Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, foseptik çukuru açma hizmeti fatura alacağının tahsili davasının istinaf incelemesinde ispat yükünü değerlendirdi.
Özet: Davacı bir şirket, davalı bir şirkete vidanjör ile foseptik çukuru açma hizmeti verdiğini ve kesilen faturanın ödenmediğini iddia ederek alacak davası açmış, ancak davalı, hizmeti doğrudan kendisinden değil, başka bir şirketten aldığını ve davacının bilgisi dışında alt yüklenici olduğunu savunmuş; yerel mahkeme, sipariş formuyla hizmetin ispatlanamadığı, faturaya süresinde itiraz edildiği ve ispat külfetinin davacıda olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı ise kararın eksik incelemeye dayandığı ve davalının çalışanının imzası bulunan sipariş formunun doğrudan hizmeti gösterdiği iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : 2021/5
KARAR TARİHİ : █████/2021
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : █████/2021
DAVACI : ..
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ : █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin █████/2019 tarihinde davalı şirkete vidanjör ile foseptik çukuru açma hizmetinde bulunduğunu, davacının yapılan bu hizmet karşılığında davalı tarafa █████/2019 tarihli 00542 numaralı 6.726,00.-TL bedelli faturayı kestiğini, faturanın █████/2019 tarihinde davalı şirketçe teslim alınmasına rağmen ödeme yapmadığını ve temerrüde düştüğünü ayrıca sekiz günlük süre içerisinde de itirazda bulunmadığını, davalı şirketçe ödenmeyen fatura bedeli hususunda arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığını, anılan bu sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taraflar arasında yapılan hizmet nedeniyle düzenlenen yukarıda belirtilen faturadan doğan 6.726,00.-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini, davalı şirketin, vidanjör ve foseptik çukur açma hizmeti almak amacıyla Mümün Öztürk Vidanjör Hizmetleri ile arasında eser sözleşmesi akdedildiğini, yapılan eser sözleşmesi gereğince davalı müvekkili vidanjör ve foseptik çukur açma hizmeti karşılığında... Hizmetleri'ne belirlenen ücreti ödediğini buna ilişkin fatura ve cari hesap ekstresini dosyaya ibraz ettiklerini, dava dilekçesi ve eklerinden anlaşılacağı üzere davalı şirketin iş yaptırdığı Mümün ...ve foseptik çukur açma hizmetini kendisi ifa etmesi gerekirken hukuki niteliği alt yüklenici olan davacı ... Şti. ile alt yüklenicilik sözleşmesi yaparak vidanjör ve foseptik çukur hizmetini devrettiğini, bu durumdan davalı şirketin haberinin olmadığını, davacı şirketin iddia etmiş olduğu alacağın borçlusunun davalı değil asıl yüklenici konumunda olan ...Hizmetleri olduğunu, fatura içeriğine itiraz edilmemesi ve içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabileceğini belirterek davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından dosyaya sunulan sipariş formunda davalı şirketin adının bulunduğu, bunun altındaki ismin davalının çalışanı olduğu ancak sipariş formunun tek başına davacının davalıya vermiş olduğu hizmeti ispat edemeyeceği, dosya içerisindeki davalı adına düzenlenmiş faturanın davalıya tebliğ █████/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça faturanın kabul edilmediğine ilişkin ihtarnamenin 8 günlük yasal süre içerisinde █████/2019 tarihinde itiraz edildiği, davacı tarafça ticari defterlere dayanıldığı davacının defterlerinde davalıya hizmet verildiği belirtilmişse de, davalının defterlerinde buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davalı tarafından BA formu incelendiğinde savunması doğrultusunda BA alım formunda ...'ten hizmet aldığına ilişkin bildirimde bulunduğu, ispat külfetinin davacıda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu olayın araştırılmadığını, davalının beyanları doğrultusunda karar verildiğini, dava dışı Mümün Öztürk ile aralarında her hangi bir taşeron sözleşmesi bulunmadığını, davalı tarafa vidanjör ile foseptik çukuru açma hizmetinde bulunulduğunu, davalı tarafın iddialarının her hangi bir belgeye dayanmadığını, mahkeme kararının aksine, sipariş formunun altında imzası yer alan kişinin davalı şirket çalışanı olduğu göz önünde bulundurulduğunda yapılan işin davacı şirket tarafından yapıldığı sonucuna varıldığını, çalışma fişinin altında şirket çalışanlarından birisi olan Uğur Özdemir'in imzası bulunduğunu, doğrudan doğruya davacı şirket ile iş yapıldığının apaçık ortada olduğunu, davalı tarafın, yapılan işi kabul ettiğini, davacı tarafından yapıldığını cevap dilekçesindeki beyanları ile bir nevi ikrar ettiğini, davalı şirketin, işi kimin yaptığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık dinletme talebinin kabul görmediğini ancak sipariş formunun yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğunun göz ardı edildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili istemidir.
