Müsadereli aracın satış bedelinin iadesi davasında, bilirkişi raporu ve önceki mahkeme kararları ışığında alıcının zararlarının tazmini süreci.
Özet: Davacı, davalıdan satın alıp üçüncü kişiye sattığı ve akabinde el konulan araç nedeniyle üçüncü kişiye ödemek zorunda kaldığı 65.000 Euronun davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesi başlangıçta davacının davalıya yalnızca 45.000 Euro ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermişse de, istinaf mahkemesi Türk Borçlar Kanununun 217. maddesi uyarınca aracın zapt edildiği tarihteki rayiç değerinin belirlenerek davacının üçüncü kişiye ödediği bedelle uyumlu olup olmadığının araştırılması gerektiğine hükmederek kararı kaldırmış ve bozma sonrası ilk derece mahkemesi, yeniden alınan bilirkişi raporlarıyla aracın alım-satım ve zapt tarihindeki rayiç değerinin davacının ödediği 65.000 Euroya denk geldiğini tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 05.04.2012 tarihinde davalı şirketten ... marka aracı satın aldığını ve 65.000 Euro ödeme yaptığını, daha sonra bu aracı dava dışı ...'e sattığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/... hazırlık sayılı dosyasında yürütülen soruşturma neticesinde, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/... D.iş sayılı kararı ile araç üzerine el koyma kararı verildiğini ve aracın 09.12.2015 tarihinde ... Emniyetinin otoparkına çekildiğini ve ... Gümrük Müdürlüğüne teslim edildiğini, müvekkilinin aracını satmış olduğu kişi olan ...'in aracın savcılık tarafından parka çekilmesi üzerine müvekkilinden aracın bedelini istediğini ve müvekkilinin de dava dışı ...'e 28.12.2015 tarihinde 65.000 Euro ödeme yaptığını, sattığı araca el konulması nedeniyle müvekkilinin mülkiyet hakkı ve mülkiyetin korunması hakkının zedelendiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin aracı satın aldığı bedel olan 65.000 Euro'nun (213.947,00 TL)'nin ödeme tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacı tarafın kendisinin ve aracı sattığı dava dışı kişinin tamamen trafik kayıtlarına güvenerek bu aracı satın aldıklarını beyan ettiklerini, müvekkil şirketin de aynı şekilde trafik kayıtlarına güvenerek bu aracı dava dışı ...'ten satın aldığını, davacı tarafın müvekkili şirketten 65.000 Euro talep etmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı ...'e aracın 103.324,50 TL'ye satıldığını, aynı gün aracın 07.05.2012 tarihli ve ... nolu faturasının yine davacıya kesildiğini, müvekkil şirket ile davacı arasındaki ilişkinin de haksız fiilden kaynaklandığı, alacağın muaccel olduğu gibi iddiaları da kabul etmediklerini, taraflar arasında bir sorumluluk var ise bunun sözleşmeden kaynaklı bir sorumluluk olduğunu, faiz talebi olacak ise dava öncesinde temerrüt gerçekleşmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini belirterek haksız açılan davanın reddine, davanın dava dışı ...'e ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2017 tarihli kararıyla; ''..Satılan araç zapt edilerek elden çıkmış olduğundan TBK 217 maddesi uyarınca yasa gereği herkesin akidine rücu hakkı bulunduğu, davacı her ne kadar 65.000 Euro ödediğini ileri sürmekte ise de dosyaya sunulan ödeme dekontundan davalıya 45.000 Euro banka havalesinin yapıldığı, diğer dekontların dava dışı şahıslara ilişkin olup davalı tarafça bu ödemelerin kabul edilmediği, sunulan harici sözleşmedeki satıcının davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı, esasen davalının kabul ettiği 45.000 Euro satış bedelinin satış tarihindeki kur karşılığının noter satış senedindeki rakamla örtüştüğü, davacının satış bedelinin 65.000 Euro olduğunu ispatlayamadığı'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.000 Euro'nun 28.12.2015 ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca ... Bankasınca 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi oranında davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili süresi içinde istinaf yoluna başvurmuştur.2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli kararıyla; '' ...TBK'nın 217. maddesine göre, davacının uğradığı zararın tahsilini isteyebileceği, davacının, zararının dava dışı ...'e ödediği 65.000 EU olduğunu belirterek buna ilişkin 28.12.2015 tarihli belgeyi sunduğu, ne var ki, davalının bu belgeye itiraz ettiği, bu durumda mahkemece belge tarihi olan 28.12.2015 itibariyle dava konusu aracın rayiç değeri de belirlenmek suretiyle aracın rayiç değeri ile dava dışı ...'e ödenen miktarın uyumlu olup olmadığı araştırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken davacının davalıya ödediği bedelin 45.000 EU olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.3. İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli kararıyla; ''...BAM kararındaki gerekçeye ve yargılama sırasında yeniden aldırılan bilirkişi raporuna göre, dava konusu aracın alım satım tarihindeki değerinin Euro olarak karşılığının davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ve ödeme belgesinde belirtilen 65.000 Euroya denk geldiği, davacı tarafın da kararı istinaf etmesi ve verilen kararın istinaftan kaldırılması nedeniyle davalı açısından usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, dolayısıyla, davanın esası yönünden önceden kurulan hükümde ve delillerin takdir ve değerlendirmesinde başkaca isabetsizlik bulunmadığı, ancak incelenen dosya kapsamı, BAM kararı ve son bilirkişi raporu doğrultusunda davanın 65.000 Euro üzerinden kabulüne karar vermek gerektiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 65.000,00 Euro alacağın ödeme tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca ... Bankasınca 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli kararıyla; "...HMK'nın 186. maddesi gereğince, mahkemenin, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçerek taraflardan birinin talebi üzerine duruşmanın iki haftadan az olmamak üzere ertelenmesine karar vermesi gerekmekte olup, davalı vekili tarafından sözlü yargılama için süre talep edildiği halde sözlü yargılama ve hüküm için iki haftadan az olmamak üzere duruşmanın ertelenerek bir gün tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken açıklanan husus gözardı edilerek karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.5. İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararıyla; ''BAM kararındaki gerekçeye ve yargılama sırasında yeniden aldırılan bilirkişi raporuna göre, dava konusu aracın alım satım tarihindeki değerinin Euro olarak karşılığının davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ve ödeme belgesinde belirtilen 65.000 Euroya denk geldiği, alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hal böyle olunca; 6100 sayılı HMK.nun 190, 4721 sayılı TMK.nın 6. maaddesi gereği iddianın sabit olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulü ile 65.000 Euro alacağın ödeme tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca ... Bankasınca 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinafa başvurmuştur. IV. İSTİNAF... Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2022 tarihli kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, Dairenin 23.10.2018 tarihli kararına istinaden inceleme ve değerlendirme yapılmış bulunması, ilk derece mahkemesince daha önce verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunulurken faize ilişkin istinaf sebeplerinin ileri sürülmemesi, oluşan usuli kazanılmış hakların nazara alınmasının gerekmesi ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairece verilen 21.06.2023 tarihli ilamla; davalı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazının reddi ile davacı tarafından sunulan ve davalı tarafça kabul edilmeyen satış bedeline ilişkin olarak düzenlenen 05.04.2012 tarihli adi yazılı.... Ltd. Şti. Oto Alım Satım ve Dahili Ticaret Satış Mukavelesi isimli sözleşme altında bulunan imza ile, davalı tarafından sunulan 07.05.2012 tarihli irsaliyeli fatura üzerinde bulunan imzanın benzer nitelikte olduğu, bu durumda Mahkemece davalının kabulünde olan irsaliyeli faturanın davalının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, sözleşme altındaki imza ile fatura altındaki imzanın aynı el ürünü olup olmadığı tespit edilerek, aynı elin ürünü olduğunun tespit edilmesi durumunda davalı tarafın sözleşme altındaki imzanın yetkili temsilcisine ait olmadığına yönelik savunmasının 4721 sayılı Kanunun 2.maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanı, alınan bilirkişi raporu, dosyaya yansıyan banka ödemeleri ve taraflar arasındaki satışa ilişkin mukaveleler davalının ticari defter ve kayıtları vb. dikkate alınarak iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davacı ... tarafından davalı ... Büro Mobilyaları aleyhine açılan alacak davasının kabulü ile 65.000 Euro'nun ödeme tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek ... Bankasınca 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; Yargıtay bozma ilamının yerine getirilmediğini, sözleşme ve faturada bulunan imzalara ilişkin kesin ve kati rapor sunulamadığını, muvafakatleri bulunmayan tanık beyanına göre hareket edildiğini, mali müşavirden alınan rapor sonrası imza incelemesine ilişkin ara karardan dönüldüğünü, mahkeme kararında müvekkile yapılmayan ve müvekkilinin bilgisi olmayan bedellerden sorumlu tutulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zapta karşı tekeffül hükümlerine göre davacının ödemek zorunda kaldığı miktarın tahsili istemine ilişkindir.