmadığını, rahim şeklinin tipik bir T olmadığını ve düşüklerin pıhtılaşma gibi başka nedenlere bağlı olabileceğini, kürtajların yumurtalık rezervini etkilemediğini savunarak davanın reddini istemektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. Tüketici MahkemesiSAYISI: 2020/... E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 2018 yılının sonlarında yaşadığı ilk hamileliğinin takibinin dava dışı hastanede dava dışı doktor tarafından yürütüldüğünü, hamileliğinin 8. haftasında kontrole gittiğinde bebeğin 1 hafta öncesinde gelişiminin durduğu, ölmüş olduğu ve kürtaj olması gerektiğinin söylendiğini, ertesi gün kürtaj olacakken o gece bebeğini düşürdüğünü, bebek düşmesine rağmen rahminde bir parça kaldığı belirtildiğinden kürtaj olduğunu, genetik ve pıhtılaşma testi yaptırdığını, düşük yapmasının nedenini pıhtılaşma olabileceğinin yönünde görüş bildirdiğini, 2-3 ay sonrasında tekrar hamile kalmayı denemesini ve kan sulandırıcı iğneler kullanması gerektiğinin belirttiğini, müvekkilinin sonrasında hamile kaldığını öğrendiğinde, davalı hastanede görev yapan diğer davalı doktor ...'a süreci anlattığını ve davalı doktorun kan sulandırıcı iğneler verdiğini, 8. haftada kontrole gittiğinde, bebeğin 6. haftada gelişiminin durduğunu ve kalp atışının 120-160 arasında olması gerekirken, 50 olduğunun söylendiğini, 1 hafta sonra bebeğin ölmüş olması nedeni ile müvekkilinin kürtaj olduğunu, bebeğin ölümünden 1 ay sonra, davalı doktorun müvekkilinden HSG (rahim filmi) istediğini, tetkik sonuç raporunu diğer davalı ...'ın düzenlediğini, raporda bulguların normal olarak belirtildiğini, raporla birlikte rahmi gösteren CD görüntüsü verildiğini, davalı ... CD'ye bakmaksızın yalnızca rapora bakarak müvekkiline rahimle ilgili problem olmadığını söylediğini, bebekten alınan parça ile dava dışı sağlık kuruluşunda genetik testi yaptırıldığını, bebekte genetik olarak herhangi bir sorun çıkmadığını, müvekkilinin davalı doktorun önerisine uyarak 2-3 ay sonra tekrar hamile kaldığını, yine aynı süreçlerin yaşanarak bebeğinin öldüğünü öğrendiğini ve 9. haftada kürtaj yoluyla alındığını, bunun üzerine müvekkilinin dava dışı ...'na gittiğini, elinde bulunan tüm raporlar, CD görüntüsü, test sonuçları incelendikten sonra müvekkilinin rahminin "T" şeklinde olduğunu, rahim şekil bozukluğunun olduğunu, bebeklerin düşmesinin nedeninin pıhtılaşma değil bu sorundan kaynaklandığını, sorunun rahim genişletme ameliyatıyla çözüleceğinin belirtildiğini, ayrıca müvekkiline yumurtalık sayılarının bu 3 kürtajla oldukça azaldığı, kürtajların müvekkilinin hamile kalma olasılığını azalttığı, acilen ameliyat olması gerektiğinin, hamile kalma sürecinin kısaldığının belirtildiğini, müvekkilinin yakın zamanda rahim şekliyle ilgili operasyon geçirdiğini, operasyonun Aralık ayında yapılması planlanırken rahimde 3. kürtajdan dolayı parça kalması nedeniyle sürecin uzadığını, Ocak ayında ameliyatın yapıldığını, müvekkilinin rahmi T şeklinde olmasına rağmen, davalı ... tarafından düzenlenen raporda ''Uterus kavitesinin şekli ve boyutlarını normaldir.'' şeklinde belirtildiği, davalı hastane ve davalı doktorların ayıplı sağlık hizmeti sunduklarını, müvekkilinin 3 bebeğini kaybettiğini, geç teşhis nedeniyle, hem maddi hem manevi olarak zarara uğradığını, müvekkilinin yumurtalıklarında azalma oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hastane vekili; müvekkili şirkete ait hastanede çekilen HSG raporunun yorumlanmasında hataya düşülmediğini, iddiaların aksine HSG görüntüsüne göre, hastanın uterusu tipik "T" uterus olmayıp, bu rahim şeklinin tekrarlayan düşükler için kesin bir sebep sayılmadığını, rahmin üst kesiminde fetüsün yerleşmesi için geniş bir alan bulunduğunu, davacının üç kez gebe kaldığını, rahmin alt kısmında ise hafif bir daralma olduğunu, bu dar alanın tipik "T" uterus olmayıp işlem sırasında rahim içerisinde kasılma ile de oluşabildiğini, somut olayda rahim şekli sebebiyle, yumurtanın uterusa tutunamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kan pıhtılaşma sorununun fetüsün gelişimini 6. haftadan itibaren durdurabilecek önemli bir sebep olduğunu, davacının geçirdiği kürtajlar sebebiyle yumurta kaybetmiş olduğu