Yazılım geliştirme ve pazarlama sözleşmesinin ihlali iddiasıyla açılan davada personel masrafı ve yazılım değeri kaybının tazmini isteniyor.
Özet: Davacı, taraflar arasındaki 2014 tarihli yazılım kullanım ve pazarlama sözleşmesinin, davalının 2016da güvenlik gerekçesiyle çalışanlarını kampüsten uzaklaştırması, bilgisayarlarına el koyması ve darbe sonrası yaşanan yönetimsel belirsizlikler nedeniyle muhatap bulamaması sonucu haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, ödediği personel maaşları ve zayi olan yazılım değeri karşılığı oluşan zararlarının tazminini talep etmiş; davalı ise 15 Temmuz sonrası artırılan güvenlik denetimleri kapsamında yapılan eylemlerin sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini ve davacının zararının bulunmadığını savunmuştur.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI: 2018/... E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 04.11.2014 tarihli sözleşmeyle müvekkilinin geliştirmiş olduğu, lokasyon bazlı ... üzerinden promosyon yapabilen ve aynı zamanda kayıp olan çocukların yerini tespit edebilecek bir yazılımı davalının kullanmasına ve satış-pazarlamasını yapmasına izin verildiğini, müvekkilinin bu sözleşme gereği çalışmalarını yürütmek için altı mühendisi işe aldığını ve bunlara aylık toplam 50.000,00 TL maaş ödemesi yaptığını, 09.08.2016 tarihinde müvekkiline haber verilmeden tüm çalışanlarının ... binasından güvenlik elemanları aracılığıyla dışarıya çıkarılarak bilgisayarlarına el konulduğunu, yazılımın kopyasının alınmasına dahi izin verilmediğini, bir davalı çalışanınca bunun güvenlik için gerçekleştirilmiş olduğunun bildirildiğini, aynı davalı çalışanından gelen 18.11.2016 tarihli e-posta ile; güvenlik çalışmalarının tamamlandığının ve çalışmalarına bir engel bulunmadığının bildirildiğini, ancak darbe sonrasında davalı şirketin bazı yöneticilerin gözaltına alınması, tutuklanması, işten çıkartılması ve istifa etmesi neticesinde, sözleşme çerçevesinde çalışmaları takip edecek bir yönetici atanamadığını, müvekkilinin çalışmalarına devam edeceği bir muhatap bulamadığını, sözleşmenin devamı noktasında bir gelişme olmayacağını anlaması üzerine, davalıya ... 29 Noterliğinin 02.05.2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname gönderilerek; sözleşmenin 12.3. maddesi hükmüne istinaden aykırılıkların giderilmesinin talep edildiğini, davalının cevaben bilgisayar ve yazılımların kendilerinde olduğuna dair bir bilgiye sahip olmadıklarını bildirdiğini, oysaki aynı davalı çalışanı tarafından müvekkiline iletilen 10.10.20 16... .10.2016 tarihli e-postalarda yazılımın kendilerinde olduğunun kabul edildiğini, davalının ilk ihtarnameye rağmen sözleşmeye aykırılıkları gidermemesi üzerine, müvekkili tarafından ... 29 Noterliğinin 12.09.2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, dava konusu yazılımda çalışmak ve davalının kuluçka merkezinde istihdam edilmek üzere altı personele 21 ay boyunca toplam 1.050.000,00 TL maaş ödendiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin yıllarca emek verdiği 3.000.000,00 TL değerindeki yazılımın zayi olduğunu ve maaş ödemelerin boşa gittiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin yaptığı personel masrafları yönünden şimdilik 100.000,00 TL, zayi olan yazılımın bedeli yönünden şimdilik 200.000,00 TL'nin sözleşmenin feshinin davalıya tebliği edildiği 14.