Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ihtiyati tedbir kararına itirazın incelenmesiyle marka hakkına tecavüz ve kötü niyetli tescil iddialarını ele alıyor.
Özet: Bu hukuki belge, davacının uzun yıllardır eğitim sektöründe kullandığı ve tanınmış marka niteliğinde olduğunu iddia ettiği "... ..." markasına, eski ortaklarından biri tarafından kötü niyetle ve davacının yenileme süresi dolmadan tescil ettirilen benzer nitelikteki "... ... ... kurs" markasının tecavüz ettiğini ileri sürerek hükümsüzlüğünü, tecavüzün önlenmesini, tazminat ve ihtiyati tedbir kararları alınmasını talep etmesi; davalının ise markayı davacının koruma süresi dolduktan sonra ve kendisinin de markanın gelişimine katkıda bulunması gerekçeleriyle tescil ettirdiğini savunması üzerine, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın incelenmesini konu almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/6/2026
NUMARASI : ███████ E.
İHTİYATİ TEDBİR
İSTEYEN DAVACI
VEKİLLERİ :
:
:
İHTİYATİ TEDBİRE
İTİRAZ EDEN DAVALI :
VEKİLİ :
TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/6/2026 tarih ve ███████ E. Sayılı ara kararının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... Danışmanlık ve Özel Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1994 yılından beri müvekkil şirket tarafından kullanılan "... ..." markasının uzun yıllar verilen emek ve çaba ile eğitim sektöründe ülke çapında tanınan bir marka haline geldiğini, 2023 tarihinde kurulan davalı şirketin esasen müvekkili şirket ve müvekkili şirketin ortakları tarafından kurulduğunu, ancak müvekkilinin 2 Ocak 2024 Tarih ve 10991 sayılı nüshasında ilan edildiği üzere ortaklıktan ayrıldığını, tescilli markasının ilk koruma süresi biter bitmez müvekkil şirket tarafından henüz yenileme başvurusu yapılmadan önce davalı şirketin tek paydaşı ve müdürü olan ... ...,16 yıldır müvekkil şirket tarafından ticari faaliyetlerinde kullanılan "... ..." markasının itibarından yararlanmak amacıyla ve kötü niyetli olarak "... ... ... Kurs" markasını davalı şirket adına tescil ettirdiğini, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 5/1-ç maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markaların aynı sınıfta tescilli olduğunu, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup buna bağlı hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğini, davaya konu markadaki "... ..." ibaresinin müvekkili şirketin kurucularından ve halı hazırda ortaklarından olan "... ...'in ad ve soy adından oluştuğunu dolayısı ile bu ibare üzerindeki hak sahipliğinin müvekkili şirkete ait olduğunu, marka kullanım süresi dolduktan sonra ve yenileme başvurusu yapılmadan önceki dönemde dahi "... ..." markasının müvekkili tarafından aktif olarak kullanıldığını ve davalının dava konusu markayı bu şekilde kullanmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ███████████ sayılı "... ... ... Kurs" markasının hükümsüzlüğüne, mümkün değil ise anılan markadan "... ..." ifadesinin çıkartılmasına, davalının markayı kullanmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, davalının "... ..." ibaresini içeren her türlü sesli, görüntülü basılı ve elektronik materyaller ile reklam, afiş, ambalaj ve bu ibareyi içeren sosyal medya hesapları, internet siteleri ile internet tabanlı mecralar ve her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, hükmün ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına ve davalının sayılan eylemleri nedeniyle 5.000.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca oluşan zararın telafisinin mümkün olmaması ve müvekkilinin haklarının acilen ve etkinlikle korunması amacıyla "... ..." markasının davalı tarafından izinsiz kullanımının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkiline ait markayla aynı özellikleri taşıyan marka ambleminin ticari maksatla kullanımının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, davalıya ait "https://..." adresli web sitesi ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına ve mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket yetkilisi ... ... davacı şirketin ██████████ sayılı marka tescilinin gerçekleştirildiği tarihte davacı şirkette yönetici konumunda olduğunu, yaklaşık on yıllık süreçte söz konusu markanın büyümesi ve ticari değer kazanmasına önemli katkılarda bulunduğunu, ancak sonrasında aralarında ortaya çıkan şahsi nitelikte ve hukuki olmayan ihtilaflar nedeniyle müvekkil şirketten ayrıldığını, markanın önceki hak sahibi olan davacı şirket adına 10 yıllık koruma süresinin █████/2010 tarihinde