Somut olayda, davalı, eser sözleşmesini dava dışı Mümün Öztürk ile yaptığını, davacı ile aralarında akdi ilişki bulunmadığını belirterek akdi ilişkiyi inkar etmiştir.
Davacının iddiasına göre taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir.
Davacı tarafça sözleşmenin varlığı iddiası faturaya dayandırılmıştır. Faturanın delil olarak kabul edilebilmesi için fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Davacı tarafça fatura davalı şirkete gönderilmiş ise de, davalı tarafça, Bursa 10. Noterliği’nin █████/2019 tarih ve 053770 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yasal süresi içinde faturaya itiraz edilerek fatura aslı davacıya iade edilmiştir.
6098 sayılı TBK'da eser sözleşmesi yönünden yazılı şekil veya diğer bir şekil koşulu öngörülmediğinden sözlü olarak dahi eser sözleşmesi yapılması mümkündür. Sözleşmenin kurulması bir şekle bağlı olmasa da, sözleşmenin varlığının inkarı halinde sözleşme kurulduğunun yüklenici tarafından ispatı gerektiğinden bu hususun usul hukukundaki delillerle ispatlanması gerekir. Taraflar arasında davacı tarafından kurulduğu iddia edilen sözleşme miktarına göre bu iddia kesin delillerle ispatlanmalıdır. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisi kurulması hukuki işlem niteliğinde olduğundan kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlanması gerekir. Tanıkla sözleşme ilişkisinin ispatlanabilmesi için, miktar itibarıyla sözleşme değerinin kanunda düzenlenen miktarı aşmaması, karşı tarafın açık muvafakatı veya tanık dinlenmesini mümkün kılan delil başlangıcı niteliğinde belge bulunması gerekir. Eser sözleşmesine konu olduğu iddia edilen işlerin yapılmış halde yerinde mevcut olduğunun yapılan delil tespiti veya keşif ile saptanmış olması da eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu ispatlamaz. Bu işler yerinde mevcut olsa bile ispat yükü yine de yüklenicide olup, iş sahibi bu işleri başkasına yaptırdığını ve başka bir eser sözleşmesinin konusu olduğunu ispatlamakla yükümlü değildir. Yapılan tespit veya keşfe rağmen yüklenici yazılı veya kesin delillerle sözleşme ilişkisini ispatlamalıdır (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması Muammer Öztürk-Zeki Gözütok).
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait (HMK madde 190/1) olup, yasanın uygun gördüğü delillerle ispat hakkı kullanılabilir. Medeni Usul Hukukunda yemin delili kesin delil niteliğindedir. Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır. Yemin deliline dayanılabilmesi tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davaya da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları mümkündür. Açıkça yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden, mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlü olup, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemeyeceğinden (YİBK: 2015/2-2017/1 sy. ) ve somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğundan, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde bu hususun yerine getirilmemesi usul ve yasaya uygun olmayıp, davacı vekilinin istinafı bu nedenle yerinde görülmüştür.
HMK nun 355. Maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ████████-2021/5 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yatırılan harçlar ilgisine iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
..
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!