Ticari alacakların tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta davalının sözleşme tarafı olmadığı ve dil kuralı ihlali iddiaları değerlendirilmiştir.
Özet: Davacı, davalı tarafından sipariş edilen ve stok tutma talimatıyla üretilen hammadde, yarı mamul ve mamullerin bedelinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamını talep ederken; davalı ise söz konusu alacağın dayanağı çerçeve tedarik sözleşmesinin kendi firması ile değil, aynı grup bünyesinde farklı tüzel kişiliğe sahip Magna Seating (Germany) GmbH ile imzalandığını, bu nedenle borçtan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sözleşmenin tarafı kabul edilmesi halinde ise sözleşmenin 805 sayılı Kanun gereği Türkçe olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. A BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No

T.C
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARI N
MAHKEMESİ : . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, █████/2013 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesinin ilgili tarihte davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline sunulduğunu ve karşılıklı imzaya açıldığını, davalının bu tarihten sonraki dönemde müvekkilinden almış olduğu tüm ticari malları bu sözleşme eklerinde beyan edilen birim fiyat anlaşmasında belirtilen kriterlere göre gerçekleştirdiğini,... tarihinde firmada Lojistik Mühendisi olarak çalışan ...’ın tarafımıza iletmiş olduğu e-mailde de görüleceği üzere.. yılı Temmuz ayı dahil müvekkilinden talep ettiği ürünlerin sevkiyat planı detaylarını ilettiğini ve plan çerçevesinde üretim yapılmasını istediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve davalı şirketin söz konusu siparişler için ‘’münferit’’ ibaresini kullandığı mamullere kanıt olarak 2016 yılından 2019 yılı sonuna kadar her hafta davalı firmanın siparişlerine istinaden üretim ve sevkiyat yapıldığını, üretim planlarının davalı şirketin EDI programında kayıtlı, haftalık olarak taraflarına bildirilmekte olduğunu taraflar arasında ... sonlarında başlayan ticari ilişkide ilerleyen süreçte Mayıs ..tarihli e-postalardan da anlaşılacağı üzere sipariş düşüşleri başladığını, ..Haziran ayında davalının lojistik planlama sorumlusu ...’un e-mailine istinaden günlük üretim planlarını ve taraflarına ‘’her refrenas için,rutin üretim miktarının, genel ortalamasını alarak stok tutabilirsiniz’’ bildirimine istinaden dava konusu olan ilgili hammadde, yarı mamül ve mamülleri ürettiklerin ve stoklarımızda depoladıklarını, .. tarihli müvekkili lojistik soumlusu ... tarafından gönderilen e-mailde ...’a sipariş düşüşleri ve bunun sonucunda stokta kalabilecek atıl ürünler hakkında uyarı yapıldığını, firma yetkilisinin ise ‘’Siz aldığınız EDI plan adetlerinden sorumlusunuz. Bunu dışında kalan MLZ./ yarı mamul istinaden maliyet konuları, ancak proje bitiminde konuşulacak durumlardır. Adetler düşmüş olabilir. Fakat ürünlerin kullanımı devam etmektedir’’ cevabını taraflarına ilettiğini, davalı firma yetkilisinin ifade ettiği tarihteki ‘’kendi ifadesi ile sorumlu olduğumuz’’EDI plan adetleri 2019 yılı 49 hafta dahil işleme alındığını, tüm hammadde satın alma ve üretim planlarının bu bildirim üzerinden güncellendiğini, .. tarihinden sonra davalı firma tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını, ancak hafta hafta plan adetlerinde değişikler yapıldığını, aradan geçen 4 ayın sonunda davalı firma yetkilisi ...tarafından █████/2019 tarihinde tedarikçi değişikliği yaptıklarını ve müvekkili stoklarında kalan mamul,yarı mamul ve bitmiş ürün bilgilerini istediklerini bildiren e-postanın gönderildiğini, █████/2019 tarihinde detayları ile birlikte kendisine cevap verildiğini, devam eden süreçte .. tarihinde , .. tarihinde ve █████/2020 tarihinde firmaya hatırlatma babında e-mailler gönderildiğini, ancak davalı firma yetkililerinden cevap alınamadığını, █████/2020 tarihinde firma yetkilisi ...tarafından ...Euro tutarında bitmiş ürünleri alabilecekleri bilgisi verildiğini, davalının sipariş ve öngörülerine istinaden üretilmiş ve satın alınması yapılmış 1.063,28 Euro tutarında mamu..,28 Euro tutarındaki yarı mamul, 38.514,55 Euro tutarında hammadde bulunduğunun ve ödemesini yapılmasının davalıya ihtar edildiğini, devamında aynı taleple ihtarname gönderildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2...yılı sonlarında başladığı belirtilen ticari ilişkinin █████/2013 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi Magna Seating (Germany) GmbH ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşmeye dayanmakta olup iddia edildiği gibi müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili ile Magna Germany aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren ve fakat farklı ülkelerde faaliyet gösteren, birbirinden tamamen farklı tüzel kişiliklere sahip şirketler olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklandığı iddia edilen bir borcun müvekkilinden talep edilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olduğu kabul edildiği takdirde ise 805 Sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun 1.maddesi uyarınca Türk tabiiyetindeki şirketlerin Türkiye dahilindeki her nevi sözleşmelerini Türkçe tutmağa mecbur olduklarının dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla davacının Türkçe yapılma zorunluluğuna aykırı yapılan sözleşmeye dayanamayacağını, müvekkili sözleşmenin tarafı olmasa dahi taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında ise müvekkilinin herhangi bir satın alma taahhüdü bulunmadığını, davacının sunduğu eklerde bulunan e-postalardan da anlaşılacağı üzere ilişkinin sonlandırılması tarihinden önceki süreçte sipariş adetlerinin oldukça azaltıldığını ve davacıya üretim planlaması için yeterli bilgi verildiğini, davalının hiçbir zaman sipariş vermek zorunda olduğu bir miktar üzerinde anlaşma yapılmadığını ve her siparişin münferiden o ayın şartlarına göre verildiğini, buna rağmen davacıya iletilen █████/2019 tarihli e-posta ile “tedarikçi değişikliği sonrası elinizde kalacak yarı mamul, mamul ve hammadde adetleri minimuma çekmek adına çalışma yapılması gerektiği ve bu sebeple mevcut yarı mamul adetler ile ne kadar mamul imal edilebileceği” bilgisinin iletilmesi talep edilerek tedarik ilişkisi çerçevesinde iyi niyet göstererek karşılıklı anlaşma yoluna gidilmeye çalışıldığını, fakat sonuç alınamadığını, sözleşmenin dikkate alınması halinde ise tedarikçi değişikliği nedeniyle sözleşmenin 14.2 maddesinde belirtilen 4 (dört) haftalık bildirim süresine uyularak sözleşme ilişkisinin tek taraflı bir şekilde sona erdirildiğini, sözleşmede taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda tedarikçi bünyesinde kalan mamul, yarı mamul ve hammaddenin sözleşmeyi fesheden tarafça teslim alınması veya bu maddelere ilişkin tutarların ödenmesine ilişkin herhangi bir hüküm ve yükümlülük bulunmadığını, sözleşme maddeleri kapsamında 4 haftalık süreye uygun şekilde feshedilen sözleşmeden müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak fesih tarihi itibariyle ancak mamul ve yarı mamullerin 4 haftalık, hammaddelerin ise 8 haftalık miktarı ile sınırlı olduğunu, ancak davacının 8 haftayı çok fazla aşan bir süre için hammadde alımı gerçekleştirdiğini ve müvekkilinin fazla alımdan dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI:
Mahkemenin davanın kısmen kabulü yönünde verdiği kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin.. K. sayılı kararı ile, bilirkişi heyetince sektörün özelliklerinin yanında, taraflar arasındaki fiili uygulama da dikkate alınarak davacının stokta tutabileceği hammadde miktarının ne olduğu, davacı elinde kalan hammadde miktarının makûl olup olmadığı, davalının stokta kalan hammadde miktarının tamamından sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarının da değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmadan rapor düzenlenmiş olduğu ve raporun içeriğinin, sektör uygulamasında kabul edilen minimum sipariş miktarına uygun stok yapılıp yapılmadığı hususunda da denetlenebilir olmadığı, bu hususların açıklığa kavuşturulması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınması veya gerekli görülmesi halinde yeni bir heyetten rapor alınması gerektiği, ayrıca bedeline hükmedilen ürün ve hammaddelerin davalıya iadesi şartıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi de isabetsizdir