başlamış olup, bu sürenin █████/2020 tarihinde sona erdiğini, müvekkili tarafından █████/2023 tarihinde yapılan başvuru üzerine, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ███████████ başvuru numarası ile 41. sınıfta yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri kapsamında "... ... ... KURS" ibareli markanın tescil edildiğini, davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiğini ve müvekkilinin markasını usulüne uygun olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemişir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, sunulan belge ve bilgilerden davacının markasını ticari hayatın içinde 2020 yılına kadar tescilli ve sonrasında tescilsiz olarak 41. sınıftaki "eğitim ve öğretim hizmetleri" sınıfında kullandığı ve bu kullanım sonucunda markaya belli oranda bir ayırt edicilik kazandırdığı, davalının ███████████ sayılı tescilli markasındaki "... ..." ibaresinin asli unsur veya asli unsurlardan biri olarak kullanımının davacının tescilsiz kullanımı ile yüksek oranda benzerlik benzerlik göstermesi nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı şirketin "https://.../URL" adresli web sitesindeki kullanımların davacının markası ile bir bağ kurulmaya çalışıldığından ihtiyati tedbirin kabulü için yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin 500.000,00.-TL kayıtsız şartsız paraya çevrilebilir banka teminat mektubu mukabilinde kabulü ile, davalı şirketin ... ... ibaresini içeren her türlü sesli, görüntülü ve basılı her türlü elektronik metaryaller ile her türlü reklam, afiş, ambalaj ve bu ibareyi içeren sosyal medya hesapları, internet siteleri ile internet tabanlı mecralar ile her türlü araç gereçlerde kullanılmasının durdurulmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın soyut ve mensetten yoksun iddiaları esas alınarak, müvekkilinin dosyaya sunduğu cevap ve diğer beyanları tartışılmadan tedbir kararı verilmesinin "Hukuki Dinlenilme Hakkı" ile "... ..." ilkelerinin açık ve ağır bir ihlali olduğunu, dosya kapsamında alınan kök bilirkişi raporu müvekkili lehine iken, müteakiben alınan ek bilirkişi raporu ile olan çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin davaya konu markasının TÜRKPATENT nezdinde usulüne uygun olarak tescilli olup müvekkilinin tescilden doğan haklarının koruma altında olduğunu, davacının kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkilinin markasında davaya konu ibarelerin yanı sıra markaya yüksek derecede özgünlük katan "..." gibi asli, baskın ve tamamlayıcı unsurların bulunduğunu, tesis edilen ihtiyati tedbir kararının amacını aşan, ölçülülük ilkesine aykırı ve telafisi imkansız derecede ağır sonuçlar doğuran bir mahiyete olduğunu, uygulanan tedbir kararının geçici bir hukuki koruma olmaktan çıkarak müvekkili şirketin anayasal güvence altında olan çalışma ve teşebbüs hürriyetini derinden sarsan, ticari itibarını telafi edilemez şekilde zedeleyen bir "cezalandırma hükmüne" dönüştüğünü, bu karardan kurum bünyesinde eğitim gören binlerce öğrenci, bu öğrencilerin velileri ve kurumda istihdam edilen onlarca öğretmen ile idari personelin olumsuz etkileneceğini, ilk derece mahkemesi tarafından tesis edilen ihtiyati tedbir ara kararına karşı istinaf kanun yolu söz konusu olduğundan haksız tedbirin icrasının teminat mukabilinde durdurulması yönündeki talebin ilk derece mahkemesine sunma imkanın bulunmadığını, dolayısı ile hukuka aykırı şekilde tesis edilen ve eğitim sektöründeki faaliyetleri durma noktasına getiren bu kararın istinaf incelemesi sonuna kadar icra edilmesini müvekkil şirket nezdinde telafisi imkansız zararlara neden olacağından ihtiyati tedbir kararının icrası için takdir edilen 500.000,00 TL tutarındaki teminat bedelinin, somut olayın özellikleri, müvekkil şirketin ticari hacmi ve ihtiyati tedbirin haksız çıkması durumunda doğacak muhtemel zarar ile kıyaslandığında hakkaniyetten bütünüyle uzak olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbire son verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin gerektiği, somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu ile tarafların hak ve menfaat dengeleri gözetildiğinde, bu aşamada yaklaşık ispatın sağlandığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve takdir edilen teminat miktarının yerinde bulunduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan (732,00-TLx2) 1.464,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 732,00-TL'nin ihtiyati tedbire itiraz eden davalıya iadesine,
3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!