İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin daire satış sözleşmesi ve bağlı kredi kaynaklı tazminat davasında görevsizlik nedeniyle verilen ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının taahhüt edilen tarihte teslim edilmeyen daire nedeniyle satıcı, yüklenici ve finansman sağlayan bankaya karşı açtığı tazminat, cezai şart ve gecikme tazminatı talepli davanın ilk derece mahkemesi tarafından görevsizlik nedeniyle usulden reddedilerek dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız incelenmesini konu almaktadır; davacı, bankanın hatalı yönlendirmesi ve dairenin teslim edilmemesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını ileri sürerken, davalılar husumet yokluğu, zamanaşımı ve teslimin gerçekleştiği yönünde savunma yapmışlardır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : ████████ Esas-████████ Karar
DAVA TARİHİ : █████/2015
KARAR TARİHİ : █████/2024
DAVANIN KONUSU : Tazminat
DAİRE KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasından verilen █████/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2012 tarihinde akdedilen Daire Satış Sözleşmesinde... Parsel ... Beldesi .. Mah. ...Cadde.. Blok ..nolu dairenin bedelinin 140.000,00-TL teslim tarihinin 2013 Aralık sonu olarak belirlendiğini ... ile davacı arasında 136.500,00-TL tutarında bağlı kredi kullandırıldığını satış bedelinin 140.000,00-TL olduğunu 130.000,00-TL kredi kullandırılması gerekirken davalı bankanın yanlış bilgilendirilmesi ile 136.500,00-TL kredi kullandırılarak toplamda satıcı firmaya 146.500,00-TL ödeme yapıldığını davalı bankadan sonradan öğrenildiğini, sözleşmede belirtilen tüm yükümlülükleri fazlasıyla yerine getirdiğini halen tapuda █████/2014 tarihinde resmi satışı gerçekleşen ... nolu bağımsız bölümün tamamlanmadığını teslim edilmediğini,...ının yaptığı bu ödemeler ile açıkça aleyhine hareket ettiğini geç teslimden dolayı müteselsilen sorumluluğu bulunduğu ortaya çıkan bu durumun kanuna aykırı olduğunu gerek satıcı gerek yüklenici firma gerek Konut Finansmanı bankanın sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ahde vefa ilkesine riayet göstermediklerini müvekkillerinin satın aldıkları dairenin teslim edilmemesi sebebi ile kirada oturmak zorunda kaldıklarını kirada oturdukları evlerde sorunlar yaşadıklarını halen yaşamaya devam ettiklerini, oturdukları evi █████/2015 tarihinde tahliye etmek zorunda kaldığını davalıların sürekli olarak haklarını talep ettiklerini daireyi biran evvel teslim etmelerini istediğini davalıların hiçbir girişimde bulunmadıklarını daireyi teslim etmediklerini belirterek 2.000,00-TL cezai şart bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle, 2.000,00-TLgecikme tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle, fazlaya ilişkin haklar ve 6100 Sayılı HMK gereğince talebi arttırma hakkının saklı tutulmasına yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bankanın satıcı.... Kooperatifine garantör olmadığını, sözleşmenin bağlı kredi olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmende davalı bankanın adı geçmediğini, davacının kredi kullanacağı veya satıcının alıcıyı davalı bankaya yönlendireceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, davalı banka ile kooperatif arasında garantörlük sözleşmesi olduğunu, davacının satışa konu taşınmazı teslim almadığı iddiasının doğru olmadığını, davacının taşınmazı █████/2013 tarihli tapu satışı ile teslim aldığını, teslim alınan taşınmaza █████/2014 tarihinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, taşınmazın en geç ipotek tesis tarihi olan █████/2014 tarihinde teslim alındığının kabulünün gerektiğini, talebinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi kanaatte esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Şirketi cevap dilekçesinde özetle; sözleşmede yer alan imzaların şirketi temsil yetkisine sahip ....'a ait olmadığını, kendilerinin yüklenici olmadığını, inşaatın müteahhidinin ve yüklenicisinin ... Kooperatifi olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemece "... HMK 320. maddesinde "Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir" hükmü düzenlenmiş olup, HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olduğundan mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizin görevsizliğine, davada İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından HMK 114/c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,
HMK 20 maddesi gereğince kararın süresi içinde kanun yoluna başvurmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten kanun yoluna başvurulmuş ise başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde başvurulması halinde dava dosyasının Görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
HMK 20/1 maddesi uyarınca süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, ..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın usulden reddine karar vermiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmakla Dairemizin █████/2024 tarih █████████ Esas , ████████ Karar sayılı İlamı ile "6100 Sayılı HMK 23/2. maddesinde; Bölge Adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dairemizin 2022 /604E-████████ K -29.06.2022 Tarihli kararı kesin olup İzmir 2. Tüketici mahkemesinin 2022 493-████████ K numaralı ilamı yok hükmündedir.