iddiasının tıbbi ve bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu, kürtaj işleminin rahime uygulandığını, yumurtaların ise rahimden ayrı bir organ olan yumurtalıklarda bulunduğunu, kürtaj işleminin yumurtalığa zarar vermesinin olası olmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; müvekkilinin davacıya yapılan tüm tetkikler sonucu literatüre uygun olarak tedavi uyguladığını, trombofili testlerinin birinci gebelik kaybından sonra yapıldığını, textbook ve guideline bilgilerine göre müvekkilinin, hastaya üçüncü gebelik kaybı olmadan hiçbir test veya tetkik yaptırma zorunluluğu yokken, davacının zaman kaybetmemesi, maddi ve manevi olarak yıpranmaması için ikinci gebelik kaybından sonra HSG filmi istendiğini, tüm tahlillerin ivedi olarak yapıldığını, müvekkilinin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinin açık olduğunu, iddia edilenin aksine HSG görüntüsüne göre, hastanın uterusu tipik "T" uterus olmayıp, bu rahim şekli tekrarlayan düşükler için kesin bir sebep sayılmadığını, somut olayda, rahim şekli sebebiyle, yumurtanın uterusa tutunamaması durumunun söz konusu olmadığını, geçirilen kürtajlar sebebiyle yumurta kaybedildiği iddiasının tıbbi ve bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu, kürtaj işleminin rahime uygulandığını, yumurtaların ise rahimden ayrı yumurtalıklarda bulunduğunu, kürtaj işleminin yumurtalığa zarar vermesinin bilimsel olarak mümkün olmadığını, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... vekili; davacının iddiasının aksine HSG raporunun yorumlanmasında hataya düşülmediğini, HSG görüntüsüne göre davacının uterusu tipik "T" uterus olmadığı gibi bu rahim şeklinin tekrarlayan düşükler için kesin bir sebep sayılmadığını, görüntülerin değerlendirilmesinde rahmin üst kesiminde fetüs yerleşmesi için geniş bir alanın bulunduğunu, zaten davacının üç kez gebe kaldığını, rahmin alt kısmında hafif bir daralmanın mevcut olduğunu, bu dar alanın tipik uteris olmayıp işlem sırasında rahim içerisinde kasılma ile oluşabildiğini, tıbben uterusun "T" olmasının fetüsün rahime yerleşmesine engel teşkil ettiğini, somut olayda rahim şekli nedeni ile yumurtanın uterusa tutunamaması gibi bir durumun olmadığını, 24.04.2018 tarihli rapora göre de tevsik olunan kan pıhtılaşma sorunun fetüsün gelişimini 6. haftadan itibaren durdurabilecek önemli bir sebep olduğunu, bu sebepten dolayı da davacının muayene olduğu tüm doktorların kan sulandırıcı ilaç verdiklerini, kürtaj sebebiyle yumurta kaybının olmayacağını, kürtaj işleminin rahime uygulandığını, yumurtaların ise rahimden ayrı bir organ olan yumurtalıklarda bulunduğunu, kürtaj işleminin yumurtalığa zarar vermesinin olası olmadığını, müvekkilinin görev ve yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumunca (ATK) uterin kavitenin normal formda olduğu, uterusta herhangi bir şekil bozukluğu saptanmadığı, doktorların uygulamalarının tıp biliminin kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu görüşü bildirildiği, ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi heyeti raporunda; "Davacı çiftin dosyasında tıbbı yönden herhangi bir malpraktis ve yahut yanlış bir tedavi saptanmamış, Davaya söz konusu olan Histerosalpingografi'nin radyolojik yorumu açısından “T-Shaped Uterus” veya “Normal Histerosalpingografi bulguları” tanılarının tıp camiasında ve üreme endokrinolojisi literatüründe dahi son derece tartışmalı bir konu olduğu ve bu yüzden hastanın tedavisinde ve ilerleyen süreçteki prognozunda pozitif veya negatif bir etkisi olmayacağından ilgili radyoloji uzmanının hatalı bir tanıya vardığı ve tedaviyi yanlış yönde yönlendirdiği düşüncesinin doğru olmadığı kanaatine varılmış, Davalı doktorların söz konusu hasta ve hastalığının tıbbı tetkik ve tedavi süreçlerinde herhangi bir tıbbi kusurunun olmadığı" kanaati bildirildiği, itirazları değerlendirir ek rapor alınmışsa da kök rapordaki değerlendirmelere sebat edildiği, kişinin takip ve tedavisine katılan hekim ve sağlık çalışanlarının (radyolog) uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları ile yürüten idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı, davacının davalı hastane ve hastane doktorlarından aldığı