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının hazırlayıp stoğa aldığı ancak davalı tarafından satın alınmayan, başka bir üreticiye satılması imkanı olmayan ürünlerin davacının elinde kaldığı, davacının elinde kalan ürünlerin bedelinin davalı tarafından ödenmediği, davacı tarafça yapılan mamul imalatı için satın alınan hammaddelerin piyasadan satın alınmasında MOQ (Minimum Order Quantity) minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğu, mamul siparişine bağlı minimum stok seviyesinin tespit edilme imkanının olmadığı, bu durumun doğal olarak stok birikimine sebep olacağı ve artan malzemelerin stokta kalmasının malzeme satın alma şartları kaynaklı olduğu ve makul olduğu, davacı tarafından üretilen malzemelerin proje bazlı üretilmesi nedeniyle davacının elinde kalması halinde atıl kalacağı, uygulamaların bu malzemelerin proje bitiminde ana üretici tarafından satın alınması şeklinde olduğu, tedarikçi değişikliği nedeniyle davacı firma elinde kalan sevke hazır toplam mamul bedelinin 1.063,27 Euro olarak hesaplandığı, dava tarihi merkez bankası döviz kuru dikkate alındığında =1.063,27* 7,76=8.250,97 TL olacağı, tedarikçi değişikliği nedeniyle davacı firma elinde kalan hammadde bedelinin 38.514,54 Euro olarak hesaplanmış olup, davacının davalıdan olan alacağı, 1.063,27 EURO + 38.514,54 EURO = 39.577,81 EURO olduğu, alacak ödenmediğinden bu miktardan davalı sorumlu olup, icra takibine yaptığı itirazı yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 39.577,81-Euro alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek kamu bankalarının euro cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte (%10 oranı aşılmamak kaydıyla) aynen veya fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak devamına, alacak likit olduğundan alacağın %20'si olan 52.428,72-TL icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili, müvekkilinin yazılı sözleşmenin tarafı olmadığını, ayrıca sözleşmenin Türkçe düzenlenmemiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi Alman Hukukunun uygulanması gerektiğini, mahkeme hükme esas alınan ek raporun içeriğinin çelişkili, eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, müvekkilinin davacıdan herhangi bir asgari satın alma taahhüdü bulunmadığını her siparişin münferiden o ayın şartlarına göre verildiğini, raporda tedarik konusu ürünlerin minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğunun nasıl bir yöntem ile belirlendiğinin açıklanmadığını, internet üzerinden yapılan basit araştırmalarda bile minimum sipariş tutarını hesaplamak için hangi adımların izlenmesi gerektiği belirlenebilmekteyken, raporda bu hesaplamayı etkileyecek tedarikçinin üretim maliyetleri, toplam maliyeti birim maliyetleri, kar marjı gibi faktörler hesaba katılmaksızın salt minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğu tespitinin bilimsellikten uzak olduğunu, sektör uygulamasında kabul edilen minimum sipariş miktarına uygun stok yapılıp yapılmadığı hususunun aydınlatılmadığını, davacının stoklarında kaldığı iddia edilen değişik renk, kesit ve kodlardaki kablolar, soket ve terminal ile yalıtım malzemesi olan hortum ve bant gibi malzemelerin değerinin ne olduğu, bu malzemelerin sektör uygulamasında başka bir sipariş için satılıp satılamayacağı, bu malzemelerin tedarikçinin elinde kalması durumunda işlevini yitirerek kullanılıp kullanılamayacağı ya da kullanılmamakla telef olacağı, stokta beklemesi durumunda bozulup bozulmayacağı gibi birçok husus ve ihtimal hiç değerlendirilmeden ve sektörden emsaller gösterilmeden malzemelerin davalının talep ettiği mamul üretiminden arta kalan malzemeler olduğu için davalı tarafın sorumlu olduğu değerlendirmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı elinde kalan hammadde miktarının makul olup olmadığını da değerlendirilmediğini, BAM kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, davacının basiretli tacir gibi hareket etmeyerek zarara kendisinin sebep olduğunu, müvekkilinin siparişlerin azaltımı hakkında davacı tarafı bilgilendirdiğini ve gerekli önlemleri alması hususunda kendilerine zaman tanıdığını, davacının farklı sebeplerle stokladığı ürünlerin sorumluluğunun müvekkilinde olmasının kabul edilemeyeceğini, her iki tarafın da tacir olduğu göz önüne alındığında, ticari ilişkide tarafların sorumluluklarının eşit tutulması gerekliliğinin unutulmaması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından taraflar arasında iş sahibi tarafından belirlenecek şartlara uygun olarak cihaz/araç içi elektrik tesisatı kablo demeti oluşturulması ile bu kabloların ucunun terminal ve soket montajının yapılması, akabinde gerekli izolasyonun sağlanarak montaja hazır bir şekilde teslimini konu alan eser sözleşmesi akdedildiği anlaşılmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Dairemizin