Kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında, kargoda çalınan çekin usulsüz ciro zinciri ve hamilin kötü niyeti iddiasıyla keşidecinin borçlu olmadığının tespiti talebi.
Özet: Bu menfi tespit davası, davacının medikal şirketine ait bir çekin, alıcıya ulaşmadan kargoda çalınması ve sonrasında sahte/hatalı ciro ile el değiştirmesi sonucu ciro silsilesinde kopukluk oluştuğu iddiasıyla çekten doğan borcun bulunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talebiyle açılmış olup, davalı ise çekin son hamili olarak borcun geçerliliğini savunurken, mahkeme çekin çalınması, ciro zincirindeki kopukluk ve hamilin iyi veya kötü niyetli olup olmadığı hususlarını Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri ışığında değerlendirmektedir.

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZMA TARİHİ :24.11.2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin medikal sektöründe çalıştığını, davalıdan alacağı mala karşılık ... A.Ş 30.11.2024 tarihli 363.208,45 TL ve ... seri numaralı çeki dava dışı ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 'ye verdiğini, ancak söz konusu çekin dava dışı şirkete ulaşmadan kargoda çalındığını, ardından müvekkiline 22.10.2024 tarihinde ismini bilmedikleri bir şahıs tarafından ulaşıldığını ve ciro edildiğini, kendilerinin bu bedeli ödemelerinin istendiğini, dava dışı ... ile yapılan görüşmede söz konusu kaşe ve imzanın kendilerine ait olmadığı, ilgili firmanın başka bir firma olduğunun tespit edildiğini, ünvanlarının aynı olsa da çekin lehtarı olan ... LTD. ŞTİ ile çekin arkasında kaşe ve imzası bulunan ... LTD. ŞTİ'nin iki farklı firma olduğunu, davaya konu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığı gibi ciro zincirininde gerçeği yansıtmadığını, tüm bu nedenlerden ötürü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile , icra dairesinde alacağın depo edilmesi şartıyla durdurulmasını ve alacağın %20 'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının her ne kadar müvekkiline borcu olmadığını iddia etse de müvekkilinin icra takibine konu çekin son hamili olduğunu, tüm bu nedenlerden ötürü davanın reddi ile, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ VE UYUŞMAZLIK:Dava; davacının davalının takibe geçtiği ... Esas sayılı takip dosyasından ve takip dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile yargılama sürecinde ödenen dosya borcunun istirdatı istemine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememiz yetkisine itiraz edilmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; takibe konu senedin çalıntı olması ve ciro silsilesinde kopukluk olması iddiasından bahisle davacının senet nedeniyle sorumluluğunun devam edip etmediği, davacının senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değilse istirdatı gereken miktarın tespiti, davacı lehine kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığına , faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edildi.
DELİLLER: ... Dairesine, ... , ..., ... Mahkemesine, ilgili banka şubesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgi evrakların dosyamız arasına alındığı , ...Esas sayılı dosyalarının UYAP'tan dosyamız arasına alındığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının keşidecisi olduğu çekten dolayı ciro silsilesinde bozukluk olması iddiasına dayalı olarak borçlu bulunmadığının tespiti ve yargılama sırasında icra borcunun haciz tehdidi altında ödenmesi nedeniyle istirdat davası istemine ilişkin olduğu görüldü.
Türk Ticaret Kanunu'nun 818. Maddesi yollaması ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 687. Maddesinde yer alan; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."
6102 sayılı Kanun'un cironun hak sahipliğinin ispatı fonksiyonunu belirten 790 ıncı maddesinde, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağına yer verilmiş olup, çeki elinde bulunduran hamil ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığı takdirde, ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkını haiz olmayıp keşidecinin de senet metninden anlaşılan bu hususu çek hamiline karşı ileri sürmesi mümkündür.