Dairemizin Dairemizin 2022 /604E-████████ K -29.06.2022 Tarihli kararı kesin olup, kararda görevli olduğu belirtilen Asliye Ticaret mahkemesi bu kararla bağlı olup,esas yönünden kararı inceleyip sonuçlandırması gereklidir.
Açıklanan sebeplerle davacı tarafın ,istinaf talebinin kamu düzeni kuralları gereğince dairemizce verilen █████/2022 tarihli karar kesin nitelikli olduğu için kabulü ile , İzmir 2. Tüketici mahkemesinin 2022 493-████████ K numaralı kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile Dairemizin 2022 /604E-████████ K numaralı kararı doğrultusunda dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere, İzmir Adliyesi Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesi için İzmir 2. Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmesi gerekmiştir. İzmir 2. Tüketici Mahkemesinin dairemizin önceki kararı doğrultusunda esasın kapatılmasına karar vermesi gerekir." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 21.400,00-TL gecikme tazminatının davalı ... yönünden 02.09.2015 tarihinden, davalı ... . Şirketi yönünden 27.08.2015 tarihinden, davalı müflis .... A.Ş. İflas İdaresi yönünden 27.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davalı .... Şirketi vekili istinaf talebinde bulunumuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı .... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil müflis bankanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi gereğince Fon Bankası statüsünde bulunduğunu, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu, bu nedenle müvekkil aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun talebi üzerine Adalet Bakanlığınca UYAP sisteminde harçtan muaf kurum olarak tanımlandığını, benzer davalarda da harçtan muaf tutulduğunu, bu nedenle harca ilişkin hükmün kaldırılması gerektiğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile kooperatif arasındaki sözleşmenin 4077 sayılı Kanun döneminde yapıldığını, ancak 6502 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca hak düşürücü süre bakımından yeni Kanun hükümlerinin uygulanacağını, bağlı krediye ilişkin 6502 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince bankanın sorumluluğunun teslim tarihinden itibaren bir yıl ve kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olduğunu, taşınmazın en geç Aralık 2013'te teslim edilmesi gerekirken davanın 30.12.2015 tarihinde açıldığını, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini, davacının kullandığı kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığını, kredi sözleşmesinde belirli bir satıcı veya belirli bir taşınmazın satın alınmasının şart koşulmadığını, banka ile satıcı arasında davacıyı belirli bir satıcıya yönlendiren hukuki ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle müflis bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal kararlarıyla da desteklendiğini, davacının imzaladığı belgelerde dava konusu taşınmazdaki ayıplardan dolayı müflis bankanın sorumlu olmadığını kabul ettiğini, buna rağmen bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca davacının 4077 sayılı Kanun'un 4/2. maddesinde öngörülen otuz günlük süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, bu nedenle de davanın reddedilmesi gerektiğini, taşınmazın satın alındığı tarihte davacı ile banka veya banka ile kooperatif arasında herhangi bir bağlı kredi ilişkisi bulunmadığını, peşinatın banka ile yapılan kredi sözleşmesi ve protokolden önce ödendiğini, bu nedenle kullanılan kredinin bağlı kredi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle ve önceki dilekçelerde ileri sürülen tüm itirazları tekrar ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; geç teslimden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kooperatif yönünden kabulüne banka yönünden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi dairemizce yapılmış ve davalı bankanın garantör olarak sözleşmede imzasının bulunduğu ve kredinin bağlı kredi olduğu anlaşılmasına göre bu yönden değerlendirme yapmak üzere karar kaldırılmıştır.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı ile davalılar satıcı ...Kooperatifi ve yüklenici .... Şti. arasında ... ili, ... ilçesi, ... beldesi, ... mahallesi, .... cadde,... blok, ... nolu taşınmazın satışına ilişkin █████/2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, davacı ile davalı .. . .A.Ş. arasında █████/2013 tarihinde konut kredisi sözleşmesi akdedildiği ve sözleşmeye istinaden davacı adına 136.500,00 TL tutarında kredi tahsis edildiği görülmüştür.
