Uzun süreli eklemeli zilyetlik yoluyla kazanılan taşınmazların kadastro tespiti sonrasında, eski tapu kayıtlarının hukuki vasfını yitirmesi ve tapu iptali ile tescil talebi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı ve asli müdahilin uzun süreli zilyetliğe dayanarak kadastro tespitine itiraz ettiği, davalı adına kayıtlı parsellerin tapularının iptali ve adlarına tescili talepli bir dava olup, ilk derece mahkemesi, 1961 tarihli tapu kayıtlarının hukuki vasfını yitirdiğini ve davacı ile müdahil lehine eklemeli zilyetlikle kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu tespit ederek taşınmazların onların adına tesciline karar vermiş, bu kararın istinaf yoluna başvurulmasının ardından davalı vekilince temyiz edildiğini göstermektedir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt Kadastro MahkemesiSAYISI : ███████ E., 2020/4 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sonucu, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 52.748,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzi tapu kaydı nedeniyle ve kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ... ve ...'nin işgalinde olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla; 1 08... parsel sayılı 7.595,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ...'nin işgalinde olduğu şerhi yazılarak çayır vasfıyla; 1 08... parsel sayılı 4.863,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ..'nin işgalinde olduğu şerhi yazılarak çayır vasfıyla; 1 08... parsel sayılı 3.714,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ... ..'nin işgalinde olduğu şerhi yazılarak çayır vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 01... , 1 08... , 2 23... parsel sayılı taşınmazların eşinin 60 yıllık zilyetliğinde bulunduğunu, eşinin bu taşınmazları kendisine devrettiğini ve taşınmazların fiili zilyetliğinde bulunduğunu, köyde yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların ... adına tespit edildiğini, ancak taşınmazı da halen kendisinin ekip biçtiğini belirterek, tapu kaydının iptali ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.3. Asli müdahil ... . .. müdahale dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kendisi ve davacı adına eşit payla tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaz 1961 tarihli tapu kaydı ile davalı adına kayıtlı ise de, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın ... adına 4753 sayılı Kanun uyarınca tapuya kayıt edildiği, 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir taşınmazın davacının ve müdahil davacının üst soyu tarafından kullandığı, bir başka ifadeyle bu şekli ile eklemeli olarak 50-60 yıldır davacının eşinin ve müdahilin babası ve dedesi tarafından tarla olarak kullanıldığı, 20 yılı aşkın bir zamandır ise davacı ve müdahil davacı tarafından kullanıldığı, eklemeli zilyetlikle davacı ve müdahil davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, taşınmaza ilişkin 1961 tarihli tapu kaydının hukuki vasfını yitirdiği, davacı ile müdahil davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı ... adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile 1/2 hisse ile aynı vasıf ve yüzölçümüyle davacı ve müdahil davacı adına tapuya tesciline karar vermek gerektiği, .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 08... , 2 23... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise; 1961 tarihli tapu kaydı ile davalı adına kayıtlı ise de, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın ... adına 4753 sayılı kanun uyarınca tapuya kayıt edildiği, 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacının eşinin üst soyu tarafından kullanıldığı, bir başka ifadeyle bu şekli ile eklemeli olarak 50-60 yıldır davacının eşinin babası ve dedesi tarafından taşınmazın çayır olarak kullanıldığı, 20 yılı aşkın bir zamandır ise davacı tarafından kullanıldığı, eklemeli zilyetlikle davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, bu sebeple taşınmaza ilişkin 1961 tarihli tapu kaydının hukuki vasfını yitirdiği'' gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, .. Komisyonu çalışmaları sonucunda oluştuğu ve 06.11.1961 tarihli ve 6, 10 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, dava konusu taşınmazlardan 1 01... