Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, iş sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık nedeniyle açılan tazminat davasında ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, eski çalışanının iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ederek rakip firmada işe başlaması nedeniyle uğradığı ticari zararın tazminini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise, davalı eski çalışanın tacir sıfatının bulunmaması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili mutlak ticari dava niteliğinde olmaması gerekçesiyle, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna hükmederek davayı usulden reddetmiş, davacı taraf ise bu karara istinaf yoluna başvurarak itiraz etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: █████████ - █████████ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN :ÜYE :ÜYE : KATİP :İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2025 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının █████/2024 tarihinde müvekkili şirkette Otomotiv Yedek Parça Danışmanı olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığını, █████/2025 tarihinde istifa etmek suretiyle haksız bir şekilde iş sözleşmesini sona erdirdiğini, davalının hemen akabinde müvekkili şirketin uzun yıllarca bayiliğini yapmış olduğu "..." markasının, müvekkili şirketten sonra bayiliğini almış olan dava dışı şirket bünyesinde işe başladığını, davalının bu davranışının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi aynı zamanda taraflar arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesi’nde (“İş Sözleşmesi”) yer alan Rekabet Etmeme Yükümlülüğü'ne aykırı bulunduğunu, davalı işçinin müvekkil şirketin müşteri portföyüne, ticari bilgilerine, fiyat politikaları ve sözleşme metinlerine vakıf olması nedeniyle müvekkili şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve iş stratejilerinin ciddi risk altında olduğunu, davalının rakip firmada çalışmaya başlamasıyla müvekkil şirkete ait söz konusu bilgileri kullanmasının kaçınılmaz hale geldiğini ileri sürerek, davalının, davacı şirketle arasındaki iş akdinde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeni ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutarak, şimdilik 1.000 TL’sinin davalıdan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya tebligat yapılmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Yenimahalle Vergi Dairesi Müdürlüğünün █████/2025 tarihli yazı cevabına göre, davalı Volkan Yıldırım'ın işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2. sınıf tüccar (esnaf) olduğu, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davaların asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanacağı, diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisi olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca; değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisi yönünden ticari işletmesiyle ilgili olmasının ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanununda veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenlemenin olasına bağlı bulunduğu, diğer taraftan “ticari iş” ve “ticari davanın” birbirinden farklı kavramlar olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, somut olayda da davanın konusu itibariyle mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp, davalının da tacir sıfatının bulunmadığı, eldeki davada uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğundan da söz edilemeyecek olup, açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; eldeki davada asliye hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115. maddesi gereğince dava şartı doksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, huzurdaki davanın müvekkil şirkete karşı rekabet etmeme yükümü altında olan ve davalı eski çalışanın, bu yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini talepli olduğunu, davalının taraflar arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesi’nde (“İş Sözleşmesi”) yer alan Rekabet Etmeme Yükümlülüğü'ne aykırı olarak müvekkili şirketin daha önce bayiliğini yapmış olduğu markanın yetkili bayisi olan dava dışı şirkette çalışmaya başlaması ile müvekkil şirketin müşteri portföyünün, ticari bilgilerinin, fiyat politikalarının, ticari sırlarının ve iş stratejilerinin ciddi risk altında bulunduğunu, hal böyle iken ilk derece mahkemesi tarafından davalının tacir olmadığına dayanılarak mahkemenin görevsizliğine karar verildiğini, dava dilekçesinin ekinde, █████/2025 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2023/1 Esas ve 2025/3 Karar sayılı kararının yer almasına, ilgili kararda açıkça huzurdaki davada öne sürdükleri taleplere ilişkin olarak asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun söylenmesine rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından dava dilekçesi ve ekleri okunmadan hatalı ve hukuka aykırı şekilde karar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1- Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Madde metninde açıkça “…akdin sona ermesinden sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere, TBK’nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi sona erdikten sonra hüküm doğurur ve hizmet akdi sona erdikten sonra yapılmaması gereken davranışlara ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister yasayla düzenlensin, iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve ███████-781 Esas, ████████ Karar, █████/2016 tarih ve ███████-866 Esas ████████ Karar sayılı ilamları). TBK’nın 444-447. maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin, TTK’nın 4/1–c maddesinin açık hükmü gereğince, aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 11. H.D.'nin bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik 03.12.2021 tarih ve █████████ E.- █████████ K. sayılı kararı bu yönde olduğu gibi, dava dilekçesinin ekinde sunulan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarih ve 2023/1 E.