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ilişkin verilen karar; Dairenin 21.06.2023 tarihli ilamıyla, "...Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine göre somut olayda; her ne kadar ... Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile davacının talebinin ... ...'ya ödenen 65.000 Euro'nun iadesi olduğu şeklinde yanlış bir değerlendirme yapılmışsa da, davacının davalıdan satın aldığı ve sonrasında 3. kişiye satıp devrettiği, son maliki dava dışı ... ... olan araca el konulması üzerine, aradaki maliklerin kabulüyle ... ...'ya 65.000 Euro ödeme yaparak, zapta karşı tekeffül hükümleri gereği, aracı satın aldığı davalıya başvurduğu ve davalıdan, bizzat davalıya ödediğini iddia ettiği satış bedelinin iadesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından sunulan 05.04.2012 tarihli.... Ltd. Şti. Oto Alım Satım ve Dahili Ticaret Satış Mukavelesi başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; dava konusu 06... plakalı ... marka x5 model aracın satışına ilişkin olduğu, sözleşmede ''09.04.2012 tarihinde 20.000 Euro, 05.05.2012 tarihinde 45.000 Euro olmak üzere toplam 65.000 Euro satılmıştır. Ödeme bittiğinde aracın katti satışı verilecektir.'' denildiği, altının .... A.Ş. vekili ..., alıcı ..., Şahit ... ve şahit... tarafından imzalandığı, davalının, ...'nın yetkili temsilcisi olmadığını beyan ederek sözleşmeye itiraz ettiği ve taraflar arasında 103.324,50 TL karşılığı olmak üzere 45.000 Euro üzerinden satış yapıldığını savunduğu anlaşılmıştır.Yine davalı tarafça cevap dilekçesinde bahsedilen ve cevap dilekçesi ekinde sunulan, davalı şirket tarafından davacı ... adına düzenlenen 07.05.2012 tarihli ve 156477 sıra numaralı irsaliyeli faturanın incelenmesinde; dava konusu araca ilişkin olduğu, faturada bedelin 103.324,50 TL olduğu, fatura altının imzalı ve kapalı fatura niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan ve davalı tarafça kabul edilmeyen 05.04.2012 tarihli adi yazılı.... Ltd. Şti. Oto Alım Satım ve Dahili Ticaret Satış Mukavelesi isimli sözleşme altında bulunan imza ile, davalı tarafından sunulan 07.05.2012 tarihli irsaliyeli fatura üzerinde bulunan imzanın benzer nitelikte olduğu, bu durumda Mahkemece davalının kabulünde olan irsaliyeli faturanın davalının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, sözleşme altındaki imza ile fatura altındaki imzanın aynı el ürünü olup olmadığı tespit edilerek, aynı elin ürünü olduğunun tespit edilmesi durumunda davalı tarafın sözleşme altındaki imzanın yetkili temsilcisine ait olmadığına yönelik savunmasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde, davacının dava dışı ... ...'ya ödediği 65.000 Euro'nun iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra 05.04.2012 tarihli adi yazılı .... Şti. Oto Alım Satım ve Dahili Ticaret Satış Mukavelesi isimli sözleşme altında bulunan imza ile davalı tarafından sunulan 07.05.2012 tarihli irsaliyeli fatura üzerinde bulunan imzalı belgelerin Adli Tıp Kurumuna gönderilerek belge üzerinde bulunan davalı şirkete ithafen atılan imzaların aynı kişinin eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş fakat Adli Tıp Kurumu tarafından talep edilen bilgiler gönderilmeksizin ara karardan dönülerek, tanık beyanı ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Hemen belirtilmelidir ki vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına uymuş olan Mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Bir başka ifadeyle; Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmasıyla bozma doğrultusunda taraflar yararına usulü kazanılmış hak doğar.Bozma sonrası Mahkemece tarafların usulü müktesep hakkını ihlal edecek şekilde hüküm kurulamaz. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen uyulan bozma ilamında işaret edildiği şekilde işlem yapılmadan karar verilmiştir.Hal böyle olunca; bozma ilamında da işaret edildiği şekilde, bozma ilamında açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,2. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.