Danıştayın örtülü kazanç dağıtımı yoluyla hesaplanan faiz gelirine dayalı stopaj vergisi ve vergi ziyaı cezasının, şirketin dönem zararı nedeniyle dağıtılabilecek kar payı bulunmadığından hukuka aykırı bulunarak kaldırılmasına dair kararı.
Özet: Davacı şirkete, ilişkili kişilere bedelsiz nakit kullandırarak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yaptığı ve bu kazancın kar payı olarak değerlendirilmesi gerektiği iddiasıyla uygulanan gelir (stopaj) vergisi ile vergi ziyaı cezasının kaldırılması talepli davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, şirket hakkında tespit edilen matrah farkına rağmen ilgili hesap döneminde zararda olması nedeniyle dağıtılabilecek bir kar payı bulunmadığı, dolayısıyla kar payı üzerinden tevkifat yapılmadığı gerekçesiyle uygulanan cezalı gelir (stopaj) vergisi tarhiyatının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİRE Esas No : █████████ Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Orman Ürünleri Hayvancılık Mahrukat Nakl. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı şirket adına, ilişkili kişilere bedelsiz olarak kullandırdığı nakitler üzerinden hesaplanan faiz gelirini 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi gereği hesap döneminin son günü itibariyle kâr payı olarak ortaklarına dağıttığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2017/Aralık dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kâr payı esasına dayanan vergi tevkifatının, genel kural olarak kurum kazancının dağıtılması esasına bağlandığı, örtülü kazanç dağıtımının ise, kurumlar vergisi mükellefi olan bir şirketin vergilendirilmemiş kazancının yasal kazanç dağıtımı ya da sermayenin geri ödenmesi söz konusu olmadan ortaklara veya ortakların yakınlarına aktarılmasıyla gerçekleştiği, örtülü kazanç dağıtımına ilişkin yasal düzenlemelerin amacının kuruma ait kazancın tamamen ya da kısmen vergiye tabi tutulmaksızın kurum dışına çıkarılmasını önlemek olduğu, örtülü kazanç dağıtımından söz edilebilmek için de doğrudan ya da dolaylı bir ortaklık ilişkisinin ve menfaat aktarımının ortaya konulması gerektiği, diğer bir ifadeyle, vergiyi doğuran olayın gerçekleşebilmesi, söz konusu bu iki şartın kümülatif olarak somut olayda vuku bulmasına bağlı olduğu; somut olayda, amacı, kuruma ait kazancın tamamen ya da kısmen vergiye tabi tutulmaksızın kurum dışına çıkarılmasını önlemek olan örtülü kazanç dağıtımına ilişkin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan şartların gerçekleştiği ve tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazancın, gelir ve kurumlar vergisi kanunlarının uygulamasında, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesindeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı sayılacağı düzenlemesinden hareketle dava konusu cezalı gelir (stopaj) vergisi tarhiyatının yapıldığı; davacı hakkında 2017 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden tanzim edilen vergi inceleme raporunda, davacının ortağına 'Ortaklardan Alacaklar' hesabı vasıtasıyla karşılıksız olarak kullandırdığı para sonucunda transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıttığı kazanç tutarının 996.015,84-TL olarak belirlendiği, hesaplanan bu tutarın matrah farkı olarak davacının 2017 hesap dönemi kurum matrahına ilave edilmesi gerektiğinin tespit edildiği, matrah farkının ticari bilanço zararı hanesine ilave edilmesi ve davacı hakkında 2016 yılı kurumlar vergisine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporu ile 2016 hesap döneminden 2017 hesap dönemine devreden kurum zararının -1.336.608,65-TL olarak belirlenmesi hususlarının dikkate alınması suretiyle kurumlar vergisi beyanının yeniden düzenlendiği, 2017 hesap döneminden 2018 hesap dönemine devreden geçmiş yıl zararının -394.891,29-TL olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerine yer verildiği; bu durumda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 'Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı' başlıklı 13/6. maddesinde, örtülü olarak dağıtılan kazancın Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulamasında dağıtılmış kâr payı sayılacağı belirtilerek, Gelir Vergisi Kanununun vergi tevkifatına ilişkin hükümlerine atıf yapıldığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 'Vergi Tevkifatı' başlıklı 94/6. maddesinin (b) bendinin (i) alt bendinde dağıtılan kâr payı üzerinden tevkifat yapılacağı düzenlemesinin öngörüldüğü, uyuşmazlıkta davacı şirket hakkında inceleme dönemine ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden tanzim edilen vergi inceleme raporunda, davacı kurumun tespit edilen matrah farkına (faiz geliri) rağmen ilgili hesap döneminde zararda olduğu, dolayısıyla dağıtılabilecek bir kâr payı bulunmayan davacı şirketin, dağıttığı sayılan kâr payı üzerinden tevkifat yapmadığından bahisle tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı şirket adına düzenlenen vergi inceleme raporlarındaki tespitler doğrultusunda yapılan tarhiyatta usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY:Davacı şirket adına, ilişkili kişilere bedelsiz olarak kullandırdığı nakitler üzerinden hesaplanan faiz gelirini 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi gereği hesap döneminin son günü itibariyle kâr payı olarak ortaklarına dağıttığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2017/Aralık dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.