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı olmadığını, davaya konu sözleşmenin gelir paylaşımı ortaklığına dayalı bir işbirliği sözleşmesi olduğunu, davacı şirkete karşı herhangi bir gelir taahhüdü ve satın alma taahhüdünde bulunulmadığını, sözleşme kapsamında faaliyet gösterilmesinin tamamen üçüncü kişilerle anlaşma yapılabilmesine bağlı olduğunu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki süreçte müvekkili şirketin teknoloji birimi bünyesinde güvenlik denetimlerinin arttırıldığını, 09.08.2016 tarihinde şirket merkezindeki üçüncü kişi firma çalışanlarının şirket dışına çıkarıldığını, güvenlik incelemesi amacıyla müvekkili şirkete ait bilgisayar ve benzeri cihazları teslim ederek ayrılmalarının istendiğini, konu ile ilgili tüm firmalara 09.08.2016 tarihli mail ile güvenlik uygulamaları doğrultusunda erişimin durdurulacağı bilgisinin verildiğini, davacı şirket çalışanının müvekkili şirkete ait olan bilgisayarı kendisinin getirip teslim ederek ayrıldığını, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı bir davranışı söz konusu olmadığından davacının da herhangi bir zararı doğmadığını, davacı çalışanından iade alınan bilgisayarların müvekkili şirketin mülkiyetinde olduğunu, sözleşmenin 7. maddesi ile taraflar arasındaki gelir paylaşımının düzenlenmiş olduğunu, ayrıca taraflar arasında yapılan farklı hizmetler kapsamında davacıya bir kısım ödemeler yapıldığını, sözleşmenin 12. maddesi ile fesih 13. maddesi ile feshin sonuçlarının düzenlendiğini, davacı taleplerinin sözleşmeye ve hukuka uygun olmadığını, taraflar arasında münhasırlık anlaşması bulunmadığını, konu ile ilgili müvekkili şirket bünyesinde yapılan incelemelerde; davacı şirketin vermeyi planladığı hizmetin henüz yeterince olgunlaşmadığının, hem regülatif hem güvenlik riskleri barındırdığının, bu nedenle ürünleştirme sürecinin dahi tamamlanmadığının tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından, 09.08.2016 tarihinde, davacı şirket çalışanlarının güvenlik incelemesi amacıyla davalı şirket merkezi dışına çıkarıldığı, davacı şirket elemanları tarafından kullanılan cihazların davalı şirket merkezinde kaldığı, 18.11.2016 tarihinde davalı tarafından davacıya güvenlik işlemlerinin tamamlandığının, çalışmalarına devam edebileceklerinin bildirildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 02.05.2018 tarihinde ihtarname ile; yazılıma ve davacıya ait bilgisayarlara davalı tarafından haksız olarak el konulduğu, davacı şirketin sözleşme konusu işleri yapamaz hale geldiği, davalının bu suretle sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunduğu ve bu davranışlara 7 gün içinde son verilmesi gerektiğinin bildirildiği, davalı tarafından gönderilen 25.05.2018 tarihli cevabi ihtarname ile; iş yerinde davacıya ait bilgisayarların bulunmadığı, davacı personeline kullanmaları için verilmiş olan davalıya ait bilgisayarların ise, bu personelin işyerinden ayrılması sırasında onlardan geri alındığı, iade alınan bilgisayarlarda da davacının sözünü ettiği yazılıma rastlanmadığı, davacıyı iddia ettiği bilgisayarlar ve yazılım ile ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte davalının işyerine gelmeye davet ettiklerinin bildirildiği, davacı tarafından gönderilen 22.05.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, 12.09.2018 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiğinin tekrar bildirildiği, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 09.08.2016 tarihinde, davacı şirket çalışanlarını, güvenlik incelemesi amacıyla davalı şirket merkezi dışına çıkarmasının kusurlu olarak sözleşmeye aykırı bir davranış niteliğinde bulunmadığı, mücbir sebep niteliğinde olan darbe girişimi nedeniyle, güvenlik amacıyla zorunlu olarak bu şekilde hareket edilmesi gerektiği, 18.11.2016 tarihinde davalı tarafından davacıya güvenlik işlemlerinin tamamlandığı, çalışmalarına devam edebileceklerinin de bildirilmiş olduğu, davacının beyanına göre, darbe sonrasında davalı şirketin bazı yöneticilerin gözaltına alınması, tutuklanması, işten çıkartılması ve istifa etmesi neticesinde, sözleşme çerçevesinde çalışmaları takip edecek bir yönetici atanamadığı, dolayısıyla da davacı, çalışmalarına devam edeceği bir muhatap bulamadığı, davacının bu beyanına itibar edildiğinde dahi