Vekilin sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek muris taşınmazını düşük bedelle sattığı iddiasıyla açılan davada, murisin sağlığında eşine yaptığı minnet kaynaklı bağışın denkleştirme dışında kalması.
Özet: Davacı, yatalak murise ait bir taşınmazın davalı tarafından vekaleten rayicin altında satılarak bedelinin murise ödenmediği ve kötüniyetle kullanıldığı iddiasıyla miras payına düşen bedelin tazminini talep etmiş; davalı, murisin uzun süreli bakımı ve masraflarına karşılık minnet duygusuyla taşınmaz bedelini kendisine bağışladığını savunmuş; ilk derece mahkemesi, murisin yatalaklık sürecindeki bakımına karşılık satış bedelini eşine minnet duygusuyla verdiğini, bu bağışın Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca miras payına mahsup edilmeyecek bir kazandırma olduğunu ve aksini ispat yükünü yerine getirmeyen davacının davasını reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/... E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; tarafların ... hastası ortak murisinin 05.09.2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin hayatının büyük bir bölümünü kendi işini göremeyecek halde yatalak olarak geçirdiğini, murisin eşi olan davalının ölümünden kısa bir süre önce 25.06.2019 tarihinde muristen vekaletname aldığını, bu vekaletname ile 27.06.2019 tarihinde ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 93 20... parsel B Blok 4. kat 4 numaralı bağımsız bölümünü 120.000,00 TL bedelle dava dışı üçüncü kişiye devrettiğini, satış bedelinin rayicin çok altında olduğunu, emsal taşınmazlar gözönüne alındığında gerçek satış bedelinin 250.000,00 TL'nin üzerinde olması gerektiğini, murisin satıştan yaklaşık 2,5 ay sonra vefat ettiğini, boynundan altı tutmayan murisin bu kadar kısa bir sürede satış bedelini harcayamayacağını, davalının kötüniyetli olarak muhtaç durumdaki murisin bu durumundan faydalanarak taşınmazını sattığını ve satış bedelini murise ödemediğini, murisin banka hesaplarında bu paranın kendisine ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, vekilin vekalet görevini özen ve sadakatle ifa etmesi gerektiğini ve davalının hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek, taşınmazın gerçek bedelinin tespiti ile müvekkilinin miras payı oranında davalından tahsil edilmek üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, şimdilik 80.000,00 TL'nin 27.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında murisin de katıldığı sözleşme bulunduğunu, sözleşmeye göre davacıya ve murise miras yoluyla intikal eden bazı taşınmazların, müvekkilinin de katılımıyla taksim edildiğini, dava konusu taşınmazın murise temlik edileceği, aynı parsel içerisindeki 9 kapı numaralı taşınmazın 4 nolu bağımsız bölümünün ise davacıya temlik edileceğinin kabul edildiğini, sözleşmenin son paragrafına göre ise tarafların birbirlerine dava açmayacakları, buna ilişkin haklarından feragat ettiklerinin belirtildiğini, davacının mülkiyet hakkından feragat ettiği taşınmaz için hak talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, murisin son 10 yılda harcamaların artması nedeniyle müvekkilinin ziynetlerini bozdurması ve 30 yıldır devam eden ... hastalığı sürecinde kendisine çok iyi bakması nedeniyle, müvekkilinin maddi ve manevi fedakarlığını karşılamak için taşınmaz bedelini müvekkiline verdiğini, müvekkilinin gelen parayı murisin ihtiyaçları ve istekleri için harcadığını, murisin tüm bakımı, ihtiyaçları, ameliyat giderleri ve defin masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, ayrıca murise ölümünden 10 yıl önce yatılı bakıcı tutulduğunu, son altı yılında bakıcıya aylık 500 USD ücret ödendiğini, sadece bu süreçte bakıcıya ödenen paranın 36.000 USD olduğunu, davacının ise murisi son 9 yılda bir kez ziyaret ettiğini, muris için müvekkili tarafından yapılan tüm harcamalar için takas talepleri olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tanıklarının birbirini doğrulayan ve tamamlayan beyanları ile murisin davalı ile evlendikten birkaç yıl sonra ... hastalığına