İLGİLİ MEVZUAT:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelerin gerçek mahiyetinin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması hâlinde, ispat külfetinin, bunu iddia eden tarafa ait olduğu ifade edilmiştir.Aynı Kanun’un 30. maddesinin 1. fıkrasında re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt, belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hâllerde, takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi inceleme yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, 134. maddesinde de vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlenmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun; 6/1.maddesinde, "kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.", 6/2.maddesinin 1.cümlesinde "Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır.", 13/1. maddesinde, "Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.", 13/2. maddesinin 1. cümlesinde, "İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır." 13/3. maddesinde; "Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.",13/6. maddesinde ise; "Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır." kurallarına yer verilmiştir.█████/2007 tarih ve 26704 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliği'nde, "Örtülü kazanç dağıtılan kişinin dar mükellef kurum, gerçek kişi, vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf herhangi bir kişi olması durumunda, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç tutarı, örtülü kazanç dağıtılan nezdinde, 13 üncü maddede belirtilen şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı olarak kabul edilecektir. Bu şekilde dağıtılmış kar payı net kar payı olarak kabul edilecek ve brüte tamamlanması sonucu bulunan tutar üzerinden vergi kesintisine tabi tutulacaktır." şeklinde açıklamaya yer verilmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinde; sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olduğu belirtildikten sonra kaynağı ne olursa olsun maddenin devamında yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılmıştır. Aynı Kanunun 94. maddesinin 1. fıkrasında; kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddenin devamında sayılan bentlerde belirtilen ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları, aynı maddenin 1. fıkrasının 6. bendinin b-(i) alt bendinde; Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Transfer fiyatlandırması, kurumlar ile ilişkili oldukları kişiler arasındaki, mal veya hizmet alım satımında uygulanan parasal değeri, örtülü kazanç dağıtımı ise, şirketlerin kazancının, vergilendirilmeden kurum dışına aktarılmasını ifade etmektedir. Şirket kazancının vergilendirildikten sonra, ortaklara kar dağıtımı yapılması yerine, elde edilen kazancın çeşitli yollarla kurumlar vergisi dışında bırakılıp, ortaklar lehine aktarılması halinde örtülü kazanç doğmaktadır. Örtülü kazanç dağıtımına ilişkin yukarıda yer verilen yasal düzenleme, aynı zamanda bir "vergi güvenlik müessesi" olup, amacı, kuruma ait kazancın tamamen ya da kısmen vergiye tabi tutulmaksızın kurum dışına çıkarılmasını, diğer bir deyişle vergi matrahının aşındırılmasını önlemektir. Örtülü kazanç dağıtımından söz edilebilmesi için ise, bir işletme tarafından bir mal veya hizmet alım ya da satımının yapılmış olması, bu alım ya da satımın Kurumlar Vergisi Kanunu'nda tanımı yapılan ilişkili kişilerle yapılmış olması ve mal veya hizmet alım ya da satımında “emsallere uygunluk ilkesine” aykırı bedel veya fiyat tespit edilmiş olması gerekmektedir. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket adına, 131-Ortaklardan Alacaklar hesabında bulunan yüksek tutardaki paranın çeşitli finansal araçlar yoluyla değerlendirmek yerine bedelsiz olarak ortağa kullandırıldığı, kurum kaynağını ortağa kullandırılıp faiz hesaplaması yapılmadığı, beyanlarına faiz geliri olarak aktarılmadığı, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan hükümler uyarınca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğu, örtülü olarak dağıtılan bu kazancın dağıtılmış kar payı sayılacağı, ancak mükellefin 2017/Aralık dönemi muhtasar beyannamesinde Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b-i maddesine göre beyan edilmiş bir tevkifatı bulunmadığından bahisle dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi tarhiyatı yapılması üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bölge İdare Mahkemesince; Vergi Mahkemesinin, davacı hakkında 2017 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden tanzim edilen vergi inceleme raporunda, davacının ortağına 'Ortaklardan Alacaklar' hesabı vasıtasıyla karşılıksız olarak kullandırdığı para sonucunda transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıttığı kazanç tutarının 996.015,84-TL