mücbir sebep niteliğindeki darbe girimi sonrasında davacının davalı şirkette muhatap bulamamış olduğu ve sözleşmenin davalının kusuru olmaksızın, davalı açısından uygulanamaz hale geldiği ve sonrasında da davacı tarafından feshedildiği, davacının kendisine ait bilgisayarlara davalı tarafından el konulduğu, davaya konu yazılıma davalı tarafından el konulup davalının bu yazılımı kullandığını ve bundan ekonomik menfaat elde ettiği iddialarını ispata yönelik dosyaya somut delil sunmadığı, bilirkişi raporununa göre; davacının sözleşmeye istinaden davalının işyerinde çalışarak geliştirdiği yazılımın sözleşmenin feshedildiği tarihte henüz tamamlanmadığı, davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli olarak devam ettiği dönemde 15 Temmuz darbe girişimi sebebiyle sözleşmeye ara verildiği, söz konusu durumun bir mücbir sebep olduğunda tereddüt olmadığı, davacı tarafça davalıda kaldığı bildirilen bilgisayar ve yazılım gibi diğer dökümanların netleştirilmediği, davalı şirketin bu konuda görüşme için davacının davet edildiği, ancak davacının ihtarname göndererek sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği, mahkemece davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığına dair kabul ve değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının kusurlu olarak sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğunun sabit olduğunu, davalının güvenlik soruşturması tamamlandıktan sonra müvekkilini davet etmemesi, müvekkilinin mail veya telefon yolu ile projeyi devam ettirme taleplerine cevap vermemesi, projeyi devam ettirmek için hiçbir adım atmaması, müvekkilinin gönderdiği projeyi devam ettirme amacını taşıyan ihtarnamelere olumlu cevap vermemesinin haksızlığını ortaya koyduğunu, davalının cevap dilekçesine ekli belgelerden yazılımı silme imkanı tanıdığını ifade etmesinin sözleşmeyi devam ettirme niyeti olmadığının ikrarı niteliğinde olduğunu, davalının sözleşmeye aykırılığın hukuki sonuçlarından sorumlu tutulması, müvekkilinin uğradığı zararlara mahkum edilmesi gerektiğini, davalı tarafından müvekkilinin bilgisayarlara el konulduğunun e-postlar ile ispat edildiğini, müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler ve e-postalarla müvekkilinin asıl amacının sözleşmenin devamını sağlamak olduğunu, bilirkişi raporunda personel giderlerinden kaynaklanan zarara ilişkin hesaplamanın yerinde, ancak dava konusu yazılıma ilişkin değer takdir edilmemesinin eksiklik olduğunu, raporda geçici ve kesin kabulün yapılmadığı, projenin henüz tamamlanmadığı belirtilmesinin hatalı olduğunu, davalının projenin geçici kabulünü yaptığının sabit olduğunu, projenin tamamlanamamasının kusurun müvekkilinin bilgisayarlarına el koymak ve yazılı ihtarlara rağmen projenin devamı için müvekkili kuruma sokmamak suretiyle davalıda olduğu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle mücbir sebep niteliğinde olan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından, davalı tarafından davacıya 18.11.2016 tarihinde güvenlik işlemlerinin tamamlandığı ve çalışmalarına devam edebileceklerinin bildirildiği, yine davalı tarafından davacıya iletilen 25.05.2018 tarihli ihtarname ile; el konulduğunu iddia ettiği bilgisayarlar ve yazılım ile ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte davalının işyerine gelmeye davet ettiklerinin bildirildiği, davacı tarafından bu ihtara karşılık verilmeksizin gönderilen 22.05.20 18... .09.2018 tarihli ihtarnamelerle sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, dosyaya kazandırılan hüküm kurmaya ve denetime elverişli 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporuyla; dava konusu yazılımın fesih tarihinde henüz tamamlanmadığının bildirildiği, mücbir sebep nedeniyle uygulanamaz hale gelen sözleşme neticesinde davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.