yakalandığı, son yıllarını yatalak halde geçiren murisin bu süreç içerisinde tüm bakımının davalı tarafından üstlenildiği, murisin tam gün bakıcı gerektiren, dolayısıyla, yüksek meblağlara ulaşan bakım ve tedavi giderleri ile diğer giderlerinin de davalının katkılarıyla karşılandığı, dava konusu taşınmazın satışından sonra satış bedelinin davalı tarafından murise iletildiği, ancak murisin o zamana kadar eşi tarafından kendisine yapılan bakımlar ve harcanan paralara karşılık, minnet duygusuyla davalı eşine verdiği, muris tarafından davalıya verilen paranın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 669. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay'ın emsal kararlarında da vurgulandığı üzere; murisin yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmalar alt soy dışındaki bir yasal mirasçıya yapılmış ise murisin bu kazandırmayı miras payına mahsup edilmek üzere hareket etmediğinin karine olarak kabul edilmesi gerektiği, bu karinenin aksinin ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, davacı taraf bu yönde herhangi bir delil getirmediği gibi bu yönde herhangi bir iddiada dahi bulunmadığı, murisin sağlığında yasal mirasçısına vermiş olduğu bir hediye, nakit para, ziynet eşyası gibi bir kazandırma şayet muris tarafından açıkça belirtilmedikçe miras payına mahsuben verilmediğinin karine olarak kabul edileceği ve denkleştirmeye de tabi olmadığı, murisin ölümünden sonra diğer mirasçı davacının denkleştirme yönünden talepte de bulunamayacağı, davacı tarafından davalının vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın niteliği gereği ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafından ise davasını ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, dava konusu taşınmazın muris tarafından satış suretiyle temlikinin iradî olduğu, talimata aykırı hareket edildiği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, iradenin fesada uğratıldığı iddialarının kanıtlanamadığı, davalı vekilin murisin eşi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203. maddesi itibariyle ödemenin yazılı belge ile ispatı şart olmayıp tanık beyanlarıyla da ispatının mümkün bulunduğu, dosyada dinlenen davalı tanık beyanlarından taşınmaz satım bedelinin murise ödendiğine bizzat şahit olunduğu ve bu bedelin muris tarafından davalıya minnet duygusu ile geri verildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; satış bedelinin murise ödenmediğinin celp edilen banka hesap hareketleri ile tespit edildiğini, murisin vefatından sonra terekeye de iade edilmediğini, davalının satış bedelini teslim etmeyip yedinde tutarak sadakat, özen ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davalının satış bedelini murise ödendiğine yahut murisin bakım ve tedavi giderleri ile diğer masraflarını karşıladığına dair yazılı delil sunmadığını, yalnızca tanık beyanları esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tanıklarından ...'nin davalının kardeşi, ... ve ...'in ise akrabası olduğunu, bu tanıklar ile murisin bakıcısı olduğunu iddia ettiği diğer tanık ...'in ifadesi ile bir kurgu yaratıldığını, davalının iddiasını ispatlayamadığını, muris ve müvekkilinin annelerinden intikal eden malların paylaşımına ilişkin olarak 10.03.2003 tarihli miras taksim sözleşmesi ve onu geçersiz kılan 20.04.2004 tarihli miras taksim sözleşmesi ve ibranamesini tanzim ederek murise davalı ile birlikte oturdukları konutu bıraktıklarını, murisin dava konusu taşınmazı veya bedelini minnet duygusu davalıya vermek isteseydi daha önceden yaptığı gibi belgeye dayalı işlem yapacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle 6100 sayılı Kanunun 203. maddesi uyarınca, muris ile davalı eşi arasındaki işlemlerin tanıkla ispatının mümkün olduğu, birbiriyle uyumlu ve görgüye dayalı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davalı vekilin hesap vererek dava konusu taşınmazın satış bedelinin murise ödediği, murisin ise bu bedeli davalıya bakım ve harcanan giderler karşılığı geri verdiği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!