Baba tarafından sözlü yetkiyle taşınmaz alımı sonrası kendi adına tescil, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve boşanma tehdidiyle muvazaalı tapu devri kaynaklı tazminat davası.
Özet: Bu davada, davacı baba, oğlu olan birinci davalıya gayri resmi şekilde taşınmaz alımı için yetki verdiğini, ancak oğlunun taşınmazı kendi adına tescil ettirip ardından boşanma baskısı altında muvazaalı olarak diğer davalı kayınbiraderine devrettiğini, gerçek malikin kendisi olduğunu ve taşınmazın değerinin tahsilini talep etmektedir; birinci davalı, babasının iddialarını kabul ederek yetkisiz temsil ve şekil eksikliği sebebiyle yapılan devrin geçersiz olduğunu, aile düzenini koruma amacıyla hareket ettiğini belirtirken, ikinci davalı, tapuya güvenerek hareket ettiğini, gayri resmi yetkinin hukuken geçersiz olduğunu ve davanın reddini savunmaktadır.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/.... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ...: ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2021/... E., 2025/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi 8 17... parsel (eski sahife 155 ada) bulunan taşınmazı satın almak için davalılardan oğlu ...'ye şifahen ve resmi olmayan şekilde yetki verdiğini, davalı ...'nin 27.06.2014 tarihinde yetkisiz temsilci sıfatıyla dava konusu taşınmazı müvekkiline tekrar devretmek koşulu ile üzerine tescil ettirdiğini, satış bedelinin müvekkilinin mahsul ve hayvancılıktan kazandığı paralarla ödendiğini, ardından bu taşınmaz üzerine müvekkilli tarafından ev yaptırıldığını, ancak vekalet ve temsil yetkisini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazın müvekkiline devredilmediğini, dava konusu taşınmazı 26.01.2018 tarihinde boşanmakta olduğu dava dışı eşi ...'nin boşanma tehdidi, baskısı ve ısrarı nedeniyle geri almak koşulu ile muvazaalı olarak değerinin çok altında 33,00 TL bedel ile kayın biraderi diğer davalı ...'ye devrettiğini, dava dışı ... ve diğer davalı ...'nin taşınmazın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiklerini, davalı ...'nin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ███████ K. sayılı boşanma davasında taşınmazın müvekkiline ait olduğunu ikrar ettiğini, diğer davalı ...'nin taşınmazı 19.09.2018 tarihinde dava dışı kişiye 33,00 TL'ye sattığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazın değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 805.861,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; şifahen ve resmi olmayan şekilde taşınmaz alımı için yetki verilmesi ve bu yetkinin geçerli olmasının hukuken mümkün olmadığını, tapuda işlem yetkisi verecek vekaletnamenin resmi şekilde noterde düzenleme şeklinde yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen diğer davalının temsil yetkisini kötüye kullandığı iddiası ile yetkisiz temsilci olduğu iddiasının birbiriyle çeliştiğini, kendisine yöneltilen dava yönünden davacının aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı olmadığını, davaya konu taşınmazı tapu kaydına güvenerek tapu maliki diğer davalı ...'den satın alındığını, taşınmazı davacıya veya diğer davalıya iade edeceğine dair aralarında yazılı veya sözlü bir sözleşme bulunmadığını, tapu kaydının aksine ve baba oğul arasındaki danışıklı dövüş gereği ortaya atılan ve müvekkiliyle ilgisi bulunmayan iddiaların ispatı için tanık dinletilmesine muvafakatları olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacının davaya konu taşınmazı satın almak için müvekkiline şifahen ve resmi olmayan şekilde yetki verdiğini, taşınmazın gerçek malikinin davacı olduğunu, müvekkilinin gelir durumunun da bu evi almaya müsait olmadığını, müvekkilinin 26.01.2018 tarihinde boşanma aşamasında olduğu dava dışı eşi ...'nin boşanma tehdidi, baskısı ve ısrarı nedeniyle geri almak koşulu ile muvazaalı olarak taşınmazı bedelsiz olarak kayın biraderi olan diğer davalı ...'ye devrettiğini, ancak ısrarlı taleplerine rağmen taşınmazı bir daha geri alamadığını, diğer davalı ...'nin müvekkilline hiç para ödemediğini, müvekkilinin niyetinin