- 2025/3 K. sayılı kararında, Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması gerektiğine hükmedilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı tarafça, dosya kapsamında yer alan bilgilerden davacının işçisi olduğu olduğu anlaşılan davalının, taraflar arasındaki hizmet akdinin sona erdikten sonraki dönemdeki eylemlerinin dava konusu edildiği, buna dayalı olarak açılacak davanın da niteliği itibariyle yukarıda bahsi geçen TBK'nın 444. maddesi kapsamına girdiği, bu kapsamdaki davaların 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmış olup, bu tür davaların ticaret mahkemelerinde incelenip karara bağlanması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince işin esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından, Dairemizce HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2- Kabul şekli bakımından da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ilk derece mahkemesince 25.12.2025 tarihinde, başkaca hiçbir işlem yapılmadan, dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, davanın görev yönünden reddine karar verildiği, ancak bu kararın verildiği tarihe kadar, dava dilekçesinin henüz davalıya tebliğ edilmediği, diğer bir deyişle dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Oysa basit yargılama usulüne tabi olan davalarda, HMK 317/3. maddesi uyarınca cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemeyecek ise de HMK'nın 317/1. maddesi uyarınca dava ve cevap dilekçelerinin karşılıklı olarak verilmesi gereklidir. Bundan sonra, şartları mevcut olduğu takdirde, HMK 322. maddesi yollamasıyla HMK 114. maddesindeki dava şartları ve HMK 116. maddesindeki ilk itirazlar yönünden HMK 138. maddesine göre dosya üzerinden karar verilmesi, aksi halde HMK 320. maddesi uyarınca ön inceleme yapılmasına karar verilmesi gerekir. Diğer bir deyişle davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve dava ve cevap dilekçelerinin teatisi aşaması tamamlanmadan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 1. H.D.'nin 10.09.2018 tarih ve ██████████ E.- ██████████ K. sayılı ilamında belirtildiği gibi "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar sırası ile; dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır. ... Tüm bu hususlar dikkate alındığında, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenmesi; bu konularda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer öninceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların öninceleme duruşmasına davet edilmesi, 6100 sayılı HMK 137 ve 140 maddelerine göre öninceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra, tahkikat duruşmasına geçilmesi gerekmektedir." Yine aynı husus Yargıtay 8. H.D.'nin 26.12.2017 tarih ve ██████████ E.- ██████████ K. sayılı ilamında "Dava şartı yönünden dosya üzerinden inceleme yapılarak HMK`nın 138/1. maddesi gereğince karar verilebilirse de, bunun için de dilekçeler değişimi aşamasının (HMK m.126-136) tamamlanması gereklidir (HMK m. 137)." şeklinde belirtilmiştir. Aynı kabulün gerekçeleri Yargıtay 13. H.D.'nin 08.06.2017 tarih ve ████████ E.- █████████ K. sayılı ilamında ayrıntılı bir şekilde şöyle açıklanmıştır: "Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği (HMK. m. 122), cevap süresinin beklenmesi (HMK m.127), cevap verilmesi halinde davacıya tebliği (HMK m. 126), davacının cevaba cevap verme süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m.136/1), davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m. 136/1) zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 137/1. maddesinde, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüştür. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanundan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut da değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, ileriye dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ötelemiştir. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesinde iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini zorunlu kılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nin 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğe çıkartılmış ise de davalının cevap süresi beklenmeksizin dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK'nin 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmekle birlikte cevap süresi dolmadan görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." Bu durum karşısında mahkemece, somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olarak, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, dilekçe teati aşaması tamamlanmadan, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 3- Yine kabul şekli bakımından görev kuralları bir davaya o yerdeki hukuk mahkemelerinden hangisinin bakacağını, yetki kuralları ise bu davaya hangi yerdeki görevli hukuk mahkemesi tarafından bakılacağını belirler. Bir davada görev ve yetki hususu birleştiği takdirde, göreve ilişkin usul hükümlerinin yetkiye ilişkin usul hükümlerinden önce ele alınıp, koşulları varsa önce görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Çünkü yetkisizliğe ilişkin ilk itirazı halledecek mahkeme de görevli olan mahkemedir. Yani hukuk yargılamasında yetkili mahkemeyi, görevli mahkeme tayin eder. Bu nedenle mahkemenin hem görevli hem de yetkili olmadığını kabul etmesi halinde, öncelikle görevsizlik kararı vermesi gerekir. Nitekim HMK.'nın 114/c maddesinde, mahkemenin görevli olması dava şartlarından sayıldıktan, 116/1-a maddesinde de yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu belirtildikten sonra, aynı Yasa'nın 117/2. maddesinde, ilk itirazların dava şartlarından sonra inceleneceği bildirilmiştir. O halde mahkemece, davada görevli olmadığı kabul edildikten sonra, yetki hususunun görevli mahkemece değerlendirileceği dikkate alınıp, sadece görevsizlik kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yetkisizliği de kapsar şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 6-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.