.... Sayılı ilamında '' Her ne kadar davacı keşideci, lehtarın imzasının sahte olduğu ve asıl ve birleşen davalardaki çeklerin dava dışı lehtar tarafından çeklerin elinden rızası hilafına elinden çıktığı iddiasına dayalı dava açarak ödemeden men kararı aldığını çeklerin takibe konu edilemeyeceğini iddia etmiş, ise de keşideci ile lehtardan sonraki ciroların usulsüzlüğü veya sahteliğinden bahisle lehtar ile arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Somut olayda, hamil davalıların çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötü niyetli hamil olduğu kanıtlanamamıştır. O halde davacı keşideci, çeklerin lehtarın cirosundan sonraki hamilin yetkili ciro yoluyla hamil olmadığı ve ciro silsilesinde kopukluk olduğu birleşen davada olduğu gibi lehtar cirosundaki tahrifat iddiasıyla ciro silsilesindeki kopukluk yaratılmak suretiyle tedavüle sürülmesi nedeniyle davalı ara ciranta ve son hamil davalı şirketin iyiniyetli yetkili hamil olamayacağını ileri süremez. Bu durumda takibe ve eldeki asıl ve birleşen davaya konu dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çek lehtarının ilk cirosunun sahte oluşu, veya sonraki ciro yoluyla hamilin yetkili hamil olmaması keşidecinin çekler nedeniyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalı hamile karşı ileri sürülemeyeceği gibi çekte lehtar imzasının sahteliği ilk cirantanın yetkili hamil olmamasına ilişkin mutlak defi veya ve bedelsizliğe ilişkin şahsi def'iyi de davacı keşidecinin, çek hamili davalılara karşı ileri sürerek, borçtan kurtulamayacağının kabulü gerekir.'' keşidecinin veya borçlunun yetkili hamile karşı ileri sürebileceği itiraz ve defilerden bahsedilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olay incelenmiştir. Keşideci davacı, çekin dava dışı gerçek lehtarı olduğu iddia edilen ... kayıtlı '' ... San Tic Ltd Şti'ne'' keşide edilmiş iken kargoda kaybolması sonrası aynı ünvana sahip ... firmasının çeki cirolayarak en son elinde bulunduran davalı ...'ın yetkisiz ve kötü niyetli hamil olması, çekteki ciro silsilesinde yer alan kopukluk nedeniyle davalının yetkili hamil olamayacağı iddiası incelendiğinde; çekte lehtar kısmı '' ... San Tic Ltd Şti'' olarak gösterilmiş olup bu kısımda lehtarı ayırt edici başkaca mersis veya başka bir bilgi yer almadığı, sayfanın arkasında yer alan ciro silsilesinde ... firmasının ciroladığı ve sonunda davalı hamile cirolanmakla çeki elinde bulunduran son hamil davalı olduğu anlaşıldı. Çekte bakmayla anlaşılabilecek ön yüzde yazan lehtar ile arkadaki lehtar cirosundan farklı şirketlere ait olabileceği izlenimine ilişkin ayırt edici bir bilgi yer almadığı; davalı hamilden, davacı keşideci ile dava dışı gerçek lehtar olduğu iddia edilen firma ile arasındaki şahsi defiyi bilebilmesi beklenemeyeceğinden ve ciro silsilesinde açıkça kopukluk olduğu tespit edilemediğinden davalı hamili bu sebeple yetkisiz hamil yapmaz. Yine davalı hamilin çeki dava dışı başkaca cirantadan iktisap ederken lehtar cirosunun iddia olunduğu üzere sahteliğini bildiğini ve nihayetinde kötü niyetli olduğunu gösterir dosyada bir delil yoktur. Yargılama sırasında çok sonradan davacı keşidecinin dava konusu çekin kayıp çalıntı olarak ...S. Sayılı faili meçhul şikayette bulunarak soruşturma dosyası açılması ise davalı hamili ilgilendirir bir yanı bulunmadığından, davalı hamil ve dava dışı ilk ciroyu yapan ve kendisi tarafından çekin çalındığı iş bu dosyada iddia edilen ... firması ... San Tic Ltd Şti'nin de davacı tarafından şüpheli olarak şikayetçi olunulmadığı dikkate alındığında ilgili soruşturma dosyasının beklenmesinde yarar görülmemiştir.