davacı babası tarafından kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanmak değil aile düzenini korumak olduğunu, müvekkili ile dava dışı eşi ...'nin zinası nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyasında verilen kararla boşandıklarını, davacı tarafından müvekkiline şifahen ve resmi olmayan şekilde vermiş olan yetkinin şekil yönünden sakat olduğunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesine ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89. maddesindeki emredici hükümlerine aykırı olması nedeniyle taşınmaz satışının da mutlak butlan ile batıl olduğunu, diğer davalı ...'nin dava konusu taşınmazın müvekkilin babası davacıya ait olduğunu bildiğini, hakkaniyet ve nesafet ilkeleri gereğince davayı ve davacının tüm iddialarını kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı ...'ye vekalet görevi vererek kendisine taşınmaz almasını istediği, davalı Hulusinin taşınmazı kendi adına aldığı ve uzun süre kullandığı, taşınmaz üzerindeki evi davacı ile davalı ...'nin beraber yaptıkları ve ...'nin bu evde oturduğu hususlarının tanık beyanları ile ispat edildiği, davalı ...'nin dava dışı eşi ...'nin zinasının kanıtlanması sebebiyle Mahkemenin ████████ E., ███████ K. sayılı kararı ile boşandıkları, davalı ...'nin ...'nin kardeşi olan diğer davalı ...'ye dava konusu taşınmazı 26.01.2018 tarihinde 164,00 TL bedelle devrettiği, 12.01.2024 havale tarihli ek bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki bedelinin 127.517,12 TL olduğunun belirlendiği, ...'nin boşanma davasını taşınmazın devir tarihinin sonra açtığı, diğer davalı ...'nin ...'nin kardeşi olması ve taşınmazın asıl değerinden çok daha düşük bir bedelle satılmış olmasının, davalı ... tarafından diğer davalı ...'ye yapılan satış işleminin muvazaalı olduğunu gösterdiği, zina eden eşin kardeşine çok düşük bedelle taşınmaz satmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, diğer davalı ...'nin davacı tarafından davalı ...'ye verilen vekalet görevinin kendisine yapılan satış durumunda kötüye kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği, satış sebebiyle elde edilen menfaatin davacıya ödendiğini ispat yükünün davalılarda olduğunu, ancak bu hususun davalılarca ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 805.861,00 TL'nin 30.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce davalı ... vekilinin kabul beyanında bulunulduğu gözetilerek, harç, yargılama giderleri ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin diğer davalı ...'den tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından davacı tarafından verilen yetkiye istinaden alındığı, davalı ...'nin davacı ile olan anlaşmalarına aykırı şekilde taşınmazı kendi adına tescil ettirdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı ve davalı ...'nin iddia ve savunmaları ileri sürüş şekillerinden ve tanık ...'ın beyanlarından; davalı ...'nin eşi ...'den boşanmak amacıyla evi eşinin gösterdiği kardeşi diğer davalı ...'ye 26.01.2018 tarihinde devrettiği, davacının bu devrin ...'nin baskı ve tehditleri doğrultusunda gerçekleştiğini ispat edemediği, taşınmazın boşanma amaçlı eşin gösterdiği kişiye devir edilmesi fiilini muvazaa olarak nitelendirme imkanı bulunmadığı, davalı ...'nin tapuda malik olarak gözüktüğü taşınmazı diğer davalı ...'ye devretmesisnin, tapu kayıtlarına güven ilkesi gereği davalı ...'nin iyiniyetinin korunacağı, davacı tarafça davalı ...'nin taşınmazı davacının zararına olacak şekilde kötüniyetle devir aldığına dair deliller sunulmadığını, davacı aralarındaki vekalet sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle davalı ...'den taşınmazın diğer davalı ...'ye satış tarihindeki rayiç bedelini talep edebileceğini, davalı ...'nin boşandığı eşinin isteği üzerine taşınmazı kendi isteğiyle devir ettiği diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf talebinin reddine, davalı ...'nin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmasına, taşınmazın dava tarihindeki bedeli olan 805.861,00 TL'nin 30.