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi bakımından ...'nin aynı hukuki sebeplerle davaya asli müdahil olarak katıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından 1 01... parsel sayılı taşınmazın öncesinde davacının eşi ... ile ...'in kardeşi (asli müdahil) ... tarafından müşterek kullanıldığı, onlara da babaları ..'ten kaldığı, ...'in vefatından sonra ise taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının ve kaynı olan asli müdahil ...'nin müşterek kullanımında olduğu, dava konusu diğer taşınmazların ise; öncesinde davacının eşi ... tarafından kullanıldığı, ona da babası ... kaldığı, ...'in vefatından sonra ise taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının kullanımında olduğu ve ... tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği'' gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olmalarının mümkün olmadığını, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, bilirkişi raporlarının dosyayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde tespit edilerek, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı karşılaştırılarak fiziksel olguların da keşif tutanağına geçirilmesinin gerektiğini, raporda komşu taşınmazlar ile kıyaslama yapıldığına değinildiğini, ancak bu hususun raporda ayrıntılı olarak ortaya konulmadığını, bilirkişi raporlarının denetlemeye elverişli olmadığını, hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, tarafsızlıklarından bahsedilemeyeceği gibi gerçekle ilgisi bulunmayan beyanlarının davayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, hava fotoğraflarının dosya kapsamında mevcut olmadığını, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı ve asli müdahil lehine irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalara göre taşınmazların 2007 yılında yapılan kadastro tespitine esas alınan 06.11.1961 tarihli 6, ve 10 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı hususunda terreddüt bulunmamakta olup, davanın mahiyeti itibarıyla taşınmazın hukuki durumunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/1. maddesi uyarınca toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 tarihi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişileri beyanlarında, taşınmazların tarım arazisi olduğunu, ziraat bilirkişisi ise raporunda taşınmazlar üzerinde kısmi imar-ihya yapıldığını ancak taşınmazların tarım arazisi olduğunu belirtmişler iseler de, söz konusu beyanların ve ziraat bilirkişi raporunun denetlenmesi hususunda en iyi yöntem olan hava fotoğrafı incelemesinden yararlanılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihinden (1961 yılı) 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edilmeli; daha sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve olabildiğince yaşlı, 1961 tarihi ve öncesini bilebilecek şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, ziraat bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve teknik bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, davacının taşınmazlar üzerindeki kullanımının hangi tarihte başladığı sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; toprak tevzi komisyonu evrakı ve haritası mahallinde uygulanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; taşınmaz ile sınırında bulunan mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; ziraat bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise zilyetliğin hangi tarihten beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmaz ile sınırında bulunan mera parseli arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, arada doğal ya da yapay bir sınır olup olmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı taşınmazları değişik yönlerden ve özellikle mera parseli ile arasındaki sınırı gösterir şekilde renkli fotoğraflarla desteklenmiş rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, renkli uydu fotoğrafları altlık yapılarak toprak tevzi haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle taşınmazların her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli, ayrıca stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazların hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerdeki niteliğini ve kullanım şeklini, sınırlarının oluşup oluşmadığını açıklayan ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün toprak tevzi çalışmaları sırasında 18 numaralı mera parseli olarak belirlenen kapsamda kalıp kalmadığı, kalması halinde önceki niteliğinin kadim mera olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli; hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, kullanım sınırının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ve taşınmazlar üzerinde imar-ihya edilmeyen, imar-ihyası tamamlanmayan ve/veya taşınmazlar üzerinde kullanılmayan kısım/kısımlar var ise bu kısımlar da harflendirilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde krokinin de düzenlenmiş olduğu rapor düzenlenmesi istenilmeli; ... tapusunun oluştuğu tarihe kadar kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde 1961 yılı itibarıyla her parçada 100 dönüme kadar zilyetlikle taşınmaz edinilebileceği göz önünde bulundurulmalı; komşu taşınmazlar hakkında açılmış ve sonuçlanmış davaların içeriğinin de incelenip eldeki dava yönüyle delil teşkil edip etmeyeceği gerekçede tartışılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.