Çalıntı aracın sahte vekaletle satışı sonucu uğranılan zararlar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında noter ve sigorta şirketinin sorumluluğunun temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, ulusal gazeteden satın aldıkları aracın çalıntı çıkması üzerine uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmini için aracı maliki, satış işlemini yapan noter ve noterin sigorta şirketine karşı dava açmış; yerel mahkeme, noterin özen yükümlülüğünü eksik yerine getirmesi sebebiyle kusursuz sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde maddi zarardan sorumlu olduğunu, ancak araç malikinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, maddi tazminatın kısmen kabulüne ve manevi tazminat talebinin reddine hükmetmiş, bu karar davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., 2025/... K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; davacılardan ...'in ulusal bir gazetede satılık ilanını görerek davalılardan ... adına kayıtlı aracı satın almak için bağlantı kurduğunu, araç maliki adına düzenlenmiş vekaletnameye istinaden dava dışı ... tarafından aracın satış sözleşmesi ile davacılardan ...'in oğlu olan davacı ... adına yapılarak tescil edildiğini, aracın toplam 22.250,00 TL bedelle satın alındığını, ayrıca pek çok masraf yapıldığını, trafik polisleri tarafından aracın çalıntı olduğu gerekçesiyle ellerinden alındığını, davacılara atfedilebilecek bir kusur ve ihmalin bulunmadığını, ayrıca manevi zarara da uğradıklarını, davalıların uğranılan zarardan müştereken sorumlu bulunduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yalnızca poliçe limitinden ve maddi tazminattan sorumlu olmak üzere) davalı ... şirketinden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 12.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, bozma ilamından sonra birleştirilen ███████ Esas sayılı dosyasında ise; davalılar noter ve sigorta şirketinden bakiye 19.087,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili; müvekkilinin noterlik görevini yerine getirdiğini, yasa ve usul kuralları çerçevesinde gerekli özeni gösterdiğini, davacıya araç satışından kaynaklanan zararın müvekkilinin yaptığı işlem ile illiyet bağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2. Davalı ... vekili; müvekkilinin aracı kiraladığını, sahte vekalet kullanılması ve aracın bilgisi dışında suç teşkil edecek eylemle satışında kusurunun bulunmadığını, mağdur olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.3. Davalı ... vekili; noterin sorumluluğu bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davalı Noterin olayda üzerine düşen tüm inceleme, denetleme ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, üçüncü şahsın ağır kusuru ile iğfal kabiliyetine haiz sahte belgelerle illiyet bağının kesildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. MAHKEME KARARI1. Mahkemenin 07.05.2015 tarihli kararıyla; bilirkişi görüşünün aksine davalı Noterin özen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğu düşüncesiyle, davacıların bakiye tazminat talep haklarının saklı tutulması ve ileride bakiye talep edildiğinde zarardan indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi koşulu ile taleple bağlı kalınarak, maddi tazminatın aynen kabulüne karar vermek gerektiği, davacılar manevi tazminat talep etmişler ise de sırf aracın ellerinden alınmasının manevi tazminatı gerektirmeyeceği, davalı ...'nin sahte vekaletname ve nüfus cüzdanı düzenlenmesi ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı ve kendisinin de bu olay sebebi ile zarara uğradığı anlaşıldığından aleyhine açılan davanın reddinin gerektiği, davalı ... Şirketinin, Noterlerin hukuki mali sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı Noteri de teminat altına aldığı ve tazminatın teminat kapsamında kaldığı anlaşılmakla, poliçedeki limit doğrultusunda maddi zarardan sorumluluğu bulunduğu, davalı ... vekili, davacılardan ...'in aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunmuş ise de aracın bu kişinin elinde iken el konulması, yine ...'in ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüpheli sıfatı ile soruşturulması, aracın bir kısım bedelini yetkilisi olduğu şirket kanalı ile ödemesi ve aracın kasko sigorta bedeli ile trafik sigorta bedelini de kredi kartı ile ödediğinin belgelenmesi karşısında zarara uğradığı ve talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle; davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte her iki davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye talep hakkının saklı tutulmasına, davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.06.2018 tarihli ilamıyla; (1) numaralı bentle; davacıların ve davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra (12) numaralı bentle; davalılar ... ve ... lehine reddedilen manevi tazminat istemi yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği; (3) numaralı bentle; somut olayda davalı ...’nin nüfus cüzdan suretinden hazırlanan ve başka bir kişinin resmi yapıştırılan sahte nüfus cüzdanı ile işlem yapıldığı, vekaletname düzenlenmesi için yapılan müracatta kimlik fotokopisi değil, sahte olarak hazırlanmış nüfus cüzdanının kullanıldığı, dosyaya kazandırılan 18.