sağlık hizmetine ilişkin herhangi bir hata ve ayıplı hizmet tespit edilemediği, hastane idaresinden kaynaklı herhangi bir kusur bulunmadığı, dosyada davalı hastanenin idare olarak mesleki ve tıbbi hatasına ilişkin herhangi bir bulgu veya delile rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastane ve davalı hekimlerin davacıya uygulanan tedavi ve gebelik takibinde özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığının ispat edilemediği, uygulanan tedavi ve takibin, tıbbın genel kabul görmüş ilkelerine uygun olduğu Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; derece mahkemelerindeki iddialarını tekrar ederek, davalı ...'ın müvekkilinden HSG istediğini, tetkik sonuç raporunu diğer davalı ...'in düzenlediğini, raporun sonuç kısmında "Sonuç: Normal Bulgular" yazdığını, raporla birlikte rahmi gösteren CD görüntüsü verildiğini, davalı ... CD'ye bakmaksızın yalnızca rapora bakarak müvekkiline rahimle ilgili problem olmadığını, sadece pıhtılaşma sorunu olduğunu ve bunun da kan sulandırıcı iğneler ile çözülebileceğini, 2-3 ay sonra tekrar hamililiğin denenmesini söylediğini, davalı ...'ın önerisine uyarak 6000'lik kan sulandırıcı iğne kullanmaya başladığını, ancak ilk iki hamilelikle aynı seyirde 6. haftada kalp atışları yavaşlamaya ve gelişim duraklamaya başladığını, bu durumun 8. haftada kontrolünde öğrenildiğini ve bebeğin 9. haftada kürtaj yoluyla alındığını, ardından dava dışı Prof. ...'a gittiğini, anılan doktorun HSG CD filmini izleyerek, müvekkilinin rahminin "T" şeklinde olduğunu, bu sebeple tüm bebeklerin öldüğünü, bebeklerin düşmesinin nedeninin pıhtılaşma değil bu sorundan kaynaklandığını, bu sorunun çözümünün ancak ameliyat yoluyla mümkün olabileceğini, müvekkilinin yumurtalık sayılarının bu 3 kürtajla oldukça azaldığını ve 3 kürtajın müvekkilinin hamile kalma olasılığını azalttığını, acilen ameliyat olması gerektiğini, hamile kalma sürecinin kısaldığını ve Aralık ayında ameliyat olması gerektiğini belirtildiğini, müvekkilinin Histeroskopi operasyonu geçirdikten sonra 4. kez gebe kalarak doğum yaptığını, doğru tedavi sonrasında sağlıklı bir gebelik yaşayan müvekkilinin önceki tedavilerinde sürekli aynı haftalarda bebeğini düşürmesinin tedavinin hatalı olarak yürütüldüğünü gösterdiğini, dava dışı Prof. Dr. ... ...'ın internet sitesinde "T" şeklinde rahmi olan kadınların gebe kalmasının zor olabileceği gibi aynı zamanda da hamile kalanların %70'inin düşük yaptığı, oranın oldukça yüksek olduğunun belirtildiği, dava dışı doktor ...'nun internet sitesinde rahim anomalisinin tekrarlayan düşüklere neden olduğunun belirtildiğini, dava dışı Prof. Dr. ...'ün internet sitesinden Histeroskopi ile rahim anomalisi düzeltildikten 2-3 ay sonra gebe kalınabileceği ve gebeliklerin genellikle sorunsuz devam ettiğinin belirtildiği, müvekkilinin bebeklerini kaybetme sebebinin, rahmindeki şekil bozukluğu olduğunu, bu durumun geç teşhisinin müvekkiline 1 yıl kaybettirdiğini, üstelik 3 kürtaj ile birlikte yumurtalık sayısının azaldığını, davalı ... tarafından düzenlenen HSG raporu ile CD görüntülerinin birbirinden farklı ve çelişkili olduğunu, davalı ... tarafından yanlış rapor düzenlendiğini, diğer davalı ... tarafından yanlış teşhis konulduğunu, davalıların ayıplı sağlık hizmeti sunduklarını, her ne kadar bilirkişi raporları ve ATK raporları ile doktorlara ve hastaneye kusur yükletilmemişse de, müvekkilinin doğru bir şekilde uygulanan tedavi ve teşhis ile hamile kalarak, sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... sağlık kuruluşu ve davalı doktorların vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi heyeti raporlarının birbiriyle uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacının iddialarının temelini dava dışı Prof. Dr.... tarafından düşüklerin pıhtılaşma sorunundan değil rahmin "T" şeklinde olmasından kaynaklandığının söylenmesinin oluşturduğu, ancak adı geçen tarafından dosyaya sunulan 20.07.2020 tarihli dilekçe ile davacının iddialarının doğrulanmadığı, ... ek raporuyla davacı tarafından ileri sürülen kişisel internet sitelerindeki bilimsel olmayan paylaşımların akademik değer taşımadığının belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.