yukarıda açıklanan kaldırma kararından sonra mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, ana üretici konumundaki firmaların üretim planlamasının bir zincir şeklinde olduğu, tedarikçilerin ise bu zincir bir halkası konumunda olduğu, bu üretim sisteminde herhangi bir tedarikçinin istenilen ürünü zamanında teslim edememesi durumunda tüm üretimin aksamasına sebep olması nedeniyle tedarikçi firmalar açısından ağır sözleşme yükümlülükleri bulunduğu, davacı tarafça davalının projelerine özel olarak üretimi yapılan mamullerin üretimi için temin edilen hammadde konumunda olan malzemelerin minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğu, davalının sipariş ettiği mamul sayısına göre temin edilme imkanının bulunmadığı, tedarikçi tarafından üretim amaçlı satın alınan bu malzemelerdeki bu minimum sipariş miktarının bir stok miktarı ve maliyeti oluşturduğu, dolayısıyla kullanılacak kablo miktarının alınacak haftalık programa göre temin edilme imkanının bulunmadığı, davacı tedarikçinin bu minimum sipariş miktarları dışındaki miktarlarda malzeme alarak imalat yapma ve stok maliyetine katlanmasının beklenemeyeceği, malzemelerin stokta kalmasının malzeme satın alma şartları kaynaklı olduğu ve makul olduğu, mamul üretiminden arta kalan malzemeler olduğu için davalı tarafın sorumlu olduğu hususları tespit edilmiş olup, mahkemece söz konusu ek raporun hükme esasa alınması suretiyle verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, Dairemiz kaldırma kararında belirtildiği halde mahkemece, bedeline hükmedilen ürün ve hammaddelerin davalıya iadesi şartıyla davalının takibe itirazının iptaline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, İİK 67.m. uyarınca açılan yabancı para alacaklarına ilişkin itirazın iptali davalarında dava değerinin dava konusu yabancı paranın dava tarihinde geçerli efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan üzerinden belirlenmesi ve bu kapsamda mahkemece harca ve vekalet ücretine bu tutar üzerinden hükmedilmesi gerekirken, mahkemece karar tarihindeki kur üzerinden dava değeri belirlenerek hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.(Yargıtay 6 HD █████/2023 tarih █████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı)
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yeni hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile, ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-)HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a-)Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacı elinde bulunan dava konusu ürün ve hammaddelerin davalıya iadesi şartıyla, davalının ... İcra Müd.nün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin ...-Euro alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek kamu bankalarının euro cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte (%10 oranı aşılmamak kaydıyla) aynen veya fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak DEVAMINA,
Alacak likit olduğundan alacağın %20'si olan 52.428,72-TL icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-)Harçlar yasası gereği alınması gereken 21.048,80-TL harçtan peşin alınan 4.096,17-TL harcın ve icra dosyasına yatırılıp mahsubu istenen 1.359.34 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.593,29- TL harcın davalıdan tahsiline,
c-)7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
d-)Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 3.179,60-TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına göre hesaplanan 3.056,85-TL yargılama gideri ile peşin alınan 5.455,51-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
e-)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
f-)Davacı yararına ölçümlenen 49.301,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-)Reddedilen kısım yönünden davalı yararına ölçümlenen 12.374,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf harç ve giderleri yönünden;
a-)Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
b-)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin hüküm kaldırma nedenine göre takdiren üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
c-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-)Karar tebliği, harç iadesi ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca KESİN olmak üzere .. tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
ÜYE
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!