Davalı kooperatif ile davalı banka arasında imzalanan protokol ile davalı yükleniciden taşınmaz satın alan müşterilere davalı banka tarafından kredi tahsis edileceği, davalı yüklenicinin kredilerin garantörü olduğunun düzenlendiği görülmüştür.
Avrupa Birliği Konseyi’nin ██████/CCE sayılı Yönergesi’nde de, kredi kurumunun satıcı ile sözleşme yapması ve bu çerçevede çıkarılacak ve dağıtılacak olan tüketici kredisinin sadece sözleşmeyi yapan satıcının müşterilere tahsis edileceği öngörülmüştür. Banka veya finansman şirketi ile sözleşme yapan satıcı, müşterisini doğrudan sözleşme ile bağlı olduğu kredi kurumuna göndermekte ve bu suretle müşteri ile kredi kurumu arasında aracılık rolünü de üstlenmektedir. Açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde bakıldığında bağlı kredi, belirlenmiş bir mal veya hizmetin tedariki için verilen kredi olup tüketici, krediyi veren kuruluş ve imalatçı/satıcı arasında üçlü bir ilişkiyi gerektirir. Bu ilişkide kredi veren kuruluş ile satıcı arasında kurulan anlaşma gereğince kredi veren kurum, satıcı kurumdan satın alınacak bir mal veya tedarik edilecek bir hizmet için, müşteriye nakdi yardım sağlamayı üstlenirken, tüketici de bu anlaşmada belirlenen malı satıcıdan kredi veren kuruluş ile aralarındaki borç ilişkisi çerçevesinde satın almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih, ███████-2294 esas, █████████ karar ve 23.10.2015 tarih, █████████ esas- █████████ karar sayılı ilamlarıyla da aynı yöne işaret edilmiştir.
Davalı kooperatif ile davalı banka arasında imzalanan protokol kapsamında davacının satın aldığı taşınmazın satış bedeline ilişkin davalı banka tarafından davacı adına konut kredisi tahsis edilmiş, kredinin belirli bir satıcı ile sözleşme şartı yapılması koşulu ile kullandırıldığı, konut kredisinin bağlı kredi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın teslime hazır durumda olmadığının tespit edilmiş ve 01.01.2013 tarihi ile 30.12.2015 dava tarihi arasındaki geç teslimden kaynaklı kira kaybı 33.600,00 TL olarak hesaplanmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede teslim tarihi 2013/Aralık olarak belirlendiğinden 01.01.2014-dava tarihi 30.12.2015 tarihleri arasındaki kira kaybının 23.400 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacının satın aldığı dava konusu taşınmazın teslim tarihinin sözleşmede 2013/Aralık olarak belirlendiği, dava tarihi itibariyle dairenin teslime hazır durumda olmadığı, 01.01.2014-30.12.2015 tarihleri arasındaki kira kaybının 23.400 TL olduğu, davalılar ...Kooperatifi ve .. Şti.'nin sözleşme gereği kira kaybından müteselsilen sorumlu olduğu, davalı bankanın bağlı kredi nedeniyle davalı kooperatif ile birlikte mütesilsilen sorumlu olduğu,bir yıllık hakdüşürücü sürenin dolmadığı kabul edilerek kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden davalı tarafın tüm istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerinde takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında verilen █████/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı .... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davalı .... Şirketi'nden alınması gereken 1.461,83 TL istinaf nispi karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının bu davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davalı .... Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!