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı ...'nin diğer davalı ...'nin güven vermesi üzerine dava dışı eşi ...'nin boşanma tehdidi, baskısı ve ısrarı nedeniyle ve geri almak koşulu ile muvazaalı olarak, taşınmazın gerçek değerinin oldukça altında olan 33,00 TL bedel ile diğer davalı ...'ye 26.01.2018 tarihinde devrettiğini, dava dışı ...'nin 13.09.2018 tarihinde davalı ...'ye karşı boşanma davası açtığını, diğer davalı ...'nin ise boşanma davası açılmasından 6 gün sonra 19.09.2018 tarihinde dava konusu taşınmazı dava dışı kişiye 33,00 TL bedelle sattığını, 28.09.2018 tarihinde de taşınmazın dava dışı başka bir kişi adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazda bu şekilde zincirleme bedel muvazaası yapıldığını, dava dışı ...'nin boşanma tehdidi ile taşınmazı kardeşi diğer davalı ... üzerine istediğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, diğer davalı ...'nin davalı ...'nin mevcut ekonomik durumunun davaya konu taşınmazı satın almaya yetmeyeceğini ve davacı babası adına aldığını bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu, davalı ...'nin zina eden dava dışı eşi ...'nin kardeşi diğer davalıya davaya konu taşınmazı değerinden çok düşük bedelle satmasının hayatın olan akışına aykırı olduğunu, yükselen konut ve taşınmaz enflasyonu gözardı edilerek dava tarihinde tespit edilen değere göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ve inanç sözleşmesine aykırılık iddiasına dayanan tazminat istemine ilişkindir. 1. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.3. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, ███████-394 E, ████████ K.)4. Uyuşmazlığı özünde inanç sözleşmesi olduğu, ancak 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işlemin yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanunun 203. maddesinde yer alan senetle ispat istisnalarının inançlı işlemde uygulama alanı bulmayacağı tartışmasızdır.5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinden itibaren davayı ve davacının tüm iddialarını kabul etmiş, böylelikle dava konusu taşınmazın davacı tarafından verilen yetkiye istinaden davalı ... tarafından alındığı, davalı ...'nin davacı ile olan anlaşmalarına aykırı şekilde taşınmazı kendi adına tescil ettirdiği ve ardından davacıya devretmeyerek, davacının rızası hilafında diğer davalı ...'ye devrettiği konusunda uyuşmazlık ortadan kalkmıştır.7. Öte yandan, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından geri almak koşulu ile diğer davalı ...'ye devredildiğini iddia eden davacının yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde iddiasını ispat etmesi gerekirken, ispata yarar herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi, davacı tanığı ...; davalı ...'nin dava dışı eşi ...'den boşanmak amacıyla evi eşinin gösterdiği kardeşi diğer davalı ...'ye devrettiğini beyan ettiği görülmüştür. 8. Tapu siciline güven ilkesinin hukuki dayanağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1023. maddesi olup; “Bir ayni hakkın tapu kütüğüne dayanarak kazanılması iyiniyetli üçüncü kişiler lehine korunur. Tapu sicilinin doğru olmadığı ispat edilse bile, iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı geçerlidir.” hükmüne havidir. Tapu sicilindeki kayıtlar doğru olmasa dahi, iyiniyetli kişilerin bu kayıtlara güvenerek yaptıkları işlemlerin korunacağını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, üçüncü kişi tapu sicilinde kayıtlı bilgilere güvenerek taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı veya başka bir ayni hak kazandığında, bu hak geçerli olur ve bu kişi korunur.9. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; ispat yükü üzerinde olan davacı, tapu siciline güvenen iyiniyeti üçüncü kişi konumunda olan davalı ...'nin geri verme koşulu ile davaya konu taşınmazı üzerine aldığı iddiasını yazılı delil ile ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.10. Ayrıca, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiş olsa da, davacı vekilince harç yatırıldığı görülmekle adli yardım talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.