İş bu dosyada ihbar olunan ve dava dışı gerçek lehtar olduğu iddia edilen ... firması ... San Tic Ltd Şti' tarafından davacı olarak, ... sayılı dava dosyasında, önce dava konusu çek hakkında ödemeden men kararı alınmış, akabinde ilgili çeki elinde bulunduran son hamil olan iş bu davanın davalısı tarafından bankaya ibrazının yapıldığı banka yazı cevabından anlaşılması üzerine ilgili mahkemece davacıya istirdat davası açması için süre verilmesine rağmen çeki elinde bulunduran dav dışı hamile karşı istirdat davası açmayarak çek zayi nedeniyle iptali davasının reddine karar verilmiş olduğu da dikkate alındığında davacının haklılığını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Yine davacı tarafından ... sayılı ilamında ''davacı-borçlu tarafından takip konusu senedin lehtar ... firmasına fatura borcuna sebebiyle verildiği ve ...'de bulunan bu ... firmasına borcun ödendiği iddiasıyla takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacının itirazı borca itiraz niteliğinde olup takip borçlusu imzaya itiraz, borçlunun kambiyo senedinin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı itirazı, zamanaşımı itirazı gibi mutlak itirazlarını yetkili hamile karşı da ileri sürebilir iken diğer senet borçluları ile kendisi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi defilerini takip yapan yetkili hamile karşı ileri süremez (TTK'nun 778.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 687/1.maddesi gereği) Borçlunun açıklanan nitelikteki defi'nin geçerli olabilmesi için hamilin bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile ispat edilmesi zorunludur. (Bu yönde ... Dairesi'nin █████/2008 tarih ... sayılı ilamı, ... Dairesi'nin █████/2015 tarih ... sayılı ilamı). Buna göre somut olayda son hamil davalı tarafından, keşideci, lehtar ciranta ve diğer cirantalar aleyhine başlatılan takipte, davacı keşideci, lehtar ile aralarındaki iç ilişkiden kaynaklı şahsi defilerini son hamile karşı ileri sürmesi mümkün olmadığından, son hamilin kötüniyetli olduğu da İİK nun 169-a maddesinde belirtilen belgelerle ispat edilemediğinden davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Davacının takip konusu bono altındaki imzaya itirazı bulunmamaktadır. Senet kambiyo vasfına haiz olup, tüm unsurları tamamdır ve ciro silsilelerinde kopukluk yoktur. Davacı borçlu borcun bulunmadığını İİK'nun 169/a maddesi kapsamında kabul edilebilecek bir belge ile iddiasını ispat edememiş, davacı tarafın iddiası da davalı alacaklı tarafından kabul edilmemiştir.Tüm bu sebeplerle borca itirazın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile dava red olunmuştur. Davacının talebi gibi keşidec,i ile gerçek lehtar olduğu iddia edilen ihbar olunan şirket arasındaki ticari alacak verecek tespiti için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve hatta dava dışı haksız olarak lehtar sıfatıyla ciro yaptığı iddia edilen şirket,inde defterleri incelense ve davacı iddiası doğrultusunda deliller ortaya çıksa bile bu şahsi defiyi davalı hamile karşı ileri sürmek mümkün olmadığı ve hamilin bu durumu bilerek çeki iktisap ettiği-kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır.
Nihayetinde dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde; "çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzu olup da, hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetli iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu taktirde o çeki geri vermekle mükelleftir" hükmü mevcuttur.
Aynı Yasa'nın 790 maddesinde ise ; cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı taktirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir.
Açıklanan kanun hükümleri uyarınca somut olayın değerlendirmesine gelince ; davalı dava konusu çeke ciro yoluyla hamil olmuştur. Ciro silsilesinde kopukluk olmadığı dava konusu çek ve dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Böylelikle davalı 6102 sayılı TTK'nın 790 maddesi gereğince dava konusu çek yönünden yetkili hamil ve dolayısıyla hak sahibidir. Bu durumda, dava konusu çekin ellerinden rızaları dışında çıktığını iddia edenlerin kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamalarının yanında, yetkili hamil olan davalının çeki kötüniyetli iktisap etmiş olduğunu veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamaları da gereklidir. Ne var ki davacı yanca dosyaya bu yönde herhangi bir delil sunulmamıştır. Esasen gerek dava dilekçesi, gerekse aşamalardaki beyanlarında, gerekse davacı tarafından dava konusu çekin çalınmasıyla ilgili olarak ...'na yaptığı başvuruda davalının dava konusu çekin hırsızlık malı olduğunu bilerek iktisap ettiği veya hırsızlık malı olduğunu bilebilecek durumda olduğuna ilişkin davacı yanca herhangi bir iddiada da bulunulmadığından, davalının dava konusu çek nedeniyle hak sahibi olduğu kanaatine varılmış; davanın bu nedenle reddi gerekmiştir. Bu haliyle ceza soruşturmasının sonucunun dosyamız yönünden herhangi bir etkisinin bulunmadığı kanaatine varılmakla sonucunun beklenilmesine gerek görülmemiş, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Davanın REDDİNE,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615.40 TL harçtan, dava açılışında alınan 6.888,14 TL peşin harcın düşülmesi ile 6272,74 TL harcın talep halinde karar kesinleşince yatırana iadesine,
3) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4) Davalının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 64.535,12 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
5) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANA İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!