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda da notere sunulan nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin olduğu, dolayısıyla olaydaki zararın doğmasında noterin sorumluluğunun olmadığının belirtildiği, Noterin sorumluluğuna gidilecek böyle bir yorumun yapılabilmesi için farkın belirgin olması gerektiği, somut olayda böyle bir durum olmadığına, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda da iğfal kabiliyetinden bahsedilmesi karşısında artık noterin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.3. Mahkemenin 26.10.2021 tarihli kararıyla; Mahkemece, iş yoğunluğu nedeniyle hüküm kurulurken hata edildiği, karar yazım aşamasında farkedilen hatanın tashihi veya tavzihinin mümkün olmadığı belirtilerek, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...den alınarak davacılara verilmesine, bakiye hakkının saklı tutulmasına, davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; karar, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.4. Dairenin 09.05.2022 tarihli ilamıyla; Mahkemece, kısa kararda davalılardan ... ve Sigorta Şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, sonradan yazılan gerekçede; sahte nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin olduğu, bu nedenle de Noterin sorumluluğun bulunmadığı kanaatine ulaşılarak bozma ilamına uyulmuş ise de; davalı Noterin sigorta şirketi olan ...nin bozmadan önceki kararını temyiz etmemesi hususunun yanılgıya neden olduğu ve bozma ilamına uyulmasına rağmen davalı ... ile birlikte noter ... aleyhine de tazminat hükmü kurulduğu, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat talebi bakımından hüküm kurulmadığı (bu davalının vekili lehine/aleyhine de vekalet ücretine dair hüküm kurulmayarak), iş yoğunluğu nedeniyle hüküm kurulurken hata edildiği gerekçesine yer verilerek, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.5. Mahkemenin 23.02.2023 tarihli kararıyla; davanın reddine dair verilen kararın, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.11.2024 tarihli ilamıyla; davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "...Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Temyizen incelenen kararın; bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacak olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığı 6100 sayılı Kanun'un 57/1 maddesinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında birden fazla kişi bir araya gelerek dava açabilir veya aynı davada birden fazla kişi davalı olarak gösterilebilir. Yani burada ki dava arkadaşlığında arkadaş sayısı kadar dava vardır. Fakat bu davaların birlikte görülmesi gerektiğinden yargılama tek dosya üzerinden yürütülür. İhtiyari dava arkadaşlarından her biri hükmü yalnız başına temyiz edebilir. Süresinde temyiz yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında hüküm kesinleşir. Diğer dava arkadaşlarının istinaf veya temyiz yoluna başvurmasının sonucundan, istinaf veya temyiz yoluna başvurmamış bu nedenle haklarında hüküm kesinleşmiş olan ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz. Temyizde kararın bozulması da bu yola başvurmayan tarafa bir hak tanımaz. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin 07.05.2015 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile, davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte her iki davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, karara karşı davacılar vekili ile davalılardan ... vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır. Bu durumda Mahkemece; davalı ... A.Ş. yönünden verilen maddi tazminatın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmiş olduğu gözetilmeden, davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.6. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve numarası belirtilen kararıyla; asıl davada davalı ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddinin kesinleşmiş olduğu görüldüğünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...Ş. hakkında 10.000,00TL'lik maddi tazminatın 13.05.2021 tarihinden yasal faizi ile tahsiline ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddinin kesinleşmiş olduğu görüldüğünden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen ███████ E. sayılı davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; birleşen davanın süresinde açılmasına rağmen red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacıların noterde düzenlenen araç satış sözleşmesiyle aldıkları aracın, ellerinden çıkmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına, bozma ilamına uyulmakla kesinleşen hususlar hakkında yeniden yargılama ve temyiz incelemesi yapılamamasına, birleşen dava hakkında verilen red kararının kesinleşen asıl dava dosyası hüküm ve gerekçesine uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye karar temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.