olarak belirlendiği, hesaplanan bu tutarın matrah farkı olarak davacının 2017 hesap dönemi kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesi gerektiğinin tespit edildiği, matrah farkının ticari bilanço zararı hanesine ilave edilmesi ve davacı hakkında 2016 yılı kurumlar vergisine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporu ile 2016 hesap döneminden 2017 hesap dönemine devreden kurum zararının -1.336.608,65-TL olarak belirlenmesi hususlarının dikkate alınması suretiyle kurumlar vergisi beyanının yeniden düzenlendiği, 2017 hesap döneminden 2018 hesap dönemine devreden geçmiş yıl zararının -394.891,29-TL olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerine yer verildiği, bu durumda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 'Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı' başlıklı 13/6. maddesinde, örtülü olarak dağıtılan kazancın Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulamasında dağıtılmış kâr payı sayılacağı belirtilerek, Gelir Vergisi Kanununun vergi tevkifatına ilişkin hükümlerine atıf yapıldığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 'Vergi Tevkifatı' başlıklı 94/6. maddesinin (b) bendinin (i) alt bendinde dağıtılan kâr payı üzerinden tevkifat yapılacağı düzenlemesinin öngörüldüğü, uyuşmazlıkta davacı şirket hakkında inceleme dönemine ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden tanzim edilen vergi inceleme raporunda, davacı kurumun tespit edilen matrah farkına (faiz geliri) rağmen ilgili hesap döneminde zararda olduğu, dolayısıyla dağıtılabilecek bir kâr payı bulunmayan davacı şirketin, dağıttığı sayılan kâr payı üzerinden tevkifat yapmadığından bahisle tarh edilen dava konusu cezalı gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü yolunda verilen kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu reddedilmiştir.Olayda, davacı şirketin 131-Ortaklardan Alacaklar hesabında bulunan yüksek tutardaki paralar için faiz, komisyon veya herhangi bir sair değer hesaplamadığı ve kurumun beyanlarına faiz geliri olarak aktarmadığı, kaldı ki 'Ortaklardan Alacaklar' hesabında yer alan bakiyelerin neden yüksek olduğu, söz konusu bakiye tutarlar için ilgili tarihlerde faiz geliri hesaplanıp hesaplanmadığı ve 2016 hesap döneminde banka kredisi kullanılıp kullanılmadığı hususlarının sorulması üzerine davacı şirket temsilcisi tarafından; "Ortaklardan Alacaklar hesabındaki bakiye, orman ürünleri ticareti faaliyetinde bulunduğumuzdan sektör gereği tahmil, tahliye vesaire giderlerin belgelendirilememesinden kaynaklanmaktadır. 2017 hesap dönemi için Ortaklardan Alacaklar hesabı bakiye tutarları ile ilgili faiz tahakkuk ettirilmemiş ve herhangi bir fatura düzenlenmemiştir. 2017 yılında herhangi bir kredi kullanılmamıştır." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmekle, ortaklar alacaklar hesabı kullanılarak uzun süre faiz almadan ortaklarına borç para veren şirketin örtülü kazanç dağıtımında bulunduğunun kabulü ve örtülü olarak dağıtılan kazancın da 5520 sayılı Kanun'un 13/6. maddesindeki düzenleme uyarınca Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, söz konusu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılması gerekmektedir.Öte yandan, Vergi Mahkemesince, uyuşmazlıkta davacı şirket hakkında inceleme dönemine ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden tanzim edilen vergi inceleme raporunda, davacı kurumun tespit edilen matrah farkına (faiz geliri) rağmen ilgili hesap döneminde zararda olduğu, dolayısıyla dağıtılabilecek bir kâr payı bulunmayan davacı şirketin, dağıttığı sayılan kâr payı üzerinden tevkifat yapmadığından bahisle tarh edilen dava konusu cezalı gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle cezalı tarhiyat kaldırılmışsa da; 5520 sayılı Kanun'un 13/6. maddesinde, tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazancın, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, söz konusu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılacağının düzenlendiği, düzenlemede, mükelleflerin zarar etmemeleri, kâr etmiş olmaları veya benzeri bir şarta yer verilmeyip örtülü kazanç dağıtımının varlığı için 5520 sayılı Kanun'un 13.maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmesiyle Kanun gereği, örtülü olarak dağıtılan kazancın hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılacağı ifadesine yer verildiği anlaşılmakla davacı şirket adına örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğu ve örtülü olarak dağıtılan kazancın dağıtılmış kar payı sayılacağı ve tevkifata tabi tutulması gerektiğinden bahisle yapılan dava konusu cezalı gelir (stopaj) vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık, davanın kabulü yolundaki Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bununla birlikte yeniden verilecek kararda vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan kısmının da değerlendirileceği tabiidir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;Davalının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...arih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.